4. bölüm · Bir Geceye Kaç Yıldız Sığar

Yıldız 3

Medine ...

🌌

Boks torbasına şidetli yumruklar atıyordu Altay Çakır Alaca. Karmakarışıktı kafası. Son günlerde düşünmesi gereken çok fazla şey vardı. Düşünmek istemeyeceği her şeyi düşünmek zorunda kalmıştı. Yanına gidip dertleşeceği annesi de yoktu yanında. Babası desen bir kaç aydır bu hayatta en çok korktuğu, annesini de aynı hastalıktan kaybettiği kansere yakalanmıştı. Doktorlar kurtuluşunun olmadığı mucizelere bağlı olduğunu söylüyorlardı. Çâresizdi Altay babası ona ölmeden önce evlenmesini, annesinin en büyük isteğinin bu olduğunu söylemiş elbet bir gün bu hastalığın onu da öldüreceğini, karısının yanına O'na verdiği sözü tutmadan giderse gözü açık gideceğini söylemiş Altay'a en yakın zamanda birini isteyip evlendireceğini söylemişti. Altay bunları babasından dinlediğinde babasına böyle şeyler söylememesini onun da annesi gibi ölüp gitmeyeceğini daha çok kendisini inandırmaya çalıştığını bilerek babasını susturmaya çalışmıştı. Fakat O' da biliyordu elbet bir gün babasına ne olacağını. Çok severdi anne babasını. Bir süre sonra babası Aziz Bey bu konuyu hergün açmasına dayanamamış babasını bu kadar üzmeye hakkı olmadığını ve annesinin isteğini yerine getirmemenin vicdan azabına dayanamamış babasına en yakın zamanda en doğru kişiyle evleneceğini söyleyerek bir kaç kişiyle görüşmüştü. Yakışıklı adamdı Altay Çakır, saçları annesinin benzeri kumral kahve tonlarında, bulanık ela gözleri ve düzgün yüz hatlarıyla gören herkese iç çektirecek türdendi bir adamdı.
Dışarıdan sert, çözümlenemez biriydi. Fakat içinde annesinin ona bıraktığı izler vardı.
Görüştüğü kimselerde annesini bulamamıştı. O'nun ilk aşkı da son gördüğü hayran olduğu kadın da annesiydi. Annesi öldükten sonra hiçbir kadın onun ilgisini çekmemiş,sanki dünyadaki harika kadınlar onula beraber ölmüş gibiydi. Olmuyordu işte hiç kimse ilgisini çekmiyordu. Nasıl yapacağını hiç bilemediği bir zamanda kız kardeşi Mihri gelmiş ona hiç değilse sahte bir evlilik yapabileceğini, babalarını bir süreliğine de olsa mutlu görmeleri için bunu yapması gerektiğini söylemişti.
Başta bu fikir aklına yatmasada üzerine biraz düşündükten sonra başka çâresi olmadığını anlamıştı. Bir süre sahte bir evlilikle babasını mutlu edip sonrasında ne olursa artık duruma bakardı. Evet böyle düşünmüştü başka seçeneği de yoktu. Planını yapmıştı yapmasına birde evlenecek sahte birini bulsa. İstese yüzlercesi evlenirdi onunla sorun Onda'ydı bir türlü kabul ettiremiyordu kendine. Bu düşüncelerle bok torbasın biraz daha yumrukladıktan sonra duşa girdi. Duştan çıktıktan sonra biraz hava almak için bahçeye çıktı. Kız kardeşi Mihri'yi bahçede görünce ona doğru ilerledi ve tam yanına bıraktı kendini. Çaresizdi bir tek Mihri bilirdi.
"Bulabildin mi evlenecek birini?"
Diye soran Mihriy'di. Ne cevap vereceğini bilemedi bulamamıştı kabul edemiyordu,evlenmek hiç istemiyordu ama buna hiç istemediği kadar da mecburdu.
"Hayır. Mihri evlenecek birini bulmak o kadar kolay değil"
"Ama abi biliyorsun babam... Babamın ne kadar zamanının kaldığını bilmiyoruz bir an önce evlensen mi?"
Ellerini saçlarının içine geçirerek dağıtıp sıkıntıyla nefes verdi. Bu kadar kolay mıydı evlilik? Annesi ve babası severek evlenmiş,güzel bir hayat yaşatmışlardı çocuklarına. Altay'da hep onlara özenmiş onların evliliği gibi bir evliliği olacağını hayal etmişti. Bütün hayallerini annesinin ölümü ile toprağa gömmüş aşkın her şeyi halletmeyeceğini acı bir şekilde öğrenmişti. Kardeşine dönerek "Birini bulmak zor değil benim için biliyorsun değil mi? Sorun hiç tanımadığım biriyle nasıl evlenebilecek olmam." Biliyordu Mihri. Son 4 yıldır zordu âbisi. Annesi ölmeden önce yüzünü astığını görmezdi. Kendince herşeyi şakaya alır, çoğunlukla dışarlarda zamanını eğlence amaçlı geçirir , babasıyla beraber şirket işlerini büyük heveslerle yapardı. Anneleri öldükten sonra Mihri abisinin bu özelliklerini bir daha hiç görmemiş, seneler içinde hiç tanımadığı bir adama dönüşmesini acıyla izlemişti.
"Abi..." Sesi kısık çıkmıştı. Ne diyebilirdi ki haklıydı abisi. Kim tanımadığı birirni hayat arkadaşı yapardı,delilikti!. Ama o da âbisi gibi kıyamıyordu babasına. Abisini bi an önce evlendirmesi gerekiyordu. Ama kim? Kim kabul ederdi böyle bir şeyi,birde abisi tanımadığım birisiyle nasıl evleneceğim? Diyordu. İlla tanıdığı birisi mi olmalı? Diye düşündü Mihri
Peki senin tanıdıklarından biri olur mu Mihri? aklına gelen bu düşünceyle doğruldu. Çok mantıklı dedi içinden bir ses. Abin kabul etmez bu fikri saçmalama dedi içinden başka bir ses. Başka bir ses daha duydu. Kabul ettiririz tanıdığın çok güzel biri var kabul ederse harika bir fikir bu. Birden aklına gelen fikirlerle abisinin suratına dikkatle baktı. Olurmuydu, abisi kabul etse bile arkadaşı kabul edermiydi? Eder! Dedi. O sana en zor zamanlarında hep yardım etti yine yardım eder. Üzerindeki dikkatli bakışları farkeden Altay Çakır yeni yaktığı sigarasından bir duman çekip ne var dercesine kafasını salladı. Aklındaki planı kafasında bir dakikada düzenleyen Mihri abisine ışıldayan umutlu gözlerle bakarak konuşmaya başladı.
"Tanımadığım biriyle nasıl evlenirim?diyorsun değil mi" tepkisizce kardeşinin parıldayan gözlerine baktı kim bilir yine ne kurmuştu kafasında.
"Evet"
"Peki benim çok iyi tanıdığım biriyle evlenirmisin?"
Duydukları karşısında bir kaşını yukarı kaldırıp, kafasını hafifçe Ne dercesine sola eğdi. Anlamamıştı.
"Abi bak diyorsun ki tanımadığımla evlenmem gel benim tanıdığım güvendiğim ile evlen ha, ne diyorsun?"
Sigarasından bir duman daha çekip,söndürerek yanına bıraktı izmariti.
"Sevgili kardeşim yine hayal dünyanı çok fazla zorlayarak bir şeyler planlamışsın ama olmaz. Senin tanıdığın biri bana yabancı oluyor aynı şey"
Sakince devam etti Mihri tanıyordu abisini. Başta kabul etmeyip üstüne biraz düşündükten sonra kabul edecekti. "Abi zaten hertürlü biriyle evleneceksin, gel benim tanıdığım güvendiğim o kişiyle evlen sorun çıkmaz."
Altay kardeşinin dediğini kabul etmeden susmayacağını iyi biliyordu. O yüzden mantklı gitmeye karar verdi.
"Bak Mihri o kadar kolay değil diyorum ya. Hem ben kabul etsem bile hiç tanımadığım arkadaşının kabul edeceği ne malum ha canım benim."
Hevesle konuştu Mihri. " Bak abi sen kabul et ben bir şekilde onu iknâ edicem güven bana.Babamla anneme bunu birçluyuz bence abi lütfen " dedikten sonra gözleri dolan kardeşini yanına çekip sıkıca sarılmaktan başka bir şey yapamadı. Sonrasında Mihri'ye bunu düşüneceğini söyleyerek odasına gitti. Odasına girdiğinde bu fikri asla düşünmemiş, annesiyle geçirdiği günlerde çektiği kısa videoları izleyerek uykuya dalmıştı. Konunun kapanacağını düşünerek sabah odasından çıktığında Mihri onu asla rahat bırakmamış tüm gün peşinde onu ikna etmeye çalışmış ikna etmişti de. Mihri'ye arkadaşı kabul ederse evleneceğini söylemiş,ne olursa olsun demişti. Bu kararı verdiğinde ne de olsa her türlü evleneceğim, Mihri güveniyorsa bir bildiği vardır, onun istediğiyle evleneyim gibi şeyler geçmişti aklından. Saçmalıktı ama mecburdu ne olucaksa olsun kafasını kuşanmaya çalışıp Mihri'nin bahsettiği kadınla evlenecek hayatını ikinci plana atıp babasıyla ilgilenecekti. Aşk onun için asla olmayacak bir şey olucaktı. Buydu kafasındaki. Ama kaderin onun için çok farklı planları vardı. Bilmiyordu zamanı geldiğinde ya şükür eden ya isyan eden olucaktı ama asla planladığı gibi devam etmeyecekti hayatı.

⭐⭐⭐

Evdeki kaosa bakarken, gerçekten bu aileden olmadığımı düşündüğüm dakikalardayım. bir isteme için sabahın 4'ünde herkesin kalkıp bağır çağır etrafta gezinmesini benim de başımı yastığın altına saklayarak biraz daha uyumak için çabalamamı başka bir şey açıklayamazdı çünkü. Tamam haklılar ilk defa evden biri evleniyor ama bu kadar da gürültü olmaz ki! Bir saat sonra kalkıp şirkete gidecek olan onlar değildi tabii. Kapım şiddetle çalınca oflayarak ayaklandım bu evde kesinlikle bana saygı yoktu. Kapıyı açtığımda karşımda annemi gördüm isteme şimdi olucakmış gibi süslenip püslenmişti. Ters bakışkarı dağınık saçlarımda, makyajsız yüzümde ve kedicikli pijamalarımda gezindi. Yüzünü ekşiterek "Kız ha bu halin nedü? Hâlâ uyanmadunmi,Ne biçim kızsın? sabahtır yüz kere geldum kapına. uyan da" Sabahın dördünde uyandırmanın saçmalığıyla ters bakışlarla baktım.
"Sabahın dördünde neden uyandırdığını sorabilirmiyim anacım" bi Ya sabır çekip " kız abanı istemeye geliyler ya, kaföre gideceğuk çabuk hazırlan çabuk!" Dedi ve cevap vermemi beklemeden arkasını dönüp hizmetlilere emirler yağdırarak ablamın odasına doğru ilerledi. Şaka gibiydiler. Ben kim kuaföre gitmek kim. Birde sabahın dördünde!. Gerileyip belki biraz daha uyurum düşüncesiyle yatağıma girdim ama yok bir türlü uykuya dalamadım,uyanmıştım bir kere uyuyamazdım tekrar. Yataktan yine büyükçe oflayarak çıktım evde hala bağırış sesleri geliyordu. Tamam ablamı istemeye gelmelerine heyecanlanmaları normaldi ama gelenlerde padişah değildi normal Trabzonlu bir aileydi işte. Ailemin bu hallerine bağışıklığım vardı garipseyemiyirdum maalesef. Elimi yüzümü yıkayıp saçlaımı üstünkörü tarayıp, dolabımdan siyah bol pantolon ve siyah kazaklarımdan birini alıp giydim. Çantamı ve telefonumu da alıp dışarı çıktım. Makyaj yapmamıştım. Annem ve ablam da aynı saniyelerde odadan çıkmış, bana doğru yürümeye başlamışlardı. Sadece kuaföre gitmek için bile yüzlerinde makyaj, üstlerinde en parıltılı elbiseleriyle karşımdaydılar. Gerçekten tam anlamıyla siyah ve beyaz gibi birşeydik şu an. Annem ve annem aynı anda halime yüz ekşittiler. Kesinlikle annem beni evlatlık almış olmalıydı yoksa bir şeyimiz bile benzemezmiydi. Annemin konuşmasına fırsat vermeden ablam;
"Bari bu gün güzel giyin Gülperi yaa, şu haline bak"
Aynı yüz ekşimesiyle bu sefer ben ona baktım. "Ne varmış halimde afedersin"
"Elbise giy bari"
"Bakarızz" diyerek yanlarından geçip aşağıya inmeye meyletiğimde, annem kolumu sertçe tutup geri getirdi yerime.
"Azıcık ablanı feyz al. bak evlenip gidicek evde sen kalacasun bi kız. Hah ne kız ne kız." Evet günlük azarlama saati biraz erkende olsa annemle açılışı yapmıştık.Birazdan aynı azarları âbim ve babamdan da yersem tamam. Kolumu tutan elini çekmeye çalıştım sertçe tutmuş bırakmıyordu. Az önceki gibi sakin bi terslikle değil gerçekten sinirli bakıyordu. Bu bakışlar gardımı düşürmem için yeterliydi. Sakin kalmaya çalışarak, "Ana ne istiysun?, tamam yapacağum da. Kolum acıyi bırak" buraya kadardım işte ailemin bir ters bakışına, sinirle çatılan kaşına bütün duvarlarım yıkılıyor, beni tekrar o karanlık odalara atıcaklar diye ödüm kopuyordu. Gülperi bir tek onlara kediydi,dışarıya kaplan. Tuttuğu kolumu sertçe bıraktı. "Bizimle kuaföre geliceksin, sonra şirkete gidersin anladın?" Başımı salladım. Aşağıda onları bekleyeceğimi söyleyerek, aşağı indim. Aşağıda babamla âbimi gülerek konuşurken gördüm. Yanlarına gitmeyi istemediğim için mutfağa doğru yürüdüm erken saate uyandığım için açtım. Kendime sandiviç hazırlarken âbim Adem'i gördüm mutfak kapısında, sırıtarak bakıyordu. Sandiviçimi ısırırken ne var dercesine kafamı salladım. "Dicle'yi evlendirdik."
"Eee"
"E sıra sende"
Bi git dercesine elimi aşağı yukarı salladım. Garip bi çocuktu Adem abi. Aramızda üç yaş olduğu için aramızda fazla abi kardeş resmiyeti olmazdı. Çok sık kavga ederdik mesela. Beni seviyor mu sevmiyor mu hiç bilmem. Fazla umursamaz biriydi. Tek bildiği sabah evden çıkıp akşam eve gelmekti ama eğlence amaçlı. Gülerek gelip elimde ko sandiviçten büyük bi ısırık aldı. Elimi hemen geri çekip büyük çoğunluğunu yediği sandiviçime baktım. " Ya abi bitirdun ya. Sen yapıcaksın yenisini!"
Tam gülerek bir şeyler söylemek için ağzını açmıştı ki babam içeri girince sustu. "Biliysun Dicle'yi istemeye geliyler ha bu gün." Kafamı sallayarak Dicle'den bahsederken parıldayan gözlerine baktım. İçimde birşeyler koptu sanki belli etmedim. O da devam etti. "O yüzden kizum,bitur işleri gel eve erkenden. Tamam?"
"Tamam baba"
Konuşmasını bitirdikten sonra kolunu abimin boynundan geçirip,bu gün berbere beraber gideceklerini söyledi. Onlar gülüşerek mutfaktan çıktığında ne hissedecegimi bilemeyerek arkalarından çıktım. Saat beşe kadar dışardaki veranda da annemlerin çıkmasını bekledim. Nihayet çıktıklarında benim arabamla yola çıkmıştık. Onları kuaföre bırakıp, yanlarında biraz durduktan ve tabi zorlamalarıyla hahif bi makyaj yaptırdıktan sonra şirkete gelmiştim. Arabayı şirketin önüne rastgele bırakıp indim. Şirketin içine girerken telefonumun çaldığını duydum.Çantamı arabada bıraktığım için kulaklığım yanımda değildi. Mihri arıyordu. Odama gidince geri ararım diyerek meşgule atım. Bir kere daha aradı bir kere daha meşgule atım. Telefonu kapatıp cebime koyarken bana doğru gelen Aslan' ı gördüm. Salak herif ilk defa görmüş gibi el sallayarak geliyordu.
"Naber patron? erkencisin bu gün."
Yanımda durduğunda özenle taranmış kızıl saçlarını ellerimle dağıttım. Hemen kafasını geri çekerek "Patron ne yaptın ya. Şirkete çok güzel stajyerler gelmişti. Kısmetimi kapattın." Dedi yapmacık bir hüzünle. Gülerek " stajyerlerimden birine bile yürüdüğünü görürsem ha o hamsi kafanı kopartırım" dedim. Poposuna hafif bir tekme attıktan hemen sonra patron kişiliğime döndüm ve, "Batuhan nereyedur" dedim. O'da günlük şakalaşmanın bu kadar olduğunu anlamış olmalı ki ciddileşerek cevap verdi. " Batuhan dün demiştun ya yurt dışına gidecek mallara öncülük edecedu. Ne zamana döner ha oni bilmeyim işte patron" odamın önüne geldiğimde ona dönüp " Baâ Feride'yi çağır" dedim. Feride'nin ismi geçtiği an yüzünü ekşiterek kafa sallamış istemeye istemeye çağırmaya gitmişti. Feride babamın tek erkek kardeşi olan Mikail Amcamın kızıydı. Geçen sene amcam dediği gibi işe almıştım. Amcam bu dünyada kırmayacağım nadir insanlardandı.
İyiydi işinde bir senede kendini çok iyi kanıtlamış bana çok yardımcı olmuştu. Bu yüzden terfii ettirmiş asistanım yapmıştım. Aslan'da hiç sevmezdi Feride'yi sebebini bilmiyorum. Telefonum tekrar çaldığında odadan içeri girdim. Zamanında babamın şimdilerde benim olan koltuğuğa oturdum. Arayan yine Mihri'ydi. Israrla aradığına göre acildir diyerek, "Ne var kız araysun durmadan" onunla şiveli konuşmayı çok seviyordum.
"Nasılsın"
"İyi,sen?"
"İyi" dedikten sonra sessizleşti.
"Eee" diyerek konuşmayı devam ettirmeye çalıştım. Düşünüyor gibiydi. Sonunda konuştuğunda, Feride açık kapıyı çalarak içeri girmek için izin istedi başımla gelip oturmasını işaret edip tekrar telefona döndüm.
"Canım birtaneciğim uşakiçem benim senden çok ama çok ufak bir şey isteyecektim" dedi çekingen sesi. Bu kadar tereddütle söylüyora vardı bir şey halledebileceğim şeyler istediğinde bu kadar çekinerek söylemezdi.
"Ne isteyeceksin bakalım? Söyle" Sesim düz ve ne olduğunu anlamaya çalışır bir halde çıkmıştı.
"Ama bak Gülperi bunu senden yardıma felaket ihtiyacı olan kız kardeşin olarak istiyorum senden" Hâlâ ne istediğini söylemişti ve beni merak içinde bırakıyordu. Daha fazla dayanamayarak, "Mihri beni çıldırtma! Ne isteyeceksin kızım" Biraz daha konuşmazsa telefonu suratına kapatacağımı bildiği için "Tamam tamam sakin ol ve de hazır ol söylüyorum" bi ya sabır çekerek diyeceklerini dinledim. İsteyeceği şeyin yeni bir sevgili aramak , birini beraber dövmek falan olacağını sanıyordum hatta ev araba al demesini bile beklerdim. Ama aniden "Abimle evlenirmisin" diyeceğini beklemezdim. Hatta o kadar beklemezdim ki ağzımdan benden bağımsız belki yanlış duymuşumdur diye çıkan "Ne" nidasını da beklemezdim. Tekrar ettiğinde telefonu kulağımdan çekip bi kaç saniye telefonla bakışmayı da beklemiyordum. Ne dediğinin farkındaydı umarım. Bu kız benden abisiyle evlenmemi mi istiyordu!

⭐🌌⭐

Eveet asıl hikayenin başlangıç noktası burası. Sizce nasıl olucak kabul edermi Gülperi. Okuyun bu kitabı harika bir EVREN buraaaa okiyun daaa
ARKADAŞLAR BÖLÜMÜ OKUYANLAR YORUM YAPABİLİRMİ. ONA GÖRE DEVAM EDECEĞİM. SİZCE İYİ İLERLİYORMU.