4. bölüm · Bir Avuç Yaşam
Bölüm 4 -Yüzeye Çıkan Karanlık-
Babam çok geçmeden eve yorgun bir şekilde varmıştı, kapıyı açıp içeri girdi. Eve bir göz gezdirdikten sonra yavaşça bana döndü ve kaşlarını çattı.
–"İcabına bakmam gereken birkaç kiş- yani durumlar oldu... Bu arada, bugün onu sarayda göremedim, buraya mı geldi yoksa."
Ne... Acaba o soyludan mı bahsediyordu?
–"Ne demek istiyorsun baba?"
Babam bir anda bağırmaya başladı, yüzü sinirden kıpkırmızı olmuş, kaşlarını öylesine çatmıştı ki bir insandan çok... bir canavara benziyordu, vücudum istemsizce titriyordu.
–"NEDEN BANA DAHA ÖNCE SÖYLEMEDİN?! BENİ ARAMAYI DENEYEBİLİRDİN! ONUNLA KONUŞMAMAN GEREKTİĞİNİ BİLMİYOR MUSUN SEN KIZIM!"
–"Baba sakin ol... bir şey demedi zaten."
Babam kendine hakim olmaya çalışarak gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Daha sonra da bana döndü.
–"Ne dedi sana kızım? Hadi anlat babana."
–"Bayağı saçmaladı, bu arada soyluların form değiştirebildiğini bilmiyordum. Bana "Beni tanımadın mı?" dedi. Eşek şakası yapıyor gibiydi, inandırıcı da değildi zaten. Sen neden bu kadar endişelendin ki baba?"
Babamın nefes nefese kalmasından ve gergin bir şekilde elini saçlarının arasından geçirişinden stresli olduğunu anlayabiliyordum. Fakat stresli olması için bir sebep yoktu ki. Bu benim bilmediğim bir şey olduğu anlamına mı geliyor? Ben mi üzerine çok düşünüyorum acaba...
–"Baba, bana anlatmadığın bir şey mi var...? Yoksa dedikleri doğru muydu? Onu tanıyorum değil mi?"
Babam endişeyle ne diyeceğini düşünürcesine etrafa baktı, daha sonra bana döndü. Bir anda sakin bir tavır takınmıştı, şaşırtıcı derecede sakin.
–"Çünkü kızım, onlar tehlikeli varlıklar. Bizim gibi hissetmiyorlar, hissedemezler. Onlar tamamen farklı bir uygarlık, nasıl varlıklar olduklarını anlayabilecek kadar uzun zamandır onların aralarındayım,"
Babam bir süre duraksadıktan sonra tekrar konuştu, ifadesi yumuşamıştı fakat bir şeylerin ters gittiğini söyleyebilirim. Ama ne olduğundan emin olamıyorum...
–"Yapma kızım, zarar görecek olan sen olursun eninde sonunda."
Bir anda gülümsedi, fakat gülümsemesi gözlerine ulaşmamıştı.
–"Her neyse, bak saat geç oldu yemek yedin mi? Ben bize bir şeyler hazırlayayım. Sen odana çık en iyisi, odana getiririm."
Babam sırtımdan beni hafifçe merdivenlere itti, konuyu öylesine hızlı değiştirmişti ki neler olduğu üzerine düşünecek zamanım olmamıştı.
–"Ama baba, zaten kapsülü direkt atıyoruz ağzımıza. Hazırlanacak bir şey de yok ki, neden beni kovuyorsunnn, wuaa!"
–"Hadii, haha tembel kız."
Donup kaldım, babam pek kahkaha atan bir insan değildi. Beklenmedik bir şeydi, göğsüme bir sıcaklığın yayıldığını hissettim- ya da yemekten bahsettiğimizden dolayı akan salyalarımdan da olabilirdi bu sıcaklık...
Yukarı çıkıp odama girdim, odamda tek kişilik koyu meşe renginde bir yatak, beyaz bir dolap, ortada beyaz bir halı vardı. Bu halı benden bayağı bir çekmişti, üzerine dikkatli bakıldığında görülebilecek boya izleri vardı. Dolabın yanındaki boşlukta çalışma masam ve bir pencere vardı, diğer pencere ise yatağımın yanındaydı. Yatağıma oturup arkama yaslandım ve bugün olanlar hakkında düşündüm.
-"Soylular gerçekten de garip... Bugün buraya izinsiz girip bir de beni hatırladın mı diye soruyor. Yüzsüz, fakat babam daha da garipti. Neden bugün olanlardan bahsettiğimde o kadar endişeli davrandı ki. Bir de az önce olan tavrı, sanki konuyu değiştirmek için beni kendisinden uzaklaştırmaya çalışıyordu beni odama göndererek. Yoksa kapsül dediğin nedir ki, iki dakika içerisinde hazırlarsın. İçine istediğin aromayı şırınga ile enjekte edersin ve bir süre buzdolabında bekletirsin. Aman ne zor iş ama."
Bir süre düşüncelerimi toparlamak için sessizce tavana baktım.
–"Bugün her şey çok garip..."
Düşüncelerim babamın aşağıdan bana seslenmesi ile bölündü
–"Mueya! Aşağı in hadii!"
Apar topar aşağı koştum.
–"Bugün yemekte ne var?!"
–"Hmm, bir bakalım. Bak bu et aromalı, bu sebze bu da meyve suyu. Nasıl menü, beğendiniz mi majesteleri."
–"Ya baba dalga geçme."
Babam daha bir şey demeden kapsüllerini ağzına attı, ben de sofraya oturdum ve hepsini birer birer ağzıma attım.
–"Baba bir şey duydum geçenlerde."
Babamın yüz ifadesi bir anda değişti, gözlerini bana dikmiş ne diyeceğimi sessizce bekliyordu. Hamle yapmayı bekleyen bir avcı gibiydi...
–"Eh şey... Eskiden atalarımız kapsüllerle beslenmiyormuş, daha çok yiyecekle minimum verim alıyorlarmış. Çok saçma değil mi diyecektim..."
Kalbim resmen kulaklarımda atıyordu, bu aura da neydi böyle.
– "Sanki... sanki babam ile değil de, beni öldürmek isteyen biriyle oturuyorum..."
Daha fazla konuşursam bir şeylerin ters gideceğinden korktuğumdan susmuştum. Neden böyle davranıyordu? Başka bir şey söyleyeceğimi mi düşünmüştü yoksa...
