2. bölüm / 4
Casus AşkGece 04.00
Bölümler 4Şu an: Gece 04.00
- 1 Sinyal711 kelime
- 2 Gece 04.001.561 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 AN1.265 kelime
- 4 Kontrolsüz1.784 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece saat 4’tü. Yurttaki diğer odalar sessizdi. Kalbi hızlanıyordu. Kapıya doğru sessiz adımlarla yaklaşıyordum, kapının önünde biraz durdum — kimse yoktu.
Aliyi tekrardan aradım . Ali sessizdi ama telefonu açmıştı
-Ali?”
Ama cevap gecikmişti . Sonunda gelen ses bu sefer Ali’ye ait değildi, kapının önünden gelen bir sesti.
“Ali şu an meşgul. Şimdi sıra sende, Sena.”
Anlık panikle telefonu kapattım. Ekran bir anda karardı. Bastığım hiçbir tuş çalışmıyordu. Telefonum sanki kilitlenmişti. O an fark ettim… ekranın köşesinde kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu. Daha önce hiç orada öyle bir ışık görmemiştim.
“Ali şu an meşgul. Şimdi sıra sende, Sena.”
O sözler hâlâ kulağımda çınlıyordu. Kafamın içinde yankılanıyordu.
Yavaşça kapıdan uzaklaştım. Kalbim sanki kaburgalarımdan dışarı fırlayacak gibiydi. Pencereden dışarı baktım. Her yer karanlıktı, yurdun bahçesi bile ıssız görünüyordu. Ama bir şey… bir şey doğru değildi. İçgüdülerim susmuyordu.
Ali’yi tekrar aramayı denedim. Telefon hâlâ kilitliydi.
Sonra hoparlörden gelen yankılı, derin bir ses duyuldu:
“Ali seni arıyor.”
İçimdeki her şey buz kesti. O an gerçekten yalnız olduğumu hissettim. Sadece kelimenin anlamıyla değil… dünyada. Soğuk, sessiz, tehlikeli bir yalnızlık.
Kapı tekrar çaldı, Ama bu sefer tek bir vuruş.
Ardından… sessizlik.
Tam hareket etmeye hazırlanıyordum ki, kapının arkasından bir ses geldi. Bu kez tanıdıktı. Nefes alışından bile tanırdım onu.
— “Sena… Benim. Ali.”
Donup kaldım. Ses onun sesiydi. Gerçek gibi, canlı gibi… Ama güvenemiyordum.
Az önce de onun adı söylenmişti. Taklit edilmişti.
Kafamda bir çığlık vardı ama dışım taş kesilmişti.
— “Sena kapıyı açar mısın, ortada bir sorun olduğunun farkındayım ve bunu çözmem gerek seni bekliyorum?”
Elim kapının kilidine gitti ama duraksadım.
— “Bunu kanıtla,” dedim fısıltıyla. “Gerçekten Ali misin?”
Sessizlik oldu birkaç saniye. Sonra, aramızda sadece ikimizin bildiği bir anıya tutundu:
— “Lisede ilk kez sana mesaj attığımda, yanlışlıkla sonuna kalp koymuştum. Sonra ‘arkadaşa da koyulur’ diye açıklama yapmıştım. Sen de ‘çok yanlış arkadaş seçmişsin’ demiştin. Hatırladın mı?”
Gözlerim doldu. Bu… o’ydu.
Titreyerek kapının kilidini çevirdim.
Kapı açıldığında Ali oradaydı. Saçları dağınıktı, nefes nefese kalmıştı. Elinde telefon, cebinde çakı gibi bir şey vardı. Gözleri endişeyle doluydu.
Bana bir adım attı, sonra gözleri omzumun arkasına kaydı. Birden beni kendine doğru çekti.
— “Bir şeyler yolunda gitmiyor farkındayım ama sakin olmak zorundasın halledicez her şeyi .
O an odanın içinden bir tıkırtı sesi geldi. Sanki pencere… zorlanıyordu.
Ali hemen beni arkasına aldı.
— “Sakın ses çıkarma,” dedi.
Çantasından küçük bir cihaz çıkardı. Siyah, dikdörtgen, teknolojik bir şey.
— “Bu… benim geliştirdiğim bir şey. Biri seni izliyor olabilir, ama artık kimin olduğunu bulacağız.”
Gözlerimi ona diktim.
Ali…
Ama şimdi ona tutunmaktan başka çarem yoktu.Çünkü öylece sıkışmıştım
Ali’nin elindeki cihazın ekranı titreşti.
— “Telefonunu ver,” dedi bana ciddi bir sesle.
Sorgusuz sualsiz uzattım. Parmak uçları ekranı hızla taradı. Gözleri odaklanmıştı, tıpkı yıllar önce bilgisayar başında bir şeylere takılıp saatlerce unuttuğunda olduğu gibi. Bu Ali, tanıdığım Ali’ydi… ama çok daha farklıydı şimdi. Daha karanlık bir yan taşıyordu.
— “Biri telefonuna erişim sağlamış. Ama sıradan biri değil. Sinyali maskelemiş, konum verilerini manipüle etmiş. Bu işi yapan ya profesyonel biri… ya da beni tanıyan biri.”
— “Seni mi?”
Ali Başını kaldırdı.
— , Sena. Seni hedef alıyorlar… çünkü benim en zayıf noktam sensin.”
O an göz göze geldik. Karanlıkta bile gözleri ışıldıyordu. Öfke ve korku bir aradaydı.
Benim için… savaşmaya hazırdı.
Ama o sırada pencere sert bir şekilde zorlandı.
Ali aniden kolumdan tuttu.
— “Dışarı çıkmamız lazım. Bu odada daha fazla kalamayız. Kaçma değil bu, hazırlık.”
Yurttan nasıl çıktığımızı bile hatırlamıyorum. Ali’nin arabasına bindiğimizde kalbim hâlâ yerinden çıkacak gibiydi. Arabayı çalıştırırken cebinden küçük bir USB çıkardı, benim telefona taktı. Ekranda yeşil çizgiler akmaya başladı.
— “Bu dosyalar bana ait. Kendi sistemim. Telefona takılan virüs ne kadar iz bıraktıysa, ben hepsini göreceğim. Kim, ne zaman, nereden… bulacağım.”
— “Peki… sonra ne olacak?”
Direksiyon başında dönüp bana baktı.
Gözleri karanlıktı ama sesi netti:
— “O her kimse… seni korkutan, beni yok sayan… onun cezası sadece kaybetmek olmayacak. Her şeyi tek tek elinden alacağım.”
Gözleri yola döndü ama yüzünde tanıdık bir kararlılık vardı.
— “Bu, bizim için başlayacak bir savaş. Onu bitirdiğimde… kalan tek gerçek sen olacaksın Sena.”
Yanımda Ali vardı. Gözleri yola sabit, yüzü gergin ama hâlâ tanıdık… ve özlediğim kadar yabancıydı.
Bir süre sessizce sürdük. Sonunda kendime hâkim olamadım.
— “Bunu nasıl yaptın?” dedim, sesi fazla yüksek çıkmasın diye kısık tuttum.
— “Neyi?”
— “Nasıl bu kadar çabuk geldin yurda? Ve neden telefonu açmadın? Biri senin sesini taklit etti Ali. Gerçekten orada mısın diye kendimden bile şüphe ettim.”
Gözlerini yoldan ayırmadı, ama eli direksiyonun üzerinden kalkıp usulca benim elimle buluştu.
— “Telefonum kilitlendi, bağlantımı kestiler. Sesimi taklit eden kişiyi ben de duydum ama artık çok geç olmuştu. Seninle konuşmaya çalışırken kendi sesimi bile bastırdılar. O an seni kaybettiğimi düşündüm.”
Yutkundu.
— “Yurda hemen gelmemin nedeni, seni her zaman izliyor olmam, Sena. Şimdi söyleyince ürkütücü geldi biliyorum… ama o gece içime bir şey doğdu. Sanki biri sana dokunmak üzereydi.”
İçim ürperdi. Ali’nin sesi samimiydi ama…
Beni izliyordu?
Beni korumak için mi? Yoksa… başka bir şeyden mi?
İç sesim susmuyordu:
Ne zamandan beri bu kadar karanlık oldun Ali? Eskiden her şeyi anlatırdın. Şimdi parçaları ben birleştirmek zorundayım. Ama hâlâ… gözlerine baktığımda… her şeyin cevabını orada buluyorum gibi.
Araba birden durdu. Issız bir ormanın kenarındaydık. Ali motoru kapattı ve bana döndü.
— “Sena… beni hâlâ seviyor musun?”
Baktım ona. O gözler. Eskiden bana sadece “benimsin” dediği zamanlardaki gibi bakıyordu. Ama şimdi arkasında kan, karanlık, tehlike vardı.
Cevap vermedim. Ama gözlerimden yaşlar inmek üzereydi sessizce.
Ali elini uzatıp yanağımdan bir damla silerken fısıldadı:
— “Ben seni sevmeyi hiç bırakmadım. Ama artık seni sadece sevmeyeceğim. Seni savunacağım. Kendi canımı ortaya koyarak.”
İçimdeki korku yerini bir başka ateşe bıraktı.
O an fark ettim. Bu aşk hâlâ oradaydı. Küllerin altına gizlenmişti ama… dokununca alev aldı. Hem aşk, hem intikam… bu gece ikimiz de yanacağız.
Ali ormanın kıyısında arabayı durdurduktan sonra, arka koltuktan ince bir battaniye aldı ve arabadan indi.
— “Gel benimle,” dedi yumuşakça.
— “Nereye gidiyoruz?”
— “Sessiz bir yere. Bu gecenin sonunda her şey karışacak, ama önce biraz sadece sen ve ben olalım.”
Ağaçların arasından geçip küçük, gizli bir açıklığa vardık. Ay ışığı, çimenleri gümüş gibi parlatıyordu. Etrafta sadece rüzgarın sesi vardı. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. O an… her şey durdu sanki.
Ali battaniyeyi serdi.
Yan yana uzandık.
Sessizlikte nefeslerimiz birbirine karıştı. Hiçbir şey demesek de, geçmişimiz konuşuyordu sanki.
Birden eli elime uzandı.
— “Sena… korkuyor musun benden?”
Başımı çevirdim.
— “Hayır. Ama… bazen sana ulaşamıyormuşum gibi hissediyorum. Beni sevdiğini biliyorum, ama bazen kendini bile benden saklıyorsun.”
Bu adam… bir sırrın ortasında yanıyor. Ama o sır neyse, beni de içine alıyor artık.
Tam o an, Ali’nin cebindeki cihaz bipledi.
İkimiz birden doğrulduk.
Ekrana baktı.
Gözleri büyüdü.
— “Sena… telefonunda bir casus yazılım varmış. Ama bu sıradan biri değil. Geliştiricinin adı, sistemde şifrelenmişti. Ancak çözebildim.”
Ekranı bana çevirdi.
Orada bir isim yazıyordu:
“AN_001 – : Sena.”
Kanım çekildi.
— “Bu… bir kullanıcı adı mı?”
Ali başını salladı.
— “Hayır. Bu, biri seni kullanarak bir şey test etmiş. Belki konum takibi. Belki davranış izleme. Ve… bir ipucu daha: Bu yazılım üniversitenin sunucularından geçmiş.”
Donup kaldım.
— “Biri okuldan mı yaptı yani?”
— “Evet. Ve seni ilk hedef olarak seçti. Bunun kişisel olduğu çok açık.”
İç sesim çığlık atıyordu:
Beni izlediler. Günlerdir, haftalardır… her şeyimi biliyorlar. Ama neden? Ve kim?
Ali cihaza odaklanmışken ben hâlâ onun yanında olduğuma, nefes alabildiğime inanamıyordum.
Bir anda ona sarıldım.
— “Ne olursa olsun… gitme. Bu savaşta yalnız kalamam.”
O da sıkıca sarıldı.
— “Artık yalnız değilsin. Ama bu geceden sonra… bazı şeyler sonsuza kadar değişecek.”
Ay ışığı altında, iki kırık kalp birbirine tutunmuştuk.
Ama sabah geldiğinde… karanlıkta saklanan biri her şeyin seyrini değiştirmek üzereydi.Ve ben kesinlikle hazır değildim
Sabah güneşinin ilk ışıkları ormanın arasından sızarken, ikimiz hâlâ battaniyenin üzerinde yan yanaydık. Uyuyamamıştım.
Ali de uyumamıştı.
O cihazın ekranına bakarken parmakları titriyordu. Ben ise onun yüzüne bakarken, bir insan hem bu kadar tanıdık, hem bu kadar yabancı olabilir mi? diye düşünüyordum.
Sanki yıllardır tanıdığım bir yabancıydı şimdi. Gözlerinde çözemediğim bir ağırlık vardı. Ve içimde, bir fısıltı gibi yankılanan bir soru:
Gerçekten yanında güvende miyim, yoksa tüm bu oyunun tam ortasında mıyım?
Ali’nin sesi düşüncelerimi böldü.
— “Cihazın içinde bir şey daha buldum…”
Ekranı bana çevirdi. Şifrelenmiş bir dizin açılmıştı. En üstte yazan tek bir başlık:
Ekranı bana çevirdi.
Gözlerim başlığı gördüğünde içime soğuk bir ürperti çöktü:
“X.1.S_Obscura”
— “Bu ne?” dedim fısıltıyla.
Ali’nin sesi ciddiydi.
— “Latince kökenli. ‘Obscura’… karanlık anlamına gelir. ‘S’ harfi büyük ihtimalle senin ismini temsil ediyor.”
Yutkundum.
— “Yani… bu dosya… bana mı ait?”
Ali başını salladı.
— “Bilmiyorum. Belki senin üzerine yazılmış. Belki de seni karanlığa sürüklemeye çalışan birinin anı defteri gibi…”
Dosyanın içi hâlâ şifreliydi ama birkaç kelime sızmıştı ekrana, parçalanmış metinler arasında:
“gözlem an: 2023.06.12…”
“…eşleşti…”
“…”
“…SENA bağlantısı yeniden kuruluyor…”_
Ali dosyadan gözlerini ayırmadı.
— “Sena… bu sadece bir gözetleme dosyası değil. Bu… planlanmış bir takibin, bir merkezin kayıt defteri.”
Kalbim sıkıştı. Bir adım geri çekildim.
— “Bu ne demek biliyor musun? Biri beni yıllardır izliyor olabilir.”
— “Ve seni tanıyor. Sana nasıl yaklaşacağını, kimi seveceğini, kimden korktuğunu… hepsini biliyor.”
sinsice yayılan uğultuya karışıyordu. Ali ekrana odaklanmıştı, ben ise ekrana değil, onun yüzüne bakıyordum. Bu kadar sessiz kalmasının bir sebebi olmalıydı. Bilmediğim bir şey vardı.
Dosyalar arasında “X.1.S_Obscura” klasörünün altına gizlenmiş yeni bir bağlantı bulduk.
Root_Access/
Config/Archive/Logs/
“A.1.N_protocol.reboot”
“Bu ne şimdi?” diye sordum.
Ali sadece sustu. Birkaç tuşa bastı. Açılan metin penceresindeki ilk satırlar nefesimi kesti:
Geliştirici kimlik tanımı: AN — ilk prototip / kurucu
Kimlik: [gizli]
Not: “İsim tamamen devre dışı bırakılmalı. Gerçek adıyla bağlantı kesilmiştir. Kod adı: Ali.N”
Bölüm etkileşimi
