7. bölüm · Büyücüler ve Beş Sürtük

BÖLÜM 4 - BAŞLIYOR MUYUZ?

Ayşegül Kılıç

.
.
.

Kübra gökyüzünü izliyorken Sky koyu lacivert gözleri ile ona baktı. "Gökyüzü çok güzel değil mi??" Kafa salladı Kübra. "Güzel ama garip." Sky gülümsedi. "Sizin dünyanızda koyu mavi olduğunu söylemişti Victor." Kübra ona baktı. "Evet, gözlerin gibi." Dedi, Sky beklemiyordu. Kübra söylediği şeyin farkına varınca hızla önüne döndü. Sky gülümsedi. O da utanmıştı. "Yıldızlarda kendini mi görüyorsun?", "yaşamımı ve anılarımı görüyorum...onlardan nasıl ayrı kalacağım."
Sky gülümsedi. "Kaygılarında haklısın elbette..." Ona baktı. "Ama...belki de biz de iyiyizdir.." Kübra ona baktı. Kaşlarını çattı. "Onları unutup sizinle mi yaşayalım yani?", "elbette hayır?? Öyle bir şey demedim ki? Şuan bizimlesiniz mecburi olarak. Kendinizi güvende hissedebilmeniz için demiştim." Kübra iç çekti. Sky bozulmuştu. Gülümsemesi soldu. "Kusura bakma... Duygu karmaşası ile saçma salak konuşuyorum işte..." Sky kafasını eğerek ona baktı. "Sorun değil...bence..dinlensen iyi olacak." Kübra kafa salladı. Koltuktan kalktı. "Teşekkür ederim..s...","Sky, adım Sky. Sky Frostwing." Kübra gülümsedi. Buruk bir gülümsemeydi ama Sky'ı mutlu etmişti. "Hatice Kübra Erdoğan" diyerek elini uzattı. Sky tutup sıktı elini. "Tanıştığımıza memnun oldum.","ben de."
"İyi geceler o hâlde.."
"İyi geceleer...."
.
.
.
Sabah olduğunda Damon ve Sky kahvaltı hazırlıyorlardı. Kızlar ise hep birlikte oturuyorlar,Victor arka bahçeyi adam ederken Aragorn kitaplarından araştırma yapmak için kütüphaneye gitmişti.
Şevval ise kıyafetlerinden rahatsız olmuştu, daha rahat bir kıyafet için Becky'e rica etmişti.
"Al bakalım dene bunları bı, olmazsa şunları denersin" Şevval kafa salladı, üstünü çıkıyorken Becky arkasını döndü. "Dönmene gerek yoktu, ikimiz de kızız ne de olsa." Becky güldü, "ben kızlardan hoşlanıyorum da, o yüzden sorun olur belki diye döndüm." Şevval şok.
Şevval şaşkın
Şevval mutlu....mu?
Olabilir.
Galiba mutlu.
Tişörtü üstüne geçirdi. "Yaaa...." Becky görmese de, sırıttı. "Öyle miiiii.....?" Becky "hmhh" dedi Şevval gülümsedi, "oldu bunlar, teşekkür ederim." Becky baktı, "tamamdır ben aşağıdayım hadi" dedi ve çıktı odadan, Şevval sevinçle yatağına uzandı. "Niye mutlu oldum ki? Ben lezbiyen değilim? O olsa da...ben değilim sonuç olarak.." Şevval tavana bakarak sorgulamaya devam etti fakat bir sonuca varamıyordu, kimlik arayışı sürekli "ama bu normal bir şey değil" düşüncesi yazılı olan duvara çarpıp sekiyordu.
"Ayşegül ile konuşmam lazım.." dedi yataktan kalkarak, aşağıya doğru gitti.
.
Damon sky'ın şakasına güldü, saçlarını karıştırdı. "Hadi yemek hazır." Mantar türleri, domates salatalık, ve süt ürünleri vardı. Aynı zamanda el yapımı ekmek de vardı. Kızlar masaya oturdu, Victor lavaboda ellerini yıkadı, o da oturdu. Bitki çayı vardı, fakat kızların dünyasındaki bitki çaylarından farklılardı, daha lezzetlerdi.
Sofrada onlara yabancı olmayan birçok şey olması sebebiyle kızlar afiyetle yediler.
Aynı zamanda büyü işlerini az çok çözümüşlerdi. Mesela artık zihinlerini şarkı söyleyerek susturuyolardı. "Kaçma kovalamam...senin gibisini çok çok çok gördüm.." Damon Eylül'e baktı, "ne?" Eylül ona baktı. "Şarkı söylüyorum da." Damon kafa salladı. Kızların dördü de şarkı söylerken diğerleri de saçma sapan şeyler düşünüyorlardı. Damon odağını zihnini duymadığı Ayşegül'e vermeye çalıştı. Fakat Ayşegül ona bakmadan zihnini okuyamıyordu. "Ayşegül." Bakmasıyla zihnini okudu. "Tamam."
Asıl odağı Becky'deydi. Becky şevval'in lezbiyen olup olmadığını düşünüyordu.
"Niye öyle tepki verdi ki...o da mı...."
Damon kahvaltısına devam etmeye çalıştı, Eylül Victor'a bakıyordu, fakat Victor oralı olmuyordu. Kırılmıştı. Eylül üzgün üzgün kahvaltısını yaptı.

Kahvaltı sonrası yine aynı ekip bulaşık yıkamaya geçti. Kızlar biraz uzanmak istemişlerdi. Aragorn kütüphaneden gelmiş masada, üst üste koyduğu iki sütun beşer kitaplarıyla meşguldü. Beyza dışarıyı izlerken Aragorn dikkatini çekti. Ona baktı. Yalnız oturduğunu fark edince yanına gitti. "Napıyosun?"
Aragorn kafasını kaldırıp ona baktı, tekrardan kitabına döndü. "
gidebilmeniz için bir yol arıyorum."
Beyza yine can sıkıcı cümlesi ile, "gitmemizi bu kadar mı çok istiyorsun???" dedi, Aragorn bu sefer ayracı kitabın içine koyup kitabı kapattı, ve karşısında oturan yeşil gözlü kıza baktı,
"Şu imayı yapmayı kesecek misin artık ??sanki burada kalmak istiyorsunuz, sert konuşacağım ama her gün ağladığınızı biz de görebiliyoruz ya, siz de bu durumdan memnun değilsiniz, biz de, o yüzden bırak da en azından ben bir çözüm bulmuş olurum yaptığım hatayı düzelteyim."
Beyza onun dediklerinden sonra okumuş olduğu kitaba baktı, fakat Latince alfabe değildi daha garip bir alfabeydi. Okuyamayınca yan tarafında duran satranca baktı, "satranç oynuyor musun,," diye sordu, kafa salladı Aragorn. "hadi oynayalım." Dedi Beyza, satrancı ikisinin ortasına koydu beyaz tarafı Aragorn'a çevirdi "Buyur sen başla."
Bir piyon hareket ettirerek oynadı, Beyza da devam ederek oyunu sürdürdü oyunun ilerleyen zamanlarında, Aragorn onun bir piyonunu yiyecekti, tam hamlesini yapmak üzereyken beyaz piyon canlandı ve sanki bir silahmış gibi piyanonun ucundaki yuvarlak kısmı, siyah piyonun üstüne attı. Siyah piyon yere düştü ve daha sonrasında ise Aragorn'un tarafına geçti Beyza bunlar olurken çığlığı basmıştı....
Aragorn günler sonra gerginlikle birlikte ilk defa güldü, "sakin ol satranç oynuyoruz işte," Beyza ona baktı, "bizim satrancımız böyle değil gayet normal bir satranç." Aragorn ona baktı, "e bizimki de gayet normal işte???"
Beyza ona tip tip baktı ve oyuna devam etti, fakat ne zaman herhangi bir taşı yiyecek olsa hepsi ayrı bir hamle yapıyordu, taşlar canlı oynuyordu tıpkı Harry potter'daki gibiydi ama Harry potter'daki gibi değildi de...
Beyza her korktuğunda aragorn gülüyordu korkak hali adamı neşelendirmişti.
Kübra uyandı, aşağıya indi, bir süre onları izledi, o da korktu fakat daha sonra beyza'nın daha çok korktuğunu fark ederek O da tıpkı Aragon gibi güldü. İkisini yalnız bıraktı, cama doğru ilerlediğinde dışarıda hemen kapının önünde bir kedi gördü bulaşık yıkayan Damon'a döndü,
"Sütümüz var mı?? kediye versem??" kapıda gri bir kedi vardı, tüyleri uzundu miyavlayıp duruyordu.
Damon ona baktı, önüne dönüp göz devirdi. "var," bir kaseye süt ve hafif su karıştırıp içine koydu, Kübra neden süt istedi diye göz devirdiğini anlamıyordu.
Damon'un verdiği kaseyi aldı, kapıyı açıp hemen yana koydu, kedi gelip içmeye başladı sütü. Kedi beslenirken Kübra da kediyi sevdi çok tatlı bir kediydi bu. Düşünceli düşünceli kediye bakarken kedinin mırlaması onu mutlu etmişti, kedi yere yatıp yuvarlanınca Kübra hafif kıkırdayarak kediyi sevmeye devam etti, aynı zamanda severken de abuk subuk kelimeler çıkarıyordu ağzından, kedi çok afedersiniz.. Sky, halinden memnundu fakat kafasını kaldırınca camda korkutucu göz gördü, buz mavisi gözleri fark edince bunun Damon olduğunu anladı. Damon ona sert gözlerle bakıyor Sky ise gülümsüyordu, dilini çıkardı ve Kübra bunu çok tatlı bulunca sevmeye devam etti...
"Sen ne kadar tatlı bir kedisin böyle oyoyy..."
Diyerek sevmeye devam ediyordu Kübra, Kübra sevdikçe kedi de kendisini sevdiriyordu, Kübra daha önce hiç kendini bu kadar çok sevilen bir kedi görmemişti sevinçle sevmeye devam etti..
.
Damon onların bu haline güldü, arka bahçeye Victor'un yanına doğru ilerledi, bu sırada merdivenlerden Ayşegül indi. "Damon!" diye seslendi, dönüp ona baktı Ayşegül, avuç içlerini gösterdi avuç içlerindeki çizgiler çok fazla belli olmaya başlamıştı, belki göz altı torbası gibi belli oluyorlardı aynı zamanda hafiften yanıyorlardı da. Ayşegül avuçlarını gösterdi "ne oldu bunlara böyle...acıyor aynı zamanda...bir bakabilir misin..." parmak uçlarıyla onun elini hafifçe tuttu, baktı, gözlerini ona yakınlaştırdı, fakat kafasına eğdikçe baş ağrısını bir şey oluyordu sanki.. hafifliyor gibiydi. Ellerini iyice inceledi görünürde hiçbir şey gözükmüyordu, yalnızca çizgilerin belli olduğu gözüküyordu işte, Damon baş ağrısını geçtiğini fark edince Ayşegül'ün elini tuttu kafasının üstünün tam ortasına koydu.
"He.. " diye kaldı Ayşegül, anlam verememişti fakat Damon da anlam verememişti, öylece bakıyordu, baş ağrısı geçmişti. Ayşegül'ün iki elini de tutup başlarına koydu. Ellerine kendi kafasına sürttü, kendisini sevdirmeye çalışan kapıdaki Sky'ın kübra'nın eline yaptığı gibi...
Ayşegül bu durumu fark edince ellerini çekti, "ne yapıyorsun sen?!" diye bir tam olarak tokat atmak üzereydi ki Damon elini tuttu, "dur dur baş ağrımı geçiriyorsun...anlamıyorum.." dedi, bu sırada arka tarafta hâlâ oyun oynayan Aragorn'un beyza'nın salak hamkelerine gülme sesi geliyordu.
Tekrardan kafasına koydu gerçekten de baş ağrısı geçiyordu, Ayşegül de anlam verememişti...
Elini yüzünü yıkamaktan gelen Eylül de ikisine baktı, "şey afedersiniz ama siz ne yapıyorsunuz...?" Ayşegül hızlı ellerini çekti,
"Çünkü gerçekten de yanlış anlaşılıyor.." Damon onun gözleri kapalı Ayşegül'ün ellerine koyuyordu habire, Damon gözlerini açıp eylül'e baktı, "elleri baş ağrımı geçiriyor da..onun için.."
Eylül düşünceliydi, Damon ona baktı, "ne oldu??" Ayşegül ve Damon arka bahçeye çıkan kapının eşiğinde duruyorlardı.
Eylül de yanlarına geldi, Victor'u izlerken konuştu, "belimin nasıl olduğunu sordu..ben de onun tersledim.. yani aklım doluydu.. ve sinirle yaptım ama o üzüldü..ve o günden beridir benimle de hiç konuşmuyor.."
Ayşegül kaşlarını çatarak ona baktı, "tamam burada hepimiz acı çekiyoruz ama bu diğerlerine de zarar vermemeli Eylül."
"biliyorum...biliyorum ama ne bileyim..."dedi.
Damon iç çekti. "bak direkt şu an üzgün olduğunu görüyorum. demek ki sebebi buymuş.. ve o, beni okuyabildiğimi bilen ve Zihnini kontrol edebilen tek kişi. Demek ki bunun sebebini öğrenmememizi istememiş hiç.."
Eylül derin bir iç çekti.
Ayşegül ona döndü,
"Git özür dile."
"ne özür dilemesi ya??" Ayşegül kaşlarını çatarak tekrar ona baktı, "sen üzgün olabilirsin ama başkalarının duygularını bu şekilde ihlal edemezsin."
"Tamam gideceğim....siz de bayağı yanlış anlaşılıyorsunuz bu arada." Damon ikisine baktı, "Ayşegül ellerin baş ağrıma anında geçiriyor ve ağrı kesici gibi sanki.." bu durumlar ayşegül'ü yoruyordu sadece. Eylül ise onu hissettiklerini anlayıp hafif gülümsedi ve victor'un yanına doğru ilerledi, Victor çiçek ekmekle meşguldü "Victor..ne yapıyorsun??" diye geldi Eylül. Yanına eğildi.
"Çiçek ekiyorum." dedi Victor, ektiği şeyin toprağını sularken Eylül gülümsedi, birkaç tane büyümüşlerdi. Onlara baktı, "şimdiden çok güzel gözüküyorlar ve çok güzel kokuyorlar.. ileride nasıl olur acaba...?" dedi. Victor kafa salladı,
"bilmem, göreceğiz.. her gün sularsınız artık..." dedi Victor, mesafeli değildi fakat olduğundan daha soğuktu, bu durum Eylül üzmeye yetiyordu Eylül victor'a döndü, victor da ona baktı, Eylül oldukça üzgün gözüküyordu, Victor onun gözlerine derince baktı,
"özür dilerim geçen gün söylediğim şey için..."
Victor afallamıştı,
"Belimi sorduğunda ve ben sert bir şekilde yanıt verdiğimde... aslında haksızdım sadece..o an bu yaşadıklarımın Duygu karmaşasıyla birlikte ne hissedeceğimi bilmiyordum...ve o yüzden de seni tersledim... özür dilerim.. tabii ki de yapmamalıydım ama oldu artık... ve söz veriyorum bir daha olmayacak.."
Victor özür beklemedi, genellikle ona karşı bir hata yapıldığında özür dilenmez ve sanki o olay hiç yaşanmamış gibi davranılırdı. Bu özürlü onu şaşırttı, gülümsedi,
" kırılmıştım aslında ama özrün için teşekkür ederim.."
Eylül gülümsedi, Victor sonraki çiçek için yeri kazıyorken Eylül onun elindeki kazmaya aldı, kendisi toprağa kazdı, "bu işleri iyi bilirim..." dedi kazarken, Victor uzun uzun ona baktı, Eylül bu sırada söylediği şeye güldü.
Damon ve Ayşegül kapının eşiğinden ikisini izliyordu. İkisi de birbirine, "oldu bunlar." bakışı attılar ve satranç oynayan ikilinin yanına gittiler.
.
Bu sırada Kübra hâlâ kediyi seviyordu, kapının önünde eşiğe oturmuş kediyi severken dışarıdan geçen insanların kübra'ya ve kediye baktıklarını gördü, kedi sanki bunu fark etmiş gibi camdan içeriye girdi ve Kübra da içeri oturarak kediyi sevmeye başladı, yaklaşık 45-50dakima boyunca sevdi. Daha sonra kedi geldiği yerden aniden geri gitti. Kübra nereye gittiğini göremedi bile, kedide o gün bir daha hiç gelmedi...
Kübra kedinin gittiği yere baksa da göremedi ve iç çekip arkadaşlarının yanına gitti, satranç oynayan Beyza ve Aragorn'u izledi, satranç taşlarının garipliği hepsinin ilgisini çekiyordu.
Şevval yukarıda horul horul uyuyor, Becky ise kızlara evinde olan takılarına makyaj malzemelerinden götürüyordu, aynı zamanda yol üstü şişman, kendini 'viking' sanan bir iki adamla el güreşi yapmış ve bunun sonucu kazandığı bahis paralarıyla kızlara gidip biraz daha malzeme almıştı. Ara sokaklarda adamlar hep böyle bilek güreşi yaparlar, Bizim beşlinin de kendilerine yenileceğini sanarlardı. Ama bizim beşli asla yenilmezdi, bazen paraları kalmadığında bu şekilde para kazanıyorlardı bile.
Becky süslü ve tam bir genç kızı andıran evinde tüm hazırlıklarının bittiğini fark edince, uyarı konsoluyla birlikte diğerlerine mesaj gönderdi bu mesaj Lumié'nin evine gitmek üzereydi. Planlar dolayısıyla bu akşam orada geçireceklerdi.
"ŞAH VE MAT!" dedi Aragorn, bütün taşlar bir anda taş gibi toz oldu tahtanın üstünde, kızlar inanamayarak bakıyorlardı, Damon kahkaha attı, "HELAL BE!" diyerek ayağa kalkarak Aragorn ile birlikte ellerini çakıştırdılar.
Gelen uyarı ile birlikte "hadi gidiyoruz!" dedi Damon, Beyza oflayarak puflayarak ayağa kalkınca, Kübra ile Ayşegül de ona teselli veriyorlardı, Kübra teselli vermeye devam ederken, Ayşegül üst kata çıkıp Şevval'i uyandırdı ve aşağı indi. Victor ve Eylül hâlâ birlikte çiçek ekiyorken onlara da seslendi, hepsi toparlandı ve Lumié'nin evine doğru yola çıktılar, yine gizlice ormandan, insanların onu görmeyecekleri yerden geçerek gidiyorlardı. İnsanlar hâlâ onların ne olduğunu bilmiyorlar, hâlâ onlara karşı önyargılılardı, ve aynı zamanda onların merakı kızlara zarar verebilirdi de, bu yüzden dikkatli bir şekilde kızları lumi'nin evine ulaştırdılar..
.
.
.
Lumié onları büyük bir gülümseme ile karşıladı. "Hoş geldiniz! hızlıca oturun bakalım, bu gece çok yoğun geçecek." Lumié'nin etrafına bir çember oluşturup oturdular, kızlar etrafa baktı, birbirinden güzel kıyafetler, inciler, rujlar, fırçalar ve Becky. Lumié gülümsedi. "Krallıktan bir mektup geldim tören bu gece düzenlenecek, Kristen ve John'un evlilik töreni ardından sizler armalarınızı alacaksınız." Kaşları çatılmıştı diğerlerinin. "Kızları yalnız bırakamayız." Dedi Aragorn. Beyza ona baktı.
"Biliyorum. Kızlar da gelecek. Tennah amcanız ile kızlara koruma büyüsü yapmayı deneyeceğiz...", "iyi de bu büyük bir risk." Dedi Damon. Sky da doğrulayarak içeri girdi, "Damon haklı, merhaba kızlar, ya başarısız olursa?" Lumié ona baktı, iç çekti. "Yapacak bir şey yok.... Kızlar Becky hazırlanmanız için size yardım edecek. Gözetim altında olacaksınız. Kimseye bir şey çaktırmamalıyız." Gelen uyarı konsol sesi ile Lumié ayağa kalktı. Tennah'tan mesaj geldi diyebiliriz. Lumié aceleyle kalkınca diğerleri anladı ve güldüler, Ayşegül anlamayarak Damon'a baktı, "anlatacağım daha sonra.."
Planlar yapıldı. Kızlar süslenmeye başladı.
Makyaj malzemesi vardı, ufak inciler parlatmak için, toz allık, Pembe ve kırmızı tonlarına rujlar...
Bilezikler, ince kolyeler..
Kızlar elbiselerine baktı, ardından birbirlerine bakıp bu fikrin mantıklı olup olmadığını sorguladılar....
.
.
.
.
.
Selam. Ekstra sandın di mi. Ama yok AĞLAAAAAA
Öhm.
Anyway.
Konumuz bu değil.
Bölüm hakkında birkaç Info vereceğim, kızlar 'depresyon' halinde oldukları için olaylar akışta ilerleyemiyor, çünkü hepsi durgun ve bir tempoya asla hazır değiller.
Bundan sonraki, yanı beşinci bölüm artık o temponun başladığı bölüm olacak. Kızlar dünyalarını düşünmeyi yavaş yavaş azaltacaklar.
Bu bölüm herhangi bir olay olmama sebebi de bu. Depresif hâlleri herhangi bir madilik kaldırmayacağı için ben de yazamıyorum.
Sonraki bölüm için heyecanda kalın. Bye cnmslar 💋💋 💋

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SONU