İlk Fikir Ayrılığı

Vaveyla Yazarı: Medine altun

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: İlk Fikir Ayrılığı

Bölüm 3
Asya, hazırladığı sayfayı Ege'ye uzattıktan sonra arkasına yaslandı. Defterinin kenarına küçük küçük notlar almış, bazı fikirlerin yanına yıldız koymuştu. Kütüphanenin camlarından içeri süzülen öğleden sonra ışığı masanın üzerine düşüyordu. Etrafta ders çalışan öğrenciler, ara sıra fısıldaşan arkadaş grupları ve klavye sesleri vardı.
Ege, Asya'nın yazdıklarını sessizce inceliyordu.
Asya bu sessizliğe birkaç saniye dayanabildi.
“Bir şey söylemeyecek misin?”
Ege gözlerini kâğıttan kaldırmadı.
“Okuyorum.”
“Onu ben de görüyorum.”
“O zaman neden sordun?”
Asya dudaklarını birbirine bastırdı. Daha toplantının ilk dakikalarında tartışmamaya karar vermişti. İrem'in sözlerini hatırladı.
Her cümlesine cevap vermek zorunda değilsin.
Derin bir nefes aldı.
“Tamam. Bitirince söylersin.”
Ege başını kaldırıp ona baktı. Asya'nın bir anda susması onu şaşırtmıştı ama bunu belli etmedi. Yeniden kâğıda döndü.
Birkaç dakika sonra notlarını masaya bıraktı.
“İlk fikirlerin güzel.”
Asya kaşlarını kaldırdı.
“Gerçekten mi?”
“Evet. Özellikle ortak yaşam alanlarında insanların birbirleriyle yaşadığı sorunları inceleme fikri ilginç.”
Asya'nın yüzü biraz aydınlandı.
“Ben de bunun üzerinde durmak istiyorum. Üniversitede bile her gün farklı sorunlarla karşılaşıyoruz. İnsanlar aynı alanları kullanıyor ama herkesin alışkanlıkları farklı. Birinin normal gördüğü bir şey, başkası için ciddi bir sorun olabiliyor.”
Ege başını salladı.
“Mesela?”
“Mesela kütüphanede yüksek sesle konuşanlar. Ortak mutfakta arkasını toplamayanlar. Apartmanda gece geç saatte gürültü yapanlar…”
Son örneği söylerken Ege'ye kısa bir bakış attı.
Ege kalemini bıraktı.
“Bunu özellikle mi söyledin?”
Asya masum bir ifadeyle omuz silkti.
“Genel bir örnek verdim.”
“Tabii.”
“Her şeyi üzerine alınmana gerek yok.”
“Ben üzerime alınmadım. Sadece örneğin oldukça tanıdık geldiğini söyledim.”
Asya gülmemek için dudaklarını bastırdı.
Ege bunu fark etti.
“Gülüyor musun?”
“Hayır.”
“Yüzün başka bir şey söylüyor.”
“Belki yüzüm senden daha dürüsttür.”
Ege başını iki yana sallayıp kâğıtlarını topladı.
“Pekâlâ. Konuya dönelim.”
Asya da gülümsemesini saklayıp defterini kendine çekti.
“Bence insanların ortak alanlarda yaşadığı sorunların nedenlerini araştırabiliriz. Sonra bu sorunları azaltacak bir çözüm geliştirebiliriz.”
“Bu daha çok bir araştırma projesi gibi.”
“Zaten araştırma yapmamız gerekiyor.”
“Evet ama programın amacı bir iş fikri geliştirmek. Yalnızca insanların neden tartıştığını araştırırsak yeterli olmaz. Sonunda uygulanabilir bir çözümümüz olmalı.”
Asya kalemini parmaklarının arasında çevirdi.
“Ben de onu söylüyorum. Önce sorunu anlamamız gerekiyor. İnsanların neye ihtiyaç duyduğunu bilmeden çözüm üretirsek, ortaya kimsenin kullanmayacağı bir şey çıkar.”
Ege bir süre düşündü.
“Bu konuda haklısın.”
Asya başını kaldırdı.
“Bir dakika.”
“Ne oldu?”
“Bana haklı olduğumu mu söyledin?”
Ege'nin yüzü ifadesizleşti.
“Vazgeçmemi mi istiyorsun?”
“Hayır, sadece beklemiyordum.”
“Her konuda anlaşamayacağımızı düşünüyordum ama bazen aynı şeyi söyleyebiliyormuşuz.”
Asya kalemini masaya bıraktı.
“Bunu bir yere yazmalıyım. Tarihe geçebilir.”
Ege hafifçe güldü. Ardından önündeki boş sayfayı çevirdi.
“Şöyle yapalım. Önce öğrenciler arasında küçük bir araştırma yaparız. Hangi ortak alanlarda ne tür sorunlarla karşılaştıklarını öğreniriz. Sonra en sık karşılaşılan soruna odaklanırız.”
Asya düşünceli bir şekilde başını salladı.
“Anket hazırlayabiliriz. Ama yalnızca seçeneklerden oluşmasın. İnsanlar kendi deneyimlerini de anlatabilsin.”
“Olur. Sonra sonuçları değerlendiririz.”
“Ve çözüm fikrini ona göre belirleriz.”
Ege not aldı.
“Güzel. Bu bizim ilk ortak kararımız.”
Asya elini uzatıp kâğıdı kendine çekti.
“Bir de ikinci fikir üzerinde konuşalım.”
Ege kaşlarını kaldırdı.
“Daha ne kadar fikrin var?”
“Yeterince.”
“Bunu fark ettim.”
Asya ikinci sayfayı açtı. Bu kez üniversite öğrencilerinin ders yoğunluğu, zaman yönetimi ve kampüsteki günlük ihtiyaçları üzerine yazmıştı.
“Öğrencilerin günlük hayatını kolaylaştıracak bir uygulama da geliştirebiliriz. Ders programları, kampüsteki çalışma alanları, etkinlikler… Hepsi tek yerde olabilir.”
Ege notlara baktı.
“Bu fikir daha önce birçok yerde kullanılmış.”
Asya'nın yüzündeki heyecan biraz azaldı.
“Benzer uygulamalar olabilir. Ama bizim üniversitemizin ihtiyaçlarına göre geliştirebiliriz.”
“Yine de çok geniş bir konu. Hem uygulamanın benzerlerinden nasıl ayrılacağını bulmamız gerekir.”
“Bunun için araştırma yaparız.”
“Yaparız ama ilk fikrimiz daha özgün olabilir.”
Asya kollarını göğsünde birleştirdi.
“Yani ikinci fikrimi beğenmedin.”
“Beğenmedim demedim. İlk fikrin daha güçlü olduğunu düşünüyorum.”
“Arada fark var mı?”
“Var. İkinci fikir geliştirilebilir ama şu an fazla genel.”
Asya bir süre sessiz kaldı. Ege'nin söylediklerini düşünüyordu. Fikri gerçekten genişti; uygulamanın ne işe yarayacağını anlatmak kolay olsa da onu farklılaştırmak zordu.
Yine de hemen kabul etmek istemiyordu.
“Peki, senin fikirlerin ne?” diye sordu.
Ege kendi defterini açtı.
“Ben üç şey düşündüm. Birincisi, öğrencilerin kullanmadıkları ders kitaplarını birbirleriyle takas edebilecekleri bir sistem. İkincisi, üniversite içinde küçük işletmelerle öğrencileri buluşturan bir platform. Üçüncüsü de öğrencilerin proje ekipleri kurmasını kolaylaştıran bir uygulama.”
Asya sayfaya eğildi.
“İkinci fikir biraz daha ilginç.”
Ege ona baktı.
“Öyle mi?”
“Evet. Kampüs çevresinde birçok küçük işletme var. Öğrenciler de uygun fiyatlı hizmet arıyor. Aralarında bağlantı kurabiliriz.”
“Ben de onu düşündüm. Ama sadece indirim sunan bir platform yapmak istemiyorum. Küçük işletmelerin tanıtım yapabileceği, öğrencilerin de ihtiyaçlarına göre seçim yapabileceği bir sistem olabilir.”
Asya başını salladı.
“Peki, bu fikirde insanların davranışlarını nasıl inceleyeceğiz?”
Ege cevap vermeden önce durdu.
“Öğrencilerin hangi hizmetlere ihtiyaç duyduğunu araştırabiliriz. Küçük işletmelerin öğrencilerle iletişim kurarken karşılaştıkları sorunları da öğrenebiliriz.”
“Yani iki tarafın da ihtiyaçlarını belirleyeceğiz.”
“Evet.”
Asya kalemini eline aldı.
“Bu fikir de geliştirilebilir.”
Ege hafifçe gülümsedi.
“Demek ki benim fikirlerim de tamamen kötü değilmiş.”
Asya gözlerini kaldırdı.
“Ben öyle bir şey söylemedim.”
“Yüzün söyledi.”
“Yüzümün söylediklerini bir kenara bırakıp çalışabilir miyiz?”
Ege güldü.
“Tabii, Yılmaz.”
Toplantının başında birbirlerine karşı takındıkları savunmacı tavır biraz olsun azalmıştı. Hâlâ sık sık atışıyorlardı ama bu kez konuşmalarının arasında gerçekten fikir ürettikleri anlar da vardı.
Yaklaşık kırk dakika sonra masanın üzerinde notlarla dolu birkaç sayfa birikmişti.
Asya, en üstteki kâğıda üç başlık yazdı:
Ortak yaşam alanları.
Kampüs çevresindeki küçük işletmeler.
Öğrencilerin günlük ihtiyaçları.
“Bence bu üç konuyu araştırabiliriz,” dedi. “Sonra hangisinin daha fazla potansiyeli olduğuna karar veririz.”
Ege saate baktı.
“Bugünlük yeterli. Önce araştırma sorularını hazırlayalım. Sonraki toplantıda anketin taslağını oluşturabiliriz.”
Asya defterini kapattı.
“Bir sonraki toplantıyı ne zaman yapacağız?”
“Perşembe uygun mu?”
Asya telefonundan ders programına baktı.
“Perşembe öğleden sonra boşum.”
“Üçte?”
“Olur.”
Ege not aldı.
“Tamam. O zamana kadar ikimiz de seçtiğimiz konular hakkında araştırma yapalım. Bulduğumuz kaynakları birbirimize göndeririz.”
Asya çantasını hazırlarken başını salladı.
“Anlaştık.”
Ayağa kalktılar. Ege kâğıtlarını dosyasına yerleştirirken Asya masanın üzerinde kalan kalemini fark etti.
“Kalemim.”
Ege kalemi alıp ona uzattı.
“Buyur.”
Asya kalemi aldı.
“Teşekkürler.”
İkisi de bu küçük konuşmanın ardından kısa bir sessizlik yaşadı. Birkaç saat önce aynı masada tartışacaklarını düşünmüşlerdi. Gerçi yine tartışmışlardı ama toplantı beklediklerinden daha verimli geçmişti.
Kütüphanenin kapısına doğru birlikte yürüdüler.
“Bu arada,” dedi Ege, “ilk fikrin gerçekten iyi.”
Asya ona döndü.
“Bunu ikinci kez söylüyorsun.”
“Çünkü hâlâ aynı fikirdeyim.”
“Buna alışmam gerekecek galiba.”
“Abartma. Sadece bir fikrini beğendim.”
Asya başını salladı.
“Tamam. Ben de senin ikinci fikrini beğendim.”
Ege duraksadı.
“Bu da bir gelişme.”
“Bunu da bir yere yazalım mı?”
“Gerek yok. Ben hatırlarım.”
Asya kapıya ulaştığında ona kısa bir bakış attı.
“Görüşürüz, Ege.”
Ege bu kez onun adını kullanarak cevap verdi.
“Görüşürüz, Asya.”
Asya kampüsün çıkışına doğru ilerlerken toplantının nasıl geçtiğini düşünüyordu. Ege hâlâ sinir bozucu olmayı başarıyordu. Bazen fazla kendinden emin konuşuyor, bazen de her şeyi kendi planına göre düzenlemek istiyordu.
Ama en azından çalışmayı biliyordu.
Bu, Asya'nın kabul etmek zorunda kaldığı bir gerçekti.
Asya eve döndüğünde İrem salonda, bilgisayarında bir hukuk ödevini düzenliyordu. Kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı.
“Nasıl geçti?”
Asya çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
“Fena değildi.”
İrem bilgisayarını kapatmadan ona baktı.
“Fena değildi mi?”
“Evet.”
“Birlikte çalıştınız, fikirlerinizi konuştunuz ve birbirinizi sinir etmeden eve döndün. Bence bu büyük bir başarı.”
“Birbirimizi sinir ettik.”
İrem gülümseyerek bilgisayarını kapattı.
“Bunu tahmin etmiştim.”
Asya koltuğa oturdu.
“Başta fikirlerimden birini beğenmedi.”
“Ege mi?”
“Hayır, apartmanın yöneticisi. Tabii ki Ege!”
İrem güldü.
“Peki, sonra?”
“Sonra kendi fikirlerini anlattı. Bir tanesi gerçekten mantıklıydı.”
İrem'in yüzünde meraklı bir ifade belirdi.
“Demek ki iyi fikirleri de var.”
“Bunu kimseye söyleme.”
“Neden?”
“İtibarımı korumam gerekiyor.”
İrem kahkaha attı.
Asya da gülümseyerek çantasından defterini çıkardı.
“Şaka bir yana, proje iyi olabilir. Birkaç konuyu araştıracağız. Sonra hangisi üzerinde çalışacağımıza karar vereceğiz.”
“Güzel. Senin için iyi bir deneyim olacak.”
Asya defterini açtı.
“Bence de.”
İrem bir süre onu izledi. Sonra sanki aklına yeni bir şey gelmiş gibi sordu:
“Peki, Ege toplantı boyunca sana nasıl davrandı?”
Asya kalemini durdurdu.
“Nasıl davranacaktı?”
“Bilmiyorum. Dün geceki gibi mi? Sürekli laf mı soktu?”
Asya düşündü.
“Başlarda evet. Ama sonra çalışmaya başladık. Fikirlerimi dinledi. Ben de onunkileri dinledim.”
İrem hafifçe gülümsedi.
“Demek ki anlaşabiliyormuşsunuz.”
“Aslında…”
Asya cümlesini tamamlamadan sustu.
İrem hemen ona döndü.
“Aslında ne?”
“Hiçbir şey.”
“Asya.”
“İrem, lütfen. Bir toplantı yaptık. O kadar.”
İrem ellerini kaldırdı.
“Tamam, tamam. Bir şey demedim.”
Asya defterine geri döndü ama İrem'in gülümsemesini fark etmemesi mümkün değildi.
“Gülmeyi kes.”
“Gülmüyorum.”
“Gözlerin gülüyor.”
İrem kahkaha attı.
“Bu cümleyi bugün kaçıncı kez duydum acaba?”
Asya kalemini ona doğru uzattı.
“Bence saymayı bırak.”
Aynı saatlerde Ege de eve dönmüştü. Mert mutfakta bir şeyler hazırlıyor, bir yandan da telefonundan video izliyordu.
Ege kapıdan girince başını kaldırdı.
“Toplantı nasıl geçti?”
“İyi.”
Mert'in eli havada kaldı.
“Bir dakika. Sadece iyi mi?”
“Evet.”
“Hiç kavga etmediniz mi?”
“Ettik.”
“İşte tanıdığım Ege!”
Ege çantasını odasına bırakıp geri geldi.
“Ama verimli geçti. Üç fikir belirledik. Önümüzdeki toplantıya kadar araştırma yapacağız.”
Mert tezgâha yaslandı.
“Peki Asya nasıl biriymiş?”
Ege bu soruyu beklemiyordu.
“Nasıl biri olacak? Fikirlerini savunuyor.”
“Bu kadar mı?”
“Ne duymak istiyorsun?”
“Bilmiyorum. Belki gece kapına gelen kızla gündüz proje yaptığın kız arasında fark vardır diye düşündüm.”
Ege bir an sustu.
“Var.”
Mert'in gözleri parladı.
“Ne farkı?”
Ege bu ifadeyi görünce hemen ekledi:
“Gece müziği kapattırmak için geldi. Bugünse çalışmaya geldi.”
Mert'in yüzündeki heyecan söndü.
“Sen gerçekten insanın bütün eğlencesini kaçırıyorsun.”
“Her şeyi eğlenceye çevirmek zorunda değilsin.”
“Ben çevirmiyorum. Sen kendin yapıyorsun.”
Ege bu kez cevap vermedi. Buzdolabından su alıp bir bardak doldurdu.
Mert bir süre sonra daha sakin bir sesle konuştu.
“Şaka bir yana, proje iyi geçsin istiyorsan birbirinizi dinlemeye devam edin. Her konuda aynı düşünmek zorunda değilsiniz.”
Ege bardağını tezgâha bıraktı.
“Bunu biliyorum.”
“Bildiğine sevindim.”
Mert yeniden telefonuna döndü. Ege ise odasına geçip masasına oturdu.
Defterini açtı. Toplantıda aldıkları notları gözden geçirdi. Asya'nın önerdiği anket fikri üzerinde biraz daha düşünmeye başladı. İnsanların yalnızca hangi sorunlarla karşılaştıklarını değil, bu sorunlara nasıl çözüm bulmaya çalıştıklarını da sorabilirlerdi.
Bir sayfanın kenarına yeni bir soru yazdı.
Sonra telefonunu alıp Asya'ya göndereceği notları hazırladı.
Mesajı yazarken bir an durdu. İlk kez ona yazacağı mesajın tartışmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını düşünmüyordu. Yalnızca proje hakkında konuşuyordu.
Bu kadar basit olması gerekiyordu zaten.
Mesajı gönderdi ve telefonunu masaya bıraktı.
Karşı dairede Asya'nın telefonu titredi. Ekrana baktığında Ege'nin gönderdiği notları gördü.
Ege: Anket için bir soru daha düşündüm. İnsanların karşılaştıkları sorunları nasıl çözmeye çalıştıklarını da sorabiliriz. Böylece yalnızca sorunları değil, çözüm alışkanlıklarını da incelemiş oluruz.
Asya mesajı okudu. Ardından defterine yeni bir başlık ekledi.
Çözüm alışkanlıkları.
Bir süre düşündükten sonra cevap yazdı.
Asya: Güzel fikir. Bunu da ekleyelim. Ben de yarın birkaç kaynak bulup gönderirim.
Ege'nin cevabı kısa sürdü.
Ege: Tamamdır. İyi akşamlar.
Asya: İyi akşamlar.
Asya telefonunu bıraktı ve defterine döndü.
Aralarında hâlâ bir duvar vardı. Aynı apartmanda yaşıyor, aynı projede çalışıyor ve en küçük şeylerde bile birbirlerine karşılık vermeyi başarıyorlardı.
Ama bugün ilk kez, o duvarın iki tarafında da aynı hedef için çalışan iki insan olduklarını görmüşlerdi.
Bunun onları yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağını henüz bilmiyorlardı.
Şimdilik tek bildikleri, perşembe günü yeniden buluşacaklarıydı.
Ve Asya, Ege'nin bir sonraki toplantıda hangi fikre itiraz edeceğini şimdiden merak etmeye başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18