3. bölüm · Bozkurt Ailesi/ Ateşten İntikam

2.Bölüm Dönüm Noktası

Doğa Özcan

Siz hiç doğduğunuz dan beri babanız yalan söylermiydi? Borada tatlı yalanlardan bahsetmiyorum çok büyük yalanlardan bahsediyorum. Hani küçükken söylenen yalanlar olur ve sen,o küçük yaşta inanırsın. Ben küçükken anlamasamda bana hep bir bahane ve yalan söylerlerdi. Annemin yalanlarını anlardım ama babamın yalanlarına inanırdım çünkü o benim sırdaşım, tek dostum, kalbimi açtığım tek insandı. Ama oda bu gün kapanıcak, benim hayatımın dönüm noktası olucaktı. Ama ben yine babama inanıp bunu bile fark etmicektim belkide.

***************************
Gece saat üçtü abim, annem ve ben amilatanenin kapısında babamın iyi haberlerini almak için bekliyorduk. Annem gözleri ağlamaktan şimiş bir şekilde oturuyordu. Ben ve abim ise ayakta duruyorduk. Abim ne kadar yıkılsada bizim için bunu beli etmemeye çalışıyordu ama omuzlarının çöküşünden herşey anlaşılıyordu. Peki ben,ha ben çökülmenin en kötüsünü yaşıyordum. Ama omuzlarımı babam için dik tutmay çalışıyordum.

Bir anda aklıma gelen şey ile abime döndüm.

" Amcamları aradın mı? " Dedim. Abim yorgun gözlerini bana döndürüp kıstı.

" Anlamadım. " Dediğinde, endişeli şekilde yanına yaklaşıp elimi omzuna götürdüm.

" Abi iyimisin?" Dedim. Abim hızla surat ifadesini değiştirdi.

" İyim abicim. " Dedi.Bu tavrı hoşuma gitmemişti. Ben onun kardeşiydim bana sıkıntısını ve üzüntüsünü bana paylaşmalı. Böyle yaparak onu koruyamazdım ki. Ha korumak.

Kafamdaki düşüncelerden kurtulup. Tekrar abime döndüm. Kafamdaki konuyu açarsam bu yük ihtimale ikimizi de üzerdim o yüzden bu konuyu rafa kaldırmaya karar verdim.

" İyi ol abi iyi ol, neyse amcamı Arasana onlarda gelsin. " Dedim mutsuz şekilde. Amcamın bunu bilmesine hakı vardı,sonuçta kardeşi demi.

Abim kafa salayıp yanımdan uzaklaştı ve beni yanlızlığımla baş başa bıraktı. Az önce biraz da olsa konuşmak bu olanları unutulmuştu. Ama gerçek hayat o kadar acımasızdıki bir dakika bile rahatlamama izin vermiyordu.

Annemin yanına gidip oturdum. Kafası duvara yaslı ve gözleri kapalıydı. Yanına oturduğumu hissedince aniden gözlerini açtı.

" Noldu çıktımı. He çıktımı iyi miymiş? " Dedi.

Sakinleştirmek için kolarımla omuzlarını tutum.

" Anne sakın ol. " Dedim ve yutkunarak devam ettim. " Hayla amilat yapıyorlar. " Dedim. Annem omuzlarını düşürüp kafasını tekrar duvara yaslayıp gözlerini kapatı.

" Ne zamandır amileatta? "Dedi. Ellerimi omuzlarından çekip kolumdaki satten, saate baktım. 3.50 geçiyordu bir saati tamamlamaya çok az kalmıştı.

" Bir satti tamamlamaya az kaldı. " Dedim. Kafasını saladı ve uyku moduna geçmeye başladı. Annemin durumu çok kötüydü. Bu hali çok canımı sıkıyordu. Dinlenmesi gerekti.

Yanına iyicene sokuldum, elimi önüne düşen saçtutamlarına dokunup yüzünden uzaklaştırdım. Annemle çocukluk anılarım çok azdı. Onunla çok vakit geçirmez dik ama her hastalandığımda başımda ilk biten annem olurdu. Nekadar az anımız olsada babamı sevdiğim kadar annemi de seviyordum.

İyicene yanına sokuldum.

" Anne. " Dedim sesizce. Annem, annem olduğunu anlayacak şekilde kafa saladı.

" Sana bir oda ayarlasak." Dedim bu dediğimi kesin kabul etmicekti ama yine şansımı deneyim dedim.

Annem gözleri açmış tavana bakmaya başlamıştı.

" Sevdiğim adam orda can çekişirken benim dinlenmem doğru olmaz kızım. Bunu bir daha söyleme. " Dedi. Evet kabul etmemişti. Tam ağzımı açtım annem elini kaldırıp susturdu ve tekrar gözünü kapatı. Bu konu burda kapanma işaretiydi. Bir daha bu konuda açarsam kıyamet kopardı. O yüzden bu konuyu da rafa kaldırıp yanından yavaşça kalkıp abimin yanına gitmeye başladım. Çok uzakta olmadığı için yanına hemen gelmiştim. Hayal telefonla konuşuyordu.

" Tamamdır komutanım. " Dedi ve telefonu kapatı. Kafasını yere eyip eliyle yüzünü sıvazladı. Onun görebileceği şekilde yanına geldim. Kafasını kaldırmasını bekledim. Beni fark etmesi kısa sürmemişti. Kafasını kaldırıp bana tekrar o yorgun bakışlarını ama iyi görünen suratını koydu.

Elimi omzuna koyup sıktım.

" Abi bana böyle bakmayı kes iyi değilsin. " Dedim ve devam ettim. " Benim yanımda rol yapma. Çok canım yanıyor. " Dedim. Abim omzuna koyduğum elimi alıp avcumu öpüp saçımı bir çocuk edasayıla sevdi ve yüzünde gülümseme oluştu.

" Sen büyüdünde abini mi düşünüyon he. " Dedi.

" Gördüğün üzere 25 yaşında bir kadınım ve evet seni düşünüyorum. " Dedim. Abim bir şey söylicek gibi duruyordu ama sanki vaz geçmiş gibi sesli şekilde nefes verdi.

" O kadar oldun mu yaa. " Dedi kendinden utanmış gibi. Abimin bu halini görünce,bu tuhaf havayı kaldırmak için başka bir şey sordum.

" Amcamı aradın mı? "Dedim. Cevabıma karşılık kafasını salamıştı.

" Ne zaman burda olurlarmış. " Dedim tekrar. Abim sırtını duvara yasladı ve tavana baktı.

" 5 dakikaya gelirler. " Dedi. Kafamı salayıp hemen yanına geçip bende onun gibi duvra yaslanıp tavana baktım.

Babam amilatan salim çıkmazsa bu abimle ikimizin sonu gibi bir şey olucaktı. Kendimi ne kadar serbes bırakmamak için cebeleşsemde sürekli aklıma babamın sözleri geliyordu.

" Sakın başkalarının önünde ağlama. "

" Güçlü ol benim küçük anka kuşum."

" Aynı süper kahramanlar gibi ol. "

" Farah, farahh. "

Deliriyordum galiba. Delirmekte iyidir demi. Abimle hayla yanyana dururken amcamanın yüksek sesini duydum.

" Nerde benim kardeşim? Nerdeee!" Diye bağırıyordu. Abimle ikimiz aynı anda duvardan ayrılıp amcamların olduğu yere gittik.Amcam kafasını ellerine koymuş etrafa bakıyordu. Onun hemen arkasında yengem yani rengin bozkurt onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Hemen arkamızda hızala gelen melike bozkurt ve selin bozkurt namı değer kuzenlerim.

" Nerde kardeşimmm. " Bakışlarım kuzenlerimden çekip amcama döndürdüm. Amcam,kafasını duvara yaslamış bakışlarını tavana dikmiş oturan annemin yanına yaklaştı. Abim ani hareketle yanımdan ayrılıp amcamın yanına gidip kolundan tutdu.

Amcam kafasını eyip anneme baktı.

" Noldu? Nerde kardeşim." Dedi ve gözleri korkunç bir şekilde karardı.

" Arzu konuşsan aaaa. " Diye bağırdığında abim amcamı geri itti.

" Amca biraz sakin mi olsan. " Dedi abim. O sırada annem hayla tavana bakmaya devam ediyordu. Amcam abımı itti.

" Ne sakin olması kerem. Sen telefonda demişsin bana babam bir şerefsiz tarafından vuruldu şuan amilatta. Sen benim nasıl sakın olmamı istersin oğlum. " Dedi ve yere çömelip ellerini kafasının iki yanına koydu.

" O benim kardeşim yaaa o benim kardeşimm. Yüreyim sızlı yo benim, yüreyim. " Diyip göğsüne vurdu. Abim ve yengem kendine vurmaması için engellemeye çalışıyorlardı ama işe yaramıyordu.

Yanıma birisi yaklaştığını hissedip yanıma baktım. Selin idi soğuk bakışlarımı tekrar amcama çevirdim.

Selin. " Nasıl oldu bu? " Dedi sakın sesle. Gözlerim hayla amcam dayken. Konuşmaya başladım.

" Mekanda yemek yerken içeri heryeri simsiyah maskeli bir adam girdi ve silahını çıkarıp... " Dedim ve durdım o görüntü gözlerimin önüne gelince gözlerimi sımsıkı kapatıp yutkundum. Selin kolumu tutdu.

" İyimisin? " Dedi. İyi miyim ha çok iyim kendimi kasmaktan bayılıcam resmen. Bakışlarımı ona döndürdüm bu aklımdakilerini asla söylemicektim çünkü babama sözüm vardı.

" İyim bir şeyim yok. " Dedim ve kendimi hızla toparladım. Selin bu davranışım karşısında şaşırmış gibi bana baktığını hissetim. Ben o sırda amcama bakıyordum. Sanki bu halim karşısında açıklama ihtiyacı hissetim ama kendim hakında açıklama yapmayı sevmiyordum.

Herşey babam için idi.

Selin sorularının devamını getircek kadar tanıyordum onu o yüzden yanından yavaşça ayrılıp koltuklardan birini oturdum. Abim ve yengem amcamı sakinleştire bilmiş oda koltuklardan birine oturmuştu. Abim ortalıklatda yoktu galiba asker arkadaşlarıyla konuşuyordu.

Yengem amcamın yanına oturmuş onu sakinleştirmek için bir şeyler söylüyordu. Melike de seline sarılmış stresten olmak gerekse tırnaklarını kemiriyordu. Bir dakika şuan fark ettim en büyük kuzenim yani burak bozkurt ortalarda yoktu. Bu garibime gitti. Heryere burnunu sokmaya çalışan burak bozkurt bu gün niye yoktu.

Ameliyathane kapısının açıldığını duyduğum gibi aklımdaki sorulardan kurtulup ayağa kalktım. Allahım iyi haberler gelsin lütfen,kendimi çok zor tutuyorum. Benden sonrada herkes ayağa kalmıştı.çok gergin bir hava vardı herkesin üstünde,bu benim daha da gerilmemi sağlıyordu. Kadın hepimize baktı.

" Bozkurt ailesi sizmisiniz. " Dedi. Amcam öne geçti.

" Evet biziz. Noldu kardeşime bir şey olmadı demi? he. " Dedi amcam. Kadının yutkunduğunu gördüm, kadın ellerine bakıp tekrar amcama baktı. Hayırrr. Şuan bu kadının ağzından çıkacak iki söze bakamaz hayatımı bu söze bağlayamazdım.

Amcam. " Doktor hanım bir şey desenize. " Amcam artık gittikçe ne daha da kötü oluyordu. Omzuna dokunan bir el hissedip kafamı arkaya çevirdim. Abim bütün gözlerini kadına dikmiş korkuyla bakıyordu.

" Noldu bir şey mi oldu babama. " Dedi abim.

Kadın yutkundu ve kafasını dikti. Kadın artık konuşma kararı almıştı.

" Kaybettik. " Dediğinde yerin dibine girdim. Kendimi hayla tutuyordum yıkılmamak için ama gözümden yaşların akmasını tutamıyordum.

" Azizzzzzz. " Diye bağırdığını duydum annemin. Abimin eli hayla omzumdaydı hiç hareket etmiyordu,galiba şoktaydı.

Annem." Aziz daha erken daha erken azizzzzz. " Diye yeri dinlettihinde abim bir anda beni kendine çevirdi ve iyi olup olmadığıma baktı.

" Iyımısın. " Dedi abim dolmak üzere olan gözleriyle bana baktı. Cevap vermek istiyorum ama veremiyordum, sanki dilimi yutmuştum. Çok uzun süre cevap vermediğimi fark edince kafamı saladım.

" Tamam. " Diyip bana baka baka yanımdan ayrılıp annemin yanına gitti ve bir şey gördüm abimde tutamamıştı göz yaşlarını.

Kafamı yukarı doğru kaldırdım. Şuan yıkılmanın hiç sırası değildi. Ama kendini tutmakta çok zorlanıyordum. Gözümden son damla aktığı gibi kendimi hızla eski haline getirdim. Şuan yıkılmak değil dikdurmanın sırasıydı asıl bu gün dik durmalıydım. Gözyaşları mı silip etrafıma baktım.

Annem yerde ağlıyor abim onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Amcam hayla şoktaydı yengem kafasını eymiş amcamın omzunu sıvazlıyordu. Melike seline sarılmış ağlıyordu. Şuan gerçekler çok kötü çarpmıştı suratıma içimde bir burkulma hissetim. Herkes çift halinde olmuştu. Abimle annem, yengemle amcam, selinle melike. Peki ben benim çiftim sarılacak duvarım varmıydı ağlayacak bir omuzum, yoktu benim,yoktu artık. Gözlerimi ailemden çekip kadına baktım kadın kafasını eymiş elleriyle oynuyordu. Kadının yanına gitim. Kadın hissetmiş olucak kafasını kaldırıp bana baktı.

" Babanız mıydı. " Dedi. Hayır babadan ötem sırdaşım dostum tek ailem idi.

" Evet, babamdı. " Dedim. Kadın mahçup olmuş gibi kafasını tekrar yere indirdi. Nefes alıp bana dolu gözlerle baktı.

" Başınız sağa olsun. " Dedi.

" Vatan sağa olsun. " Dedim kadın birden gözlerini açtı ve bana bön bön baktı.

" As... Asker miydi babanız. " Dedi titrek sesiyle.

" Evet, askerdi. " Dedim kız daha da omuzları düşmüştü bu lafımdan sonra. Babam 3 yıl önce mesleği askerlikti, o bir albaydı ama bazı sebepten ötürü gitmek zorunda kalmıştı. Ama babam mesleğine aşık bir adamdı kolay kolay mesleğini bırakmayacak bir adamdı. Ne olduda mesleğinden çıktı bilmiyordum ama babam diriykende ölüykende de asker olarak bilinmek isterdi. Şuan görmese bile onu mutlu edecek bir şey yapmıştım.

Kızın çenesini tutup kaldırdım. Tek söz söyledim.

" Sakın başını eyme, dik dur. " Dedim ve elimi çenesinden çekip ondan uzaklaşmaya başladım. Kadın bana şaşkın şekilde bakıyordu. Arkamı dönüp aileme baktım hayla aynıydılar. Gözlerimi onlardan çekip yanlarından gitmeye başladım. Bunu gören selin arkamdan seslendi.

" Farah nereye. " Dedi. Cevap vermedim, yürümeye, onlardan uzaklaşmaya devam ettim.

Selin yine " Farhhh. " Diye seslendiğini duydum ama umursamadan hastanenin çıkışına gittim.

Kafama bir şey takılmıştı. Ben kötü haldeyken asıl benim üzülmem benim omuzlarım düşmesi gerekirken ben tanımadığım kıza omuzlarını kaldırmış ona destek olmuştum. Neden böyle bir şey yaptım bilmiyordum ama içimden bir ses ona yardım etmemi söylemişti ve bende yardım ettmiştim.

Hastanenin kapısda öylece bakıyordum. Etrafımdaki insanların benim hakımda fısırtılarını duyuyordum ama aldırış etmeden öyle durmaya devam ettim.

Şuan içimde çok deyişik bir duygu bir hissi yaşıyordum. Sanki ben burdan çıkarsam eskisi gibi olmicak tı herşey herkes ve ben ama şuan akılı şekilde düşünemiyor ,vücudum alarm veriyordu. Birşey beni hem içerde tutmaya çalışıyor hemde dışarı çıkarmaya çalışıyordu. İki seçeneğim vardı ya dışarı çıkıcaktım yada burda kalıp hayatı sorgulicaktım. Ama ben çoktan kararımı vermiş bir adım atmıştım.

Beni tanımıyorsunuz ama ben hep ilk seçeneyi seçer hayatımı boka sürükler kendimi bilerek parçalayan birisiydim. Bir adım daha atım. Evet şuan hissedebiliyorum bu benim dönüm noktam olucaktı belkide.

****************************************"***

Bahçede babam sandalyeye oturmuş benide dizine oturtmuştu.

" Baba gitmicen demi bu sefer. "

Babam elini saçlarıma götürüp okşamaya başladı.

" Farah kızım biz senle bunu konuştuk,ben yine işimin başına dönmek için gidicem. "

" Askersin diyemi. " Dedim,dudaklarımı buruşturmuştum. Babam bu hareketimi görünce yüzünde gülümseme oluştu.

" Evet askerım diye. "

" Baba askerken napıyorsun da uzun süre dönmeyip kısa süre yanımızda duruyorsun. " Dedim.

" Vatanımı pisliklerden temizliyorum bir tanem. " Dedi. Heycanla gözlerimi büyüttüm.

" Düşmanlarımı alıyorsunuz. " Dedim heycanla. Babamın yine yüzünde gülümseme olmuştu.

" Evet. " Dedi ben yine heycanla ona baktım.

" Yani süper kahramanlarsınız. " Dedim. Babama kafasını saladı.

" Bende senin gibi olmak istiyorum. Bende asker olmak istiyorum. Çok havalı bir şey bu. Bende bende. " Diyip yerimde zıplamaya başladım. Babam düşmemem için sıkı şekilde tutu kolarımı.

" Kız bi dur. " Dedi. Durmadım devam ettim yerimde zıplamaya.

" Ben senin asker değil avukat olmanı istiyorum. " Dediğinde bir anda durdum.

" Avukat şey miydi adaleti sağlayan,geçen anlatmıştın. " Dedim. Babam kafasını saladı.

" Avukatlıkta güzel ama ben süper kahraman olmak istiyorum. "

" Ama avukatlıkta süper karamanların yaptığı şeylerdir. " Dedi babam. Biraz düşündüm öyledir ama askerlik bana daha havalı geliyordu.

" İkiside aynı şey asker olsam ne olur. " Dedim.

" Askerde olmanı isterim ama bu aileye bir avukata yani iyi bir avukata ihtiyaç var özelikle ilerleyen yılarda. " Dedi babam. Ne demek istediğini anlamamıştım. Ne demek ilerleyen yılarada.

" Neden ilerleyen yılarada avukata ihtiyacımız olucak ki " Dedim. Babam bana öyle bir baktıki sanki onla yetişkin bir şekilde konuşmuşum da öyle bakıyordu..

Babam gülümseyip yanağımı okşadı.

" Büyüyünce anlicaksın neden avukatlık. "

Yorum bırakın lütfen