3. bölüm · Bir Gezi Mesafesi
bölüm 3
Ege bir an bana baktı.
“burada kalırsan daha çok karışacak.”
“zaten daha ne kadar karışabilir ki?” dedim.
cevap vermedi.
sadece arkasını dönüp yürümeye başladı.
ben de yine peşine takıldım, başka seçeneğim yoktu.
üçlü grubun yanına döndüğümüzde herkes sessizdi.
o uzun çocuk ilk kez bana daha dikkatli baktı.
“hala burada olması sıkıntı.”
“ben de çok memnunum zaten durumdan” dedim.
Ege araya girdi.
“plan değişti.”
“ne planı?” dedim hemen.
huzursuz kız bu sefer bana yaklaştı.
“buradan çıkış için normal yollar çalışmıyor.”
“normal yollar ne demek ya?”
duvara yaslanan çocuk konuştu:
“bazı sokaklar… geri dönüyor.”
“bu ne demek?”
Ege gözlerini benden kaçırmadan söyledi:
“buraya giren herkes kendi döngüsüne sıkışır.”
bir saniye sustum.
“şaka yapıyorsunuz dimi?”
kimse gülmedi.
o an ilk defa gerçekten ciddileştim.
“ben buraya gezi için geldim.”
Ege hafif nefes verdi.
“artık öyle değil.”
bir süre yürüdük.
sessiz.
sonra ben dayanamadım:
“neden bana yardım ediyorsun?”
Ege durdu.
“yardım etmiyorum.”
“ne yapıyorsun o zaman?”
bana baktı.
çok kısa bir sessizlik oldu.
“kontrol ediyorum.”
“beni mi?”
“durumu.”
o an sinirlenmem gerekirken, garip bir şey oldu.
kalbim hızlandı ama korkudan değil.
rahatsız edici bir şekilde… ona yakın hissettim.
“bak” dedim.
“ben senin planlarının parçası değilim.”
Ege bir adım yaklaştı.
“şu an tam olarak parçasısın.”
arkadan grup sessizdi.
kimse konuşmuyordu.
ve ilk kez Ege’nin sesi biraz düştü:
“ve bu yüzden yanında kalmam gerekiyor.”Yürümeye devam ediyorduk.
Herkes suskundu ama ben içimdeki sesi susturamıyordum.
“bu işte bir şey var” dedim kısık sesle.
Ege yürümeyi kesmeden cevap verdi:
“çok şey var.”
“çok yardımcı oldun gerçekten.”
o an aniden durdu.
ben fark etmeden biraz daha öne gitmiştim.
ve bir anda…
kolumdan tuttu.
sert değil.
ama geri çekmeye yetecek kadar net.
“buraya basma.”
donup kaldım.
“ne?” dedim.
Ege yere baktı.
ben de baktım.
zeminde çok belli olmayan bir çizgi vardı.
sanki sokak… orada kırılıyordu.
“az kalsın aynı döngüye giriyordun” dedi.
“bu nasıl bir şey ya…”
tam o an elim otomatik hareket etti.
onun tuttuğu koluma baktım.
ve fark ettim.
bırakmamıştı.
bir saniye fazla uzun tuttuğunu da fark etti.
hemen çekti.
“tamam” dedi sertçe.
“ney?”
“hiç.”
gruba geri döndüğümüzde herkes bize baktı.
uzun çocuk direkt sordu:
“ne oldu?”
Ege kısa cevap verdi:
“sorun yok.”
ben hemen atladım:
“sorun yok falan değil, az önce yere basmasaydım—”
Ege lafımı kesti:
“sus.”
ilk defa bana bu kadar net konuşmuştu.
grup baktı.
ben baktım.
o baktı.
sessizlik…
sonra o huzursuz kız bir şey dedi:
“çok belli oluyor.”
“ne belli oluyor?” dedim.
kız Ege’ye baktı, sonra bana.
“bu şekilde devam ederseniz dikkat çekersiniz.”
“ne şekilde?” dedim.
uzun çocuk araya girdi:
“çift gibi.”
bir saniye…
beynim durdu.
“ne?” dedim aynı anda Ege de:
“saçmalama.”
ama kız ciddiydi.
“burada yalnız gelenler daha hızlı kayboluyor.”
sessizlik.
Ege bana baktı.
ben ona baktım.
sonra o çok kısa bir nefes verdi.
“geçici bir çözüm” dedi.
“ne çözümü?” dedim.
Ege çok net söyledi:
“sahte sevgili gibi davranacağız.”
“sen şaka mı yapıyorsun?”
“hayır.”
