2. bölüm / 2
Cancinvas DiyarıGiriş-1
Bölümler 2Şu an: Giriş-1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Öhöm… Giriş işte, çok büyük bir şey beklenmemeli.
Merhaba! Sanırım neler olduğunu merak ettiniz. O halde beni daha yakından tanımanız gerekir… Sanırım.
“Kızım, böyle hiç içime sinmedi… Biz de gelelim seninle?” bu benim annem, adı Leyla. Ve -sanırım tek çocuk olduğumdan kaynaklı- bana normalden fazla düşkün.
“Gerek yok, anne. Dünyanın diğer ucuna gitmiyorum, birkaç durak ötede gözlükçüye gidiyorum.” dedim gülerek.
“Olsun kızım, annen haklı. Dünyada her şey var, başına bir şey gelir falan.” bu da babam, adı Fırat. Babam da annem gibi, fazla düşkün.
“Baba, üniversiteye başlayacağım. O zaman da siz mi bırakacaksınız?” Ve bu da bendeniz, Seren. Bir şey söylemem gerekirse… Ailemi seviyorum. Ayrıca bugün doğum günüm! Ailem hediye olarak gözlük camımı yenilememi söyledirler, kabul ettim. - Neyse, anlatmaya devam edeyim.- Sesim alaycıydı. Annem ile babam birbirlerine baktı. “Mantıklı aslında, biz mi bıraksak Fırat?” anneme ‘Yok artık!’ bakışı attım ve güldüm. Yatağımın üzerinden çantamı aldım.
“Neyse, bu gidişle otobüsü kaçıracağım. Çıkayım artık seviyorum sizi.” dedim ve ikisine de sarıldım. Ardından dış kapıya çıktım ve ayakkabılarımı ayağıma geçirdim.
Saate baktığımda 15.27 idi. Otobüsün 3 dakikası kalmıştı. Durak hemen evimizin altında olduğu için çok şanslıydım. Annem ile babam da kapının önüne geldi.
“Biz de seni seviyoruz güzel kızım, bir şey olursa hemen ara.” anneme kafamı salladım ve merdivenlerden hızlı adımlarla inmeye başladım. Saat 16.07’den önce evde olmam lazımdı. Neden mi? Kısaca açıklayayım.
Bizim ailede doğum günleri, doğduğun saat kutlanır. Babama göre doğum günü, kutsal gündür. Bu yüzden sadece gün değil, saat olarak da önemser. Ben de 16.07’de doğmuşum. Her yıl bu saatte kutlarız.
Otobüs durağına geldikten bir dakika sonra otobüs de geldi. İçi boştu, arkada bir yere oturdum ve kulaklığımı taktım.
……17 Dakika Sonra……
Otobüsten indim, birden fazla optik vardı. Annemin söylediği ‘Diyar Optik’ yazısını görünce oraya doğru adımladım ve içeriye girdim.
Güler yüzlü bir kadın karşılamıştı, ben de ona tebessüm ettim.
“Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?”
Gözlük çerçevelerine ufak bir göz gezdirdikten sonra kadına döndüm.
“Gözlüğümün çerçevesini değiştirmek istiyorum da.” kadın kafasını salladı ve çerçeve modellerinden birkaçını gösterdi. Aslında hepsi güzeldi. O sırada dikkatimi alt kısımlardaki bir gözlük çekti. Normal gözlükler ile alakası yoktu. Yeşil taşları ve altın rengi modelleri vardı. Gözlük camı da su yeşili gibiydi.
Kaşlarımı çatarak kadına gözlüğü işaret ettim.
“Şuna bakabilir miyim?” Kadın önce gösterdiğim gözlüğe ardından bana baktı ve sorgular bir şekilde nedenini sordu.: “Taşları ve camının rengi dikkatimi çekti, büyülü gibi duruyor.” dedim gözlerimi gözlükten ayırmadan.
Çalışan kadın önce şaşırdı: “Bunun üzerinde taşlar olduğunu falan mı görüyorsun?..” kadına kafamı salladım.
“Neden, yok mu ki? Tek ben görüyormuşum gibi davranmanız ürkütüyor.” dedim gergin bir sesle. Ardından kadına döndüm, resmen gözlerinde ‘Sonunda buldum!’ ifadesi vardı. Şaşkın, mutlu, heyecanlı ve daha bir sürü duygu barındıran bakışlarını benden ayırmıyordu. Soğuk terler dökmeye başlayınca birkaç adım geriledim.
“İyi olduğunuzu düşünmüyorum.” dedim sesimin titremesini belli etmemeye çalışarak. Kokudan kalbim ağzımda atıyordu.
Kadın o dikkat çeken gözlüğü eline aldı ve kolumdan çekiştirerek arkada personel odasına sürükledi, ardından kapıyı kilitleyip bana döndü.
“Ne yapıyorsunuz, aklınızı mı kaçırdınız?! Açın kapıyı.” dehşete kapılmış bir şekilde kadına sesimi yükselttim ama umurundaymış gibi durmuyordu. “Söz veriyorum, her şeyi anlatacağım ama…” kol saatine baktı ve tekrar gözleri bana çevrildi. “16.07’de bu gözlüğü takman lazım.” dedi elindeki gözlüğü bana uzatarak. Telefonumdan saate baktım. ‘15.59’. Tekrar kadına baktım gergin bakışlarla.
“Neden yapayım ve neden size güveneyim? Daha sizi görelim 15 dakika bile olmadı?” kadın ‘Anlıyorum.’ anlamında kafasını salladı.
“Bana güvenmelisin, saati geldiğinde tak. Söz, kafandaki soruların hepsini cevaplayacağım.” açıkçası, güvenmiyordum. Hatta kadının bir kaçık olduğunu düşünmeye başlamıştım ama bu odadan çıkıp eve gidebilmemin tek yolu, sanırım kadının dediğini yapmaktı. Kafamı olumlu anlamda salladım ve 16.07 -doğum saatimi- beklemeye başladım.
Zaman sanki durmuştu, geçmek bilmiyordu. 16.05, ‘son iki dakika.’ diye geçirdim içimden. Kadın elindeki gözlüğü tekrar uzattı. Elinden aldım ve saat tam 16.07 olduğunda…
Dediğini yaptım…
Ama artık gözlükçüde değildim, burası… başka bir yerdi…
Tahmin etmesi zor, acaba nereye gitti?(!)
Her neyse, bölüm sonu. İyi okumalarrrr.🫶🏽
Bölüm etkileşimi
