17. bölüm · Bahisin adı:AŞK

Son hamle

The Kor

Gece karanlığı binayı örtüyordu, ama içeride nefesler hızlı ve sessizdi. Ali, Pınar’ın elini sıkıca tuttu, gözleri kararlı bir şekilde Orhan’ın bulunduğu odaya odaklandı.
“Pınar… bu gece her şey bitecek. Hazır ol,” dedi Ali, sesi düşük ama keskin.
Pınar başını salladı:
“Ali… yanındayım. Ne yapacaksak birlikte yapacağız.”
Ali, arkadaşlarına kısa bir işaret verdi ve ekip hızla Orhan’ın adamlarının bulunduğu odaya girdi. Sessiz adımlar, dikkatli hareketler ve keskin plan… her şey hesaplıydı.
Orhan, onları fark ettiğinde çok geçti. Ali’nin arkadaşları hızlıca Orhan’ın adamlarını etkisiz hale getirdi. Binadaki gerilim neredeyse dayanılmazdı.
Orhan sinirli bir şekilde bağırdı:
“Baybars… yani Ali! Bu gece her şeyi kaybedeceksiniz!”
Ali soğukkanlı bir şekilde cevapladı:
“Orhan… artık kimseyi tehdit edemezsin. Bu senin son hamlen.”
Pınar Ali’nin yanında duruyordu, gözleri parlıyordu:
“Ali… birlikteyiz. Artık hiçbir tehdit bizi ayıramaz.”
Ali cebindeki bilekliği bir kez daha gözden geçirdi; boncuklar hafifçe parlıyordu, geçmişin ve güvenin hatırlatıcısı olarak. Ardından Orhan’a döndü:
“Geçmişin gölgeleri, senin için artık bir sınır.”
Orhan çaresizce silahını doğrultmaya çalıştı, ama Ali’nin arkadaşları onu hızla etkisiz hale getirdi. Ali bir adım öne çıktı ve kararlı bir şekilde Orhan’a yaklaştı:
“Bitti Orhan. Artık kimseyi korkutamazsın. Bu gece senin oyununu bitiriyoruz.”
Orhan yere kapandı, öfke ve çaresizlikle karışık bakışlarla Ali’ye baktı. Ali cebindeki bilekliği masaya koydu; parlayan boncuklar, geçmişin güvenini ve geleceğin umutlarını simgeliyordu.
Pınar Ali’ye dönerek gülümsedi:
“Ali… gördün mü? Beraber olduğumuzda hiçbir şey imkânsız değil.”
Ali başını salladı:
“Evet… ve artık sıra geri kalan işleri halletmekte. Her şey kontrolümüzde.”
Dışarıda gece sessizdi. İçeride ise zafer ve kararlılıkla dolu bir sessizlik hüküm sürüyordu. Orhan artık tehdit değildi; Ali, Pınar ve arkadaşları zafer kazanmıştı. Orhan, yere kapandıktan sonra nefes nefese kaldı. Ali, cebindeki bilekliği tekrar eline aldı, parlayan boncuklara bakarak derin bir nefes çekti.
“Orhan… artık bitti. Kimseyi korkutamazsın, kimseye zarar veremezsin,” dedi Ali kararlı bir sesle.
Pınar Ali’nin yanında duruyordu, gözleri parlıyordu:
“Ali… gördün mü? Beraber olduğumuzda hiçbir şey imkânsız değil.”
Ali başını salladı:
“Evet… ve artık işin geriye kalan kısmını halletmemiz gerekiyor. Orhan’ı adalete teslim edeceğiz.”
Ali’nin arkadaşları Orhan’ı etkisiz hale getirmiş, polise teslim etmek için hazır hâle getirmişti. Pınar, Ali’nin arkadaşlarına bakarak hafifçe gülümsedi:
“Ali… onlar harika insanlar. Seninle birlikte olduklarını görmek iyi hissettiriyor.”
Ali, Pınar’ın elini tuttu:
“Onlar güvenilir. Ama unutma, Pınar… sen de artık bizim ekibin bir parçasısın. Yanımızda olduğun sürece hiçbir şey imkânsız değil.”
Pınar gülümseyerek karşılık verdi:
“Evet, Ali… birlikteyiz. Artık hiçbir tehdit bizi ayıramaz.”
Orhan, çaresizce etrafına baktı, artık plan yapacak hiçbir şansı yoktu. Ali ve ekibi zaferle duruyordu; hem Orhan’ın tehdidi sona ermiş hem de şehir güvenliğe kavuşmuştu.
Ali cebindeki bilekliği masaya koydu ve Pınar’a fısıldadı:
“Bu bileklik… geçmişten gelen bir hatırlatıcı, güvenimizin ve stratejimizin simgesi. Senin sayesinde buradayız.”
Pınar Ali’ye bakarak sessizce:
“Ali… seninle her şey mümkün. Ve artık birlikteyiz.”
Gece sessizliğe bürünmüş, ama içerideki huzur ve güven, Ali, Pınar ve arkadaşlarının yüzlerinde parlıyordu. Artık Orhan tamamen alt edilmiş, Pınar güvenli ve Ali’nin yanında kalmıştı.