Bölümler 2Şu an: BÖLÜM 1: RÜYALAR VE ARDINDAKİ GERÇEKLER
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölümde bahsettiğimiz Lyra'nın avcunda beliren kolye bu şekilde 💫
Bölüm 1
Rüyalar ve Ardındaki Gerçekler
Yatağımda sırt üstü döndüğümde gergince ofladım. Ellerimi yüzüme koyduğumda yüzüm fazlasıyla sıcaktı ama ellerim yüzümün aksine fazlasıyla soğuktu. Tam üç gündür aynı rüyayı görüyor ve aynı şekilde uyanıyordum.
Elimi boynuma götürdüğümde soğukluğuyla ürperdim. Hızlıca üstümü değiştirip çantamı alıp çıktığımda beni bekleyen Ela'nın yanına gittim.
"Kayra gelmedi mi?"
"Şimdi mesaj attı, geliyormuş. İyi misin sen? Yüzün bembeyaz olmuş."
"Sanki normalde çok farklıydı." Bunu dememle kıkırdaması bir oldu. Elimi tuttuğunda ürperdi. "Sen gerçekten iyi değilsin."
Elimi hızla arkama götürdüm. "Hasta gibiyim, biraz ondan böyle. Bir de değişik bir rüya gördüm, etkisinden çıkamadım."
"Ne rüyasıymış bu?" dedi Kayra yanımıza gelip yürümemiz için hareket ederek. "Bir kral beni çağırıyor de, şuraya düşüp bayılayım."
Ben sessiz kaldığımda Ela söze girdi.
"Ne dedin sen?"
Kayra anlamayarak kaşlarını kaldırdığında Ela ekledi. "Ben de aynı rüyayı gördüm. Ama beni bir kral değil, bir kraliçe çağırıyordu. Orman gibi bir yerdi. Ağaçlar, dağlar vardı. Fazlasıyla güzel bir yerdi."
"Bir rüya gibi değildi," dedim ben de. "O kadar gerçekçiydi ki bir an gerçek sandım."
"Bunların bir anlamı olabilir mi?"
Olmamalıydı. Olamazdı. Ejderha gelmişti rüyama. Ejderha kötülüğü simgelerdi. Canavar olarak tasvir edilirdi.
Ama... Bilgelik, iyilik anlamına da gelebiliyordu. Asıl merak ettiğim şuydu: Benim rüyamdaki ejderha iyilik için mi gelmişti yoksa tam tersi mi?
"Saçmalama Ela," dedi Kayra. "En son beraber film izledik, rüyamıza girdi işte."
Konuyu değiştirmek adına düşünmeye başladım.
"Matematik ödevini yaptınız mı?"
"Kütüphanede yaparız, olmaz mı?" diye sordu Ela.
"Bir ara halledelim. Bu yıl sınıfı geçmemiz gerek," dediğimde kafa salladılar.
Sınıfa girdiğimizde kendi sırama geçtim. Hırkamı masanın üzerine koyup kafamı yasladım.
"Yakındır gelmen. Bulmalısın doğruları. Önüne sıralanmayacak gerçekler, sen sıralayacaksın. Sıraladıkların çözüm olacak sana. Sen kendini bulacaksın. Ne olduğunu bul, en değerli ışıksın sen."
Ejderha alevlerle kaybolduğunda gözlerimi açmadım. İnatla uyumaya çalıştım. Dakikalar sonra yeniden uykuya kendimi bıraktığımda rahat bir nefes verdim.
"Leyla..."
Omzumdan tutup sallanmasıyla kalktım. "Hm?" dedim.
"Öğle arasına girdik, saatlerdir uyuyorsun."
Gözlerimi ovduğumda esnedim. Tahtadaki saate bakmaya çalıştım. Albino olmam görmemi zorlaştırıyordu. Anlamam biraz sürse de Ela'nın doğru dediğini anladım.
"Saatlerdir uyuyorsun, yetmedi mi? Kalk artık."
"Tamam, kalktım."
Çantamdan birkaç makyaj malzemesi aldım.
"Tuvalete gidelim."
Ceplerime soktuğumda koluma girdi.
"Kayra yemek almaya gitti. O gelmeden gelelim."
Kafa sallayıp tuvalete girdiğimizde kapatıcı ve dudaklarımı renklendirmesi için nemlendirici sürdüm.
"Süslenmen bitti mi?" diye sordu beyaza çok yakın olan saçlarımı ellerimle düzeltirken.
Kafa salladım. Yeniden sınıfa döndüğümüzde bir şeyler yemiştik. Ardından her zamanki okul rutini devam etti.
Okul çıkışı eve Ela ve Kayra ile dönmedim. Aklımda hâlâ ejderha bozuntusunun dedikleri vardı. Okulun karşısındaki kütüphaneye doğru ilerledim. İçeri girdiğimde her zamanki görevlilerden biri yanıma geldi.
"Hoş geldin Leyla."
Elli yaşlarına yaklaşmış, saçında aklar olan bir kadındı. Genellikle bana hep aynı kişi yardım ediyordu.
"Teşekkür ederim."
Uzun kitaplıkların olduğu yerlere doğru ilerledim. Burası tarihî kitapların olduğu bölümdü.
"Ne tür istiyorsun?"
"Aslında tam olarak ne istediğimi bilmiyorum. Bir şeyi araştırmam gerek."
"Ödev falan mı?" diye sorduğunda kafa salladım.
"Sayılır."
Kısa bir an ejderhanın dediklerini düşündüm.
"Lunas. Bu ne anlama geliyor? Ejderha falan."
"Mitoloji tarzı," dedi düşünceli bir sesle. Karışmış saçlarına ellerini daldırdı. "Mitoloji hakkında fazla detaya hâkim değilim ama arkadaşımı yönlendirebilirim."
Olumlu anlamda kafa salladığımda yanımdan ayrıldı. Kitapları incelerken yanıma başka biri geldi.
"Ejderha ve Lunas tarzı istiyordunuz değil mi?" diye sordu doğrulamayı teyit ederek.
"Evet. Ama Lunas diye bir terim var mı emin değilim. Belki yanlış duymuşumdur."
"Lunas... Lunaris evreni var. Eski bir mitolojidir. Böyle bir terim olduğu doğru ama böyle bir diyarın olduğu hiçbir zaman kanıtlanamadı. Bu tarz kitaplar var."
"Görebilmem mümkün mü?"
Birkaç kitap karıştırdı. En sonunda aradıklarını bulmuş gibi yüzünde bir gülümseme belirdi.
"Dilerseniz bildiklerimi anlatabilirim. Mitoloji seven biriyimdir. Bu kitapları incelemiştim."
"Çok iyi olur."
Masalardan birine doğru yönlendirdi. Kitapları masanın üzerine dizdi.
"Bahsettiğin Lunas aslında Lunaris diyarında yaşayanlara verilen isim. Lunaris diyarı elementlere bağlı krallıkların olduğu bir diyar olarak geçiyor. Eski bir inanışa göre toprak, ışık gibi krallıklar var ve bu elementler sayesinde denge sağlanıyor."
"Bu gerçek değil yani, bu efsane sadece."
"Efsaneler gerçeklerin değiştirilmiş hâlidir. Doğruluk payları vardır."
"Başka ne biliyoruz bu diyar hakkında?" diye sorduğumda önemsenmeyecek kadar önemli bir şey olduğunu fark ettim. Ejderha Işık Varisi'ni istiyorum demişti, bu adam da ışık krallığı olduğunu söylemişti.
"Rüyalar ne anlama gelir?"
"Rüya yorumları yapan kişilere sormanız gerekir. Sormanızda fayda olduğunu söylemeliyim."
Ağır ağır kafa salladım.
"Bu diyar hakkında bilinenler oldukça azdır. Kitapları inceleyebilirsiniz. Merakımı mazur görün lütfen ama bir şey sorabilir miyim?"
"Elbette," dedim.
"Yıllardır kütüphanelerde çalışıyorum. Ama Lunaris'in hakkında kimse bir şey sormadı. Siz nasıl öğrendiniz?"
"Bilmem," dedim yalan söyleyerek.
"Soldan ikinci kitap," dedi eline alıp sayfaları karıştırarak.
İstediği sayfa sayısını bulunca istediği olmuş çocuk gibi gülümsedi.
"Burayı okuyun lütfen. Eğer anlamadığınız bir yer olursa cevaplamaktan memnun olurum. Uzun süredir mitoloji hakkında konuşacak kimse tanımadım."
Hızla yanımdan ayrıldığında açtığı sayfaya baktım. Farklı bir yazı puntosu kullanılmıştı.
Lunaris sadece ait olduğu kişilere kendini gösterir.
Okuduğum şey ile dudağımı sertçe ısırdım. Yanıma gelen adama soracak bir sürü sorum olmasına rağmen fazlasıyla dikkat çektiğimi fark ediyordum. Kendi başımın çaresine bakmalıydım.
Eskimiş sayfalara baktığımda ejderha ile alakalı şeyler gördüm. Tıpkı rüyama giren ejderha gibiydi. Buz mavisi rengi ile çok hoş ama ürkütücü gözüküyordu. Pulları ve kanatları beyaz ve grilerden oluşuyordu.
Aelyndor, Lunaris'e gönderilen son ejderhadır. Koruyuculuğu ve diyarın düzenini sağlaması için gönderilmiş olmasına rağmen...
Diyarın düzeni bozulduğunda bir kral ve kraliçe seçilir. En güçlü olan krallıklar birleşir. Diyara hükmeder. Aelyndor'dan önce gelen ejderha, bir varisin içinde iki gücü taşıyan bir varis ile diyarın düzene sokulacağını rivayet etmiştir.
Anlatılana göre iki krallığın birleşimi ile seçilmeyecek, kendi gücü buna sahip olacaktır.
Sayfa yırtılmıştı. Hatta çoğu sayfa yırtıktı. Sanki yok edilmişti. Derin bir nefes vererek kitapları yerine kaldırdım. Siyah bir gölge yanımdan geçtiğinde ne olduğunu anlamam uzun sürmüştü.
Siyah bir hayalet dolaşıyor gibiydi. Hızla yok olduğunda umursamadım. Rüyama bir ejderhanın girip konuşması yetmezmiş gibi bunların doğru olduğunu öğrenmek... Fazlasıyla değişikti.
Kütüphaneden çıktığımda fazlasıyla dalgındım. Ela ve Kayra da aynı rüyayı görmüştü. Ama onlara şu an bahsetmek için fazlasıyla erkendi. Birden siyah gölge önümü kestiğinde nefesimi tuttum. Sıkışmıştım.
"Sen..."
Sesi bir uğultu gibiydi. Fazlasıyla ürkütücü olduğu da aşikârdı. Tarif edilemez bir görünüşü vardı. Siyahlar içindeydi ama gölgelerden oluşuyor gibi bir hâli vardı.
"Şimdi korunuyor olabilirsin ama yok oluşun yakın."
Bağırmak istedim ama sesim kısılmış gibiydi. Siyah gölge benimle aynı dili konuşmuyordu. Ama sanki zihnimin içine girmişti. Gölge yok olduğunda avcumun içinde metalin soğukluğunu hissettim.
Avcumu açtığımda ufak bir çığlık attım. Avcumun içinde mavi bir taşın üzerine işlenmiş ejderhadan oluşan bir kolye vardı. Fazlasıyla güzel olmasının yanı sıra büyüleyiciydi.
Parçaları birleştirmem gerekiyordu. Gölge korunduğumu söylemişti, bunu demesiyle ejderha kendini hatırlatmıştı. Madem beni koruyordu, ne olduğunu söylemesi ve açıklaması gerekirdi. Uyuduğumda rüyam aracılığıyla konuşabiliyordum. Hızla eve gittiğimde kendimi yatağa attım. Saniyeler sonra uyku yine bedenimi ele geçirdi. Ejderha önümde belirdi.
"Bul." dedi sadece.
"Aelyndor," dedim anında. "İsmini öğrendim."
"Biliyorum Lyra Solen. Ama yeterli değil, tehlikedesin."
Lyra Solen... "Benim ismim..."
"Evet." dedi bu şu an için önemli değilmiş gibi. "Çınar Sokak, Elmas Caddesi. Seni orada bekliyor olacak. Bul, düşün, sırların olsun. Parçaları birleştir. Diyarına dönmelisin yoksa herkes yok olur. Sen de öyle."
"Aelyndor, dostum musun yoksa düşmanım mı?" diye sordum hızla.
"Unutma varis, dostun olmayan herkes düşmanındır..."
Buza dönüştü, sonra eridi ve yok oldu.
Bölüm etkileşimi
