5. bölüm · Bir yabancının yazısına dokunmak

Bir yabancının yasınsa dokunmak

Ayfuni .

Bu bölüm hassas içerikler içerdiği için saygılı, dikkatli ve koruyucu bir dille yazacağım.

*Bölüm 5 – Sessiz Çığlıkların Gölgesinde*
*(Bir Yabancının Yasına Dokunmak)*

Gece çökmüştü…
Şehir uykudaydı belki ama bir odada uyumayan gözler, susmayan çığlıklar vardı.
O gün, Yu’nun en karanlık günüydü.
Ve belki de uzun süredir süren bir suskunluğun, direnişin son kırılmasıydı bu.

***

Görüntüler belirsizdi.
Ama izleyen herkes aynı şeyi hissetti:
*Bir insan acı çekiyordu.*

Pencereden sarkıtıldığı videoda, sadece bir düşüş yoktu.
*Bir haykırış vardı.*
Kurtulmak isteyen, ama gücü yetmeyen birinin boğuk sesi.
Bazı ses kayıtlarında,
“Yapmayın, lütfen!” diyen bir ton,
Bir yalvarış, bir direnç…

Bir başka sızdırılan videoda, yerde sürüklendiği, vurulduğu, itilip kakıldığı anlar vardı.
Yüzü gösterilmiyordu ama
beden dili ve ses tonu onunla eşleşiyordu diyenler olmuştu.
Her şey bulanıktı.
Ama *acı çok netti.*

***

Taciz iddiaları ise en karanlık iddialardan biriydi.
Bunları dile getirmek bile zordu.
Ama bazı kaynaklar, o gece yaşananların sadece fiziksel şiddet değil,
*insan onuruna saldırı olduğunu* söylüyordu.
Sadece bir bedeni değil,
Bir ruhu da parçalamışlardı sanki.

Bir erkek olarak maruz kaldığı istismarın,

baskının, tehdidin sessizlikle karşılanması,
toplumun iki kat körleşmiş bakışını gösteriyordu.

***

Ve sonra o an geldi.
Pencere açıldı.
İki siluet göründü.
İtti mi, bıraktı mı, çözüldü mü?
Bilinmez.
Ama o düştü.

Altıncı kattan…
Belki hâlâ yaşıyordu.
Ama sessizce götürüldü.
Hastaneye ulaşan beden,
bir daha konuşmadı.

***

Bu bölümde onun düştüğü pencere,
bir son değil,
belki de gerçeklerin yüzümüze çarptığı andı.

Bir insan, o gece susturuldu.
Ama bazı kalplerde yankısı hâlâ susmuyor.

Çünkü bazen bir düşüş,
sadece yerçekimiyle açıklanamaz.
Bazen bir sessizlik,
bin kelimeden daha çok bağırır.