1. bölüm / 1
Bratva1. Bölüm
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Avrupa Birliği ve bazı devletlerin korkulu rüyası hâline gelmiş iki mafya lideri.Hiçbir istihbarat örgütü onlara yaklaşamıyor.Çünkü onlar hem beyin, hem de savaşçı.
Dünya artık diplomatik olarak çözümden vazgeçti.Savaş başlıyor. Ama gölgelerde.
İstanbul’un bir gece vakti, Boğaz’ın kıyısında…Yaman koral, uzun bir aradan sonra ilk kez basına görüntü verir.Selin Karaca, organizasyonun teknoloji şef yardımcısı olarak onun yanına yerleştirilir.
Aynı gece, Bosna’da gizli bir toplantı yapılır.Arda Derin , yanında yeni danışmanı Derya Soydan ile birlikte Avrupa’nın içindeki köstebekleri tespit etmeye çalışır.
Ve hiç kimse şunu bilmez:Bu oyunda düşman-silah-ittifak her an her şey değişebilir.
– Boğazda Karanlık Bir Akşam
İstanbul gecesi bir başkaydı o gün.Boğaz kıyısında, tüm ışıklar sönmüş gibiydi.Kuleli’nin önündeki tarihi konaklardan birinde, tüm güvenlik sistemleri kırmızıdaydı.
Yaman koral, 3 yıldır ortalıkta görünmeyen gölgenin ta kendisiydi.Ama bu gece… geri dönmüştü.Siyah bir takım elbise, lüks parfümüyle etrafa varlığını kanıtlıyordu fakat yüzünde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.Bütün dünya onun bu geceki toplantısını konuşuyordu.Ama içeride, bir yabancı vardı.
Selin Karaca, kod adıyla bilinen ama aslında Avrupa İstihbarat Servisi’ne çalışan ajan Umay Erten irislerinin gölgesinde meslek aşkının ateşiyle Yamanın yanında ajanlık yapmayı kabul etmişti, Yaman’ın özel güvenlik sistemlerinin baş mühendisi olarak tanıtılmıştı. Onun hakkında söylenen tek şey:
“Sisteme bir kere girdiğinde, seni sadece tanrı durdurabilir.”
Aslında amacı belli:Yaman Koral’ın dijital ağlarına erişmek, silah sistemlerini çökertmek ve onu zayıf düşürmek.
Ama daha ilk gece… Yamanla göz göze geldiğinde, planındaki tüm haritalar karıştı. irislerin gölgesinde ki meslek aşkı artık yamanın aşkıyla yanıyordu.
“Adınız neydi?”Ses tok ve netti. Yaman Karşısında duruyordu.
Selin kısa bir duraksamayla cevap verdi:“Selin Karaca. Londra’dan gönderildim.”
Yaman başıyla onayladı.“Artık buradasınız. Ve burada kalacaksınız. İşinizi doğru yaptığınız sürece yaşarsınız.”
Soğukluğuna rağmen, sesinde garip bir koruma içgüdüsü vardı ve bir noksanda burkukluk.
Aynı gece – Bosna / Saraybosna Dağları
Arda Derin, adamlarıyla birlikte Avrupa’nın içeriden kendisine kurduğu oyunu çözmek üzereydi.
Yanında ise yeni siber güvenlik danışmanı: Derya Soydan (Hazal)
Arda, her zamanki gibi karizmatikti.Ama bu sefer… gözleri geçmişte sıkışmış bir adamınkine benziyordu.
Derya, onun sırlarını çözmek için geldiğini unutmaya başlıyordu. Aynı akşam aynı gökyüzünün altında ki farklı gözler birleşmişti, bedenler farklı, hisler benzerdi.
“Onların sistemlerini çökertmeye geldiniz.”
“Ama ya sistem sandığınız adam, sizinle çökerse?”
Gecenin sonunda, ne Selin ne Derya, bu oyunun sadece bilgi savaşından ibaret olmadığını anlamıştı.Çünkü her şeyden önce, bu iki adam birbirine bağlıydı.
Ve onların arasındaki kırılma…Dünyayı yerinden oynatabilirdi. Birbirlerine karşı duydukları derinden bir bağ vardı bu Dünyada bizden başka hiç kimse bize düşman olamaz lakin birine zarar gelse kıyamet kopacak gibiydi.
İstanbul’un kalbi sabaha karşı 03.12’de daha yavaş atmaya başladı.Yaman Koral’ın malikânesindeki tüm sistemler sustuğunda yalnız bir ışık hâlâ yanıyordu.
Selin Karaca, namıdiğer Umay, dijital sistemlerin içine sızmıştı.Ama aradığı veri dosyası şifreliydi ve adı basitti:
“MEZAR / U.Y.K.”
Umay dosyayı açmaya çalışırken sistem bir uyarı verdi:
“Bu dosya açıldığında sadece geçmiş değil, vicdan da harekete geçer.”
Ve dosya açıldı.İçinde hiçbir belge yoktu.Sadece tek bir şey vardı:
Bir eski el yazması mektup.
“Umay’a”… Bir gün okursan diye.”
Savaşlar kazanılır. İnsanlar unutulur. Ama bazı isimler, unutulmak yerine saklanır.Sen benim gölgemde kalan tek ışıktın. Bir gün bu satırları okursan… muhtemelen artık benim için çalışıyor olacaksın.O zaman bile hatırla, seni ilk gördüğümde gözlerinden korkmadım. Gözlerindeki doğrulardan korktum.— Y. Koral
Umay’ın elinden klavye düştü.Bu… bir tesadüf müydü, yoksa Yaman onu yıllar önce zaten tanımış mıydı?
Aynı anda – Bosna dağlarında
Arda Derin, gecenin karanlığında kamp ateşine sırtını dönmüş, tek başına ayakta duruyordu.Derya (Hazal) sessizce yanına yaklaştı.Dosyaları odasına götürüyordu ki… yere bir kitap düştü.Ciltlenmiş bir günlük.
“Yaman - Arda: 1998–2003”
Derya, istemeden ilk sayfayı çevirdi.
“Bir gün birbirimize düşman olacağımızı söyleselerdi, gülerdim. Şimdi sadece sessiz kalıyorum.”— Arda Derin
Arda bunu görüp yaklaştı.Derya’yı ilk defa gerçek bir ifadeyle süzdü.“Ne kadar okudun?” dedi sertçe.Derya yutkundu. “Yeterince.”
Ve sonra beklenmedik bir sessizlik oldu.Arda, ilk kez geçmişiyle yüzleşmekten korkmuş gibiydi.
İki Ajan, Aynı Anda Aynı Cümleyi Kurdu
Selin (Umay): “Ben ona yalan söyleyemem artık.”Hazal (Derya): “Ben onunla ilgili emir almak istemiyorum artık.”
Ve işte o an…
Aşklar doğdu.Ama bu aşklar, tetiği düşürmekle görevli olanların kalbinde yeşeriyordu.
• Umay, Yaman’a “Sen beni daha önce tanıdın.”•Hazal, Arda’ya ajan olduğunu itiraf etmeye yaklaşıyor… ama Arda zaten bir şeylerden şüphelenmiş.
Avrupa Birliği ve bazı devletlerin korkulu rüyası hâline gelmiş iki mafya lideri.Hiçbir istihbarat örgütü onlara yaklaşamıyor.Çünkü onlar hem beyin, hem de savaşçı.
Dünya artık diplomatik olarak çözümden vazgeçti.Savaş başlıyor. Ama gölgelerde.
İstanbul’un bir gece vakti, Boğaz’ın kıyısında…Yaman koral, uzun bir aradan sonra ilk kez basına görüntü verir.Selin Karaca, organizasyonun teknoloji şef yardımcısı olarak onun yanına yerleştirilir.
Aynı gece, Bosna’da gizli bir toplantı yapılır.Arda Derin , yanında yeni danışmanı Derya Soydan ile birlikte Avrupa’nın içindeki köstebekleri tespit etmeye çalışır.
Ve hiç kimse şunu bilmez:Bu oyunda düşman-silah-ittifak her an her şey değişebilir.
– Boğazda Karanlık Bir Akşam
İstanbul gecesi bir başkaydı o gün.Boğaz kıyısında, tüm ışıklar sönmüş gibiydi.Kuleli’nin önündeki tarihi konaklardan birinde, tüm güvenlik sistemleri kırmızıdaydı.
Yaman koral, 3 yıldır ortalıkta görünmeyen gölgenin ta kendisiydi.Ama bu gece… geri dönmüştü.Siyah bir takım elbise, lüks parfümüyle etrafa varlığını kanıtlıyordu fakat yüzünde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.Bütün dünya onun bu geceki toplantısını konuşuyordu.Ama içeride, bir yabancı vardı.
Selin Karaca, kod adıyla bilinen ama aslında Avrupa İstihbarat Servisi’ne çalışan ajan Umay Erten irislerinin gölgesinde meslek aşkının ateşiyle Yamanın yanında ajanlık yapmayı kabul etmişti, Yaman’ın özel güvenlik sistemlerinin baş mühendisi olarak tanıtılmıştı. Onun hakkında söylenen tek şey:
“Sisteme bir kere girdiğinde, seni sadece tanrı durdurabilir.”
Aslında amacı belli:Yaman Koral’ın dijital ağlarına erişmek, silah sistemlerini çökertmek ve onu zayıf düşürmek.
Ama daha ilk gece… Yamanla göz göze geldiğinde, planındaki tüm haritalar karıştı. irislerin gölgesinde ki meslek aşkı artık yamanın aşkıyla yanıyordu.
“Adınız neydi?”Ses tok ve netti. Yaman Karşısında duruyordu.
Selin kısa bir duraksamayla cevap verdi:“Selin Karaca. Londra’dan gönderildim.”
Yaman başıyla onayladı.“Artık buradasınız. Ve burada kalacaksınız. İşinizi doğru yaptığınız sürece yaşarsınız.”
Soğukluğuna rağmen, sesinde garip bir koruma içgüdüsü vardı ve bir noksanda burkukluk.
Aynı gece – Bosna / Saraybosna Dağları
Arda Derin, adamlarıyla birlikte Avrupa’nın içeriden kendisine kurduğu oyunu çözmek üzereydi.
Yanında ise yeni siber güvenlik danışmanı: Derya Soydan (Hazal)
Arda, her zamanki gibi karizmatikti.Ama bu sefer… gözleri geçmişte sıkışmış bir adamınkine benziyordu.
Derya, onun sırlarını çözmek için geldiğini unutmaya başlıyordu. Aynı akşam aynı gökyüzünün altında ki farklı gözler birleşmişti, bedenler farklı, hisler benzerdi.
“Onların sistemlerini çökertmeye geldiniz.”
“Ama ya sistem sandığınız adam, sizinle çökerse?”
Gecenin sonunda, ne Selin ne Derya, bu oyunun sadece bilgi savaşından ibaret olmadığını anlamıştı.Çünkü her şeyden önce, bu iki adam birbirine bağlıydı.
Ve onların arasındaki kırılma…Dünyayı yerinden oynatabilirdi. Birbirlerine karşı duydukları derinden bir bağ vardı bu Dünyada bizden başka hiç kimse bize düşman olamaz lakin birine zarar gelse kıyamet kopacak gibiydi.
İstanbul’un kalbi sabaha karşı 03.12’de daha yavaş atmaya başladı.Yaman Koral’ın malikânesindeki tüm sistemler sustuğunda yalnız bir ışık hâlâ yanıyordu.
Selin Karaca, namıdiğer Umay, dijital sistemlerin içine sızmıştı.Ama aradığı veri dosyası şifreliydi ve adı basitti:
“MEZAR / U.Y.K.”
Umay dosyayı açmaya çalışırken sistem bir uyarı verdi:
“Bu dosya açıldığında sadece geçmiş değil, vicdan da harekete geçer.”
Ve dosya açıldı.İçinde hiçbir belge yoktu.Sadece tek bir şey vardı:
Bir eski el yazması mektup.
“Umay’a”… Bir gün okursan diye.”
Savaşlar kazanılır. İnsanlar unutulur. Ama bazı isimler, unutulmak yerine saklanır.Sen benim gölgemde kalan tek ışıktın. Bir gün bu satırları okursan… muhtemelen artık benim için çalışıyor olacaksın.O zaman bile hatırla, seni ilk gördüğümde gözlerinden korkmadım. Gözlerindeki doğrulardan korktum.— Y. Koral
Umay’ın elinden klavye düştü.Bu… bir tesadüf müydü, yoksa Yaman onu yıllar önce zaten tanımış mıydı?
Aynı anda – Bosna dağlarında
Arda Derin, gecenin karanlığında kamp ateşine sırtını dönmüş, tek başına ayakta duruyordu.Derya (Hazal) sessizce yanına yaklaştı.Dosyaları odasına götürüyordu ki… yere bir kitap düştü.Ciltlenmiş bir günlük.
“Yaman - Arda: 1998–2003”
Derya, istemeden ilk sayfayı çevirdi.
“Bir gün birbirimize düşman olacağımızı söyleselerdi, gülerdim. Şimdi sadece sessiz kalıyorum.”— Arda Derin
Arda bunu görüp yaklaştı.Derya’yı ilk defa gerçek bir ifadeyle süzdü.“Ne kadar okudun?” dedi sertçe.Derya yutkundu. “Yeterince.”
Ve sonra beklenmedik bir sessizlik oldu.Arda, ilk kez geçmişiyle yüzleşmekten korkmuş gibiydi.
İki Ajan, Aynı Anda Aynı Cümleyi Kurdu
Selin (Umay): “Ben ona yalan söyleyemem artık.”Hazal (Derya): “Ben onunla ilgili emir almak istemiyorum artık.”
Ve işte o an…
Aşklar doğdu.Ama bu aşklar, tetiği düşürmekle görevli olanların kalbinde yeşeriyordu.
• Umay, Yaman’a “Sen beni daha önce tanıdın.”•Hazal, Arda’ya ajan olduğunu itiraf etmeye yaklaşıyor… ama Arda zaten bir şeylerden şüphelenmiş.
Bölüm etkileşimi
