10. bölüm · Ay Işığının Gölgesi

Bölüm 9

𝓐𝔂 𝓟𝓪𝓻𝓬̧𝓪𝓼ı 🌘🫀

Muhafızlar çoktan şifacı kızın evinin yolunu tutarken ben ve Edward cesetlere bakıp duruyorduk.Daha doğrusu ben bakıp duruyordum Edward arkadaşının yanına gitmek istiyordu ki atına bindi
“Majesteleri bir sorun mu var?”dedi ne olduğunu anlamamışçasına.

“Burada olduğumuzu biliyorlar.”dedim titreyen bir ses tonuyla

“N…ne demek istiyorsunuz majesteleri anlamıyorum” görmemişler miydi üniformalarını üzerlerinde iskelet sarayının simgesi vardı anlayamamışlar mıydı bu kadar basit bir şeyi.

“İskelet sarayındakiler burada olduğumuzu biliyorlar” Edward hala ne olduğunu anlamamış bir ifadeyle baktı ve o bakışlar bir anda ciddileşti.

“Ama nasıl olur, majesteleri sizin en yakın arkadaşınızın bile burada olduğunuzdan siz yola çıktıktan sonra haberi oldu onlar nasıl…”dedi ve sustu gözlerini cesetlerin üzerinde gezdirdi. Ardından ormanın içinden bize doğru gelen at sesleri duyuldu
Gelen onsekiz yaşlarında siyah saçlı mavi gözlü bir muhafızdı.

“Majesteleri Cedric’in durumu ağırlaştı.”dedi sanki yüzlerce kilometre koşmuşçasına.

Gözlerim ne olduğunu anlamamışçasına garip garip muhafıza baktı“Edward hadi”

Cesetlerin üzerlerinden atlayıp kendi atımın üzerine atladım öyle hızlı hareket ediyorduk ki rüzgardan daha hızlı davranıp atlarımızı coşturuyorduk.En önde siyah saçlı şövalye arkasında ben, ve benim arkamda da Edward vardı.Atlarımız toprağı döverken o kadar hızlı geçiyorduk ki yerdeki otlar bacaklarımızı çiziyordu.Bir süre atlarla şifacı kızın evine vardık.Kızın evi ağaçların sıklaştığı çiçeklerin çoğunluklu olduğu bir yerdeydi.Evi küçük ve tahtadandı.Neredeyse evin bütün duvarları yapraklardan oluşuyordu.Atlardan inip hızlı adımlarla eve vardık.

Evin Maun kapısı ardına kadar açıktı.Kapıdan içeri girdiğimizde yaralı muhafız koyu yeşil bir koltuğun üzerinde yarı çıplak ve kanlar içinde yatıyordu.William yerde oturmuş sağ kolu olan muhafızı için içine içine ağlıyordu.
Yere eğildim ve William’ın yüzünün hizasına gelmek için dizlerimin üzerine çöktüm;

Kısık bir sesle
“William…onlar burada olduğumuzu biliyorlar, İskelet sarayındakiler nerede olduğumuzu ve ne yapmak istediğimizi biliyorlar”
William başını yerden kaldırdı ,kıpkırmızı gözleriyle bana baktı

“Nasıl olur, ama”

“Hiçbiriniz giysilerindeki işlemeyi görmediniz mi”
William’ın gözleri hayretle büyüdü ve ayağa kalktı

“KANLI İSKELET”
Diğer muhafızlar hayretle William’a baktılar.Ben ayağa kalkıp Cedric’e baktım daha sonra kıza;

“Muhafızınız iyileşecek, verdiğim ilaçtan dolayı delinen organları hızlı bir şekilde iyileşecek ama bir kaç hafta burada kalması gerekir öbür türlü savaşamaz”

William ve ben kıza öyle bir bakış attık ki kız geri çekildi.William gözlerinden alev saçarcasına bütün öfkesini kıza püskürttü.

“Sen neden bahsediyorsun burda krallıklar arası savaştan bahsediyoruz her an Gölge krallığına yapılabilecek bir savaştan, şuan burada bulunduğumuz her dakika krallığın dakikasından çalınıyor.”

Kız duraksadı ve bana baktı, ağzı ardına kadar açıldı ve elini şaşkın ağızına götürdü;
“Siz Gölge Sarayının Varisi misiniz?”
İyi halt yedin dercesine William’a baktım
“Bu seni ilgilendirmez muhafızı en hızlı kaç günde iyileştirebilirsin”

“En hızlı bir haftada iyileştirebilirim”
Bir hafta demek benim idamıma hazırlanmak demekti.

“Bir hafta çok uzun”

“Daha hızlı iyileştiremem, üzgünüm.”
Ne demek daha hızlı iyileştiremem. Eğer yolculuğa devam etmezsek öldürmek istediğim o İskelet Sarayının varisi olacak kral önce beni öldürecek sonra da krallığıma el koyacaktı.William’a dışarı çıkması için işaret verdim ve dışarı çıktım.

“Ne yapmayı düşünüyorsunuz majesteleri”

“Burada daha fazla duramayız, eğer durursak haftaya asılırız.”

“Ne yapmalıyız.”

“Cedric gelemez o yüzden biz yarın gün ağardığında yola çıkacağız o da iyileştiğinde krallığa dönecek.”

“Prensesim sizi sorgulamak istemiyorum ama neden yolda gördüğünüz herhangi bir şifacıya güveniyorsunuz?”

“Çünkü başka bir seçeneğim yok, ormanda küçük bir kulübe’de yaşayan bir şifacıdan zarar gelmez ama İskelet sarayının yeni varisinden zarar gelir.”

“Emredersiniz efendim.”

“Yarın Amcamın sarayına yola çıkıyoruz.”
William başını salladı.

Yarın erkenden eksi birle Amcamın sarayına gidiyorduk.Birilerinin bizi takip ettiğini bilmemize ve o kişinin İskelet Sarayının Kralı olmasına rağmen.