9. bölüm · Boşlukta Açan Çiçek

Patlayıp Saçılan Beyaz

Norn :3

Daha sonra Élise'nin isteğiyle bir yere oturduk ve sohbet etmeye başladık.
"Ne yapmak istersin?" Diye sordum sohbet konusu kalmayınca.
O da, "Bilmem," diye cevap verdi.
"Hâlâ onu düşünmüyorsun, değil mi?"
"Düşünüyorum…" İç çektim. " Bak, onu sevdiğini biliyorum ama böyle sadece zarar görürsün. O yüzden onu çoktan unut. Gerekirse şimdi ayrıl."
"…"
"Yapabilirsin, yap gitsin. Sana böyle davranıyorsa zaten ilişkiniz bitmiştir. Kendine zarar gelmesine öylece izin veremezsin."
"Tamam o zaman, yapacağım!"
"Hadi!" Bununla birlikte Élise telefonunu çıkardı ve ayrılık mesajını yazmaya başladı.
"Beni görmezsen gelmenden bıktım artık. Böyle olacaksa ayrılalım gitsin. Sevgilim gibi davranmıyorsun." Ve gönderdi. Tabikide cevap gelmedi. Sonra birden Élise bana, "Birşey sorabilir miyim?" dedi. Birazcık gerildim ama "Tabiki," diye cevap verdim
"Amélie bana senin benden hoşlandığını söyledi… Ona inanmadım ama…" Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve sanırım az kalsın kalbim duruyordu. O piç "Amélie" anlaşılan beni ifşa etmiş. Ne bekliyordum ki?
Tam bir bahane bularak ağzımı acacaktım ki Élise'nin telefonu titredi. Sevgilisinden mesaj gelmişti. Ucuz atlattım… Tabiki Élise'nin odağı benden telefona döndü. Hemen telefonunu açtı –şifresi 2706– ve mesajı sesli bir şekilde okudu: "Cidden benden ayrılabileceğini mi sanıyorsun? Benden sonra kimse seni sevmeyecek, benim gibi birisini bulamazsın. Bensiz hiçbirşeysin ve benden ayrılırsan ortada sik gibi kalacaksın. Sana özür dilemen için bir şans veriyorum. Aksi takdirde dediklerim gerçekleşecek." Élise'nin gözleri doldu. O piç…
"Élise," Bana döndü. "Lütfen ağlama. O piçi de kafana takma, seni manipüle ediyor. Dediği şeyler doğru değil—" diyordum ki lafımı kesti.
"Evet, doğru! Beni kim sever ki?!" Dedi gözyaşlarının arasında. "Onu… unutamam—" Böldüm.
"Ben! Élise! Ben seni seviyorum! Ve o pislikten çok daha fazla seviyorum! Çok daha güzel seviyorum!"
"Ne..? Sen… beni mi seviyorsun?"
"Evet, Élise! Senin gibi birini nasıl sevmeyebilirim? Sen tanıdığım en iyi, en güzel, en tatlı insansın! O piç kurusundan daha fazlasını hakediyorsun ve Élise, inan bana ben sana hakettiğin sevgiyi verebilirim. Seni öyle bir seviyorum ki sevgim beni içten içe bitiriyor, sadece seni düşünüyorum! Sana herşeyi veririm, ne istersen, herşeyi yaparım sırf sen gül diye! Bırak seni mutlu edeyim! Bırak senin olayım Élise! Bırak sana tüm sevgimi vereyim!.."
Élise söylediklerim karşısında dilini yutmuş gibiydi. Sadece, "Ben…" diyebildi. Daha sonra telefonunu eline aldı ve sevgilisini tek tuşta engelledi. "Bu onu bırakmam için yeterli ama düşünmem lazım Ezra…"
"Peki, şey… b-ben…" Gözlerim doldu. "Lütfen… beni reddetme. Sen benim herşeyimsin…"
"A-ağlama… şey, Ezra, ben… Lütfen ağlama!" Ağlamaya devam ettim. "Tamam, gel." Birden Élise beni kendine çekti ve bana sarıldı. "Beni sevdiğin için… teşekkür ederim." Daha çok ağladım ve Élise'ye sıkıca sarıldım.
"B-ben her zaman burdayım Élise. İstersen arkadaş, istersen fazlası oluruz. Hep yanındayım." Élise'nin omzunda gülümsedim ama ağlamaya devam ettim.
"Teşekkür ederim… bunu düşüneceğim."
"T-tamam, bekleyeceğim." O sırada Élise'nin telefonu tekrar titredi. Sevgilisi başka bir uygulamadan yazmıştı. Tekrardan sesli okudu: "Başka birisini buldun, değil mi orospu? Beni aldattın." Élise cevap yazdı. "Asıl sen beni aldattın!" Sevgilisi cevap verdi: "Kanıtla o zaman."
"Aldattığını biliyorum ve merak etme, bende senden daha iyi birisini buldum." Acaba benden mi bahsediyordu? "Kimmiş?" Diye sordu eski sevgilisi. "Seni ilgilendirmez, görüşürüz." Oradan da engelledi.
Dayanamadım ve sordum: "Daha iyi birini buldum derken kimi kastettin?" Gülümsedi ve cevap verdi. "Seni." Gözlerim büyüdü. "Karar verdim," yaklaştı. "Sanırım seni seviyorum." Bunu demesi ve beni öpmesi bir oldu…
Bugün hayatımın en güzel günüydü! Élise ile… Élise ile öpüşüyordum! Şoktan haraket edememiş ve öpücüğüne karşılık vermemiştim. Biraz sonra çekildi. Dayanamayıp sordum: "Beni gerçekten seviyor musun? Benim gibi birini?"
"Galiba…" Bunu şimdilik görmezden geleceğim. Sonunda Élise ile öpüşmüş olmak… Hayallerim gerçekleşti resmen!
"Tekrar… ö-öpüşebilir miyiz?" Élise masum isteğime sırıttı ve "Evet," diye bana izin verdi. Bu sefer onu çeken bendim. Dudaklarım dudaklarındaydı, hafif ve ağır bir şekilde haraket ediyordular. En sonunda dillerimiz buluştuğunda öleceğimi sandım. Élise'nin tadı çok güzeldi… Tıpkı düşündüğüm gibi, kendisi gibi tatlıydı. Onu haketmiyordum ama Élise artık benimdi işte. Ve onu kimse elimden alamazdı.
Bir süre isteğimle tekrar ve tekrar öpüştük. Ona dayanamıyordum resmen! Daha sonra ona aklıma takılan bir soru yönelttim. "Bu senin ilk öpücüğün müydü?"
"Aslında… hayır," diye hayallerimi yıkan bir cevap verdi. İlk öpücüğü olamamıştım ama son öpücüğü olabilirdim, değil mi?
"Kimdi? Eski sevgilin mi? O da biraz durdu ve "Evet…" dedi. Daha sonra ekledi, "Sen? Senin ilk öpücüğünüm, değil mi?" Bende utanarak gülümsedim ve "Evet…" dedim. Élise'nin ilk öpücüğüm olmasından gurur duyuyordum.
Konuşmamız, Élise'nin telefonunun çalmasıyla bölündü. Hiç susmaz mıydı bu telefon? Arayan kişi… "Amélie ♡" idi. Bu kız şimdi bizden ne istiyordu?
"Afedersin," diye özür diledi ve telefonu açtı. Dediklerini duyabiliyordum.
"E-efendim?" Diye başladı Élise. O kız ekledi, "Nerdesin?"
Ona ne ki?
"Ezra'ylayım, neden?"
"Ben sana onunla arkadaşlığını kes demedim mi kızım—" diyordu ki Élise kalktı ve uzaklaştı. Uzakta bir yerde konuşmaya devam etti. Artık duyamıyordum. O orospu beni Élise'ye dolduruyordu, değil mi? Ama buna rağmen Élise benimleydi… hehe… beni öpüyordu…
Élise o kızla konuşurken mutlu gözükmüyordu. Her ne konuşuyorlarsa –benim hakkımda olduğunu tahmin ediyorum– onu ikna etmeye, ya da kendini sabunmaya çalışıyor gibiydi. Her neyse. Birkaç dakika sonra Élise geri döndü. "Ne oldu?" Diye sordum. "Hiç," diye cevap verdi. "Kısaca bizi onaylamadı." Dedi. O kim oluyor da ilişkimize karışabiliyor? Orospu…
Élise ekledi, "Sevgilinden özür dile diyor." Kendimi tutamadım ve cevap verdim. "Ne saçmalıyor o?!" Küfür etmemek için kendimi zor tuttum. "Bence onunla arkadaşlığını kes, senin mutluluğunu istemiyor."
"Bunu yapamam, onu seviyorum." Bunu dediğinde onu kıskanmadan edemedim. O piç açık bir şekilde Élise'min duygularını umursamıyordu. Ama itiraz edemedim, itiraz etmek için fazla mutluydum! Eh, en yakın arkadaşıda kalsın bari. Bugün yeterince kişi kaybetti zaten.
"Boşver o zaman. Tekrar öpüşelim mi?"
"Ee… gitmem lazım,"
"Nereye?"
"Anneme bu saatte geleceğimi söyledim de, o yüzden…"
"Tamam..! Sonra görüşürüz o zaman, Élise!"
"Görüşürüz!" Dedi ve uzaklaştı. Ben hâlâ öpüştüğümüzü düşünüyordum…