BOZGUNCULAR kitap kapağı

11. bölüm / 11

BOZGUNCULAR

CELİNE

Vaveyla Yazarı: Melek Demir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: CELİNE

"Ella hani bi kere ben sana bir şey söyleyecektim. Zamanı gelince öğrenirsin demiştim hatırladın mı?"
"Evet"
"Heh işte o konu abin Tony ile ilgiliydi." Zorla yutkundu ve eli ile saçlarını düzeltti. Ağlamal istiyor ama ağlayamıyorum gibi bir hali vardı.
"Artık dayanamıyorum bu acıya!"
"Neler oluyor Celine?"
Gerçekten abim ile ne olmuş olabilir aralarında? Önemli olsaydı abim bana anlatırdı. Tamam onunla bu konuları konuşmayacak kadar yakın olmayabiliriz ancak abimin benden başka fikir alacağı kız yok.
Celine biraz düşünüp konuşmaya başlıyor.
"Bak Ella, abin hakkında bunları duyunca sakın kötü biri olduğunu düşünme tamam mı? Herkes herkese aynı davranmaz. Abin ve ben 4 yıldır tanışıyoruz. Onun her zaman yanındaydım ben ve her konuda ona destek olurdum. Biz çok iyi arkadaşız. Şuan Tony'nin çok stresli bir durumda olduğunu görüyorum. Abin senin için, kraliyet için, ailesi için gerçekten o kadar düşünüyor ki kendisini düşünmeye vakti kalmıyor. Ben onun kadar düşünceli bir abi görmedim. Earlot Tarihi böyle birini yazmamıştır."
Bunları duyunca istemsizce gülüyorum. Çok mutluyum ve çocuk gibi hissediyorum. Abimin hep benden nefret ettiğini ve beni rakip olarak gördüğünü düşünürdüm ancak böyle değilmiş. O gerçekten bir abi. Benim abim Earlot'un en ünlü ve en zengin prensi Tony Lorh."
"Peki Celine bunları bana neden açıklamak istedin?"
"Abini kötü biri olarak görme. Senin veliaht seçilmeni sağlayan kişi abindi. Lütfen onun gerçek bir abi olduğunu unutma ve ona güven tamam mı?"
"Peki. "
Hafifçe gülümseyerek oradan uzaklaşıyorum. Çok daha mutlu hissediyorum. Aklımda kalan tek bir soru var. Abim benim veliaht olmamı neden istedi?
Kendimi yatağıma atıyorum. Abimin gelmesi yaklaşık 2 gün sürer ancak daha erken olabilir. Abimi beklerken halk için araştırma yapmalıyım. Sonuçta Ateş Krallığı Varisi'yim. Bir kraliçe olmanın sorumluluklarını bilmem gerekiyor. Ayrıca Buz Krallığı'nın varislerini öğrenmeliyim. Misty'nin varisi olmadan savaş açmaya çalışması çok aptalca olur. Kesinlikle arkasında bırakacağı biri var. Onu bulmalıyım. Bunu diğerlerinden gizli yapmak istiyorum çünkü onu bulduğumuzda nasıl biri olduğunu bilmiyorum. Bazı şeyler özel kalmalıdır. Babamın Misty ile bağlantısı gibi mesela.

Kapı çalıyor. Yerimden kalkıp yatağa oturuyorum.
"Gel!"
Kapının aralığından Azula içeriye bakıyor. Sonra rahatlamış gibi nefesini bırakıp içeriye giriyor. Üzerinde altın sarısı parıldayan bir elbise var. Anlaşılan Azula gösterişi seviyor. Azula yanıma oturmak için geldiğinde kayıp ona yer açıyorum.
"Noldu Azula?"
"Ella bak, sana söylememem gereken şeyler var ama bunlar hakkında seni bilgilendireceğim. Çünkü karşına çıkacak şeyleri bilmelisin. "
"Azula neler oluyor? Bugün yeterince kafam karıştı zaten!"
"Dur sakin ol! Kötü bir şey değil. Ella senin gücün ateşi istediğin gibi kullanmak. Ancak bu gücün bütün ateşler için olduğunu söylesem? Anlıyor musun?"
Hayır kesinlikle anlamıyordum. Azula ne demek istiyordu?
Kafamı olumsuz anlamda salladım. Azula sabır dilrrmişçesine nefes alıp verdi.
"Bak Ella senin gücün saf ateşten geliyor. Yani sade bir ateş bükücüsü değilsin. Herkesin sana en güçlü varis demesinin sebebi bu. Aslında her varis için böyledir. Mesela Zeulo, o bir su bükücü ancak bütün suları bükebilir. Yağan yağmur gibi. "
"Anladım Azula. "
"Bu kadarıyla da kalmıyor. Seni bu krallığın en iyi ustasıyım tanıştırmak istiyorum. Hepinizi yani. Onunla güçlerimizin bütün potansiyelini ortaya çıkarmayı öğreneceğiz."
Ayağa kalkıp ellerimi çırpıyorum. Neşeli ve cıvık bir sesle bağırıyorum.
"Bu harika Azula! Yeni güçler öğrenebilirim!"
Azula da ayağa kalkıp gülümsüyor.
"Evet Ella. Herkes uyandığında kahvaltıdan sonra gideriz. Lütfen bunu sakla çünkü sürpriz olsun istiyorum."
Gülümseyip başımla onaylıyorum. Azula odadan çıkıyor. O çıkınca kendimi yatağıma gömüyorum.

Kapıdan gelen ses ile irkilerek uyanıyorum.
"Ella hadi uyan artık!"
Bu Ava ve Khloe olmalı. Eğer kalkmazsam beni kesebilirler. Hemen doğrulup kapıyı açmaya gidiyorum. Tam tahmin ettiğim gibi onlar! Aynı zamanda Mile'm de var. Onunla oturup kız gecesi yapmayı çok özlemişim. Evet biz prensesiz ve öyle şeyler yapmak yerine güzellik uykumuzu almalıyız. Ancak yanımızda en yakın arkadaşımız olduğunda hangimiz güzellik uykusunu umursuyoruz ki?
Ava beni kolumdan tutarak merdivenlere kadar çekiştiriyor. Bir yandan da çok geç kalktığım için söyleniyor.
"Kızın üstüne girme bu kadar. Çözülmesi gereken çok şey var onları düşünüyordur." Dedi Mile. Bebeğim beni her zaman savunur. Gururlu anne gibi ona baktıktan sonra Khloe konuştu.
"Beynini sorunları çözmeye harcasa bir şey demem ancak tek derdi aşk meşk olmuş bu kızın! Ella kendine gelsen iyi olur Aron'a aşıksın anladık ama kurtarılması gereken insanlar var ve en güçlü veliaht olarak bunu da düşünmelisin!"
Khloe sinirli gibi komuşsa da gayet sakin bir tavrı vardı. Başımla onayladım onu. Hızlıca merdivenden inip sarayın dışına çıktık. Herkesin orada olduğunu fark ettim.
Söz konusu ustaya tanışacağız anlaşılan. Azula kimseye söyleme dediği için çenemi kapalı tutsam da heyecandan içim içimi yiyor. Bir şey öğreneceğim zaman hep böyle olurum. Azula bir adım öne çıkıp elini kaldırıyor. Liderlik belirtisi sanırım.
"Evet şimdi sizi tanıştırmak istediğim ustanın yerine gideceğiz."
Herkes alkışlıyor. Ne olduğunu anlamasam da bende alkışlıyorum. Azula önderliğinde sarayın dışına doğru gidiyoruz. O sırada bize hazırlanmış atları görüyorum. İçimden gülüyorum çünkü zaten hayvanlarımız var.
Azula bunu fark etmiş olacak ki bize dönüp açıklama yapıyor.
"Hayvanlarınız ile gidemeyiz çünkü usta onları kabul etmeyecektir. O sadece atları kabul eder. Onun dışında başka hayvan türünü kabul edemez." Herkes başıyla onaylandıktan sonra atalarımızı binip yola çıkıyoruz. Mile ile benim atım beyaz diğerlerinin atı simsiyah. Ben ve Azula önden gidiyoruz. Ustayla tanışmak için sabırsızlanıyorum.
Azula bizi küçük 2 katlı bir evin önünde durduruyor. Burası şehirden oldukça uzak. 1 saattir yol almamıza belli zaten. Azula kapıya eli ile hafifçe vuruyor. Kapı açıldığında bir suret beklesek te bir el gelin manasında sallanıyor. Azula önden beb arkadan sırayla eve giriyoruz. Ev diyorum ancak odadan çıktığımız gibi çok büyük bir alan bizi karşılıyor. Geçmişteki krallıkların haritaları, atalarımız, varlığını yitirmiş güçlerin tarifleri hepsi parşömenlere yazılı şekilde duvarlara asılmış duruyor. Alan olarak çok geniş ve her güç için test araçları var. Köşede kılıç ve bıçak takımları duruyor. Burası gerçekten hiçbir krallıkta bulunmayacak kadar güzel. Usta herkes alana geldiğinde kapıyı kapatıp önümüze geliyor.
"Hepiniz hoşgeldiniz! Siz varisleri karşımda görmek benim için onurdur. Ben Yuta. Sizin kendi içinizdeki yetenekleri görmenizi sağlayacağım."
Adamı inceleme vaktim şimdi olmuştu. Siyah saçlarının arasında gri tutamlar vardı. Boyu yaşlı olmasına rağmen Aron'dan bir iki santim kısa gibi duruyordu. Boyuna göre çok cılız biriydi. Doğru düzgün beslenmemiş olmalı. Yuta bize alanlarımız gösterdikten sonra hepimizin farklı yeteneği olduğunu söyledi.
"Bu yeteneği keşfedebilmek için odaklanmakısınız ve zor bir durumda olmalısınız. İlk önce Aron senden başlıyoruz. Bir kan bükücünün ellerine ve kollarına ihtiyacı yoktur. Sadece gözleri ile kan büküp bir insanı kontrol edebilir. Ayrıca bir kan bükücü hayvanları da kendi emri altına alabilir ve onları birer silah olarak kullanabilir. Kan bükücülüğü hafife almamak gerek. Kan bükmeye karşı gelebilen tek şey enerji bükücülüğüdür. Enerji bükücüler insanların hareketlerini kontrol eder ancak eğer enerjiniz yoksa bu işe yaramaz. Enerji bükücüler bir bükücünün güçlerini sonsuza kadar yok edebilir."
Bunu söylediğinde hepimiz ağzımız açık bir şekilde kalıyoruz. Yani Azula bizim güçlerimizi yok edebilir.
"Şaşırmış gibi görünüyorsunuz. Peki o zaman sadede gelelim. Hepiniz bükme güçlerinizi bir süre unutun. Sizin onlar dışında güçleriniz de var. Nereden biliyorsunuz derseniz varis olduğunuz için böyle. Soyunuzdan size geçen üstün özellikler olmalı. Bunları ortaya çıkarmak en önemlisi. Şimdi Aron, sana bir at getirelim."
Bunu neden söyledi anlamadım. At ne işe yarayabilir ki? Aron için hemde. Bir kan bükücüye. Gerçi Yuta bükme güçlerimizi unutmamızı söyledi
Yuta bahçenin en köşesinde duran ahırdan bir at çıkarıyor. Atı tam Aron'ın karşısında durduruyor. At bile ne olduğunun farkında değil. Aron da öyle.
"Evet Aron şimdi bu at ile konuş."
Aron anlamsız anlamsız Yuta'ya bakıyor. Muhtemelen onun delirmiş olduğunu düşünüyordur. Bence haklı çünkü Aron hayvanlarla nasıl konuşsun?
"Aron hadi!" Yuta bu sefer daha sert ve bağırarak söylüyor. Aron ata doğru yaklaşıp ona bir şeyler söylüyor. At bir anda arkasında duran Nick'e çifte atıyor. Hepimiz gülmeye başlıyoruz. Aron hariç. Sanırım at onun dediği şeyi yaptığı için çok şaşkın. Yuta gülümseyerek atı koymalarını işaret ediyor adamlarına. Sonra tam önümüzde durup sıradaki kişiyi seçmeye koyuluyor. Tam o sırada Yuta'nın kafasına bir kovadan dökülüyormuş gibi su geldi. Khloe ve Ava hemen Yuta'yı korumaya almak için silahlarını çektiler. Yüksek ihtimal içgüdüsel olarak yapmışlardı bu hareketi. İkiside hayatı boyunca birilerini korumak için uğraşmıştı. Tek fark Khloe'nin yanında olan arkadaşları vardı ancak Ava'yı kan bükücü olduğu için hep dışlarlardı. Küçükken biz varisler zaten arkadaş olmak zorundaydık. Tabii başka arkadaşlarımız da oluyordu. Ava'nın böyle bir şansı olmadığı için bizimle konuşamadığı yerlerde yalnız kalıyordu.
Yuta suyun şaşkınlığını atamamış halde etrafına bakınıyordu. O sırada kimsenin fark etmediği bir şeyi fark ettim. Yerde bir mektup vardı. O kadar su dökülmüş olmasına rağmen mektup kuruydu. Koşarak mektubu yerden aldım.
"Merak etmeyin! Bu sadece Zeulo'nun bize mektup göndermek için oynadığı bir oyun olmalı."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.