2. bölüm · Bir Akşam Üstü
2. Bölüm
Bu arada bu ınstagram post yorum cevap örneklerini texting kitaplardan örnek aldim haberiniz olsuunn
İyi okumalarrr
Şevval'le beraber partinin yapılacağı eve geldiğimizde ortam şahaneydi. Neredeyse bütün okul buradaydı. Herkes havuz başındaydı ama biz ilk olarak içeri girdik. "Ha Şevo, ben sormayı unuttum bu parti kimin?" dedim adımlarım hızla ilerlerken.
"Ya sınıftaki kızlar söyledi. Biz de kimin diye sorduk tanıdık işte gelin siz dedi."
Şevval bunu söyler söylemez karşımda Atlas ve tayfasını görmek bana da sürpriz olmuştu. Sinirle Şevval'e döndüm. "Ciddi olamazsın."
"Ay kahretsin bilmiyordum ki!"
"Off!" Yanlarından geçip gideceğimiz sırada Atlas her zamanki gibi konuşmaya başladı.
"Ooo, bakın kimler gelmiş. Çilli, ne haber?"
"Seni ilgilendirmez." Yanımda duran Şevval'e döndüm. "Kızları bul gidiyoruz buradan." Şevval başını sallayarak yanımdan ayrılırken ben bunlarla tek kalmıştım.
"Neden gidiyorsunuz şimdi? Kaynaşmaya çalışıyorum halbuki."
Kollarımı göğsümde birleştirerek sırıttım. "Aman diyeyim sonra yine birileri vurmaya kalkar falan." diyerek Koray'a baktım. Koray bir adım öne çıktı. "Bak tamam, orada öyle yapmamam gerekirdi. Özür dilerim."
Ben cevap veremeden kızlar yanıma gelmişlerdi. "Ne diyorlar yine bunlar?" dedi Azra.
Atlas ellerini teslim oluyormuş gibi havaya kaldırdı. "Bakın tamam, güzel bir tanışma sağlayamadık. Ama en azından tanışalım. Siz de gitmeyin, keyfinize bakın. Ben Atlas zaten hepiniz biliyorsunuz."
"Beni de biliyorsunuz." dedi Koray.
Arkalarında duran esmer ve sarışın çocuk bir adım öne çıktılar. Esmer olan, "Ben Çağan." dedi.
"Ben de Gökalp." dedi sarışın olan.
"Çok saçma bir muhabbet geçiyor şuan." dedim.
"Tanışıyoruz çilli. Bunun nesi saçma?"
"Tamam Beril, dur bakalım şu tanışma bitsin sonra eğlencemize bakarız." dedi Sümeyye. "Ben Sümeyye." Sonra sırayla Şevval ve Azra'yı gösterdi. "Onlar da Şevval ve Azra. Beril'i zaten biliyorsunuz. Okey tanışma faslı bittiğine göre, hadi kızlar."
Hepimiz bahçeye çıkarken onlar da arkamızdan geliyorlardı. Kızlarla içecek bir şeyler aldıktan sonra kendimize bir masa bulduk. "Çok sinir bozucu değiller mi ya?" dedi Sümeyye.
"Bilmiyorum. Sabah kavga eden akşam kibar beyefendiye dönüşüyor."
"Aman boş verin. Keyfimizi kaçırmayalım. Hadi dans!" diyerek elimden tuttu Azra. Gülerek dans etmeye başladığımda hepimiz eğleniyorduk. Kendimizi dansa kaptırmıştık. Ben kızlara içerden içecek alacağımı söyleyerek yanlarından ayrıldım.
Topuklu ayakkabılar yüzünden ayaklarım çok ağrımıştı. Kaçıncı içeceği içtiğimi bilmiyordum ama kafam iyi değildi. Bardaklara uzanacağım sırada elimden kayıp yere düşerken tuzla buz oldu. "Hay ben böyle işin!"
Eğilip toplayacağım sırada bir ses duydum. "Bir yerine batacak şimdi bırak." Başımı kaldırdığımda yine Atlas'ı gördüm. Sabır çekerek derin bir nefes aldım. "Ya sen niye sürekli dibimde bitiyorsun? Hallederim ben bak işine."
"Eline batacak diyorum çilli bıraksana." Bırakmadığım gibi cidden de elime cam batmasıyla acıyla elimi geri çektim.
"Bak işte. Ben dedim."
"Of salak! Senin yüzünden." Elimin içine battığı için çok sızlıyor ve kanıyordu. "Dur bakayım." diyerek elime baktığında fazla yakınımda duruyordu. Başını kaldırırsa yüzü yüzüme çarpacaktı. Kokusu çok yumuşak bir şeydi. Bu yüzden istemsizce gözlerimi kapatmıştım. Başını kaldırdığında bana bakarak güldü. "Ne oldu? Çok mu hoşuna gitti."
Hızla ayaklandım. "Ne saçmalıyorsun ya? Of bak zaten kafam dönüyor, bir de senin yüzünden elim kanıyor. Defol git."
"Gel pansuman yapalım otur da." diyerek kolumdan tuttuğunda kendimi geri çektim. "İstemez. Ben kendim hallederim. Lavabo nerede?"
"Üst katta ikinci kapı." Sendeleyerek üst kata yöneldiğimde arkamdan söylendiğini duydum. "İnatçı işte. Ne olacak."
"Seni duyabiliyorum!" Elim çok sızladığı için hızla lavaboya girdim ve suyu açtım. Elimdeki kanları temizlerken acıyla inledim.
"Dur dur, yavaş." Bileğimi tuttuğunda yine geri çektim. "Ya bıraksana!"
"Kızım kanıyor işte. Kafan da iyi. Dur bir dakika da bitsin."
Sanırım haklıydı ama onun yardım etmesini istemiyordum. Mecburen durdum ve ne yapacağını izledim. Elimdeki kanı temizledikten sonra peçeteye uzandı ve yavaşça yaraya dokundurdu. Daha sonra dolapların birinden sargı bezi çıkardı ve dolayarak elime sardı. "Şimdilik idare eder ama krem sürmen gerekir."
"Abartma. Küçük bir kesik." diyerek güldüm.
"Aman çilli bir şey demiyorum ne halin varsa gör."
"Abimle neden kavgalısınız? Tek konu sevgili konusu mu cidden?" dedim istem dışı konuşarak.
"Boş ver. Hem niye soruyorsun?"
"Bu kavga daha fazla uzamasın diye sordum. Neyse çekil gideceğim ben." Omzundan itekleyerek lavabodan çıktım ve aşağı indim. Bahçeye çıktığımda kızlar merak etmiş olacaklar ki hızla yanıma geldiler.
"Beril nerdesin bir saattir! Telefonunu da almamışsın." dedi Sümeyye telaşla. Daha sonra bakışları sargılı elime takıldı. "Eline ne oldu!"
"Ya içecek alırken bardak düştü. Cam battı sonra da. Onunla uğraşıyordum. Neyse boş verin. Hadi gidelim artık."
"Tamam dur şu çantaları toparlayalım." Şevval ve Azra çantaları toparlarken bir yandan hepimiz fotoğraf çekinmeye çalışıyorduk. Sınıfta yine samimi olduğumuz kızlarla da kısa sohbetler ettik. Bizim toparlanıp gitmemiz yarım saati bulmuştu resmen.
Kızlarla tam hazırlanıp gideceğimiz sırada büyük bir ses duyuldu. Arkamızı döndüğümüzde hepimizin bakışları havuzdaydı. Birisi havuza düşmüştü. Kalabalık yüzünden göremesem de herkesin ağzında tek bir isim vardı.
"Ege." Nasıl kalabalığın içinden geçip havuzun başına geldim bilmiyordum. Ege havuza düşmüştü ve kıpırdamıyordu. Dizlerimin üstüne çökerek çığlık attım. Havuzun başında Atlas duruyordu. Nasıl oldu da düşmüştü bilmiyordum.
"Abi!" Çığlığımla beraber abimin kıpırdadığını ve başını suyun yüzeyine çıkardığını gördüm. Derin bir nefes verirken ağlamaya başladım. Abim hızla havuzdan çıkarken havuzda kan görünce ayağa fırladım ve boynuna atladım. "İyi misin! Neren kanıyor!"
Kollarını belime sararken saçımı okşadı. "İyiyim Beril sakin ol. Bana bak," dudaklarım titredi. "Neren kanıyor!" Elimi vücudunda gezdirerek neresinin kanadığını anlamaya çalıştım. Başı kanıyordu. Ellerimin titrediğini görünce beni kendime getirmek için daha çok bağırdı.
"Beril bana bak! Beril iyiyim ben!" Daha sonra kalabalığa döndü. "Herkes dağılsın! Defolun!"
"Ege!" Umay'ın sesini duydum en son. Umay abime sarılırken bir yandan gözü bendeydi ama ben hâlâ titriyordum. Birisi ellerimi tutarak beni sarstı o dakika.
"Beril kendine gel titriyorsun. Beril!" Sıçrayarak bağıran kişiye baktım. Atlas'dı. Yüzümü ellerinin arasına aldı ve gözlerimin içine baktı. "Abin iyi, sakin ol, buradasın. Tamam mı? Sakin ol."
Başımı salladım. Umay geri çekilirken abim tekrardan bana sarıldı. "Bir şey yok. Beril konuş benimle."
"Gidelim." diyebildim sadece. Bir eliyle kafasının arkasına Atlas'ın verdiği gömlekle baskı uyguluyordu. Daha sonra kan durunca gömleği Atlas'a verdi.
"Tamam gidiyoruz." Beni yürütmekle uğraşmak istemediği için bir elini belime sararken diğer elini bacaklarıma sardı ve beni kucağına aldı. Bir yandan kızların sesini duyuyordum.
"Beril arayacağız seni tamam mı?"
"Ben de geliyorum sizinle." diyen birini duydum ama kimdi bilmiyordum.
Son gördüğüm şey ise Atlas'ın tedirgin bakışları oldu.
