Bize Rağmen kitap kapağı

1. bölüm / 1

Bize Rağmen

SESSİZ ÇIĞLIK

Vaveyla Yazarı: Damla .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: SESSİZ ÇIĞLIK
  1. 1 SESSİZ ÇIĞLIK1.429 kelime · Okuduğun bölüm

Kasabanın insanı birbirini tanırdı ama her tanışıklık yakınlık demek değildi.Alara’nın ailesiyle Tunahan’ın ailesi yıllardır aynı sokaklardan geçmiş ,aynı bayramlarda selam vermişti. Tunahan’ın babası muhtardır, sözü dinlenen, ağır başlı ve adamdır. Alara’nın ailesi de saygı duyulan, kendi halinde insanlardı iki ailenin yolu ilk kez o akşam kesişti
Uzun bir masa kurulurdu. Çaylar tazelendi, büyükler geçmişten konuştu. Kim kiminle akraba, hangi yıl kış sert geçmiş... Sohbet tanıdıktı ama ortamda yeni bir şey vardı; henüz adı konmamış, sadece hissedilen bir şey.
Alara, masanın ucunda sessizce oturuyordu. Tunahan karşı tarafta, babasının hemen yanında. Göz göze gelmemeye çalışıyorlardı ama bu da bir tür bakışmaktı. Ne zaman Alara bardağına uzansa, Tunahan’ın eli de oynuyordu sanki. Fark edilmesin diye başlarını başka yöne çeviriyorlardı.
Büyükler konuşurken, gençler susuyordu. Ama o suskunluk boş değildi. Alara, Tunahan’ın ciddi duruşunun arkasında başka bir yumuşaklık olduğunu hissediyordu. Tunahan, Alara’nın sessizliğinde bir çekingenlik değil, derinlik görüyordu. O akşam kimse yüksek sesle bir şey söylemedi. Ama iki aile, farkında olmadan iki genç arasında filizlenmeye başlayan bir hikayenin ilk sayfasını çeviriyordu.
O akşamdan sonra iki aile daha sık görüşmeye başladı. Bazen bir çay bahanesiyle, bazen bir iş için. Her seferinde Tunahan’ın babası muhtar ciddiyetiyle konuşur, büyükler dikkatle dinlenirdi. Ama gençlerin dünyası masanın altından, sessiz bakışlardan ilerliyordu. Alara, her gidiste biraz daha fark etmeye başladı Tunahan’ı.
Hep aynı yerde oturuyordu. Fazla konuşmuyor ama konuşulduğunda dikkatli dinliyordu.Alara en çok buna takılırdı:
Tunahan kimseyi bölmüyor, acele etmiyor, sanki her şeyin zamanı varmış gibi davranıyordu.
Tunahan için de Alara farklıydı. Kalabalığın içinde kaybolmayan, sessizliğiyle fark edilen bir kızdı. Bazen Alara'nın yüzüne bakıp "Bir şey söylüyor ama söylemiyor" diye düşünüyordu. Bu düşünce Tunahan'ı hem rahatlatıyor hem de tuhaf bir şekilde heyecanlandırıyordu. İki aile birbirine alıştıkça, gençler de bu tanışıklığın içinde yavaş yavaş yerlerini buluyordu. Ne biri öne çıkıyordu ne diğeri geri duruyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Belki de en güvenlisi buydu.
Alara bazen geceleri bunu düşünüyordu. Bu kadar insanın arasında, bu kadar kuralın ve bakışın içinde bir his nasıl bu kadar sessiz kalabiliyordu.
Ama kalbi biliyordu; bazı duygular acele edilince değil, sabredilince güzelleşirdi. Ve fark etmeden o tanışmalar, o çaylar, o sessizlikler bir doğum gününe doğru yaklaşırken hikayenin zeminini hazırlıyordu.
Alara ile Tunahan'ın arasında hiçbir zaman adı konmuş bir şey olmadı. Kimse "sevgili" demedi, kimse söz vermedi. Ama bazı bağlar vardır ki isim istemez, sadece varlığıyla insanı içine çeker. Bazen aynı ortamda saatlerce yan yana otururlardı. Konuşmazlardı ama birbirlerinin varlığını hep hissederlerdi. Alara bir şey anlatırken Tunahan dinlerdi, Tunahan susarken Alara onun neden sustuğunu anlardı. Bu, açıklaması zor bir yakınlıktı. Bir gün küçük bir tartışma çıktı aralarında. Alara, Tunahan'ın soğuk davrandığını düşündü. Tunahan ise Alara'nın kendisinden uzaklaştığını sanmıştı. İkisi de yanlış anlamıştı ama kimse ilk adımı atacak cesareti bulamadı. O gün ilk kez gerçekten canları yandı. Araya mesafeler girdi. Selamlar kısaldı, bakışlar kaçtı. Ama ne Tunahan rahat edebildi Ne alara eskisi gibi gülebildi . Çünkü aralarında yaşanan şey, yok sayılabilecek kadar küçük değildi. Bu akşam, kalabalık bir ortamda ilk kez uzun uzun göze geldiler. Konuşmadılar. Ama o bakışta hem kırgınlık hem özlem hem de "hala buradayım" vardı. O an ikisi de anladı: bu hikaye bitmemişti. Henüz birlikte değillerdi ama artık inkâr da edemiyorlardı. Bazı hikayeler önce yaralar, sonra iyileştirir. Ve belki de bu, onların gerçekten başlamadan önce birbirlerini tanımalarını gerekiyordu. Alara o gün uzun düşündü. Söylemek isteyip de söylemediği cümleler vardı; boğazına düğümlenen geceleri aklını meşgul eden cümleler. Ne Tunahan hesap sormak istiyordu ne de onu zor durumda bırakmak. Sadece içindekini kırmadan, incitmeden söylemek istiyordu. O akşam yine kalabalık bir ortamdaydılar. Herkes konuşuyor gülüyor, sorular tazeleniyordu; sessiz, dikkatli, biraz da yorgun. Alara uzaktan ona bir an düşündü.
​"Ya şimdi susarsam, bu suskunluk yıllarca benimle kalırsa?"
​Kalbi hızlı atıyordu ama yüzü sakindi. Alara, Tunahan’ın yanına doğru yürüdü. Bu yürüyüş uzun gelmişti ona; her adımda cesareti biraz daha sınanıyordu. Tunahan başını kaldırdığında, Alara’yı karşısında görünce şaşırdı ama bir şey demedi. Alara ilk kez bu kadar net konuştu. Sesi ne titriyordu ne de yükseliyordu, sadece sakindi.
​"Bazen" dedi.
"İnsan konuşmadıkça yanlış anlaşılabiliyor."
​Tunahan bir an ne diyeceğini bilemedi. Tunahan devam etti, gözlerini kaçırmadan:
"Ben senden bir şey beklemiyorum. Ama bazı şeylerin yokmuş gibi davranılması da ağır geliyor."
​Bu cümle Tunahan'ın içine oturdu. Çünkü Alara haklıydı. O da konuşmadıkça her şeyi karmaşık hale getirdiğini fark ediyordu. Ama Alara’nın bu kadar açık, bu kadar olgun konuşması onu hem rahatlattı hem de derinden etkiledi.
​Alara son cümleyi daha alçak söyledi.
"Eğer aramızda bir şey yoksa da bile... En azından saygıyla susalım, kırarak değil."
İşte o an Tunahan anladı. Bu kız kavga etmiyor, hesap sormuyor, sahiplenmeye çalışmıyordu. Sadece hissettiğini olduğu gibi söylüyordu. Tunahan derin bir nefes aldı. İlk kez kaçmadı. "Ben de" dedi, "nasıl davranmam gerektiğini bilemedim. Ama seni görmezden gelmek istemedim."
Bu konuşma onları sevgili yapmadı. Ama aralarındaki düğümü gevşetti. O günden sonra her şey değişti. Selamlar uzadı, bakışlar kaçmadı, sessizlik eskisi kadar ağır gelmedi. Henüz birlikte değillerdi. Ama artık ikisi de biliyordu: Bu hikaye yarım kalmayacaktı. Sadece biraz zamana, biraz daha cesarete ve doğru ana ihtiyacı vardı. Ve bazen bir hikayeyi başlatan şey, büyük sözler değil... sadece doğru zamanda söylenen tek bir cümleydi. Alara o geceden sonra her şeyi daha net düşünmeye başladı. Sanki kalbinin içinde kilitli duran bir oda vardı ve Tunahan'ın söyledikleri o kapının anahtarını bir tık çevirmişti. Tam açılmamıştı ama artık kilit de değildi. Alara hiçbir zaman duygularını kolay yaşayan biri olmamıştı. Sevmek onun için yüksek sesle konuşmak, herkesin ortasında gülmek demek değildi. O daha çok içinde yaşardı; bakışlarıyla, suskunluklarıyla, küçük detaylarla. Ve Tunahan'ı da böyle sevmişti. İlk zamanlar bunu kendine bile itiraf etmedi. "Alışkanlık" dedi. "Aynı ortamlarda bulunmak" dedi. Ama Tunahan gelmediğinde içinin sıkıldığını, sesini duyduğunda rahatladığını inkar edemiyordu artık. Bazen Tunahan'ın gülüşünü düşünüyordu Alara. Herkese aynı olmayan o gülüşü... Bazen de ciddi duruşunun arkasındaki yumuşaklığı kimseye göstermezdi ama Alara'nin hissettiği o hali en zor anında buydu zaten. Kimse bilmezken hissetmek, abiler varken susmak, kalabalıkta yalnız kalmak... Alara'nın çoğu zaman bu duyguyu bir yük gibi taşıdı. Ama yine de vazgeçmedi. Bir gece defterine şunları yazdı Sude:
"Beni en çok yoran şey, onu sevmek değil... onu sevdiğimi saklamak"
Tunahan'ın haberi yoktu bunlardan. Ama Alara'nın davranışları değişmişti. Daha dikkatli artık, kırmamaya çalışıyor, fazla yaklaşmaktan korkuyor, ama uzakta da kalamıyordu. Bir gün Tunahan'ın bunu fark etti. Alara'nın gözlerinde bir şey vardı; söylenmemiş bastırılmış, ama orada duran bir şey. O an Tunahan anladı ki; bu hikaye tek taraflı değildi. Sadece zamanını bekliyordu. Alara için duygularını saklamak için zayıflık değil, bir korunma şekliydi. Çünkü biliyordu: Eğer bir gün gerçekten konuşulacaksa, yarım değil, tam konuşmalıydı. Kaçamak değil, net olmalıdır. Ve belki de bu yüzden hikayeler böyle ileriyordu. Hızlı değil, gösterişli değil, ama gerçektir. Henüz sevgili değillerdi. Ama Alara artık bunu biliyordu: Bu duygular susturulmak için değil, doğru zamanda paylaşılmak içindi. Ve doğru zaman, yavaş yavaş yaklaşıyordu. Alara defteri hep aynı yerde dururdu komodinin çekmecesinde, en alta yatın kimse açmaz sanırdı, çünkü kimse bakmazdı zaten. Ama bazı şeyler saklandıkça daha görünür oluyordu. Tunahan o gün ilk kez Alara'nın odasında yalnız kaldı. Kısa bir anlıktı, herkes aşağıdaydı. Etrafına bakındı: oda sade ve düzenliydi. Herşey yerli yerindeydi, sanki Alara'nın iç dünyası gibi. Tam çıkacakken çekmecenin yarı açık olduğunu fark etti. Bakmak istemedi aslında. Ama defterin kapağındaki eskimişlik dikkatini çekti, istemeden eline aldı. Bir sayfa açaktı ve okudu:
"Beni en çok yoran şey, onu sevmek değil... onu sevdiğimi saklamak" Tunahan bir anda doldu, bu cümle belki ona ait değil, ama onu anlatıyordu. Alara’yı, suskunluğunu, mesafesini, bakışlarını... Hepsini bir araya getirdiği o an defteri yerine koydu, hiçbir şey olmamış gibi aşağı indirdi ama artık hiç bir şey eskisi gibi değildi. Günler sonra Alara'nın doğum günü geldi. Ev kalabalıktı, yine herkes vardı hediyeler verildi, gülüşler savruldu. Tunahan en son kaldı elinde küçük sade bir paketle. Yaklaştı, "bunu yanlarken aç," dedi. Sadece ne fazla baktı ne de açıklama yaptı. Alara o gece odasına geçtiğinde paketi açtı. İçinde ince bir defter çıktı. İlk sayfasında tek bir cümle vardı, Tunahan'ın el yazısıyla:
"Bazı duygular acele edilmez, ben bekleyebilirim"
Alara'nın gözleri doldu, çünkü Tunahan her şeyi anlamıştı. Defteri, suskunluğu, korkuyu... Ve kaçmamıştı. O gece sevgili olmadılar. El ele tutuşmadılar. Büyük sözler söylenmedi. Ama ikisi de biliyordu: Artık bu hikaye tek taraflı değildi ve bazı aşklar böyle başlardı; sessizce, saygıyla ve doğru zamanda. O gün Alara her zamankinden daha sakindi. Tunahan'ın verdiği defterden sonra içinde bir rahatlama vardı ama aynı zamanda yeni bir tedirginlik de başlamıştı. Artık duygular tek taraflı değildi ve bu Alara'yı hem mutlu ediyor hem de daha hassas yapıyordu. Akşamüstü kalabalık bir ortamdalardı yine. Herkes bir aradaydı; gülüşler, konuşmalar, tanıdık sesler. Alara uzaktan Tunahan'ı izliyordu. Her zamanki gibi sessizdi ama bu sefer kez yalnız değildi, yanında başka biri vardı. Çok yakın değillerdi ama fazla rahattılar. Alara'nın içi istemsizce sıkıştı, kendisini hemen uyardı: "Hakkım yok", "Bir bir şey değiliz" ama kalp bu cümleleri umursamadı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 14beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18