6. bölüm · Beş Yıllık Sır

Bölüm 5

Büşra 💚🤍🍃

EKSİK🌓
Bölüm şarkısı=Ege Can Sal/ Başa Sar🍂

__________________________________

Kızım yoktu. Şuan yanımda Dalin kokan bir bebeğim yoktu.

Doya doya öpebileceğim, koklayabileceğim bir kızım yoktu.

Sonradan idrak edebildiğim şey ile hemen arabadan çıktım. Pınar'da öyle.

Gözlerim dolmuştu, aklım almıyordu. Nasıl olabilir?

" Pınar, Rüya nerede?"

"Ya, bilmiyorum."

"PINAR! RÜYA NEREDE? NEREDE BENİM KIZIM?"

"Sena sakin ol. Sen gittikten sonra ağladı, durmadı. Anneme gideceğim dedi. Beraber gidelim dedim tamam dedi. Çöp atmaya gittim. Onda da sadece arkamı döndüm yoktu. Senin yanındadır diye yanına geldim."

Ne yani...kızım benim yanıma geleceği için mi yoktu? Tüm bunların suçlusu ben miyim?

"Allah benim belamı versin... ALLAH BENİ NE YAPSIN?"

Diye fısıldamaya başladım. Pınar beni ön koltuğa otutturdu kendisi de şoför koltuğuna oturdu.

Şuan panik atak, anksiyete ne varsa herşeyi geçiriyordum. Özellikle, ritim bozukluğum vardı ve ellerim titriyordu. Bacaklarım benden bağımsızdı. Gözyaşlarım desen... Bir Okyanusu doldurabilecek kadardı.

Pınar hemşire olduğu için bana hemen şu içirdi ve önümü falan açtı.

Şuan hiçbir şey umrumda değildi.
Benim kızım neredeydi?

Eve giderken düşündüğüm tek şey kızımdı.

Rüya'ydı.

Biriciğimdi.

Kızımdı.

Gördüğüm en güzel Rüyam'daydı.

Eve geldiğimizde annem koşarak bana sarıldı. Babam da öyle. Arabadayken herhalde Pınar haber vermişti. Düşünün onu bile duymamıştım. Aklımda Rüya'mın " Anne" diyişleri yankılanıyordu çünkü.

Annemin kolları omuzlarımı sardığında vücudum sanki bana ait değilmiş gibi hissediyordum.
Ayakta duruyor muyum, düşüyor muyum… bilmiyordum.

Sadece bir cümle dönüp duruyordu kafamda.

Benim kızım yok.

Nefesim kesiliyordu. Göğsüm daralıyordu. Sanki biri kalbimi avucunun içine almış da yavaş yavaş sıkıyordu.

"Rüya..." diye fısıldadım.

Sesim o kadar ince çıkmıştı ki kendim bile zor duydum.

Annem saçlarımı okşadı.
"Bulacağız kızım… bulacağız."

Ama ben o kelimeyi duyamıyordum bile.

Bulacağız.

Nasıl bulacaktık?

Nasıl bulunur ki bir çocuk?

O küçücük beden… o küçücük ayaklar…

Aklıma bir anda sahildeki görüntüsü geldi.

Koşarken saçları uçuyordu.
Gülüyordu.
"Beni yakala anne!" diyordu.

Ve ben…
Ben arabaya gitmiştim.
Ben onu bırakmıştım.
Dizlerim titremeye başladı.

"Ben..." dedim boğuk bir sesle. "Ben onu bıraktım."

"Sena," dedi Pınar hemen. "Hayır bırakmadın—"

"BIRAKTIM!" diye bağırdım.

Sesim evin duvarlarında yankılandı.

Nefesim bir anda kesildi.
Göğsümde keskin bir ağrı dolaştı.
Elimi kalbime bastırdım.
Ritim… yine bozuluyordu.
Biliyordum bu hissi.

Korktuğum veya panik olduğum zaman ya çok hızlı atıyor ya da bir anda duracakmış gibi oluyordu.

"Pınar…" dedim nefes nefese. "Kalbim…"

Pınar hemen yanıma geldi.

"Sena bana bak."

Ama bakamıyordum.
Çünkü gözlerimin önünde tek bir şey vardı.
Rüya'nın yüzü.
O sabah bana sarılırken söylediği cümle.

"Anne seni çok seviyorum."

Bir anda bağırmaya başladım.

"BENİM KIZIM NEREDE?!"

Babam hemen dışarı çıktı.

"Ata yolda!" dedi annem.

Gerçekten de birkaç dakika sonra kapı sertçe açıldı.
Abim içeri girdi.
Yüzü bembeyazdı.

"Nerede kayboldu?" dedi hızlı hızlı.

Pınar anlatmaya başladı.

"Sahilde… sadece birkaç saniye—"

"Araştırdım," dedi abim hemen. "Sahildeki güvenlik kameralarına bakacağız. Polis de geliyor."

Polis.

O kelime mideme bir yumruk gibi oturdu.
Polis demek…
Kayıp çocuk demekti.
O an gerçek tamamen yüzüme çarptı.

Rüya gerçekten yoktu.
Gerçekten kayıptı.
Dizlerim tutmadı.
Yere çöktüm.

"Benim kızım yok…" diye fısıldadım.

"Benim kızım yok…"

Pınar hemen yanıma çöktü.

"Sena yapma."

Ama yapamıyordum.
Bir anda ayağa fırladım.

" Odası!"

Koşarak merdivenlere çıktım.
Rüya'nın odasının kapısını açtım.
Odanın içi hâlâ onun kokuyordu.
Oyuncakları yerdeydi.
Yatağının üstünde pembe unicornu duruyordu.
O oyuncağı elime aldım.

Küçücük kollarıyla her gece sarıldığı oyuncağı.
Oyuncağı yüzüme bastırdım.
Kokusu hâlâ üzerindeydi.
Dizlerimin üzerine çöktüm.

"Rüya…" dedim boğularak.

"Anne buradayım de… ne olur."

Ama oda sessizdi.
O kadar sessizdi ki kendi kalp atışlarımı duyabiliyordum.
Sonra bir şey fark ettim.
Yatağın kenarında onun fuları duruyordu.

Pembe.
Onu da aldım.
Kokladım.
O anda içimde bir şey kırıldı.
Ve bağırdım.

"RÜYAAAA!"

Sesim o kadar yüksekti ki aşağıdan herkes koşarak geldi.

Ama ben duramıyordum.

"RÜYA!"

Bir annenin sesi o evin duvarlarını parçalıyordu sanki.

Tam o sırada kapı zili çaldı.
Pınar aşağı indi.
Kapıyı açtı.
Egemen içeri girdi.
Yüzünde panik vardı.
"Nerede?" dedi hemen.

Ama kimse cevap veremedi.
Çünkü ben merdivenlerden aşağı inerken onu gördüm.

Egemen'i

Gözlerim onunla buluştu.
Ve o an…
Vücudum dayanamadı.
Koşarak ona sarıldım.
Kollarım boynuna dolandı.

"Rüya yok!" diye bağırdım.

"Egemen benim kızım yok!"

Sözlerim çığlık gibi çıkıyordu.
Ama vücudum artık beni taşımıyordu.

Dizlerim bir anda boşaldı.

Yere düştüm.
Egemen hemen beni tutmaya çalıştı.

"Sena sakin ol—"

(*Egemen kanka gavat mısın?*)

Ama nasıl sakin olabilirdim?
Elimde hâlâ Rüya'nın fuları vardı.
Ve pembe unicornu.
Onlara sarıldım.
Kokladım.

"RÜYA!" diye bağırdım tekrar.

Egemen dizlerimin önüne çöktü.

"Sena bak bana—"

Ama o an kafamın içinde başka bir ses vardı.
Bir düşünce.
Korkunç bir düşünce.
Ben sahilde neden arabaya gitmiştim?
Çünkü…

Egemen'i düşünüyordum.

Bir anda geri çekildim.
Egemen'e baktım.
Göğsüm sıkıştı.

"Ben…" dedim titreyerek.

"Ben seni düşündüm."

Egemen anlamadı.

"Sena—"

"Ben seni düşündüğüm için arabaya gittim!"

Gözyaşlarım yüzümden akıyordu.

"Rüya bana gelecekti!"

Sesim kırıldı.

"Ben seni düşündüğüm için… kızım kayboldu!"

Egemen'in yüzü dondu.

"Sena saçmalama—"

Ama o an mantık diye bir şey yoktu.
Acı vardı.
Korku vardı.
Bir annenin deliliğe yaklaşan çaresizliği vardı.
Göğsüne vurmaya başladım.

"BENİM KIZIM YOK!"

Bir kez daha vurdum.

Egemen ellerimi tuttu.

"Sena yeter—"

Ama ellerimi çekip tekrar vurdum.

"BENİM KIZIM YOK!"

Sesim parçalanıyordu.
Evde herkes ağlıyordu.
Ama hiçbir şey umurumda değildi.
Çünkü benim dünyam…

Rüya'ydı.

Ve o yoktu.
Tam o anda…
Bir telefon çaldı.
Egemen'in telefonu.
Herkes sustu.
Telefonun sesi evin içinde yankılandı.

"Efendim?"

Bir saniye sessizlik oldu.
Sonra…
Telefondan bir ses geldi.
Hıçkırarak ağlayan bir çocuk sesi.

"Anne…"

Kalbim durdu.
Telefonun içinden bir çığlık yükseldi.

"ANNEEEE!"

Rüya.

Rüya'nın sesiydi.

"Baba…"

diye ağladı telefonda....