1. bölüm / 2
Dalgalardaki İhanet|Teoden01
Bölümler 2Şu an: 01
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Haziran ayının ilk sabahıydı.
Bodrum yeni uyanıyordu.
Gökyüzü gecenin lacivertini yavaş yavaş üzerinden atıyor,doğan güneş denize parlaklık veriyordu.Tuz kokusu hafif rüzgârla birlikte sitenin dar sokaklarına yayılırken, yıllardır değişmeyen o yazlık evlerin arasında yalnızca bavul tekerleklerinin çıkardığı ses yankılanıyordu.
Her şey aynıydı.
Aynı yollar…Aynı evler…
Aynı begonviller…Aynı deniz…
Ama bazı yerler vardı ki,yıllar geçse de insanın içinde bıraktığı acıyı eksiltmiyordu.Bu site de onlardan biriydi.Siyah araç ağır ağır sitenin kapısından içeri girdiğinde arka koltukta oturan genç kız kulaklığını çıkarmadı.
Deniz…On dokuz yaşındaydı artık.
Cam kenarına yasladığı başını hiç çevirmeden dışarıyı izliyordu.
Yedi yıl önce ezbere bildiği her sokağı yeniden görüyordu.
Çocukken kahkahalar attığı park…
Bisiklet sürdüğü yollar…İskele…
Ve deniz…En çok da deniz…
Eskiden huzur veren o mavilik artık göğsünü sıkıştırıyordu.
Çünkü bazı anılar insanın peşini bırakmıyordu.Ön koltukta oturan Aras dikiz aynasından kız kardeşine baktı.
Deniz’in yüzü her zamanki gibi ifadesizdi.Ama onu herkesten iyi tanıyordu.Sessiz kaldığında en çok konuşan kişi oydu.
Aras: “İyi misin?”
Deniz ancak o zaman gözlerini camdan ayırıp abisine baktı.
Yüzüne küçük,inandırıcılıktan uzak bir gülümseme yerleştirdi. “İyiyim.”
Aras içinden derin bir nefes verdi.
Yalandı.Hem de çok kötü söylenmiş bir yalan…Ama üzerine gitmedi.Çünkü yıllardır bunu yapmıyordu.Deniz’in yaşadığı travmayı en yakından gören kişi oydu.
Geceleri kabuslarından uyanışını…
Panik ataklarını…
Aylarca odasından çıkmayışını…
Antidepresan kutularını…
Hepsini görmüştü.
Bazı yaraların konuşularak kapanmadığını öğreneli çok olmuştu.
Araç evlerinin önünde durdu.
Deniz emniyet kemerini çözerken midesinin düğümlendiğini hissetti.
Yedi yıl…Tam yedi yıldır her yaz aynı hissi yaşıyordu.Buraya gelirken nefesi daralıyor…
Dönerken ise arkasında eksik kalan bir parçasını bırakıyordu.Bavulunu sessizce sürükleyerek eve girdi.Kapı çoktan açılmıştı.
Temizlik kokusu tüm evi sarmıştı.Perdeler açıktı.İçeri giren güneş salonun ortasına kadar uzanıyordu.Her şey olması gerektiği gibiydi.Sadece Deniz’in içi olması gerektiği gibi değildi.Aras ayakkabılarını çıkarır çıkarmaz kendini koltuğa bıraktı.
Başını geriye yaslayıp tavana baktı.
“Bu yaz güzel geçecek.”
Deniz istemsizce güldü.
Ama bu kahkaha mutluluktan çok umutsuzluk taşıyordu.
“Sen bunu her yaz söylüyorsun.”
Aras omuz silkti.
“Belki bu sefer olur.”
Deniz cevap vermedi.
Çünkü ikisi de bunun olmayacağını biliyordu.
⸻
Aynı dakikalarda…
Sitenin diğer ucundaki büyük villada hayat çoktan başlamıştı.Havuzun üzerindeki su sabah güneşiyle parlıyor,kuş sesleri bahçeyi dolduruyordu.Kutay havuz kenarındaki şezlonga oturmuş elindeki soğuk kahveyi yudumlarken karşı taraftaki yolu izliyordu.
Tam o sırada siyah aracı gördü.
Aras ve Deniz…Arabadan indiler.
Kutay’ın yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.Derin bir iç çekti.“Gelmişler…”
Salonun içinde Evren koltuğa uzanmış telefonundan video izliyordu.
Ezgi mutfaktan soğuk içeceklerle çıkarken kapı hızla açıldı.
Leyla’nın sesi tüm eve yayıldı.
“Ay geldiniz mi!”
Ezgi gülerek kaşını kaldırdı.
“Yok canım,hologramız.”
Leyla gözlerini devirdi.
Ezgi kahkaha attı.
“Tamam tamam… Sabah geldik.”
Leyla cevap vermedi.Aklı başka yerdeydi.
Sanki olacak bir şeyi hissediyordu.
Tam o sırada bahçe kapısı açıldı.
İçeri uzun boylu biri girdi.
Teoman…Elinde araba anahtarları vardı.
Her zamanki gibi sessizdi.
Kimseye bakmadan salona geçti.
Kutay gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
“Denizler geldi.”
Bir anda odadaki bütün sesler sustu.
Evren telefonunu indirdi.
Ezgi’nin gülümsemesi kayboldu.
Leyla olduğu yerde dondu.
Sessizlik…Bir saniye…İki saniye…Üç saniye…
Teoman’ın yüz ifadesi değişmedi.
Hiçbir şey söylemedi.
Ama cebindeki araba anahtarını öyle sıkıyordu ki parmak eklemleri beyazlamıştı.
Kimse bunu söylemese de herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Yedi yıl sonra…Onlar yine aynı yerdeydi.
⸻
Yedi Yıl Önce…|flashback|
Yaz güneşi gökyüzünün tam ortasındaydı.
İskele çocuk sesleriyle doluydu.
Deniz on iki yaşındaydı.Teoman on üç.
Leyla ve Deniz bütün gün kahkaha atıyor…
Aras ile Kutay sürekli yarışıyor…
Evren su savaşı başlatıyor…Ezgi bağırıyor…
Sıla ise her zamanki gibi herkese laf yetiştiriyordu.
Hayat o kadar kolaydı ki…
Kimse yarın ne olacağını düşünmüyordu.
Deniz iskelenin ucunda durmuş aşağı bakıyordu.Su çok derindi.Korkuyordu.
Sıla kollarını bağladı.
“Atlayamazsın.”
Deniz hemen kaşlarını çattı.
“Atlarım.”
“Atlayamazsın.”
“Atlarım dedim.”
Teoman gülmeye başladı.
“Deniz yapar.”
Bu tek cümle bile Deniz’in yüzünü güldürmeye yetmişti.
Derin bir nefes aldı.Gözlerini kapattı.
Ve kendini boşluğa bıraktı.
Su büyük bir sesle ikiye ayrıldı.
Birkaç saniye sonra yeniden yüzeye çıktı.
İskelede alkış sesleri yükseldi.
Teoman gülümseyerek elini uzattı.
“Aferin.”
Deniz utangaçça gülümsedi.Çünkü onun “Aferin.” demesi…Dünyadaki herkesten daha değerliydi.O gün hiçbirinin aklına gelmezdi.
Bir yaz sonra birbirlerinin yüzüne bile bakamayacakları…
|flashback son|
⸻
Akşam olmuştu.Gökyüzü turuncu ve morun birbirine karıştığı renklerle boyanmıştı.
Deniz sahilde yürüyordu.Ayaklarının altındaki kum serinlemişti.Dalgalar usulca ayak bileklerine vuruyor,sonra geri çekiliyordu.Her şey huzurluydu.
Ta ki uzaktan gelen kahkaha seslerini duyana kadar.Başını kaldırdı.Ve olduğu yerde kaldı.Karşı tarafta onlar vardı.Eski grup…Ve Teoman.
Yedi yıl sonra ilk kez aralarında yalnızca birkaç metre vardı.Kimse konuşmadı.
Kahkahalar kesildi.Rüzgâr bile sessizleşmiş gibiydi.Deniz’in nefesi düzensizleşti.
Teoman’ın gözleri ondan hiç ayrılmıyordu.
Tam o anda…Deniz’in zihninde parçalanmış görüntüler canlandı.Karanlık su…Boğazına dolan tuzlu deniz…Kulaklarında yankılanan çığlık…Ve…Onu aşağı çeken eller…
Deniz istemsizce geriye doğru bir adım attı.
Teoman’ın kalbi göğsüne sığmıyordu.
Yedi yıldır her gece düşündüğü kişi tam karşısındaydı.Onun gözleri…Gülüşü…
Hiç değişmemişti.İçinden koşup özür dilemek geçti.Ama tek kelime edemedi.
Sessizliği Aras bozdu.
“Hadi Deniz.”
Deniz gözlerini Teoman’dan ayırmadan birkaç saniye daha baktı.Sonra arkasını döndü.Ve yürümeye başladı.Aras da peşinden gitti.Kimse arkasına bakmadı.
Kutay kaşlarını çattı.
“Gerçekten bu kadar mı?”
Teoman başını çevirdi. “Ne?”
Kutay’ın yüzü düşmüştü.
“Yedi yıl sonra ilk kez karşılaşıyorsunuz.”
Cevap gelmedi.Teoman yürümeye devam etti.Çünkü söylemek istediği hiçbir şey,yedi yıllık sessizliği tek başına onaramazdı.
Leyla ise oldukları yerden uzaklaşan Deniz’i izliyordu.Gözleri dolmuştu.Çocukluğunun en yakın arkadaşına koşup sarılmak istiyordu.
Ama abisinin yaptığı o büyük hata…Yedi yıl boyunca aralarına görünmez bir duvar örmüştü.O duvar hâlâ yerindeydi.
⸻
Ertesi sabah…Yaz güneşi çoktan yükselmişti.
Sitenin plajı çocuk sesleriyle doluydu.
Deniz şezlonguna uzanmış kitabını okumaya çalışıyordu.Ama aynı satırı dakikalardır tekrar tekrar okuyordu.Aklı kitapta değildi.
Aras çoktan denize girmişti.
Tam o sırada birinin gölgesi kitabın üzerine düştü.Deniz başını kaldırdı.
“Deniz?” Karşısında Leyla vardı.
İkisi de birkaç saniye konuşamadı.
Çünkü çocukken birbirlerinin sırlarını bilen iki kız, şimdi birbirine yabancı gibi bakıyordu.
Leyla utangaçça gülümsedi.
“Merhaba.”
Deniz sessizce karşılık verdi.
“Merhaba.”
Leyla’nın gözleri doluydu.
“Büyümüşsün.”
Deniz hafifçe gülümsedi.
“Sen de.”
Sonra yine sessizlik çöktü.
Söylenmemiş yüzlerce cümle…
Sorulmamış onlarca soru…
Affedilememiş anılar…
Hepsi aralarındaki boşlukta asılı kaldı.
Biraz ileride iki kişi onları izliyordu.
Sıla kollarını bağladı.
“Leyla ne yapıyor?”
Teoman gözlerini Deniz’den ayırmadan cevap verdi.
“Bilmiyorum.”
Sıla cevap verdi.
“Hoşuna gitmedi galiba.”
Bu kez cevap vermedi.
Çünkü gerçekten hoşuna gitmemişti.
Nedenini ise kendisi bile tam olarak bilmiyordu.Belki de…Yedi yıl geçmiş olmasına rağmen…Kalbi hâlâ Deniz’i unutmayı başaramamıştı.
Bölüm etkileşimi
