1. bölüm / 1
Biraz Hazin Biraz BizBÖLÜM 1 – GECENİN UZAK TARAFINA
Bölümler 1Şu an: BÖLÜM 1 – GECENİN UZAK TARAFINA
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gün, şehrin üstüne ağır ağır çökmüştü.Mart ayının keskin rüzgârı sokak aralarına doluyor, insanların yüzlerine hep aynı ifadeyi veriyordu: Aceleyle yaşama hâli.Gökyüzü, sabahtan beri gri bir örtü gibiydi; ne yağacak, ne açacak… sadece duruyordu.Sanki şehir de bugün biraz daha isteksizdi.
Hazin okuldan çıktığında yüzüne çarpan rüzgâr, ona her zamanki gibi “Burada hiçbir şey değişmiyor,” der gibi geldi.Kaldırımlar kalabalık ama anlamsızdı; insanlar koşturuyor, arabalar bağırıyor, kahkahalar havaya saçılıyor fakat hepsi bir şekilde boşluğa düşüyordu.Şehir, Hazin’e uzun süredir bir ev değil, bir gürültü yığını gibi geliyordu.
Eve yürüdü.Kapıyı açtığında içerideki sessizlik, dışarının kalabalığından daha yorucuydu.Çantasını bir kenara bıraktı, montunu çıkardı, lavaboda yüzünü yıkadı.Aynaya baktığında kendi yorgunluğunu gördü; göz altlarında uykusuzluk birikmiş, omuzlarında görünmez bir yük çöreklenmişti.
Akşamı çayla geçirdi.Bir şey izledi, izlediğini anlamadı.Pencereyi aralayıp dışarıya baktı; sokak lambasının titreyen ışığında şehir biraz daha yabancı görünüyordu.
Yatağa uzandığında tavanı seyretti.Tavandaki küçük bir çatlağın bile ona fısıldadığı bir şey vardı:“Buradan git.”
O gece uzun sürdü.Düşünceler, nefesi kadar derine iniyordu.Hiçbir şeyi istemiyor gibi hissetti; ne kalmak, ne de kalabalığın içinde kaybolmak.Ve karar, bir anlık bir öfke değil, günlerdir içinden sessizce büyüyen bir düşüncenin tamamlanmış hâliydi.
Gecenin bir vakti yatağından doğruldu.Saatin kaç olduğuna bile bakmadı.Ceketini aldı, telefonunu cebine attı ve sessizce evden çıktı.
Sokaklar geceleyin bambaşkadır.Kalabalığın gündüz bıraktığı izler silinir.Hazin, yürürken şehrin sessizliğini dinledi; bu sessizlik bile gürültüden daha samimiydi.
Otogara vardığında içindeki kalabalık onu karşıladı.Biri sevgilisine sarılmış, ayrılığın hüznüyle gözleri dolu;bir başkası kavuşmanın sevinciyle gülerken, sevgilisinin saçlarına dokunuyordu.Orada, o an, herkesin birbirine ait bir yanı vardı.
Hazin onlara baktı, istemsizce gülümsedi.İçinde hafif bir sıcaklık dolaştı:“Demek bazı insanlar hâlâ böyle seviliyor…”
Sonra kendini dışarıdaki kedilerin arasında buldu.Bir tanesi usulca yanına geldi, kafasını dizine sürdü.Hazin eğilip onu okşadı.Kedilerin sıcaklığı, insanların soğukluğundan daha gerçekti.
Bir banka oturup telefonunu çıkardı.Aslında bir mesaj beklemiyordu;kimse “Neredesin?” diye sormayacaktı.Ama insan yine de bakıyordu işte.
Ekranda yalnızca bildirimler vardı:
“Sana özel kış indirimleri!”“Bugün çok iyisin, hadi egzersize başla!”“Şok kampanya: Bitmeden al!”
Hiçbirinin Hazin’le bir ilgisi yoktu.Telefonun bile abartılı iyimserliği onu güldürdü.
Bir çift daha sarıldı birbirine.Bir muavin elinde çayla perona koştu.Bir teyze torununa atkı sardı.Otogarın uğultusu bile Hazin’in içeride biriken sessizliğini kırıyordu.
Tam o sırada anons duyuldu:“Peron 7’den hareket edecek araç hazırlanmaktadır.”
Bu ses, beklediği kararın işareti gibiydi.Doğruldu, otogar lokantasına geçti.Fazla tuzlu bir menemen yedi, ama sıcaklığı iyi geldi.
Öderken muavinle göz göze geldi.
“Nereye gidiyor genç?” dedi muavin, hafif gülerek.
Hazin omuz silkti.“Bilmiyorum. Uzak bir yere.”
Muavin başını salladı.“Bir kasaba var… İsmi pek bilinmez. Yol az kişiyle doluyor ama güzel bir yer derler.”
Bu söz, Hazin’in içinden bir kapı açtı.Açıklayamadığı bir çekim…Sanki orası onu çağırıyordu.
“Tamam,” dedi.“Kalkış kaçta?”
“Yarım saat.”
Hazin o yarım saati tekrar kediler, kalabalık ve kendi içindeki o kıpırtıyla geçirdi.Sonra otobüs geldi.Işıkları geceyi yaracak kadar güçlüydü.
Hazin bindi.Pencere kenarına oturdu.Telefonunu sessize alıp çantasına attı.
Motor çalıştı.Otobüs ağır ağır ilerledi.Şehir, ışıklarını birer birer arkasında bıraktı.
Camdan dışarı bakarken kendi yansımasını gördü.O yansımada yorgun bir çocuk değil, kendine doğru yürümeye başlayan biri vardı.
Ve Hazin, gittiği o isimsiz kasabada hayatının yalnızca değişmeyeceğini,belki de tamamen yön değiştireceğini hissediyordu.
O kasabada onu bir şey bekliyordu.Belki bir sır.Belki bir başlangıç.Belki bir insan…
Henüz adını bile bilmediği ama içinin bir yerinde duyduğu biri.
Feleria.
Ve yol, karanlığın içine doğru uzanmaya devam etti.
Bölüm etkileşimi
