Ben mi? Abin mi? (18+) (mafya) kitap kapağı

1. bölüm / 1

1. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm1.887 kelime · Okuduğun bölüm

Bir kış sabahı yatağımın içinde kıvrılıyordum. Ah yokmu bu kış sabahları? Özellikle okul hayatın bitmişse. Yanlış anlaşılmasın liseyi bitirdim. Evet nerde kalmıştık? Diyordum ki yokmu bu kış sabahları… Serin havada, sıcak yatağın içinde… Of, bugün günlerden neydi? Tam hatırlamaya çalışırken telefonumun ötmesiyle hafifçe irkildim. Telefonuma doğrulduğumda hatırlatma mesajı gelmişti. Ne hatırlatması ya? HATIRLADIM!! Bugün Ezgin’in doğum günüydü! Nasıl unuturum ya off. Ezgi benim arkadaş grubumdaki en yakın kız arkadaşım. Abimin de kardeşi gibidir. Sahi abim demişken? Neden bu sabah beni uyandırmadı? Yatağımdan hafifçe doğruldum. Üstüme siyah bir kapüşonlu sweat-shirt giydim. Saçımı da hemen gelişi güzel bir topuz yaptım. Odamdan çıkıp aşağı doğru iniyordum ki abimin ayı gibi gülmesinden tüm evin yankılandığını duyuyordum. Koca bir villa da böyle ayı gibi bir ses.. Aşağı indiğimde abimin arkadaşları ile birlikte kahvaltı hazırladığını görünce tam odama doğrulacaktım ki abimin seslenmesiyle yerimden sıçradım.

“Yonca! Kalktın mı lan?”

Yok daha yatıyorum. Ben uyku sersemiyim ya, gerizekalı. Cevap vermeden odama çıkacaktım ki abim yanıma koşarak geldi ve yüzüme anlamsıza baktı.

“Niye cevap vermiyorsun lan? Seninle konuşuyorum.”

“Size afiyet olsun ben yatıcam.”

“Ne yatması kızım saat 1 oldu.”

Telefonuma baktığımda saat gerçekten 1 geçiyordu. Gözlerimi büyüttüm. Çünkü öğlen olmuştu. Abimin en sevdiğim arkadaşı aynı zamanda beni kardeşi gören biriydi. Adı Ata’ydı. Ata abimle ben çocukluktan beri yaklaşık aynı çatı altında büyüdük. O beni bende onu çok severdim. Ata abim yanıma gelerek eliyle saçlarımı dağıttı ve gülerek:

“Uyan lan artık. Sersem seni.”

diyince koluna vurdum ve:

“Ya aç değilim, rahat bırakın beni size afiyet olsun.”

Kolumu tuttuğu gibi aşağı çekiştirdi.

“Senin için omlet yaptım yemezsen küserim.”

Abim de destek çıkarcasına:

“Vallahi küser.”

“Ya durun! Yemek istemiyorum şuan tek istediğim uyumak!”

“Yonca sen mal mısın? Yada ayı mısın? Kış uykusuna mı yatacaksın?”

“Çok komiksin!”

Biz merdivende didişirken abimin diğer bir arkadaşı, Baran bize doğru seslenmişti:

“Salın şu kızı gözünüzü seveyim.”

Heh! Sonunda beni destekleyen biri.

“Vallahi teşekkürler Baran abi. Bunların beni bırakacağı yok yoksa.”

“Ayaz, Ata gelin hadi.”

“Tamam öyle olsun Yonca hanım.”

Abime doğru dil çıkarttım, ardından odama doğru koşup kapımı kitledim. Bir dakika kapımızı kitledim? Neden kitledim ki? Neyse yaa kilitli kalsın birşey olmaz. Size kendimi tanıtmayı unuttuğum için kusura bakmayın. Ben Yonca. Abim Ayaz’la büyük bir villada aslında malikane desek daha doğru olur, yaşayan bir kızım. Ben küçük yaşta iken babam bizi terk etmiş. Annem de bizi büyütmüşü abimle beraber. Ama ben daha 7 yaşımdayken annemi kaybettik. Bize hep amcam sahip çıkardı. Amcam kafa dengi benim gibi deli biriydi. Ama bakmayın böyle şirin göründüğüne kendisi bir örgüt lideri. Abim de amcamın yolunu takip etti ve bir mafya oldu. Ardından Baran abim, Ata abim falan da mafya. İnanmayın bu kadar iyi kalpli görünmelerine kendileri kaç kişi öldürdü bu hayatta sayamam. Üçü de tek birbirlerine, bana ve amcama zarar vermezler. He birde arkadaş grubuma. Dur, arkadaş grubum. AY BUGÜN EZGİNİN DOĞUMGÜNÜYDÜ! Ben niye hep bunu unutuyorum ki? Off Ezgi duymasın yoksa beni fena yapar. Hemen kilidimi açıp aşağı doğru koştum. Abimler yemek masasında otururken merdivenlerin başından çığlık attım.

“KALKIN AHALİ! BUGÜN EZGİNİN DOĞUM GÜNÜ!!”

Abimler telefonunu çıkarıp baktılar sonra birbirlerine bakarak:

“Harbi ha?”

“Nasıl unuttuk lan?”

“Eee ne hediye alacağız?”

Gibi soru sormaya başladılar. Ben başımı iki yana sallayıp yanlarına gittim.

“Abi kalkın da hediye almaya gidelim. Otelde de süpriz bir doğum günü partisi düzenleyelim.”

“Tamam abicim hallederiz. Daha sabah sakin ol.”

Sakin mi olayım? Ne demek sakin olayım?! Benim en yakın arkadaşımın doğum günü! Bugün sakin olamam çünkü çok heyecanlıydım. Ezgi 20 yaşına giriyordu. Benden ise sadece 6 ay büyüktü. Ben hala 19’umdayım. Bu durum her ne kadar moralimi bozsa da 20. Yaş doğum günü için telefonumu alıp bir grup açtım. Grupta abimler. En yakın 3 erkek arkadaşım: Mert, Aras ve Karan. Hepsini ekledikten sonra bir mesaj attım:

“Evet bugün Ezgimin doğum günüü ve onun en sevdiği şeylerden biri süpriz hediyelerdirr. Şimdi acilen plan yapıyoruz çünkü benim kardeşim yılda 1 kez doğuyor.” (Ben)

“Ne doğum günüsü amk?” (Karan)

“Lan gerizekalı bugün Ezginin doğum günü.” (Aras)

“Hihh! Ne diyorsun?!” (Karan)

“Karan taşşak mı geçiyorsun söylüyoruz ya.” (Mert)

“Kardeşlerim bi susun ya sonra karar veririz.” (Ayaz)

“Sonra derken?” (Ben)

“Ya tamam karar verin o halde.” (Ayaz)

“Yonca siz kız kıza dışarı çıkın bi gezin bizde süpriz yapalım.” (Ata)

“Off nereye götüreyim ki şimdi ben onu?” (Ben)

“Yahu kızım, buz pistine gidin kahve içmeye gidin, AVM’ye gidin biz mi karar verelim ona?” (Ayaz)

“Beni de yanınıza alsanıza gezmek istiyordum.” (Karan)

“Karan bi siktir git.” (Aras)

“Ne var be gezmek kötü birşey mi?” (Karan)

“Lan gerizekalı otur oturduğun yere süpriz yapacağız ya hani?” (Mert)

“Off tmm.” (Karan)

“AHAHSJWJSJWJEJ, karan tmm bu kadar üzülme gece bowling’e gideriz olmadı bu kadar üzülme.” (Ben)

Telefonu kapattım ve üstümü değiştirip alelacele odamdan çıkıp ön kapıya doğru koştum.

“Ben çıkıyorummm!!”

“Tamam yonca kimseye bulaşmayın!”

“Söz veremem.”

“Yoncaaa!”

Abimin bağrışına gülüp kapıdan çıktım. Şoföre Ezginin evini söyledim ve gidiyorduk. Yaklaşık bi 10 dakika sonra Ezgi’nin evine varmıştım. Şoför benim içeri girmemi bekledi. Bende siteye girdikten sonra şoför gitmişti. İçeri girdiğimde herşey normaldi. Ezginin oturduğu bloğa doğru yürüdüm, ardından ziline bastım. Kapı açılınca apartmandan içeri girdim. Apartman leş gibi sigara kokuyordu. Biraz midem bulanmıştı. Ardından Ezgi’nin kapısını çaldıktan sonra kapıyı bana orta yaşta bir adam açmıştı. Adam yaklaşık 40-50 küsür vardı. Ben adama doğru kitlenmiştim. Ne diyeceğimi bilemedim. Hatta kapıyı kontrol ettim yanlış daire mi diye ama doğruydu. Ardından adam konuşmaya başladı:

“Kime bakmıştınız kızım?”

“Ben Ezgi’ye bakmıştım ama..?”

“Ezgiiii!”

“Efendim baba!”

Haa şimdi anladım. Bu adam Ezgi’nin babasıymış. Ezgi daha çok küçükken babası iş için yurt dışına gitmişti. Ama Ezgi ile arlarında olan bağ hep güçlü kalmıştı. Onların baba-kız ilişkisini bazen kıskanmış bile olabilirim.

“Arkadaşın gelmiş kapıda!”

Ezgi hemen koşarak geldi beni görünce hafif bir çığlık atarak ellerini iki yana açtı.

“Aaaa biricik kardeşim gelmişşş!”

“Gelirim tabii gelmem mi? Doğum günün kutlu olsun aşkımmm.”

“Haa sen Yonca olmalısın.”

“Evet o Yonca benimm. Sizde Akif amca olmalısınız, beni nasıl unuttunuz?”

“Çok büyümüşsün. Tanıyamadım ki seni.”

“Büyüdüm tabii büyümem mi?”

“Babaa Yonca”yla dışarıda takılsam.”

“Elbette çıkın. Ben sizi bırakayım. Plan yaptınız mı?”

“Benim elbet bazı süprizlerim var ama söyleyemem.”

Bunun üstüne Ezgi ile o an dışarı çıkıp akşama kadar eğlenmiştik. Akif amca da eşi ile beraber evde oturmayı seçti biz gençleri yalnız bırakmak istedi. Tam bir babacan adamdı. Akşam olduğunda abimler mesaj atmıştı:

“Abicim nerde kaldınız? Karahan oteldeyiz. Sizi bekliyoruz şoförü ara da gelip sizi alsın.” (Abim)

“Ezgi ile birlikte dışarıdaydık. Şimdi aradım zaten geliyormuş.” (Ben)

“Tamam dikkatli gelin.” (Ata)

“Tmm Baybay” (ben)

Şoför 5 dakikaya hemen gelmişti. Arabaya binince Ezgi ile sohbet etmeye başladım:

“Nasıl hissediyorsunn? Sonuçta bugün kü doğum günü prensesi sensin.”

“O kadar mutluyum ki seninle çok güzel bir zaman geçirdim, ama bizimkiler açıkçası kutlamadı doğum günümü.”

“Üzülme ama unutmuş olabilirler. Mal onlar hiçbirşey hatırlamıyorlar.”

“Neyse dert etmiyorum. Sonuçta kardeşim hatırlamışş.”

“Unutur muyum hiçç? Ayıp ediyorsun.”

Otele vardığımızda arabadan yavaşça indik. Parti salonuna doğru yürümeye başladık. Ardından bizimkileri gördüm ve onların olduğu masaya doğru ilerledim. Herkes bir anda Ezgi’ye doğum günü şarkısı söylemeye başlamıştı. Ezgi mutluluktan ağladı hatta. Biz hepimiz normal bir şekilde eğleniyorduk. Herşey şimdilik çok normaldi…

Ezginin doğum günü kutlamasını yaptıktan sonra içmeye başlamıştık. Ezgi çok az içmişti. Abimler ise dozunu kaçırmıştı, ama herhangi bir sarhoşluk belirtileri bile yoktu. Benim ise öyle bir başım dönüyordu ki anlatamam. Bazen başım dönüyor bazen de dönmüyordu. Karan, Mert ve Aras hastahaneye acil ameliyata gitmişti. Abimlerin üçünün de işi çıkıp gitmişti. Hepsi Ezginin doğum gününü tekrar kutladıktan sonra ayrılmıştık. Ezgi ile ben masada oturmaya devam ediyorduk. Ardından Ezgi’nin o beklediği an gelmişti:

“Benim çok uykum var. Eve gidelim mi? Gel bize geçelim.”

“Yok biraz ailenle de vakit geçir. Ben eve gideyim.”

“Emin misin sarhoş gibisin.”

“Kız valla iyiyim. Hadi çağır babanı gelip seni alsın.”

Ezgi ile otel’in çıkışına doğru yürüdük. Ezginin babası gelmişti. Ardından Akif amcam bana sordu:

“Yonca, gel kızım bırakayım seni de. Bak gece oldu bu karanlıkta asla yalnız dolaşma.”

“Yok Akif Amca abimler beni zaten alıcakmış gidin siz.”

“Ya olsun, bekleme abini. Korkuyorum kızım sende benim çocuğum gibisin.”

“Gerçekten bana birşey olmaz.”

“Emin misin?”

“Evet. Vallahi eminim.”

“Gel işte Yonca ya bak babam da ısrar ediyor.”

“Kanka vallahi abim gelicekmiş.”

“Off. İnatçı seni. Bak o halde eve geldiğin an beni arıyorsun hemen! Tamam mı?”

“Tamam aşkım doğum günün tekrar kutlu olsun.”

Gülümsedi. Ve gittiler. Aslında otelin sadece 15 dakika ilerisindeydi ev. O yüzden yoldan karşı karşıya geçip herhangi bir ara sokaktan yürümeye başladım. Onlara yalan söylemiştim. Abim gelmeyecekti, zaten abim işi çıktığı için gitmişti. Ama benim şuan otleden ayrıldığımı bilmiyor çünkü ona söylemedim. Ara sokaktan giderken arkamda büyük bir gölge gördüm. Kısa süreliğine duraksadım, ardından yutkunarak yürümeye devam ettim. Ben her ara sokaktan farklı bir yere döndüğümde gölge beni takip ediyordu. Yapmamam gereken birşeyi yapıp arkama doğru baktım. Bir tane adam beni takip ediyordu. Korkudan nefesim düğümlendi. Adımlarımı hızlandırdım. Ama o daha da hızlanmıştı. Sonra bir anda bileğimden tutup beni kendine çekti:

“Pişt güzellik gel seni evine bırakayım!”

“Bırak! Siktir git! Orospu çocuğu bırak beni!”

“Direnme yavrum gel birazcık gezelim he.”

Kolumu çok sıkıyordu. Arkamı dönüp kafasına bir kafa atıp hızlıca koşmaya başladım. O da beni kovalamaya başlamıştı.

“Öldürücem seni! Gel buraya küçük orospu seni! Birlikte kaçacağız.”

Sarhoş olmamın etkisiyle hemen herhangi bir duvara tutundum. Gözlerimi kapatıp açmaya çalıştım ayılmak için ama olmuyordu. Başım dönme dolap gibi dönüyordu. Adam gelip kolumu tuttu ve kendine doğru çekmeye çalıştı. Bende duvara doğru tutunmaya çalıştım. Ama olmadı. Gözümden yaşlar süzülüyordu. Kendimi kurtaramıyordum… çaresizdim… sapığın biri beni kaçırmaya çalışıyordu… Ardından bir ses duydum:

“LAN!”

Arından kolumu çekiştiren adama biri kafa attı ve yere fırlatıp öldüresiye yumruklamaya başladı.

“SENİ BURADA ÖLDÜRÜRÜM LAN! OROSPU ÇOCUĞU!”

Arkamı ağlayarak dönüp baktım. Baran. Adamı öldüresiye dövüyordu. Benim ağladığımı görünce delirdi ve adamı tekmelemeye başladı.

“Abi çok özür dilerim! Lütfen beni bırak!”

“SÜRÜNDÜRÜCEM SENİ PİÇ KURUSU! SENİ ANCAK BURADAN ANAN KURTARIR!”

Adam artık bi 5 dakika sonra yerde baygın yatıyordu. Hiç haraket etmiyordu. Galiba onu öldürmüştü… Baran beni görüp yanıma gelip, eğilip yüzüme doğru baktı. Parmağıyla göz yaşlarımı sildi. Ben ise ona sarılıp ağlamaya devam ettim.

“Şsss sakin ol geçti. Yanındayım.”

“Ç-çok k-korkuyorum.”

“Korkma ben yanındayım. Ağlama kurban olurum o gözuaşlarına.”

“Eve gitmek istiyorum… sadece eve gitmek.”

“Eve gidemeyiz yoksa abin katil olur. Sadece yüzüme bak tamam mı geçti sakin ol.”

Hıçkırıklara boğulmuştum. Adam yerde son nefesini veriyordu galiba. Baran haklıydı, abim bu şerefsiz yüzünden katil olabilirdi. Baran beni ayağa kaldırmaya çalıştı. Kalktığım gibi yere düşecek gibi oldum. Hem ağlamıştım, hem sarhoştum, hemde bu topuklularla nasıl koştum hala emin değildim. Baran önce topuklularımı çıkarıp eline aldı, arından da beni kucağına. Korkudan tirtir titriyordum. Başımı onun kafasına koydum. O ise saçlarımdan öpmüştü. Hıçkırıklarım devam ediyordu. Baran ise delirmişti resmen.

“Şsss geçti sakin ol.. ölürüm ben sana ağlama sakın.”

***
Baran’ın ağızından:

Ben Yoncayı hep kardeşim gibi görmüşken.. şuan da bana ne oluyordu? Ona karşı doğru davrandım ama neden saçından öptüm ki? Kendime hakim olamadım. Onun ağlayışları beni delirtiyordu. En ufak bir hıçkırığı bile dünyayı yakmama yeterdi. Bu kadar güzel olması, off. Baran ne diyorsun oğlum sen? O senin kardeşin gibi. Böyle aptal şeyler düşünme bir daha sakın. Kucağıma baktığımda adeta bir melek gibi uyuyordu, yüzü bembeyaz kesilmiş. Sikicem ben o orospu çocuğunu bir daha hiçbir kadını korkutup rahatsız edemez amınakoduğumun orospu çocuğu. Yürüyerek otele varmıştık. Asansörün tuşuna bastım. Geldiğinde yukarı doğru herhangi bir odaya çıktım. Kucağımda bir melek, koridor yolunda ilerlerken kendi odamda durdum. Kapıyı açtım, ve içeri girip odanın kapısını kapattım. Yoncayı yatağa yatırıp üstüne yorganı atmıştım. Onu rahatsız etmemek için dışarı çıktım. Başka bir odaya geçmiştim. Uzandığımda aklımda tek bir soru vardı: Yonca benim için bir kardeş mi? Yoksa bir aşk mı?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…