9. bölüm · Babanın ortağının oğlu.

Bölüm 7

Ebrar Uysal

Evde oturuyorduk.
Çok sıkıcı bugün.
Hava yağmurlu.
Evde bir ölüm sessizliği.
Koltuğa iyice yayıldım.
Koltuğa uzandım.
Ayaklarımı havaya kaldırdım.
Farklı farklı şekilllere girdim.

Çooookkk sıkıcıydıı.
Bugün nolmuştu bize?

Yankı beni belimden tutup kendine çekti.
“Yerinde dur,” diye mırıldandı.
Bunh söylerken telefona bakıyordu.

“Sabahtan beri o telefonda napıyorsun?” Diye sordum.

(Helin ve yankı ismini değiştirmemi istiyorsanız yazın. Ve isim önerin!
10’dan fazla kişi değiştir derse değiştiririm)

“Boş ver.” Diye geçiştirdi.

Evde tektik.
Niye kimse yoktu ?
Bu yağmurda?
Nereye ?
Neden ?

Aklımda binlerce sorular dönüyordu ve ben kafayı yiyordum.
Hiddetle doğruldum ama bir eli sıkıca belimde olduğu için geri kolayca çekti.
Pislik…

Offlayarak geri uzandım.
“Diğerleri nerde? Fırat daha yeni gelmişti ne ara gitti? Gerçi o daha gitmez bence. Neredeler o zaman bu yağmurda?” Diye mırıldandım.

Gözlerim cama çarpttı.
Kapalı camdan dışarısı görünüyordu.
Durmak sızın hiddetle dolu yağıyordu.
Bazen çakan şimşekler yankı’ya daha da sokulmama neden oluyordu.

“Hava korkunç… “diye mırıldandım.

“Korkuyor musun?” Diye sordu.

“Yooo.” Diye geçiştirdim. Beni kendine daha çok çekti.

“Korkma…” diye fısıldadı.

“Korkmuyorum zaten…” dedim.

“Helin… “ diye fısıldadı ve ekledi. “Lütfen korkma…”

“Yankı korkmuyorum.” Dedim.

“Helin….” Son kez adımı fısılda dı ve gözlerini kapattı.
Derin bir nefes alıp verdi.

Ne oluyordu?
Ne geçiyor aklından ?
Kötü bir şey mi olmuştur ?

“Yankı geveleme.” Dedim.
Sesimde endişe vardı.
Korku vardı.
Kaygı vardı.
Ama mutluluk yoktu.
Umut vardı.
Neşe yoktu.
Saatlerce ağlama hissi vardı.
Aşk yoktu…

Hissettiğim sadece kötü duygulardı.

Yutkundu.
“Korkma Helin… sadece şimşek sadece.”

Yankı’nın ağzından…

(‘Korkma Helin… sadece kaza sadece” )

( ‘(“ “ )’ iç ses oluyor)

Ama Helin ısrar etti.
“Sanki bu bir U dönüşürdü.” Dedi.

(“ evet U dönüşüydü.”)

“Saçmalama Helin.” Diye mırıldandım.

(“ ona nasıl anlamayacaktım?”)
(“Bu bir kaza bile değildi ki?”)
(“ ben dayanamıyorsam o nasıl dayanacaktı ki ?”)
(“Fırat nasıl dayanmıştı ki..?”)

“Ne oluyor ne oluyor Ya?”
“Ben burda can sıkıntısından ölüyorum.”

“Sakın! “ diye sesimi yükselttim.
“Ölmek kelimesini ağzına alma!”

“Tamam ya bağırmana gerek yoktu.”

(“Onu yanlız bırakma , dayan dayan dayan “)

“Uyuyalım mı? Uykum var.” Dedim.
Başıyla onayladı ve ayağa kalktı.

“O zaman koltukta yat.” Dedi.

‘Ne?’ Dercesine baktı.

“Roller burda işlemiyor canım.”

Tek kaşımı kaldrdım.
Ayağa kalktım ve tek bir hamlede onu omuzla artıp odasına doğru yürüdüm.

Sırtımı yumruklayıp bağırıyordu ama nafile.
Odasına girdim ve tel kişilik yatağa onu attım.

“Tek kişilik yatak mı?” Diye sordum.

“Evet o yüzden tek uyu-“
Lafını kesip
“Mükemmel.” Dedim ve yanına uzandım.
Onu da zorla uzanır pozisyona geçirdim.

Annem Türk babam amirikalıydı benim o yüzden
‘Yankı willson’du.
“Sıkışırız.” Diye mırıldandım.

(“Bilmeyecek”)
(“Bilmeyecek”)
(“Babasının ne denli şefersiz olduğunu şu an bilmeyecek”)
(“Annesinin öldürüğünü şu an bilmeyecek”)
(“Babasının annesini sırf kendisini almak için katlettiğini bilmeyecek…”)

(TikTok hesabım: eustwy)