5. bölüm · Börü Noyan bir CENGİZ HAN destanı

Harzem'in ateşi

Alp Kurt

BÖLÜM V — HARZEM’İN ATEŞİ

1220 yılı.

Rüzgâr artık bozkırdan değil, yanan şehirlerden geliyordu.

Harzem toprakları aylarca direndi.
Ama Moğol ordusu sabırla, sistemle ve acımasızlıkla ilerledi.

Börü Noyan artık bir binliğin başındaydı.
Savaş onun için heyecan değil, görev olmuştu.

Ama bu sefer farklıydı.

Bu sefer öfke vardı.

Çünkü Harzem Şah, Moğol elçilerini öldürmüştü.

Bu, Cengiz Han için savaş sebebi değil… intikam sebebiydi.

---

Yıkılan Şehir

Bir şehir daha düştü.

Kapılar kırıldı. Direniş bastırıldı.

Börü birliklerine disiplin emri verdi:

“Yağma yok. Emir gelmeden kılıç kalkmayacak.”

Askerler itaat etti.

Ama öğleye doğru Han’dan haber geldi.

Şehir halkı sürülecek, direnenler cezalandırılacaktı.

Börü emri duyduğunda yüzü değişmedi.

Ama içinde bir şey sıkıştı.

---

Esir

Akşamüstü askerler bir grup esiri getirdi.

Aralarında genç bir adam vardı. Zincirli. Yaralı. Ama dik duruyordu.

“Bu şehir muhafızlarının komutanı,” dediler.

Genç adam Börü’ye baktı.

“Beni öldüreceksin,” dedi sakin bir sesle.
“Ama bil ki biz korkmadık.”

Börü sustu.

Genç adam devam etti:

“Sen de bir zamanlar bir oğuldun.”

Bu söz Börü’yü içinden vurdu.

Babası.

Onon kıyısı.

İlk kan.

Börü eliyle işaret etti.

“Onu çadıra götürün.”

---

BÖLÜM VI — SADAKATİN SINAVI

Gece derindi.

Esir zincirli halde Börü’nün karşısındaydı.

“Adın?” diye sordu Börü.

“Farid.”

“Kaç asker yönettin?”

“Ölecek kadar.”

Börü hafifçe başını eğdi.

Bu cevap tanıdıktı.

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra Farid sordu:

“Sen neden savaşıyorsun?”

Börü cevap vermedi.

Farid devam etti:

“Toprak için mi? Altın için mi? Yoksa bir adam için mi?”

Bu soru ağırdı.

Çünkü cevabı basitti.

Bir adam için.

---

Emir

Tam o sırada nöbetçi içeri girdi.

“Han’ın emri var.”

Börü ayağa kalktı.

Emir netti.

Şehir komutanı sabah infaz edilecekti. Gözdağı için.

Börü çadırda yalnız kaldığında içindeki iki ses çarpışıyordu.

Biri diyordu ki:

Sadakat emre itaat etmektir.

Diğeri diyordu ki:

Adalet başka bir şeydir.

Sabaha kadar uyumadı.

---

Şafak

İnfaz alanı kuruldu.

Askerler toplandı.

Farid diz çöktürüldü.

Cengiz Han uzaktan izliyordu.

Börü kılıcını çekti.

Kalabalık sessizdi.

Farid başını kaldırdı.

“Senin gözlerinde pişmanlık var,” dedi.

Börü kılıcı kaldırdı.

Ve o an… Han’la göz göze geldi.

Cengiz Han’ın bakışı sertti.

Bekliyordu.

Börü bir an tereddüt etti.

Sonra kılıç indi.

Toprak kanı emdi.

Kalabalık dağıldı.

Ama Börü’nün içindeki sessizlik büyüdü.

---