1. bölüm / 1
Benim Gözümden1 YOLCULUK
Bölümler 1Şu an: 1 YOLCULUK
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Soğuk havanın etkisiyle yüzüme sert bir rüzgâr vuruyordu, rüzgârın her dokunuşuyla burnum üşüyordu. Adımlarımı hızlandırdım, geç kalmak istemiyordum. Kapüşonumu iyice yüzüme çektikten sonra hızlıca yürüdüm. Ofise az kalmıştı.
Nihayetinde ofise geldim, dönen kapıdan geçtim. Kendi odama doğru yürümeye başladım. Etrafa bakınıyordum, artık buraları ezberlemiştim. Duvarları her gördüğümde içimdeki çocuk ortaya çıkıyordu. Küçüklükten beri her şeyi merak eden biriydim. Gördüğüm her şeyin resmini çekiyordum, hatta bazılarını saklıyorum. Eskiye daldım fakat bu uzun sürmedi. Aniden Elif'in omzuma dokunmasıyla arkama döndüm.
"Ülkü, yine neye daldın? Etrafa bakınıyorsun."
Böyle deyince gülümsedim.
"Aynı şeylere dalmışım."
Tabii duvarın şeklini düşünmüyorum ya.
"E hadi, öyle olsun."
Elif ardından arkasını döndü ve gitmeye başladı. Ben de daha fazla beklemeden odama girdim. Oturdum ve sandalyemde dönmeye başladım. Önceden çektiğim fotoğrafları incelerken aniden yanımdaki telefonum titredi. Kimin aradığına bakmadan açtım. Beni arayan ya annem ya da babamdır diye düşünürken kulağıma yabancı bir ses geldi.
"Ülkü Yıldız ile mi görüşüyorum?"
O an şaşırdım.
"Evet, benim. Benim için mi aramıştınız?"
Gelecek cevabı merak ediyordum"
"Ben Hakan Soydan. Sizinle bir fotoğraf belgeseli çekmek istiyorum. Ününüzü çok duydum."
"Bu harika!"
Cidden harikaydı. Ne diyeceğimi şaşırdım, heyecanlıydım.
"A, ciddi misiniz? Ne hakkımda, çok isterim sizinle çalışmayı!"
Telefonda bir gülme sesi geldi.
"Bu mükemmel ,bilgileri mail olarak size ileteceğim."
Ardından heyecanla telefonu kapattım. Hemen bilgisayarı açıp mailime girdim ve bilgiler gelmişti.
Merhaba,
Askerî fotoğraf belgeseli projemiz kapsamında, yaklaşık bir ay boyunca askeriyedekilerin günlük yaşamını ve görevlerini fotoğraflamanızı planlıyoruz. Askeriyede konaklama ve diğer detaylar tarafımızca organize edilecek; proje takvimi ve güvenlik kuralları ayrıca paylaşılacaktır.
Birlikte çalışmayı umuyoruz.
Saygılarımızla,
Belgesel Proje Ekibi
Bu teklif için cidden bayağı şaşırdım. Ben şimdi tanımadığım bir şehirde askerlerin arasında kalıp fotoğraf mı çekecektim? Garip ama çok güzeldi. Bence bu teklife hayır diyemem. Hemen ben de teşekkür edip kabul mesajımı ilettim ve ofisteki işleri bırakıp eve geçmeye karar verdim. Kimseye söylemeden dışarı çıktım.
Bu haberi aldığımda hissettiğim heyecanı anlatmak benim için gerçekten çok zor. Askerî yaşamı, insanların görevleri uğruna gösterdikleri fedakârlıkları ve görünmeyen hikâyeleri fotoğraflamak, küçüklüğümden beri kurduğum hayallerden biriydi. Bir gün böyle anlamlı bir projenin parçası olabileceğimi düşünmek bile beni derinden etkiliyor.
Fotoğrafın yalnızca bir görüntüyü değil, bir insanın duygusunu, bekleyişini, özlemini ve cesaretini de anlatabileceğine inanıyorum. Bu proje sayesinde askerlerin günlük yaşamına yakından tanıklık etmek ve onların hikâyelerini saygıyla belgelemek benim için hem büyük bir sorumluluk hem de tarifsiz bir mutluluk olacaktı.
Vakit kaybetmeden eve geldim. Çantama birkaç parça eşyamı aldım ve en önemli olan fotoğraf makinemi de yanıma koydum. Evdekilere haber vermek kalmıştı. Annemin yanına gittim ve hafifçe yanına oturdum.
"Annem, bugün bir haber aldım."
Annemin yüzünde bir tebessüm belirdi.
"Ne haberiymiş? Bu kadar sevindiğine göre iyi bir haber."
Başımı salladım.
"Evet anne, ben bir belgesel için başka bir yere gitmek zorundayım."
Annem:
"Ne diyorsun kızım sen?"
Sonra uzun bir süre bunları anlattım. Daha sonra babama da anlatırken akşam olmuştu ve artık gitmem gerekiyordu. Annemlerle vedalaşıp havaalanına doğru yol aldım.
Uçuş saatim geldiğinde uçağıma bindim ve Hakkâri yolculuğum başladı. Hayatımda ilk defa Hakkâri'ye gidecektim. Uçakta sıkıldığım için uyudum. Evet, bayağı bir süre uyudum.
Nihayet uçak piste indiğinde camdan dışarı bakıyordum. Sonunda gelmiştim. Önümde hayatımın belki de en farklı bir ayı vardı. Çantamı omzuma taktım, fotoğraf makinemi elime alıp uçaktan indim. Yüzüme çarpan serin havayla birlikte derin bir nefes aldım. Etrafıma baktığımda her şey yabancıydı; bilmediğim bir şehir, bilmediğim insanlar ve beni bekleyen bambaşka bir hayat...
Valizimi alıp havaalanının çıkışına doğru yürüdüm. Telefonumdan bana gönderilen konumu açarak gideceğim yere nasıl ulaşacağımı kontrol ettim. Askerî bölgeye ulaşmak için öncelikle bir taksiye binmem gerekiyordu. Dışarı çıktığımda hafifçe esen rüzgâr saçlarımı yüzüme savuruyordu. Bir elimle sarı olan saçlarımı düzeltirken diğer elimdeki fotoğraf makinesini kontrol ettim. Bir ay boyunca askerlerin yanında kalacak, onların günlük yaşamlarını fotoğraflayacaktım. Bunun nasıl bir deneyim olacağını bilmiyordum. Tek bildiğim, buraya yalnızca fotoğraf çekmek için geldiğimdi.
Taksiye binip şoföre bana gönderilen adresi gösterdim. Yol boyunca camdan dışarıyı izledim. Şehir merkezinden uzaklaştıkça binalar azalmaya, yollar sessizleşmeye başladı. Telefonumu çıkarıp saati kontrol ettim. Yolculuğun başından beri heyecanlıydım ama askerî bölgeye yaklaştığımı fark ettikçe içimdeki merakın yanına biraz da gerginlik ekleniyordu.
Yaklaşık kırk dakika sonra taksi durdu. Ücreti ödeyip valizimi bagajdan çıkardım. Karşımda yüksek duvarlarla çevrili, girişinde nöbetçilerin bulunduğu askerî bir bölge vardı. Birkaç saniye olduğum yerde durup binaya baktım. Gerçekten burada bir ay geçirecektim.
Derin bir nefes alarak girişe doğru yürüdüm. Nöbetçi askerlerden biri beni durdurup kim olduğumu sordu. Kendimi tanıtıp fotoğraf belgeseli için geldiğimi söyledim. Gerekli belgelerimi kontrol ettikten sonra içerideki yetkiliye haber verdi. Ben de valizimin yanında beklerken etrafı incelemeye başladım.
Bir süre sonra elinde dosyayla bir asker yanıma geldi.
"Fotoğraf belgeseli için gelen siz misiniz?" diye sordu.
"Evet, benim," dedim ve çantamın askısını düzelttim.
Bana birkaç belge imzalatıp uymam gereken kuralları kısaca anlattı. Özellikle izinsiz fotoğraf çekmemem gerektiğini vurguladı. Başımı sallayarak onu dinledim. Sonuçta burası sıradan bir çalışma alanı değildi ve buna saygı göstermem gerekiyordu.
Ardından valizimi alıp gösterdiği binaya doğru yürüdüm. Kalacağım yer hazırlanmıştı. Odamı gördüğümde ilk işim valizimi yatağın üzerine bırakmak oldu. Fotoğraf makinemi masaya koyup odanın penceresinden dışarı baktım. Bahçede yürüyen askerler, uzaktan gelen komut sesleri ve sürekli hareket hâlindeki insanlar...
Her şey benim alıştığım hayattan çok farklıydı.
Telefonumu çıkarıp aileme sağ salim ulaştığımı bildiren kısa bir mesaj gönderdim. Sonra yatağın kenarına oturup ellerimi dizlerimin üzerinde birleştirdim.
"Tamam," diye fısıldadım kendi kendime. "İlk günün üstesinden gelirsin."
Tam fotoğraf makinemi kontrol etmeye başlamıştım ki koridordan ayak sesleri geldi. Kapımın önünde biri durdu ve birkaç kez tıklattı.
Başımı kaldırıp kapıya baktım.
"Geliyorum," dedim ve ayağa kalktım.
Galiba herkes şu an yemek yiyordu ve beni de çağırıyorlardı. Bunu, pencereden askerlerin bazılarını yemek yerken gördüğüm için tahmin etmek zor değildi. Saçlarımı dağınık bir topuz yapıp yemekhaneye doğru yürümeye başladım.
Yemekhaneye girdiğimde herkesin susup bana baktığını fark edince gerildim. Neden bakıyorsunuz yani? İlk defa fotoğraf çeken biri mi yanınızda.
Sonra kulağıma fısıltılar geldi.
"Bak sana, yeni gelen fotoğrafçı kız bu mu?"
Herkes böyle şeyler diyordu. Aniden önümde uzun boylu birine çarptım.
DEVAM EDECEK...
Bölüm etkileşimi
