12. bölüm / 12
BODRUM MASALI-TEODEN🧜🏻♀️10. BÖLÜM🧜🏻♀️
Bölümler 12Şu an: 🧜🏻♀️10. BÖLÜM🧜🏻♀️
- 1 🎥TANITIM🎥743 kelime
- 2 🎞️1. BÖLÜM FRAGMANI🎞️162 kelime
- 3 🌊1. BÖLÜM🌊1.073 kelime
- 4 ☀️2. BÖLÜM☀️1.161 kelime
- 5 🌪️3. BÖLÜM🌪️1.013 kelime
- 6 ☄️4. BÖLÜM☄️610 kelime
- 7 🐦🔥5. BÖLÜM🐦🔥1.302 kelime
- 8 ❤️🔥6. BÖLÜM❤️🔥1.265 kelime
- 9 🎭7. BÖLÜM🎭724 kelime
- 10 👉🏻8. BÖLÜM👈🏻1.179 kelime
- 11 🏥9. BÖLÜM🏥894 kelime
- 12 🧜🏻♀️10. BÖLÜM🧜🏻♀️1.633 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahlamaca mııı!?
…
Deniz’den
Cemal uyandığımı görünce SAĞOLSUN telefonunu kapattı. Allah razı olsun ya!? Kapatmasaydınız Cemal bey!
Leyla ve Ezgi ağlamaktan kızarmış gözlerle, bana koşup aynı anda sarıldılar. Bende onlara sarılıp konuşmaya başladım:
“Ay tamam. Ya ay çok sıktınııızz ahahaa! Ya kızım n’oldu sanki ya bayıldım sadece. No panik.”
Ezgi ciddiyetle konuştu:
“Kızım! Sen kafanı çarpabilirdin zemin yere ya! Ne demem ‘no panik’!?”
Ardından Leyla aynı ciddiyetle konuştu:
“Sen niye bayıldın Denom?”
“Bilmiyorum. Gözüm karardı bir an. Doktor birşey demedi mi?”
Bu sefer de tam Leyla konuşacakken Cemal konuşmaya başladı:
“Dedi! Dedi, doktor stresten ve üzüntüden bayılmış dedi! Dur bakayim ben bir tahmin edeyim burada seni kim üzüyor!?” Düşünür gibi yaptı. “Aaa Teoman! Sende mi buradaydın. Ben de tam Deniz’i en çok kim üzüyor diyordum. E burdasın işte!”
Teoman Cemal’in üstüne yürürken annemler onu tuttu:
“Ne diyorsun lan sen! Düzgün konuş! Ben Deniz’i üzer miyim!?”
Hemen lafa girdim:
“Üzmez misin!?”
Teoman buruk bir şekilde gülümsedi:
“Doğru. Tabi seni sadece ben üzüyorum dimi! Umarım yanında ki de seni üzmez!”
“Ne demek bu?”
Cemal:
“Deniz boş yapıyor görmüyor musun!?”
Teoman:
“Lan-“
Annem:
“Ya tamam yeter! Cemal sende daha fazla yangına körükle gitme. Biz şimdi çıkıyoruz. Deniz sende geliyorsun annecim.”
“Ya niyeee!?”
Şebnem teyzem:
“Denizcim bayıldın ya doktor dinlensin dedi o yüzden eve gideceğiz.”
“Ya ama ben tek başıma sıkılırı-“
Leyla ve Ezgi:
“E bizde gelelim?”
“Oluuurrr!”
Kutay-Evren:
“E biz?”
“Ayy tamam biz direkt böyle gidelim. Lütfen anneee.”
Nuray:
“E tamam madem.”
Şebnem:
“Nuray sende istersen İlhan’la bize gel işler hakkında falan konuşuruz.”
Nuray:
“Olur Şebnemcim. E o zaman hepiniz bir birinize emanetsiniz. Evler zaten dip dibe birşey olursa gelin. Araba sizi bekliyor okulun giriş kapısında. Hadi görüşürüz.”
Annem ve Şebnem teyzem beni öpüp gitti.
“Aşkım sen de gel?”
Cemal:
“Yok canım ya biz benimkilerle (ailesi) yemeğe gidecekmişiz.”
Teoman:
“Çok şükür!”
Aras:
“Tamam yeter!”
Cemal:
“E ben gideyim o zaman! Birşey olursa ara tamam mı Deniz. Hadi görüşürüz.”
Leyla-Ezgi:
“Görüşmeyelim enişte!”
“Kızlaaar! Görüşürüz Cemal.”
Cemal odadan çıkınca Kutay konuşmaya başladı:
“E hadi çıkalım o zaman.”
Evren alaycı bir gülümsemeyle:
“Teo! Sen Deniz’in kalkmasına yardım etsene.”
“Ne alaka be!?”
Dememe kalmadan Teoman beni kucağına aldı.
“Ya Allah’ın belası indirsene beni!”
Bizi gülmemek için dudaklarını ısıran Leyla ve Ezgi’ye döndüm:
“Bak gülmeyin mahvede-“
Diyemeden hepsi kahkaha atmaya başladı.
Teoman:
“Ee Deniz Kızı yolculuk nereye?”
“Ebenin-“
Teoman:
“Aaaa ne kadar ayıp Deniz Kızıcımm! Bu it sevgilin senin ağızını iyice bozmuş.”
“Niye herşeyi Cemal’e getiriyorsun?”
Teoman önce sorumu düşünüp ciddi kalsada sonra o alaycı sırıtışı geri geldi:
“Bilmem?”
“Ne!?”
“Yani üstüne alınma Cemal’i sevmiyorum.”
“Ayyy lütfen ama öyle demeee! Ben üstüme alınacaktım! MAL MISINI ALLAH’ın HIRTI!? Ne üstüme alınıcağım!?”
“Aahh… Deniz Kızı yaa! Kulağımın zatı patladı.”
“Patlasın inşallah!”
Patlamasın patlamasın geri aldım bedduamı. Ne olursa olsun ona kıyamıyordum.
Teoman:
“Yaa Deniz Kızı! Geri al bedduanı. Bak sen temiz kalplisin. Bedduan tutar mutar. Allah korusun patlamasın kulağım ya. Yoksa senin o güzel sesini nasıl duyacağım?”
Bana p!ç gülüşü atmıştı adi herif. Çabuk utandığımı biliyordu o yüzden yaptı zaten. Bizi dizi izliyormuş gibi izleyen ekibime baktım ve kızaran yanaklarıma rağmen geri Teoman’a baktım ve hiç istifimi bozmadan:
“Duyma ya!? Duyma Allah Allah- YA SİZDE NE İZLİYORSUNUZ BE!? Dizi mi çekiyoruz burda!?”
Tabi ki bağırışımın içinde ciddiyet olmadığını biliyorlardı. O yüzden korkmadılar ama teslim olmuş gibi ellerini kaldırdılar. Onları öyle görünce gülmemek için dudaklarımı bir birine bastırdım. Sonra daha fazla uzatmadan kapıdan çıktık. TABİ BENİ TEOMAN TAŞIYOR. AYI. Neyse, okulun önünde bizi bekleyen şoför (şöfeeer şöfeeer) arabanın kapısını açınca Teoman beni koltuğa nazikçe oturttu.
Çok kısıkta olsa o kelimeyi söyledim:
“Sağol.”
Teoman yüzünde vatan gülüşüyle:
“Ne dedin?”
“Şansını zorlama!”
“Okeeey! Bu da bir gelişme. İlerleme kaydediyoruz.”
“Öff kes ya!”
“Deniz Kızı benden herşeyi iste bunu isteme.”
Daha fazla konuşmadım çünkü ne dersem diyeyim yine bir yerden girip bir yerden çıkarak beni sinir edecekti. Herkes bindikten sonra araba (büyük bir araba bu arada) hareket etmeye başladı ve tabi ki Kutay konuşmaya başladı:
“Gece sabahlıyoruz değil mii?”
Leyla:
“Sabahlamaca mııı!?”
Ezgi:
“Ya Kuti salak mısın? Denoşun dinlenmesi lazım.”
“Hayır yaa! Ben uyumayacğım ki!”
Aras:
“Deniz uyuman lazım abicim.”
“Yaa! Aras banane uyumayacağım.”
Teoman:
“Tamam o zaman şöyle yapalım. Deniz Kızı yorulunca uyuruz.”
Leyla ve Ezgi hemen shipper bakışları atmaya başladı.
Leyla:
“İkiz dingilim nasıl da düşünürmüş benim sistamı.”
“Kızlaar! Başlamayın hemen!” Teoman’a döndüm:
“Sen de bana ‘Deniz Kızı’ diyip durma. Deniz Kızı diye biri yok artık. Kaç kere diyeceğim!? Olmasında zaten istemiyorum. Ki istesem de olamam…”
Herkes bir anda suspus oldu. Teoman ağızını açıp tam konuşacakken vazgeçti. Zaten konuşsaydı yüksek ihtimalle üzgün olduğum için ya kalbini kırardım, ya da ağlardım. Normalde acayip duygusal bir insanımdır ama Teoman’la yaşadığımız olaydan beri gözyaşım kalmamıştı. Zaten ben insanların yanında ağlamazdım. Tabi Leyla ve Ezgi’nin yanında bazen. Ama onları da kendi derdimle üzmemek için-
Şoför:
“Geldik efendim.”
Derin derin düşünürken şoförün sesiyle kendime geldim. Hepimiz arabadan indik ve ben hemen kızların ortasına girip kollarına girdim ki tekrar Teoman beni taşımasın diye. Hayır ben uzak durucağım dedikçe iyice dibimde bitiyordu adi herif. Sabah nasıl davranıyordu şimdi nasıl davranıyor. Ne dengesiz biri yaa. Hayır bu Teo bu kadar dengesiz, kararsız da değildi. Ne oldu ki? Acaba… O da mı değişti? Hiç sanmam!
Teoman elini uzatıp bana baktı ve o alaycı ama bir o kadar da tatlış sırıtmasını yüzüne kondurarak konuştu:
“Ee hanımefendi. Hadi girmiyor musunuz?”
“Çek şu elini. Çekil önümden de! Giricem.”
Teoman gülerek elini kapıya doğru yöneltti ve önümden çekildi. Ben de ona göz devirerek kapıyı açıp içeri girdik. İçeri girdiğimizde kızlar önce beni dikkatlice koltuğa oturttular.
“Kızlar sakin ya. İyiyim, gerçekten. Ya bayıldım alt üstü.”
Leyla:
“Ya! Deniz bak kızıcam şimdi. Kızım BA-YIL-DIIIN!”
Ezgi:
“Harbi yaa! Şu hayatı biraz ciddiye mi alsan?”
Tam konuşacakken içeriden erkekler geldi ve abim konuşmaya başladı:
“Kızlar yanlız o bir Deniz Soysal. Ne zaman hayatı ciddiye aldığını gördünüz ki?”
“Niyeee!? Niye ciddiye alayım? Hayır yani hepimiz ne de olsa bir gün ö-“
Lafımı bütün ciddiyetiyle Teoman böldü:
“Kızım yok ölüm mölüm! Tövbe de ya! Ya Deniz Kızı desenee!”
“Çok mu umrunda?”
“Evet!”
Bunu açıkçası beklemiyordum. Yani bir nebze bekliyordum ama asla tüm ciddiyetiyle ‘Evet!’ diyeceğini düşünmemiştim. Konuyu geçiştirmek için:
“T-Tamam. Ee hadi AA EVET EVET HADİ OYUN OYNAYALIM!?”
Ezgişim hemen atladı. Tabi oyun diyince de Ezgi:
“Ayyy! Eveeet! Hadi hadi oynayalımmm!”
Leyla:
“Daa… Ne oynayacağız? Bir fikri olaan?”
“Ee… Aa bulduuum! Doğruluk mu Cesaret mi oynayalım?”
Aras:
“Ya one kızım. Bebek bebek oyunla-“
Leyla:
“Bebek derken canım?”
Teoman:
“Canım derken Leylak?”
Ezgi:
“ÇIKAR GÖSTER!”
“Ezgi ve ekran süreli espirileri! Ben de diyorum bu Ezgiyle Kutay’ın espirileri nerde kaldııı? Ee Kuti hadi sende söyle bir şeyler.”
Kutay:
“Valla ben şuan çok sıkıldım o kadar. LÜTFEĞN BİRİĞLERİĞ ORTAĞK KARAĞR VERSİİİĞĞĞN!”
Hepimiz Kutay’ın böyle konuşmasına kahkaha attık.
Teoman:
“Deniz Kızı ne diyorsa o!”
Aras:
“Leyla ne diyorsa o!”
Ezgi:
“Sen Kutiii!?”
Kutay:
“Üzümlü keklerim ne derse o! Dimi lan Marul!” Diyerek Ezgimin kafasına yapıştırdı bir tane şerefsiz ayı.
“ALLAH’ın AYISI ONU DEMİYECEKTİN! AYRICA GERİZEKALI NE BİÇİM VURUYORSUN KIZA!”
Ezgi:
“Y-Yok ya. Ben onu dememiştim zaten. A-Acımadı zaten sorun değil. Ben bir tuvalete gideyim…”
Ezgi tuvalete gidip ağlayacaktı. Leyla ile anlamıştık. Ya kıyamam ölürüm ben bu kıza… Hemen Leyla ile kaş göz yaptık ve Ezgi’nin arkasından koştuk. Ezgi tukarı kattaki tuvalete girip kapıyı kilitledi. Biz de, Ezgi kapıyı kilitleyince yetiştik. İkimizde sessizce kapıya vurduk.
Leyla:
“Ezgiii. Ezgim. Aşkım. Aşkım, birtanem aç kapıyı hadi lütfen.”
“Aşkım. Hayatım benim hem… Hem, Kutay yani bu. Ya bilmiyor musun sen bu hayvanı. Böyle flörtleşiyor işte it. Ya kızım belli olmuyor mu? Çocuk sana köppekleer gibi aaaşşşııık! Aa-şııık!”
Bir anda kapının kilidi açıldı ve yaşlı gözlerle bize bakan bir Ezgi gördük. Tam biz ona sarılacakken bir anda o bize sarıldı ve ağlamaya başladı.
Ezgi:
“Yaa… Niye. Kızlar niye ya. Ben Kutay’ı bu kadar.. çok sevi-yorken. O, o niye bana arka-daşı gibi (hıçkırır) davranıyor.”
“Aşkııım! Ya Ezgi hayır ne alakası var bak beni delirtme! Bak gerçekten Kutay da seni ço-“
Cümlemi bitiremedim çünkü Kutay geldi:
“Ş-Şey Kızlar. Bir bizi yanlız b-bırakır mısınız? Lütfen…”
Leyla ile Ezgi’ye baktık o da gözyaşlarınk silip ‘tamam’ der gibi gözlerini açıp kapattı. Biz de Leyla’yla onları baş başa bırakmak için merdivenlere taraf gittik. Tabi ben giderken Kutay’ın anlayacağı şekilde ASLA TEHDİT İÇERMEYEN bakışlarımı attım. Sonra merdivenlerden aşağı, salona indik.
Kutay’dan
Ezgi’den çok hoşlanıyordum ama o farklı düşünüyor, istemiyor olabilir diye asla açılamamıştım.
“E-Ezgi.”
“Ne var?”
“Özür dilerim…”
“Yok sorun değil.”
“Gerçekten sorun değil mi…?”
“Ne?”
“Ağlıyorsun Ezgi… Nasıl sorun değil?”
“Kutay seninle alakası yok.”
“Ağlama…”
“Ya niye?”
“Kıyamıyorum- KIYAMIYORUM ANLIYOR MUSUN EZGİ! SANA KIYAMIYORUM! SANA ÇOK AŞIĞIM AMA ASLA AÇILAMIYORUM ÇÜNKÜ KORKAĞIM! ARKADAŞLIĞIMIZ BOZULUR DİYE KORKTUM VE SANA OLAN HİSLERİMİ SÖYLEYEMEDİM. Ben senden hoşlanıyorum Ezgi. Benimle çıkar mısın? Y-Yani ama eğer istemezsen anları-“
“Evet.”
“Tabi biliyordum ama seni asla zorlamıyorum ama arkadaşlığımız devam etse bari- LAN! LAN BİR DAKİKA LAN LAN LAN LAN NASIL NASIL KANUL ETTİN Mİ BİZ ŞİMDİ SEVGİLİ MİYİZ YANİ ALLAAAAAAH!”
Ezgi’yi havaya kaldırdım ve eyrafımda döndürdüm. Ezgi de o insana neşe veren gülüşüyle gülmeye başladı.
“YAAA KUTİİİ! AHAHAA LAN KAFAM! BAŞIM DÖNDÜ KUTAAAY!”
Ezgi’yi hemen yere indirdim ve bir yerine birşey olmuş mu diye kontrol ettim.
“Güzelim özür dilerim. İyi misin? İyi misin acıdı mı bir yerin?”
“Yok aşkım birşey olmadı iyiyiiim!”
“N-Ne!?”
“Ne ne Kutay?”
“Az önce ne dedin?”
“İyiyim dedim?”
“Hayır hayır ondan önce!”
“Birşey olmadı dedim?”
“Ya ondan da önceeee.”
“Aşkım dedim ne dedi-“
“AŞKIM DEDİN İŞTE! ALLAH’ım EĞER BU BİR RÜYAYSA LÜTFEN BENİ UYANDIRMA MÜKEMMEL BİR RÜYA ÇÜNKÜÜÜ!”
“Ya şapşiiik! Rüya değil aşkıııım! Gerçeeek!”
“Lan ben böyle olacağımızı bilsem daha önceden söylerdim sana olan duygularımı.”
“Hahahaa! Tamaaam şimdi önümüze bakacağız canım. Önceden mönceden yok! Artık sadece ilerisi var! Eee hadi gidip benim sistalarıma senin de üzümlü keklerine söyleyelim sevgili olduğumuzu da zaten senin hayvan gibi başırışını duymuşlardır.”
“Üzülüyorum Ezgiciğim…”
“Yaa şaka şakaa! Aşkıım şaka dimi üzülmedin!”
“Sen bana bu kadar güzel aşkım dersen ben nasıl üzüleyim ki şaka tabi güzelimmm!”
Ezgi’nin yanağını öptüm. O da gülümseyip benim yanağıma küçük bir buse kondurdu. Ya gerçekten şuan o kadar mutluyum ki anlatamam!
…
Bölüm etkileşimi
