13. bölüm · Bir Déjà vu meselesi

“Bu günün üstünü çizelim”

~Leila Jane Sinclair

Sabah saat 2:45-te canavarın haberi olmadan, gözü kapalı bir şekilde odadan çıktım. Ayaklarım çıplak ve pijamalı bir şekilde kiliseden çıkıp gidiyordum, nereye gittiğimi bilmiyordum, ama düz gidiyordum işte.
Saat 7 sularında canavar kalktı ve beni yanında görmeyince çıkıp her yeri viran etmeye başladı:”Afra! Neredesin?”- diye bağırıyor, ama bir fayda görmeyince deliriyordu. Mateo’yu çağırdı ve:”Kilisedeki bütün papazları görevlendir, bu gün tek işimiz Afra’yı bulmak,”- dedi ve bütün papazlar şehrin her köşesinde beni aramaya başladılar.
Bu sırada papazların evrak, kağıt gibi işlerine bakan küçük Laura kiliseden çıkmamalıyken çıkmış ve kapının önünde bir kadın ona:”Laura, kızım, ben senin annenim, seni benden alıp zorla yetimhaneye bıraktılar,”- gibi manipüle edecek şeyler söylemiş, kızın beynini bulandırmış resmen:”Hadi gel, anneyle gidelim, bundan sonra bizi kimse ayıramaz, seni benden kimse alamaz, kızım,”- deyip elini uzatmış, bizim akıllı Laura’mız da inanıp gitmiş.
Santiago diğer papazlarla birlikte şehri arıyor, her kese resmimi gösterip “şu kızı gördünüz’mü?”- diye soruyordu, cevap alamayınca öfkesinden patlıyordu. O, Noah’ı aradı:”Noah, Mateoyla bir iz buldunuz’mu?”- dedi.
Noah:”Yok, malesef, polise niye haber vermiyoruz ki?”- dedi.
Santiago nedense, bu işe devletin karışması benim ölümüme sebep olur gibi şeyler söyledi. Sonra kiliseden bir papazı aradı:”Lauraya versene telefonu, önemli bir evrak yazmasını istedim ondan,”- dedi, pes yani, hâlâ iş peşinde.
Papaz:”Şey, Laura, yok, efendim,”- dedi.
Santiago adeta delirdi:”Nasıl yok? O kiliseden çıkmayacağına dair söz vermişti. İyi, bakın etrafa ben de geliyorum şimdi,”- dedi.
Bir az sonra Ateşi aradı, olayı anlattı.
Ateş:”Benim çok acil işim var, ama diğerlerini gönderiyorum şimdi, kardeşim…4-5 saate ancak varırlar,”- dedi. Canavar da onaylayıp kiliseye geldi.
Canavar:”Buldunuz’mu Laurayı? Buradan çok uzaklaşamaz, çıksa da,”- dedi. Papazlar her yeri aradıklarını, ama hiç bir yerde olmadığını söylediler. Ha bir de, bu olaylar olduğu zaman ben ormanın derinliklerine doğru yürüyordum hâlâ.
Canavar:”Laurayı polise söyleyelim, kilise etrafındaki kameralara baksınlar, Afra da kilisenin kameralarında görüne bilir,”- dedi ve hızla labirent gibi koridorların en sonuncu odasına girdi. Laura’nın kadınla gittiği çıkmış, ama ben de oradan geçmiştim, benim görüntülerim niye yoktu?
Santiago polisi aradı ve Lauranın kayıp olduğunu söyledi, kamera kayıtlarını verdi. Polisler bu kadının bir organ mafyası olduğunu ve uzun zamandır arandığını söylediler:”Peki, bulunacak’mı?”- diye sordu canavar.
Polis:”Nerede olacağını, yani ola bilecekleri yerleri az-çok biliyoruz, size haber vereceğiz,”- dedi.
Santiago:”Biz de sizinle araya biliriz, değil’mi?”- diye sordu, onlar da onaylayıp çıktılar.
Bir kaç saat sonra- saat 12:00-da bir kulübeye girdim, etrafta kırmızı ışıklar ve mumlar yanıyordu, gözü kapalıyken bunları göre biliyordum, ne kadar garip bir hiss olduğunu bilemezsiniz. Sonra başımın üstünde beyaz bir şey göründü ve onun altında da süre vardı- 3 saat. Yavaş-yavaş yanan mumların ortasına yakınlaşıyordum, çok yavaşça…Kırmızı ışıklar ve mumlardan ibaret bir daire sanki beni kendine çekiyordu, 3 saat tam dolana kadar…
Santiago kiliseden çıktı ve polislerin komutu ile Laura’nın olabileceği yere doğru ilerlemeye başladı, orada kimse yoktu, ama birden birisi canavarın boynundan tuttu ve boğmaya çalışırken Santiago onu âni bir hareketle yere serdi. Diğer 4-5 papazın da öyle adamlarla dövüştüğünü gördü. Onların hepsi yere serildikten sonra Santiago:”Siz organ mafyalarısınız, vay çakal çete, nasıl da dikkat çekmeyen bir yer bulmuşsunuz. Söyleyin, çetenizin kadın üyesi nerede?”- dedi.
Onlardan biri ağzından kan tükürerek:”Hangisini istersin, tatlım,”- dedi.
Diğeri:”Bir öpücük verirsen, söyleriz,”- dedi ve hepsi güldüler.
Santiago hepsini öldürücesine dövdü ve:”Size son kez soruyorum, Laura’yı kaçıran kadın nerede?”- dedi.
“Adamlar” bir az daha boş yaptıktan sonra dövülüp kadının yerini onları polise vermemek şartıyla söyleyeceklerini dediler. Canavar mecbur kalıp onayladı ve bir orman evinde çocukların saklanıldığını dediler. Santiago’nun onaylaması sadece Laura’nın yerini söylemeleri içindi…
Santi ve papazlar polisin yanına geldiler, orman evinin yerini polise de söyledi Santiago. Mateo Santi’yi aradı ve ormanda benim fularımı bulmuşlar( gece koluma bağlamıştım). Santiago ormanda olduğumu anladı. Ateşi aradı Mateo ve Noah’ın yanına kurt adamları göndermesini istedi. Mateo’ya da oldukları yerde kalmalarını istedi ve kendisinin de geleceğini söyledi. Polislerle yola çıktılar ve o büyük orman evini aramaya başladılar. Laura ve Afra aynı ormandaydılar. Bir an bir kaç tane kurt Santiago’ya taraf geldi ve polisler ateş edecekken..
Santiago:”Durun! Onları bir papaz gücüyle, öldürmeden göndere bilirim,”- dedi ve kurtlara yakınlaşıp Mateo’nun çorabını gizlice onlara koklattı. Kurtlar gittiler…
Ormanın derinliğinde Köşk’e benzer bir ev buldu Lauranın şapkasını koklayan köpek. Polisler evden içeri baskın yaptılar Santiago ve yanında getirdiği tek papaz da arkalarından girdiler. Sessiz-sessiz ilerliyorlardı güya baskın yapmıştılar amk. İkinci katta çocuk bağırışma sesleri geldi, polisler yukarıya çıkıyorken birisi yukarıdan polisin birine ateş etti. Onlar kendilerini kollayarak çocuk sesine doğru yakınlaşmaya başladılar.
“Silahını hemen bırak!”- dedi polislerden biri kadına. Kadın ard-arda ateş açmaya başladı, ama hiç birini tutturamadı. Polisler kadını kaçmaya çalışırken yakaladılar. Santiago Laura’nı buldu ve ona sarıldı, sonra Laura’yı papazla gönderdi, diğer çocukları da bir-bir polis arabalarına bindiyorlardı. Odaların birinde bir çocuk ölüsü vardı, her yer kan içindeydi, organları kavanozlara doldurmuşlardı, şerefsizler! Ama Santiago kadının ve şu şerefsiz adamların yakalanmasını sağlamıştı. Polisler Santiago’ya teşekkür edip gittiler ve Santiago Mateo’yu aradı:”Bir iz var’mı?”- dedi. Mateo da hâlâ aradıklarını söyledi.
Bir azdan Santiago ormanda bir ses duydu, bu ses benim sesimdi, çünkü uyanmıştım, uyanmama rağmen o dairenin ortasına doğru yavaş-yavaş ilerlemeye devam ediyordum. Bağırış seslerimi canavar duydu:”Afra, Afra!”- diye bağırmaya başladı, ama nerede olduğumu anlayamıyordu. Mateo’yu aradı ve benden iz bulduğunu, Kurtları da getirmesini söyledi. Mateo onaylayıp geleceklerini söyledi.
Saat 13:29-da Santiago, Mateo, Noah ve kurtlar birlikte benim sesime doğru koşuyorlardı, kurtlar tam yerimi tespit ediyorlarken bayıldılar, belki de, öldüler. Bunun onların bir noktaya geldiklerinde olduğunu fark etti canavar ve Mateoyla Noah’ı durdurdu:”Buradan geçersek, bayıla ve ya öle biliriz, büyüyü bozmak için bize bir kluka papaz( benim hizmetçi dediğim) lazım,”- dedi ve saat 13:56-da şu 60 yaşlı cadalozu arayıp göndermesini istedi, o onayladı ve 25-35 dakikaya papazın geleceğini söyledi.
Saat 14:39 olmuştu ve hâlâ papaz yoktu. Santiago sanki 15:00-a kadar papazın mutlaka gelmeli olduğunu anlıyor- hiss ediyordu. O koşarak yola çıktı, bir arabanın önüne atladı ve BAS-BAS-BAS-BAS-BAS.
Yolun yarısına gelmişti, yolda kalan bir araba gördü ve arabanın içindede kluka papaz. Santiago onu gördü ve hemen yanına koşup:”Kalk, gidelim!”- dedi, geldiği arabaya bindirdi ve bastı gaza.
Saat 14:46-da geldiler ve kluka papaz bir şeyler söyledi, her yer ışıklandı bir anda büyü bozuldu. Santiago koşarak içeri girdi 14:56-da ben tam bir adım daha atacakken canavarım beni çekti. Ben hüngür-hüngür ağlıyordum, korkmuştum baya.
Papaz:”Hemen dışarı çıkın, son 3 dakikaya bu büyünü de bozmazsam, Afra ölür,”- dedi. Canavar beni kucağına aldı ve dışarı çıkardı, bayılmıştım. Papaz tam 15:00-da çıktı ve benim baygın halimi gördü:”Yetişemedik, Afra büyücü papazın yanına gitti…”- dedi.
Santiago’nun gözleri doldu ve bağırmaya başladı:”Hayır, Afram beni bırakmaz, Afra!”- diye bağırdı.
Ben birden gözlerimi açtım ve:”Ne bağırıyorsun? Kulaklarım patladı,”- dedim. Biz güldük, şimdiye kadar hiç bu kadar heyecanlanmamıştım. Santiago ilk sıkı-sıkı sarıldı sonra öptü.
Bir az sonra eve geldik. Canavar beni yatırdı ve Laura’nın yanına gitti, onunla ve işleriyle ilgilenmeye başladı. Saat 20:00-da odaya geldi ve birlikte mutfağa gidip yemek yedik. Sonra da gelip yattık, ama bu sefer canavar 1.90 boyuyla üstümde yattı:”Bu gün kaçtın, yani bilmeyerek gittin. Neyse, artık altımda yatacaksın,”- dedi ve derince bir iç çekerek:”Bu günün üstünü çizelim,”- dedi…