Büyük hata kitap kapağı

1. bölüm / 1

Kısık Ses

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Kısık Ses
  1. 1 Kısık Ses1.630 kelime · Okuduğun bölüm

---

BÖLÜM 1: ORMANIN ÇAĞRISI

Saat 23.47

O gece ormanda hiçbir şey normal değildi.

Rüzgâr esmiyordu. Kuşlar susmuştu. Ağaçların dalları bile kıpırdamıyordu. Sanki bütün orman nefesini tutmuş, bir şeyin olmasını bekliyordu.

On dört yaşındaki Aras, elindeki eski haritaya tekrar baktı.

Haritanın üzerinde tek bir isim yazıyordu:

KISIK ORMAN.

Aras bu ismi daha önce hiç duymamıştı. Ancak harita ona yabancı değildi. Çünkü harita, üç gün önce dedesinin yıllardır kilitli tuttuğu odada bulunmuştu.

Haritanın arkasında ise küçük bir not vardı:

''Eğer ağaçların arasından adını duyarsan sakın cevap verme. Çünkü ormanda seni çağıran şey, her zaman insan değildir.''

Aras bu cümleyi ilk okuduğunda gülmüştü.

Şimdi ise gülmüyordu.

Çünkü ağaçların arasından bir ses gelmişti.

''Aras...''

Olduğu yerde durdu.

Ses uzaktan geliyordu.

''Aras... Buraya gel.''

Aras el fenerini sesin geldiği yöne çevirdi. Işık, kalın ağaç gövdelerinin arasında ilerledi. Fakat kimse görünmüyordu.

Telefonunu çıkardı.

Sinyal yoktu.

Saatine baktı.

23.51.

Haritayı cebine koydu ve geri dönmeye karar verdi. Ancak arkasını döndüğünde geldiği patika kaybolmuştu.

Bütün ağaçlar birbirinin aynısıydı.

Sonra bir şey fark etti.

Karşısındaki ağacın gövdesine siyah bir işaret kazınmıştı.

Üç çizgi ve bir daire.

Haritada da aynı işaret vardı.

Aras yavaşça ağaca yaklaştı. İşaretin hemen altında küçük harflerle bir cümle yazıyordu:

''İlk kapı açıldı.''

Tam o sırada ormanın derinliklerinden bir ışık belirdi.

Sarı bir ışık.

Aras'ın el fenerinden çok daha güçlüydü.

Işık bir an söndü.

Sonra tekrar yandı.

Bu kez daha yakındı.

Aras geri çekildi.

Ağaçların arasında uzun, karanlık bir siluet duruyordu.

Yüzü görünmüyordu.

Ama Aras'ın orada olduğunu biliyordu.

Çünkü siluet başını yavaşça ona çevirmişti.

Ve ardından fısıldadı:

''Sonunda geldin.''

---

BÖLÜM 2: SARI IŞIK

Aras koşmaya başladı.

Dallar yüzüne çarpıyor, ayakkabıları çamura batıyordu. Arkasına bakmamaya çalışıyordu.

Bir süre sonra karşısına eski bir kulübe çıktı.

Kapısı yarı açıktı.

Aras içeri girdi ve kapıyı kapattı.

Kulübenin içi küçüktü. Bir masa, iki sandalye ve duvara asılmış eski bir saat vardı.

Saat çalışmıyordu.

Duvarlarda sararmış gazete parçaları bulunuyordu.

Aras masanın üzerindeki defteri gördü.

Defterin kapağında şu yazıyordu:

KISIK ORMAN ARAŞTIRMALARI – 1986

Defteri açtı.

İlk sayfada:

''Bu ormana giren herkes aynı şeyi anlatıyor. Ağaçların arasında sarı ışıklar görüyorlar. Fakat ışıkların kaynağı hiçbir zaman bulunamıyor.''

İkinci sayfada:

''Ormanda kaybolan insanların bazıları yıllar sonra geri döndü. Fakat hiçbiri nerede olduklarını hatırlamıyordu.''

Aras sayfaları çevirdi.

Son sayfada bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta üç kişi, ormanın girişinde duruyordu.

Aras fotoğrafı eline aldı.

Ortadaki adamı tanıyordu.

Bu, dedesiydi.

Fotoğrafın arkasında bir tarih vardı:

17 Ekim 1986.

Altında ise tek bir cümle:

''Birimiz ormanda kalmak zorunda.''

Aras'ın elleri titredi.

Tam o sırada kulübenin kapısına üç kez vuruldu.

Tak.

Tak.

Tak.

Aras hareket edemedi.

Kapının arkasından bir ses geldi.

''Defteri buldun mu?''

Bu kez duyduğu ses tanıdıktı.

Dedesinin sesiydi.

---

BÖLÜM 3: KULÜBEDEKİ YABANCI

Aras kapıya yaklaşmadı.

''Sen kimsin?'' diye sordu.

Dışarıdaki ses cevap verdi:

''Ben seni buraya gönderen kişiyim.''

''Dedem misin?''

Birkaç saniye sessizlik oldu.

''Hayır.''

Aras geriye doğru bir adım attı.

Kapının altından ince bir sarı ışık süzülmeye başladı.

Sonra dışarıdaki kişi konuştu:

''Aras, beni dinle. Sabah olmadan buradan çıkmalısın.''

''Neden?''

''Çünkü orman gece boyunca değişiyor.''

''Ne demek değişiyor?''

Kapının arkasındaki kişi cevap vermedi.

Bunun yerine duvara üç kez vurdu.

Tak.

Tak.

Tak.

Aras'ın arkasındaki duvarın içinden aynı ses geldi.

Tak.

Tak.

Tak.

Kulübenin içinde başka biri daha vardı.

Aras yavaşça arkasını döndü.

Duvarın köşesinde küçük bir kapı belirmişti.

Daha önce orada değildi.

Kapının üzerinde aynı işaret vardı:

Üç çizgi ve bir daire.

Aras defteri masaya bıraktı.

Küçük kapı kendi kendine açıldı.

İçeriden soğuk bir hava geldi.

Ve karanlığın içinden bir çocuk sesi duyuldu:

''Aras... Ben de buradayım.''

---

BÖLÜM 4: KAYIP ÇOCUK

Aras küçük kapının önünde durdu.

İçerisi tamamen karanlıktı.

''Sen kimsin?''

''Benim adım Deniz.''

''Orada ne yapıyorsun?''

''Saklanıyorum.''

Aras telefonunun ışığını açtı ve kapının içinden baktı.

Dar bir merdiven aşağıya iniyordu.

Duvarlarda eski çizimler vardı.

Bir orman.

Bir kule.

Ve kulenin önünde duran yedi insan.

Deniz tekrar konuştu:

''Buraya inersen sana her şeyi anlatabilirim.''

Aras tereddüt etti.

Dışarıdaki kapıya tekrar vuruldu.

Bu kez daha sert.

''ARAS! KAPIYI AÇ!''

Ses artık dedesinin sesine benzemiyordu.

Aras merdivenlere baktı.

Sonra arkasına.

Kulübenin penceresinde sarı bir ışık belirdi.

Işığın içinde bir yüz vardı.

Aras hiç düşünmeden merdivenlerden aşağı indi.

Küçük kapı arkasından kapandı.

Ve ormanda ilk kez bir saat sesi duyuldu.

00.00.

---

BÖLÜM 5: YEDİNCİ ODA

Merdivenlerin sonunda demir bir kapı vardı.

Kapının üzerinde paslanmış bir tabela asılıydı:

ORMAN GÖZLEM MERKEZİ – 7. ODA

Aras kapıyı itti.

İçeride eski bilgisayarlar, haritalar ve dosyalar bulunuyordu.

Odanın ortasında küçük bir masa vardı.

Masanın üzerinde yedi fotoğraf duruyordu.

İlk fotoğrafta yaşlı bir kadın vardı.

İkinci fotoğrafta genç bir adam.

Üçüncü fotoğrafta bir kız çocuğu.

Dördüncü fotoğrafta...

Aras fotoğrafı eline aldı.

Fotoğraftaki kişi kendisiydi.

Ama fotoğrafın tarihi 1986'ydı.

Aras'ın doğmasına daha yıllar vardı.

Fotoğrafı ters çevirdi.

Arkasında şu yazıyordu:

''Sekizinci kişi henüz gelmedi.''

Aras'ın arkasından Deniz'in sesi geldi:

''Çünkü sekizinci kişi sensin.''

Aras döndü.

Deniz karanlıkta duruyordu.

''Bana ne olduğunu anlat.''

Deniz başını eğdi.

''Bu orman normal bir orman değil. Burada kaybolan insanlar, ormanın geçmişini görebiliyor. Ama orman da onların geleceğini görebiliyor.''

''Bunlar nasıl mümkün olabilir?''

Deniz cevap vermeden önce odadaki eski bilgisayar açıldı.

Ekranda sarı harflerle bir mesaj belirdi:

YENİ ZİYARETÇİ TESPİT EDİLDİ.

Ardından ikinci mesaj çıktı:

ARAS – TANIMLANDI.

Son mesaj ise bütün ekranı kapladı:

DEDE YUSUF'UN TORUNU GERİ DÖNDÜ.

Aras'ın gözleri büyüdü.

Dedesi burada ne yapmıştı?

Ve neden kimse ona bu ormandan bahsetmemişti?

---

BÖLÜM 6: DEDEMİN SIRRI

Deniz eski bir çekmeceyi açtı.

İçinden sararmış bir mektup çıkardı.

Mektubun üzerinde Aras'ın dedesinin el yazısı vardı.

Aras mektubu açtı.

''Sevgili torunum,

Eğer bu mektubu okuyorsan Kısık Orman seni de bulmuş demektir.

Sana yıllarca anlatmadığım bir şey var.

1986 yılında altı arkadaşımla birlikte bu ormana girdim. Amacımız, ormanın ortasında bulunan eski taş kuleyi araştırmaktı.

İlk gün her şey normaldi.

İkinci gün haritamız değişti.

Üçüncü gün arkadaşlarımızdan biri kayboldu.

Dördüncü gün ise ormanın sesleri konuşmaya başladı.

Beşinci gün kulenin kapısını bulduk.

Fakat kapının üzerinde hepimizin adı yazıyordu.

Ben dışarı çıkmayı başardım.

Ancak ormanın bir sırrını öğrendim.

Kulede yedi kapı var.

Her kapı geçmişten bir olayı saklıyor.

Sekizinci kapı ise henüz açılmadı.

Onu açabilecek kişi sensin.

Ama unutma:

Kısık Orman'da gördüğün her şey gerçek olmayabilir.

Ve duyduğun her ses sana yardım etmek istemez.''

Aras mektubu indirdi.

''Dedem hâlâ yaşıyor mu?''

Deniz cevap vermedi.

Onun yerine odanın diğer ucunu gösterdi.

Orada büyük bir duvar saati vardı.

Saatin akrebi ve yelkovanı geriye doğru ilerliyordu.

Saatin altında küçük bir yazı bulunuyordu:

1986'YA KALAN SÜRE: 00.07.

Aras anlam veremedi.

Sonra bütün ışıklar söndü.

Hoparlörden bir ses duyuldu:

''Gözlem merkezi kapatılıyor.''

Deniz Aras'ın kolundan tuttu.

''Buradan hemen çıkmalıyız.''

''Nereye?''

Deniz karanlık koridoru gösterdi.

''Kuleye.''

---

BÖLÜM 7: AĞAÇLARIN ARASINDAKİ YOL

Gözlem merkezinden çıktıklarında ormanın görüntüsü değişmişti.

Ağaçların gövdeleri daha kalındı.

Yerdeki sarı yapraklar bir patika oluşturuyordu.

Uzakta kule görünüyordu.

Aras ilk kez ormanın tamamını görebilmişti.

Fakat bir sorun vardı.

Kulenin etrafında hiçbir ağaç yoktu.

Sanki ormanın ortasında devasa, boş bir daire açılmıştı.

Deniz yürümeyi bıraktı.

''Bundan sonrasını tek başına geçmelisin.''

''Neden?''

''Çünkü kule herkesi farklı görüyor.''

Aras ileriye baktı.

Kulenin girişinde bir adam duruyordu.

Üzerinde eski bir palto vardı.

Yüzü karanlıkta kalmıştı.

Adam elini kaldırdı.

Aras'ın cebindeki harita ısınmaya başladı.

Haritayı çıkardığında yeni bir yazı belirdi:

BİRİNCİ KAPI: AÇILDI.

Altında ise ikinci bir cümle vardı:

İKİNCİ KAPI: BEKLİYOR.

Aras başını kaldırdı.

Adam artık kulenin girişinde değildi.

Tam arkasında duruyordu.

''Babanın sana anlattığı hikâyeleri hatırlıyor musun?'' diye sordu.

Aras yavaşça döndü.

Adamın yüzünü görünce donup kaldı.

Karşısında dedesi vardı.

Ama dedesi otuz yıl önceki hâliyle görünüyordu.

Genç, sağlıklı ve gülümsüyordu.

''Hoş geldin Aras.''

---

BÖLÜM 8: KULENİN İÇİNDE

Kulenin kapısı ağır bir gıcırtıyla açıldı.

İçerisi dışarıdan göründüğünden çok daha büyüktü.

Duvarlarda yüzlerce saat vardı.

Bazıları ileri, bazıları geri, bazılarıysa tamamen ters yönde çalışıyordu.

Merdivenler yukarı doğru uzanıyordu.

Aras dedesinin peşinden yürüdü.

''Burada ne oldu?''

Dedesi cevap verdi:

''Burası insanların unuttuğu anıları saklıyor.''

''Peki neden insanlar kayboluyor?''

''Çünkü bazı anılar unutulmak istemez.''

Birinci kata geldiler.

Kapının üzerinde şu yazıyordu:

GEÇMİŞ.

İkinci kata çıktılar.

BUGÜN.

Üçüncü kata geldiklerinde merdivenlerin sonunda siyah bir kapı gördüler.

Üzerinde hiçbir yazı yoktu.

Aras kapıya yaklaştı.

Kapının ortasında küçük bir yuvarlak pencere vardı.

İçeride bir çocuk duruyordu.

Çocuk Aras'a benziyordu.

Ama çok daha küçüktü.

Aras pencereye yaklaştı.

Çocuk da yaklaştı.

Aras elini kaldırdı.

Çocuk da kaldırdı.

Sonra çocuk gülümsedi ve dudaklarını oynattı:

''Beni buradan çıkar.''

Aras geri çekildi.

Çünkü çocuk bir sonraki cümlesini sesli söylemişti:

''Ben senin geçmişin değilim.''

---

BÖLÜM 9: SEKİZİNCİ KİŞİ

Aras dedesine döndü.

''Bu çocuk kim?''

Dedesi uzun süre cevap vermedi.

Sonra cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı.

''Bu anahtar 1986'dan beri bende.''

''Hangi kapıyı açıyor?''

''Sekizinci kapıyı.''

Aras anahtarı aldı.

Anahtarın üzerinde kendi doğum tarihi yazıyordu.

''Bunu neden sakladın?''

Dedesi başını eğdi.

''Çünkü senin buraya geleceğini biliyordum.''

''Beni buraya sen mi çağırdın?''

Dedesi cevap vermedi.

Kulenin duvarları titremeye başladı.

Saatlerin hepsi aynı anda durdu.

Sonra siyah kapının arkasından bir ses geldi:

''Yusuf...''

Aras dedesine baktı.

''Seni çağırıyor.''

Dedesi ilk kez korkmuş görünüyordu.

''Hayır. Bu mümkün değil.''

Kapının üzerindeki küçük pencere karardı.

Ve içeriden bir el cama dokundu.

Aras anahtarı sıkıca tuttu.

Artık geri dönüş yoktu.

---

BÖLÜM 10: SONSUZ GECE

Kulenin bütün saatleri yeniden çalışmaya başladı.

Fakat bu kez saatler aynı zamanı gösteriyordu.

23.47.

Aras'ın ormana ilk girdiği saat.

Deniz merdivenlerden koşarak geldi.

''Kapıyı açmayın!'' diye bağırdı.

Dedesi Aras'ın önüne geçti.

''Anahtarı bana ver.''

''Hayır. Önce bana gerçeği anlat.''

Deniz derin bir nefes aldı.

''Aras, bu kulede yalnızca yedi kişi yok. Yıllardır buraya gelen herkesin bir anısı burada tutuluyor. Senin gördüğün çocuk da bunlardan biri.''

''Peki neden bana benziyor?''

Deniz cevap veremeden siyah kapı açıldı.

İçeriden sarı bir ışık yayıldı.

Işığın ortasında bir masa vardı.

Masanın üzerinde yeni bir harita duruyordu.

Aras haritayı aldı.

Bu kez haritada ormanın tamamı çizilmişti.

Kulenin yanında büyük bir boşluk vardı.

Boşluğun üzerine şu yazılmıştı:

GERÇEK KISIK ORMAN.

Aras haritanın altındaki son cümleyi okudu:

''Bu ormanın sınırları ağaçlarla değil, insanların sakladığı sırlarla çizilmiştir.''

Tam o anda kuledeki bütün kapılar aynı anda kapandı.

Dedesinin sesi karanlıkta yankılandı:

''Aras, artık orman seni tanıyor.''

Ve dışarıda, yüzlerce ağacın arasından aynı anda bir fısıltı yükseldi:

''SEKİZİNCİ KİŞİ GELDİ.''

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…