Deli kız kitap kapağı

1. bölüm / 1

Deli kız

-1

Vaveyla Yazarı: Sessiz Gece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: -1
  1. 1 -11.143 kelime · Okuduğun bölüm

Dünya bazen çok gürültülüdür ama benim içimdeki sessizlik, o gürültüyü her zaman bastırmayı başarır. Adım Lisa. On altı yaşındayım. Aynaya baktığımda hafif esmer tenli, siyah gözlü, 1.64 boyunda kendi halinde bir kız görürüm. Dışarıdan bakanlar beni "sessiz, sakin, etliye sütlüye karışmayan biri" olarak tanımlar. Haklılar da. Genelde konuşmak yerine izlemeyi seçerim. Ama kimsenin bilmediği, bilse de hafife aldığı bir şey var: En küçük abim Mert sayesinde, kendimi nasıl savunacağımı çok iyi bilirim. Sekiz yaşından beri kick boks yapıyor ve evde bulduğu her boşlukta öğrendiği o sert hareketleri benim üzerimde denerdi. Sayesinde acıya dayanmayı, doğru zamanda gard almayı ve sessizliğimin arkasına bir savaşçı gizlemeyi öğrendim. Bizim ev, her biri farklı bir dünyaya açılan odalar gibidir. Annem Melek, kırk iki yaşında olmasına rağmen sorsan otuz sekiz olduğunu iddia eder, aslına bakarsanız öyle de gösterir. Ben henüz beş yaşındayken babamla yolları ayrıldı. Annem, arkasına bile bakmadan dört çocuğuyla tek başına bir hayat mücadelesine girişti. Bize hem anne oldu hem baba. Ama hayatın yükü ağırdı; ben altı yaşıma geldiğimde, yalnızlığın ne demek olduğunu hissetmeye başlamıştım bile.İşte tam o günlerde, ailecek gittiğimiz bir parkta hayatımın dönüm noktasını gördüm. On dört, on beş yaşlarında birkaç kız, altlarındaki patenlerle rüzgarı yırtarak kayıyorlardı. O kadar mutlu, o kadar özgür görünüyorlardı ki, günlerce annemin eteklerine yapışıp yalvardım. Sonunda o patenler alındı. İlk başlarda dizlerim yaralardan, kabuklardan görünmez oldu. Sürekli düşüyordum, canım yanıyordu ama pes etmek kitabımda yazmıyordu. Tam bir yıl boyunca düşe kalka, ağlaya sızlaya o patenleri sürmeyi öğrendim. Yedi yaşıma bastığımda, artık patenin üstünde uçuyordum. O tekerleklerin çıkardığı ses, içimdeki yalnızlığı silip süpürüyordu. Ne zaman kırılsam, ne zaman bir şeye üzülsem patenlerimi ayağıma geçirir, rüzgara sığınırdım. Paten benim için nefes almaktı.

Zaman akıp gitti. Ben on üç yaşıma geldiğimde, evimizin düzeni de çoktan değişmişti. En büyük abim Uğur, yirmi beş yaşında, 1.90 boyunda, bembeyaz tenli ve ela gözlü bir adamdı.
Sırf babamın bizi yüzüstü bırakıp gitmesi yüzünden, lise üçüncü sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldı. "Ben çalışırım, kardeşlerimi okuturum anneme'de Sultalar gibi bakarım," dedi. Sabırla bir kafede garson olarak işe girdi. Yıllarca gecesini gündüzüne kattı ve sonunda o kafenin patronu olmayı başardı. Evin direğiydi o.
Ortanca abim Aras ise yirmi iki yaşında, üniversite son sınıf öğrencisi. Mavi gözleri, esmer teni, kumral saçları ve kaslı vücuduyla tam bir baş belasıydı. Çoğu kızın canını yakmış, kalbini kırmıştı. Evde sakin, dışarıda tam bir kavgacıydı. Okulu bırakma fikri rüyalarına girecek kadar korkuturdu onu, bu yüzden derslerine sıkı sıkı sarılırdı.
Ve Mert... On yedi yaşında, 1.78 boyunda, yeşil gözlü ve beyaz tenli. Bizim okulun resmi zorbasiydi kendisi. Dışarıdan bakınca aşırı neşeli, şakacı görünürdü ama o yeşil gözlerinin arkasında ne sakladığını hiçbirimiz tam olarak çözemezdik.
Hayatımın geri kalanını değiştiren o gün, yine patenlerimle rüzgara karşı yarışıyordum. Meydandaki keskin virajı dönerken arkamdan çığlık çığlığa bir ses yükseldi:"Çekil önümden! Arka fren tutmuyor! Çekiiil!"Reflekslerime güvenip kendimi hemen sağdaki çimenliğe attım. Saniyesinde, on yaşlarında bir kız çocuğu, elektrikli bisikletiyle kontrolünü tamamen kaybedip büyük bir gürültüyle yere yapıştı. Bisiklet bir yana, kendisi bir yana savrulmuştu. Patenlerimin üzerinde hızla yanına kaydım. Üstündeki tozu toprağı silkelemeye çalışıyordu.
"İyi misin? Bir yerin acıyor mu?" dedim endişeyle.Başını kaldırıp bana baktı. Gözleri tam bir elaydı. "İyiyim, bir şeyim yok," dedi burnunu çekerek.Sırt çantamdan çıkardığım su şişesini ona uzattım. Suyu alıp birkaç yudum içti. O gün daha fazla konuşmadık, bisikletini doğrultup evine gitti. Ama ertesi gün, aynı saatte yine oradaydı. Beni paten sürerken görünce yanıma doğru adımladı.
"Naber, ne yapıyorsun?" diye sordu samimi bir sesle.Gülümsedim.
"İyiyim. Sen ne yapıyorsun bakalım, deli kız?
"Kaşlarını çattı, dudaklarını büzdü. "
Ben deli değilim bir kere!
" dedi.
"Elektrikli bisikletinin frenlerini kontrol ettirmeden yollara fırlayan birine bence deli kız denir," dedim gülerek. "Tamam, kızma. O zaman adını söyle, adınla hitap edeyim.
""Adım Ela," dedi gururla.Ela ile arkadaşlığımız o gün başladı. Zamanla onun hakkında her şeyi öğrendim. 6 Şubat depreminde şehir değiştirip buraya gelmişlerdi. Maddi durumları oldukça iyiydi. Bir erkek ikizi ve babasıyla yaşıyordu. Onu ilk gördüğümde, paranın getirdiği o toz pembe hayatlardan birine sahip sanmıştım.
Ama yanılmışım. Onun da anne ve babası ayrıydı. Erkek kardeşiyle neredeyse hiç konuşmazlardı, araları çok kötüydü. Babası ise sürekli iş seyahatlerindeydi; Ela’nın önüne istediği kadar para yığsa da, ihtiyacı olan o küçücük sevgiyi ve ilgiyi hiç vermemişti. Yani Ela da en az benim kadar yalnızdı. Belki de bu yüzden, ruhlarımız birbirini bu kadar çabuk bulmuştu.Her gün meydanda buluşurduk. O elektrikli bisikletini sürerdi, ben patenimi. Ama içimdeki o sessiz duvarlar yüzünden, uzun süre çok yakınlaşmamıza izin vermedim. Ta ki ben on beş yaşıma basana kadar.O yıl, içimde bir şeyler kırıldı. Ağır bir depresyonun eşiğine geldim. Günlerce odamdan çıkmadım, kendimi eve kapattım, dünyayla bağımı kestim. Abilerim, annem kapımı aşındırdı ama kimseyi içeri almadım. Ela hariç. O, bıkmadan usanmadan bize gelip gitti. Sessizce yanımda oturdu, benimle birlikte sustu. Ve o karanlık günlerden birinde, odamın zeminine bağdaş kurmuş otururken Ela elimi tuttu.
"Lisa," dedi gözlerimin içine bakarak. "Bir hayal kuralım mı?
""Ben hayal kurmam Ela, biliyorsun. Söz verdim kendime," diye fısıldadım.
"Bu seferki farklı," dedi kararlılıkla.
"Sen asla bırakmayacağım birisin, bunu anladın değil mi? Sen 21, ben 18 yaşına girdiğimizde, bu şehirden de bu yalnızlıktan da kaçacağız. Kendimize ait, ikimizin olduğu güzel bir hayat kuracağız. Birlikte yaşayacağız.
"Gözlerim dolmuştu. O an anladım ki, dünyada herkes gitse bile Ela kalacaktı.
"Peki, ne olacağız o hayatta?
"diye sordum, sesim ilk kez heyecanlı çıkmıştı.Gülümsedi, gözlerindeki ela renk parıldadı. "Ben hukuk okuyacağım, savcı olacağım. Kötüleri adalete teslim edeceğim.
""Ben de tıp okuyacağım o zaman,"
dedim, içimdeki umut kırıntılarını bir araya getirerek. "Cerrah olacağım. İnsanların kırık kalplerini, yaralı bedenlerini iyileştireceğim."O hayalden sonra her şey değişti. Ben evden çıktım, yeniden hayata döndüm. Ela ile birbirimize kenetlendik. Artık her gün bizim evdeydi. Annem onu kendi kızı gibi bağrına basmıştı, abilerim ise evin ikinci kız kardeşi ilan etmişti onu.
Bir akşam, bizim evin mutfağında oturmuş kahve içiyorduk. İçeriden Mert abimin bağrışları ve Aras abimin sert ayak sesleri geliyordu. Yine bir şey yüzünden kavga ediyorlardı. Uğur abim ise yorgun argın işten dönmüş, salondaki koltuğa kendini bırakmıştı.
Ela kahvesinden bir yudum alıp bana fısıldadı: "Mert yine formunda galiba. Okulda bugün bir çocuğu hırpaladığını duydum.""Şaşırmadım," dedim gözlerimi devirerek.
"Evde de tekniklerini benim üzerimde deniyor zaten. Bak, sol omzum hâlâ mor.
"O sırada mutfağa Mert daldı. Yeşil gözleri muziplikle parlıyordu. Doğrudan Ela’nın yanındaki sandalyeye çöküp onun tabağındaki bisküviyi ağzına attı.
"Naber deli kız?
"dedi Ela’ya takılarak. Sonra bana döndü.
"Lisa, akşam antrenmanı yapmadık. Gardını hazırla, yeni bir kroşe öğrendim.
""Uzak dur benden Mert," dedim gülerek ayağa kalkarken. "Git o kroşeleri okulda zorbalık yaptığın çocuklara vur.
"Mert sırıttı, arkasına yaslandı. "Onlar zevkli olmuyor, sen hemen pes etmiyorsun, orası daha eğlenceli.
"Salondan Uğur abimin kalın ve babacan sesi yükseldi:
"Mert! Rahat bırak kızı, yorgunum zaten, kafamı şişirmeyin.
"Mert anında sustu. Evde Uğur abimin sözünün üstüne söz söylenmezdi. O bizim hem abimiz hem de babamızdı çünkü.Ela elimi masanın altından sıktı ve fısıldadı:
"Az kaldı cerrah hanım. Birkaç yıl sonra kendi evimizde, kendi sessizliğimizde olacağız."Gülümsedim. Siyah gözlerim, onun ela gözlerine değdi. Hayat bizi ne kadar yaralarsa yaralasın, bizim tekerleklerimiz dönmeye ve bizi o ortak hayale taşımaya devam edecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18