46. bölüm · Bana Ait 2: Küllerden Doğan İmparatorluk
46
Korel, getirdiği sahte belgeleri Yeliz’in önüne
bıraktıktan sonra odadan çıkarken, kapının önünde
durup omuzunun üzerinden son bir kez baktı.
"Gerçekler can yakar Yeliz, ama yalanlar seni sadece
bir köle yapar. Tuğra seni bir 'proje' olarak gördü;
bense seni bir kadın olarak görüyorum.
"
Yeliz, Korel çıktıktan sonra odaya çöken sessizlikle
baş başa kaldı. Midesindeki o tanıdık düğümlenme,
Selim’in dönemindeki gibi keskin bir tiksintiden
ziyade, zehirli bir kafa karışıklığına dönüşmüştü.
Korel’in parmak uçlarının saçına değdiği o anı
hatırladıkça teni karıncalanıyordu. Selim’in dokunuşu
kirli bir elin lekesi gibiyse, Korel’in bakışı ruhu ele
geçirmeye çalışan sinsi bir sis gibiydi.
Yeliz, masanın üzerindeki boya tüplerine uzandı.
Haftalar sonra ilk kez fırçayı eline aldı. Ama Tuğra’yı
ya da Kadıköy’ü değil, Korel’in o buz gibi ama derin
bakan gözlerini çizmeye başladı. Kendinden nefret
ederek, tiksinerek ama durduramadığı bir merakla
çiziyordu. Korel, Selim’in kaba kuvvetle
yapamadığını, Yeliz’in zihnindeki "güven" kalesini
yıkarak yapmaya başlıyordu.
