5. bölüm · AY YERE DÜŞER Mİ?

HAYAL KIRIKLIĞI

Zambak Girl

Luna YILMAZ
Mevsimlerden yaz

~Saat 7-8 gibi~

Alarmın sesiyle uyandım, alarmı kapattığımda Sinan'ın giyindiğini gördüm. "Sinan?" "Heh uyanmışsın günaydın." "Günaydın." "Sende giyin hadi." "Saat kaçta ki?" "Onda." "Daha çok var yemek falan yiyip giyeceğim sende öyle yap üstün batmasın." "Haklısın o zaman çıkarayım."

Dedi ve üstünü çıkardı, bende telefonla ilgilendim bir sürü bildirim gelmişti, hepside Eda'dandı salak iki yüz tane mesaj ne ya?

"Luna!"
"Ne oldu Eda ya, kızım iki yüz mesaj ne ya?"
"Kapıyı aç salak!"
"Lan siz ne ara geldiniz?"
"Çok sorgulama!"

Koşarak kapıya doğru ilerlediğimde Sinan'ın sesini duydum.
"Nereye gidiyorsun böyle koşa koşa arkandan atlı kovalamıyor ya kızım."
"Edagil gelmiş!"
"Ne zaman?"
"Şimdi."
"Tamam yavaş kızım düşeceksin şimdi."
"Tamam."

Yine beni yavaşlattı salak! Benimle uğraşma bayılıyor sanırım! Neyse zili çalıyorlardı.

"Hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk yeğenim, hayırlı olsun."
"Sağol amca."
"Oo, bakıyorumda birileri yengesini unutuyor!"
"Olur mu öyle şey yenge ya, hoşgeldin."
"Şaka yapıyorum kızım, hayırlı olsun."
"Sağol yenge."
Onunla hiç selamlaşmak istemesemde oda gelmişti.
"Hoşgeldin Burak."
"Hoşbuldum." Deyip yanımdan geçip gitti.
"Lunam!"
"Ömrüm!"
Sarıldık Eda ile birbirimize.
Ben onları odalarına götürürken Sinan odadan çıktı. " Ooo, damatta burdaymış!" Dedi amcam, Sinan'ı tanımamıştı sanırım. Neyse banane canım tanımadıysa tanımadı!

Biraz hızlı olmamız lazım. Ben koşarak kahvaltıyı hazırladım, yedikten sonra Eda'yı da alıp koşarak odaya gittim.

Eda giyinmemde yardımcı oldu, Sinan tam odaya girecekken Eda bağırdı;

"Bana bak damat çık bakma kıza, uğursuzluk gelir!" "Damatlığımı alıp çıkacağım sakin, hem düğün yapmıyoruz nikâh!" " Olsun bakma sen! Al şunuda git!" " Pekâlâ." Ben arkada gülmekten resmen çatlıyordum! Aşırı komiklerdi o an.

"Gülme be!"
"Eda gülmemek elde değil!" Oda gülüyordu zaten.
Hemen makyajımızı yaptık, parfümlerimizi sıktık ve çıktık.
Tam çıktığımız anda odada patırtı kütürtü sesleri vardı tabii merak edip içeri girdim. KOCAMI DÖVÜYORLARDI!
"Bırakın lan kocamı!"
"Yok dövücez yenge biz bunu adettendir."
"Bende sizi döveyim mi isterseniz,buda bizde adettendir?"
"Yok yenge al kocanı!"
"Adam ol Aykut!"

Hepsi gülme krizine girdi, ama Burak gülmüyordu.

" Luna bir iki dakika gelsene." Diye fısıldadı Burak kulağıma.
" Hayır Burak,istemiyorum." Dediğimde bileğimden çekip götürdü beni. " Acıtıyorsun Burak!" " Kes sesini!" " Sen kes lan! Yenge! Sinan!Amca!Eda! İmdat!" " Sussana kızım." " Susmuyorum, SİNAN!"
Sonunda duymuş olacakki koşarak merdivenden indi.
" Luna?" " Bırak beni!" " Bırak lan kızı!" Burak en sonunda konuşmaya başladı. " Bırakmıyorum!" " Oğlum bak nikah günü bana iş çıkartma!" En sonunda canımın acımasına dayanamayıp elini ısırdım. " Ah elim!" " Götüne girsin elin!"

Sinan beni hemen yanından çekip aldı ve bu pisliğide annesinin yanına gönderdi. " İyi misin güzelim?" " İyiyim Sinan." " Tamam gel hadi odaya dönelim." Beni elimden tutup odaya götürdü hepsi de aynı yerlerinde duruyorlardı.

"Eda'yı gördünüz mü beyler?" "Yok yenge biz odadan çıkmadık." "Tama- lan saat gelmiş!" "Yürüyün oğlum ne bakıyorsunuz?" Koşarak çıktık evden. Arabalara dağıldık ben, Sinan, Aykut, Emre aynı arabaya bindik diğerleri nereye bindiyse umurumda bile değil yanımda Sinan varken.

Geldiğimizde ben hâlâ nikâhlanacağıma inanamıyordum. Sinan kapımı açarak elimden tuttu ve planlamış olduğu girişi yaptık. İlk dansı benim en sevdiğim şarkı ile yaptık.

"Beni yüreğine yüreğine yaz,
Buluşuruz bir yaz,
Yine aşık oluruz,
Aşk bize has..."

İlk dansımız bittikten sonra ceketini çıkarıp kaşıklarını almaya gitti, bana göz kırparak oynamaya başladı. O kadar sert vuruyordu ki kaşıklara sanki kırılacaktı kaşıklar.

"Ne köşke ne saraya,
Saçının bir telini,
Değişmem Ankara'ya..."

En sonunda oturdu sırada ikimiz oynayacaktık.

Ben kaşıkları tuttuğum gibi oynamaya başladım Sinan hem beni hayranlıkla izliyor hemde oynuyordu.

En sonunda Nikâh kıyılacaktı...

"Sinan bey Luna Akkaya'yı iyilikte,kötülükte, hastalıkta, sağlıkta, hiç bir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz?"
"Evet!"
"Peki siz Luna hanım Sinan Yılmaz'ı hastalıkta,sağlıkta,iyilikte,kötülükte hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz?"
"E-" "Bu nişan olmayacak!" Bir kız içeri girdi. "O benim sevgilim bu kız onu elimden aldı!" "Sinan? Ne diyor bu kadın ya?" "Boşver sen onu saçmalıyor!" "Aşkım yalan söyleme beni hâlâ seviyorsun değil mi?" Diyordu birde kaltak. "O sevgi bitti sen beni aldattın!" "Ha birde aldatmasa onunla olacaksın değil mi!" "Luna saçmalama." "Ben mi saçmalıyorum Sinan?"

"Of sen bir çekil ya!" Dedi kaltak! "Bana bak yolarım seni benimle doğru konuşacaksın!" "Hadi dilin burnuna değiyor mu?" "Bana bak seni gebertirim sana benimle doğru konuşacaksın demedim mi ben!"

Ayakkabımı kafasında kırmak istiyordum! Sinan öylece izliyordu bizi tam elim kızın yanağına gidiyordu ki Sinan bileğimden tutup beni durdurdu! Resmen o kızı savunuyordu?

Yüzüme çok öfkeli bakıyordu. " Luna ne yapmaya çalışıyorsun?" " Kadın sana yanaşıyor resmen ne yapmamı bekliyorsun Sinan?" " Evde konuşacağız bu konuları uzatmayın artık." " Sinan ben seninle hiç bir yere gelmeyeceğim!" " Ne demek gelmiyorsun ya?" " Senin kızı savunduğun gibi!" " Ben onu sav-" " Ya savunmuyorsun o zaman niye bileğimi tuttun?"

" Olay çıkmasın diye." " Sinan olay çıksaydı yine mi o kızı savunacaktın?" " Uzatma dedim ya!" " Tamam ama ben seninle hiç bir yere gelmiyorum!" " Bana zorluk çıkarma!"
" Çıkarırsam ne yapacaksın?" " Orasını sen düşün." " Hayır ayrıcada ben gidiyorum." Adımlarımı gittikçe hızlandırdım ama o her şekilde bana yetişti ve beni kucağına alıp arabaya götürdü beni bindirdikten sonra kendiside memurun yanına gitti bir şeyler konuştu ve evlilik cüzdanını alıp geldi.

Ben dışarıyı izlerken içeri girdi ve evlilik cüzdanını bana uzattı. Evlilik cüzdanını elime alıp inceledim benim cevap vermememe rağmen benimde imzam vardı o nasıl oluyordu öyle? İmzamı nerede görmüştü ki?

Bizimkilerde arkamızdan geliyordu Sinan yüzüme bakıyordu ama ben seslenmeyecektim . " Luna?" " Ne?" " Kırıldın mı?" " Ne için kırılayım ki ben ?" " Ne bileyim hep göğsüme yaslardın başını." " O kız yaslasın göğsüne başını!" " Luna yapma böyle." " Ben bir şey yapmıyorum bu ilişkiyi bozan sensin!" "İlişkimiz bozulmadı aksine daha çok ilerliyor."

"Tabii ya ne demezsin!" Beni kendine çekti kafamı göğsüne yasladı hiçbir şey olmamış bunlar yaşanmamış gibi bana bakıyordu aşk dolu gözleriyle ben soğuk bir ifadeyle bakıyordum ona kalbimi kırmıştı. Bana ne olursa olsun öyle bağırmamalıydı.

Eve geldiğimizde ondan önce indim hemen yanıma gelip elimi tuttu. Sanki beni hiç bırakmayı istemiyordu, sanki beni kendinden bile korumaya çalışıyor gibiydi.

Beni odaya götürdü ve hemen konuşmaya başladı.
"Lunam, güzelim bak benim sana bağırmamam gerekirdi haklısın, ama o kadını görünce sana Bir şey yapacak diye çok korktum o kadın zaten benim eski sevgilimdi o beni aldatınca bende ilişkiyi bitirdim. Bak senden bin kere özür dilerim anlattığım gibi sana Bir şey yapmasından korktum sadece o kadın zaten silahla dolaşan bir kadın."
"Tamam özür dileme ne gerek yok, sadece beni aldattığını düşündüm." "Ben öyle bir şerefsiz miyim?" "Yok canım ya, sadece hayal kırıklığına uğradığımı sandım."

"Şunu bil ben seni asla hayal kırıklığına uğratmam." Yapmazdı ben tam bir salağım! O adam beni deliler gibi seviyor ben ne yaptım ? Onun BENİ HAYLA KIRIKLIĞINA UĞRETTIĞINI SANDIM!

-bölüm sonu-