1. bölüm / 1
CEO-NUN asistanıCEO-nun asistanı
Bölümler 1Şu an: CEO-nun asistanı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şirketin cam kaplama yüksek katlı binasının 42. katında hava her zaman biraz daha soğuk, baskı ise her zaman daha ağırdı. Arda Soydoğan, masasının arkasındaki devasa deri koltukta oturmuş, önündeki finansal raporlara bakıyordu. Soydoğan Holding’in genç, hırslı ve acımasız CEO’su olarak bilinirdi. Çalışanları için onun gülümsediğini görmek, bir doğa olayından farksızdı. Her şeyin mükemmel olmasını isterdi; en ufak bir hata, o kişinin eşyalarını kutuya doldurup güvenlik eşliğinde binayı terk etmesi için yeterliydi.
Aşırı düzenli hayatında tek bir pürüz vardı: Son altı ayda değişen dördüncü asistanı.
Tam o sırada kapı hafifçe vuruldu ve içeri Efe Şan girdi. Efe, koyu renk oturan takım elbisesi, hafifçe dağılmış koyu saçları ve gözlerindeki o dikbaşlı ama bir o kadar da baştan çıkarıcı ışıkla içeri adım attı. Arda’nın yeni asistanıydı. Şirketteki diğer insanlar Arda'nın karşısında tir tir titrerken, Efe ilk günden itibaren aradaki o patron-çalışan çizgisini tehlikeli bir şekilde esnetmeyi başarmıştı.
"Espresso'nuz, Arda Bey. Şekersiz, tam 88 derecede demlenmiş," dedi Efe. Sesi, okyanus dalgası gibi sakin ama alttan alta derin bir tona sahipti. Fincanı Arda’nın geniş ahşap masasına bırakırken parmakları 'yanlışlıkla' Arda’nın elinin üzerine temas etti.
Arda bakışlarını rapordan çekip yavaşça Efe’ye kaldırdı. Tenine değen o sıcak temas, vücuduna anlık bir elektrik akımı yaymıştı ama yüzündeki buz gibi ifadeyi bozmadı. "Dosyalar nerede, Efe?"
Efe geri çekilmek yerine masaya biraz daha yaklaştı, öne doğru eğildi. Yaka düğmelerinden biri açıktı ve bu açıdan Arda’nın bakış açısına çok net bir alan sunuyordu. "Dosyalar hazır, Arda Bey. Ama sizin bu kadar gergin olmanız beni endişelendiriyor. Bugün toplantıda yine herkesi azarlayacaksınız, değil mi?"
"Seni ilgilendirmeyen konulara burnunu sokma," dedi Arda, sesi kısıktı. Bakışları Efe’nin dudaklarına kaydı, ardından hızla gözlerine geri döndü. "Ve odamdayken o düğmeni kapalı tut."
Efe hafifçe gülümsedi. Parmağını açık düğmesine götürdü ama kapatmak yerine daha da aşağı çekti. "Sıcak oldu da... Ama madem emrediyorsunuz, kapatırım patron."
Arda koltuğundan aniden ayağa kalktı. Boyu Efe’den uzundu ve aralarındaki mesafeyi saniyeler içinde sıfıra indirdi. Efe’yi masanın kenarı ile kendi gövdesi arasına sıkıştırdı. Nefesleri birbirine karışıyordu. Arda, Efe'nin çenesini sertçe kavradı.
"Benimle oyun oynama, Efe. Bu şirkette kimlerin silindiğini en iyi sen biliyorsun."
Efe, çenesindeki sert kavrayışa rağmen geri adım atmadı. Aksine, başını hafifçe kaldırıp Arda’nın kulağına doğru fısıldadı: "Beni silemezsiniz Arda Bey... Çünkü beni kovarsanız, bu odada yaşanan o küçük kaçamakları kimseyle paylaşamazsınız."
Arda’nın gözleri karardı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Efe’nin beli etrafındaki eli biraz daha sıkılaştı. Şirketteki herkes ondan korkarken, bu cüretkar asistan onu kendi odasında çıldırtmanın bir yolunu buluyordu. Ve işin en tehlikeli yanı, Arda’nın bu durumdan gizli bir zevk alıyor oluşuydu.
Tam o anda masadaki dahili telefon acı acı çalmaya başladı.
Arda, bakışlarını Efe’nin dudaklarından ayırmadan yavaşça geri çekildi ama göz hapsini bırakmadı. "Yönetim kurulu toplantısı beş dakika içinde başlıyor. Dosyaları al ve arkamdan gel. Ve o düğmeni düzelt... Yoksa toplantıdan önce seni bu masada cezalandırmak zorunda kalırım."
Efe üstünü düzeltirken arkasından imalı bir şekilde baktı. "Caza mı? Belki de bunu özellikle istiyorumdur, patron."
İkili arasındaki bu tehlikeli ve tutkulu oyun, Soydoğan Holding’in soğuk duvarları arasında henüz yeni başlıyordu
Bölüm etkileşimi
