2. bölüm / 3
Ay ışığı~Seul~
Bölümler 3Şu an: ~Seul~
- 1 ~ YANLIŞ ZAMANLAMA ~1.887 kelime
- 2 ~Seul~3.287 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Ay ışığı çalma listesi52 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
" Sizleri müstakbel gelinim ile tanıştırmak isterim "duyduğum şeyin gercekligini idrak edemediğim halde gözlerim fala taşı gibi açıldı. şaşkınlıkla Alaz'a döndüm.o da bunu beklemiyor olacak ki kaşları çatık bir şekilde babasına bakıyordu.Tüm bakışlar bize döndüğünde herkes teker teker tebrik etmeye başladı.yüzüme zoraki bir tebessüm yerleştirip tebrikleri kabul ettim .
Ayaz'ın babası hisseleri de konuştuktan sonra toplantı sona erdi herkes dışarı çıktıktan sonra isminin Cevdet olduğunu öğrendiğim Ayaz'ın babası,ben,Ayaz ve Sinan tek kalmıştık toplantı salonunda
Ayaz bir anda hiddetle ayağa kalkıp "bu konuyu konuşmamıştık Baba!!!"diyerek bağırdı.cevdet sakin bir şekilde "kötü mü oldu?hem ismimiz ne zamandır duyulmuyor'dediginde bende sinirle ayağa kalktım"pardon Cevdet bey ama ben sırf sizin magazin hayatınız için evlenmek zorunda hissetmiyorum kendimi"
O an Cevdet bey bana bakıp"sana burada kimse söz hakkı vermiyor ."dedi sinir bozucu bir tavırla. Ayaz'ın sinirden alnında beliren damarları gorebiliyordum. Sinan ortamı yatıştırmak için "bence biraz daha sakin konuşa biliriz ne dersiniz??"
Cevdet Sinan'ı umursamyayıp "ben ne dersem o olucak Ayaz "işaret parmağıyla beni gösterip su kızı da nasıl ikna ediyorsan et"dedi ve çıkıp gitti... gözlerim Ayaz'a döndüğümde yüzü sinirden kıpkırmızıydı
Sakin bir tonda konuşmaya başladım"bak Ayaz görmemem gereken şeyler gördüm evet ama bu aramızda bir sır olarak kalıcak söz veriyorum "yüzündeki ifade hayla sabitti"ya beni resmen esir tutuyorsunuz ve şimdide baban çıkmış müstakbel gelinim falan diyor. Ben kimseye birşey anlatmam bak yemin ederim bırak beni gideyim ne olur .sesim sonlara doğru çok isyankâr çıkmıştı.derin bir nefes alıp konuşmaya başladı "iş işten geçti seher.babam evleneceğimizi herkese söyledi."şu an oturup ağlaya bilirdim.
"Abi biraz birlikte olur sonra yapamadık diyip ayrılırsınız"diye yine ortamı yatıştırmaya çalıştı Sinan . Ayaz bıkkınlıkla "mecburen öyle yapicaz artık"dediğinde kendimi tutamayıp büyük bir kahkaha attım.- delirdiğimi sancaklardı-" burada 'evlenicek 'olan benim ona göre mi karar versek"dedim alayla
"Bak Seher bunu ne Ayaz ne de sen istiyorsunuz ama emin ol Cevdet abi kafasına ne koyarsa onu yapar ve eğer istedigi olmazsa kötü yollar mübah gelir ona"alttan alttan beni tehdit ediyorlardı"ve bunu buradaki kimse istemez"Sinan sakin Bir şekilde beni ikna etmeye çalışırken içeri Cevdet girdi."Ee karar verdiniz mi"
Ne kadar dışarıya yansımıyor olsam da içimde resmen Savaş çıkmıştı.Ayaz yakışıklı adamdı kabul fakat ne kadar çekici görünse de o kadar ürkütücüydü Ayaz ile ilk önce birbirlerimize baktikdaha sonra aynı anda ben 'Evet ' o ise ' hayır ' demişti.eveti anında hayıra çevirdiğimde o da bu sefer evet dedi.cevdet anlamaz gözlerle bize bakarken Sinan ortaya atlayıp abartılı bir şekilde"EVETT!!!" Diye bağırdı.Cevdet şaşkınlığını attıktan sonra"bugün geç oldu yarın sizin eve nikah memuru çağırırım aranızda yaparsınız "değip salonu terk etti.
gözlerim Sinan ve Ayaz'a döndüğünde Sinan da Ayaz'a bakıyordu tepkisini ölçmek için. Ayaz'a döndüğümde bana çaresiz bir şekilde bakıyordu. Ne kadar böyle bir işe girmek istemesem de en fazla ne olabilirdi değil mi. Omuz silkip kapıya yöneldiğim sırada Ayaz'ın sesi ile durdum"Seher"dedi .çaresiz bir şekilde arkamı dönüp baktığımda"o gece orada olmamalıydın"dedi.alay eder gibi"haklısın orada olmamalıydım. Hatta dünyayı hiç gelmemeliydim."dedikten sonra toplantı salonundan çıktım. Geldiğimiz asansörden aşağı indiğimde arabanın kapının önünde olduğunu gördüm. Seri adımlarla ilerleyip arabaya bindim ve beklemeye başladım.
Arabanın şoför koltuğu açıldı ve şoför birini sanırım arada perdelik olduğu için görmüyordum. Araba hareketlenmeye başladığında"ayazı beklemeyecek miyiz"diye sordum şaşkınlıkla.
" Beklemeyicez"dedi ' müstakbel kocam'. Gözlerimi devirip "Sinan nerede"diye sorduğumda bıkkınlıkla soludu."senin konuşman bitmez mi hiç"derin bir nefes alıp yolu izlemeye başladım. Yaklaşık 20 dakika sonra araba durduğunda hırsla kapıyı açıp eve doğru ilerlemeye başladım . Eve girdiğimde Sinan'ın bizden önce burada olduğunu gördüm.
Ona göre ucuyla bakıp merdivenlere yöneldim. Odama girip kapıyı kapattım. Üstüme siyah bir sweat ve siyah bir eşofman giydim ardından makyajımı silip saçımı yukarıdan ev topuzu yaptım. Bu sırada kapım çalındığında"gir"dedim sadece."şeyy, Seher istersen aşağı gelebilirsin yani bu odada tutsak hissetme kendini "Sinan'ın kafasını hafifçe uzatması ve çekingen bir şekilde konuşamadı dudağıma gerçek bir tebessüm yaymıştı.
Daha sonra suratım yine asılmıştı. gözlerimi Sinan'dan ayırıp kucagimdaki elime indirdim."bu odaya olmayabilir fakat bu eve tutsağım Sinan. Sinan yine çekingen bir şekilde"içeri gelebilir miyim "diye soru. başımı'tabii ki'der gibi salladım. Çekingen adımlarla yanıma gelip temas etmemeye Özen göstererek yanıma oturdu.
"Ben isterdim ki başka sebeplerden dolayı tanışalım Seher. Sana Ayaz ya da ben kötü görünebiliriz. Ama biz istemezdik böyle olalım. İnsan bazen ailesi yüzünden zorla kötü yollara sapabiliyor. Bak bu evde beni bir abi olarak görebilirsin bana çekinmeden tüm sıkıntılarını anlatabilirsin destekçin olacağım ve sen buna emin olabilirsin"dedi şefkatle. gözümde biriken yaşlara aldanmadan kollarımı sinan'a doladım. O da aynı şekilde kollarını bana doladığında"teşekkür ederim Sinan"dedim karşılık vermedi. Fakat gülümsediğini hissedebiliyordum.benden ayrılıp "aşağı inelim mi"diye sorduğunda başımı salladım.
Beraber odadan çıktık ve merdivenleri yöneldik. Aşağı indiğimizde Ayaz şömine'nin karşısında oturmuş viski olduğunu düşündüğüm içeceğini yudumluyordu. Dönüp sinan'a baktığımda omuz silkip tekli koltuklardan birine oturdu. Bende ikili koltuğa geçtiğimde Ayaz her zaman olduğu gibi soğuk bir şekilde konuşmaya başladı"odanın kapısı artık kilitli olmayacak istediğin gibi evin içinde gidebilirsin. Zaten girmemen gereken odaların kapısı kilitli olacak. Ve yanına birkaç parça bir şey al birkaç gün balayı için yurt dışına çıkacakmışız."bu da kesin cevdet'in iş olmalıydı.
Onu silip takmamaya çalışarak şömine'yi izlemeye koyuldum"Ee Seher nereye gideceğiz diye sormayacak mısın"dedi Sinan yine ortamı yumuşatmaya çalışarak. Ona dönüp boş gözlerle baktığında"Güney Kore!!"dedi sevinçle. Hayatımda ilk defa yurt dışına çıkacaktım heyecanlıydım evet ama bunu belli etmemeye çalışıyordum."şey ama benim pasaportum yok"dedim çekingen bir tavırla. Ayaz gözlerini şömine'den ayırmadan cevap verdi"hallettik"."ama ben İngilizcede bilmiyorum"diyerek hayıflandığımda bu sefer derin bir nefes aldı."yanında ben varım"dedi."peki nikahtan hemen sonra mı çıkacağız"gerçekten sorularım bitmiyordu."EVET!!. Artık soruların bittiyse artık susabilirsin"dediğinde biraz kırılmıştım. Koltuğa birazcık daha sindim. Sinan kalkıp bir odaya girdi bir şey alıp çıktı ve yanıma geldi. Elindeki yeni model telefonu uzatıp"yeni telefonun içinde benim ve Ayaz'ın numarası tek var."deri ve göz kırpıp telefonu elime bıraktı. O yerine geçerken ben de telefonu açtım.
Hiçbir sosyal medya uygulaması yoktu ve Sinan'ın dediği gibi sadece onların numarası vardı. Biraz daha oturduktan sonra yukarı odama çıkıp uyudum...
>.......<
Güneş ışıklarının yüzüme vurmasıyla gözlerimi araladım. Yatağımdan kalkıp temel ihtiyaçlarım için lavaboya gidecekken dolabın kulpunu asılmış beyaz zarif bir elbise gördüm. Üstünde bir not vardı;
İlk öncelikle odana girdiğim için kusura bakma
Bu elbise nikah için.ama sakın bu günkü gibi
Güzel olma valla kalbimize iner bak:-)
~Sinan~
Sinan'ın notu ile gülümseyerek odamdaki banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadım odamı topladım ve hazırlanmaya başladım. Fiziğim kum saati fizik değildi fakat bana yetiyordu. Elbise üstüme tam olarak uymustu . Zarif bir kuğu gibi duruyordum. Elbisenin yanına bırakılmış beyaz topukluları giyip makyaj yapmaya başladım. Rimel allık ve ruj ;kullandığım malzemeler sadece bunlardı. Saçımı taramaya koyalım ben bu sırada kapım çalınmadan biri girdi. Arkamı dönüp baktığımda Ayaz'ın memnuniyetsiz suratıyla karşılaştım.
"Kapı çalma alışkanlığın yok sanırım"dedim dalga geçerek". Ellerine takım elbisesinin ceplerine yerleştirip"benim olan şeyleri izin alarak kullanacak değilim "dedi ukala bir tavırla."ne istiyorsun Ayaz "dedim sabırla."daha biz ne kadar bekleteceksin ufaklık"dedi.
Sinirimi hakim olmaya çalışarak"daha ne kadar bana ufaklık demeye devam edeceksin"dedim aynı onun gibi alayına.
Elini çenesine koyup düşünüyormuş gibi yaptı."hmm sanırım..."birazdan Acun Ilıcalı çıkıp reklam verse şaşırmazdım"hiçbir zaman"dedi sırıtarak. Makyaj masasından kalkıp kapıdan çıkacakken kolumu sertçe tutup"beni rakibin olarak görme Seher"dedi ve setçe kolumu bıraktı. Az önceki ayaz'dan hiçbir Eser kalmamıştı. Yüzünü anlamasaydı ifade ile bakarken içeri Sinan girdi
"Ayaz nikah memuru sizi bekliyor" dedi. İkisi de siyah şık takımlar giymişti, saçları özenle taranmış ve ayakkabıları yine cilalanmıştı.
Ayaz'tamam'diyerek odadan çıktı. Bende onun arkasından aşağı indiğimde 15 kişi falan vardı hol de . Herkesin yüzü bize döndüğünde Ayaz elini belime koyup hafif bir şekilde sıktı. Bu hareketi yutkunlama sebep oldu. Merdivenlerin sonuna geldiğimizde alkışlamaya başladılar bizi.-sanırım kimse bu evliliği sahte olduğunu bilmiyordu-yüzüme yine sahte bir gülümseme yerleştirdim. Bu aralar bu eylemi çok sık yapıyordum. Ayaz'a baktığımda onu da zoraki bir şekilde gülümsediğini gördüm. Masaya oturduktan sonra nikah memuru konuşmaya başladı."evet hazırsanız başlayalım"Ayaz kafasını sallamakla yetindi"o zaman sayın Seher ışık hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan Ayaz yanmaz'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz."dedi otoritesini koruyarak. Tabii ki o zaman diyemedim ki birilerinin baskısı altındayım. Derin bir nefes alıp"evet"dedim fakat sesim çok kısık çıkmıştı.nikah memuru ' duyamadım ' dediğinde biraz daha yüksek bir ses ile "Evet!"dedim. Nikah memuru başını sallayarak Ayaz'a döndü"peki siz Ayaz yanmaz kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan Seher ışık'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz"dedi ciddiyette. Ayaz lafı uzatma gereği duymadan'evet'dedi . Nikah memuru şahitlerin de onayını aldıktan sonra"o zaman devletin bana verdiği yetkiyle ben de sizi karı koca ilan ediyorum."dedi ve imza atmamız için evlilik cüzdanını önümüze koydu. Hepimiz teker teker imzaladıktan sonra alkış sesleri yükseldi.
Nikah memuru biz tebrik ettikten sonra kalabalığa doğru yürümeye başladık. İçinde garip bir huzursuzluk vardı sanki her şey daha kötü olacakmış gibiydi. Teker teker herkesin tebriğini kabul ederek yürüyorduk ki bacağıma 8 yaşında küçük bir kızın sarılması ile duraksadım. Benim durmamla Ayaz da durmuştu. Ayaz'a döndüğümde yüzünde hiç görmediğim kadar gerçekçi bir tebessümle bacağıma sarılan küçük kıza bakıyordu. Gözlerim tekrar küçük kıza döndüğünde kız çenesini bacağıma dayamış bana hayranlıkla bakıyordu"çok güzelsin"kedi parlayan gözlerle . Yavaşça kızın yanına eğildim"sen de çok güzelsin ismin ne"Ayaz'ın kardeşi olmalıydı diye düşündüm o an.
"İsmim Meyve"o an küçük bir kahkaha attığında kız bana çatık gözlerle bakıyordu."neden biliyorsun ismimi beğenmedin mi"şaşkınlıkla kıza bakarken Ayaz elini kızın saçlarına koyup okşamaya başladı."Merve... ismim Merve" kaşlarım havalandığında tekrardan kısa döndüm"h-hayır ismin çok güzelmiş benim de ismim Seher". Merve'nin yüzünü büyük bir gülümseme yerleştiğinde"teşekkür ederim ismimin anlamı çakıl taşı peki senin isminin anlamı ne"çocukça yönelttiği soruyu cevaplamak için ağzımı açmıştım ki Ayaz lafı ağzıma tıkıp"güneşin doğduğu zaman"diyerek benim yerime Merve'nin sorusuna cevapladı. Gözlerim şaşkınlıkla yine Ayaz'a döndüğünde biri değil ileriye bakıyordu.
Ben Merve ile birazcık daha sohbet ettikten sonra yanımıza gözleri sanırım uykusuzluktan şiş ve morarmış bir kadın ve Cevdet bey geldi. Ayaz'ın annesi olmalıydı sanırım. Ama yüzü çok soluk vücudu da çok çelimsiz duruyordu. Kadın soğuk sesiyle konuşmaya başladı"Merve kızım hadi işleri var abin ve yengenin"dediğinde Merve babasının yanına gitti. Kadın yaklaşık bana sarıldığında çekingen bir tavırla ben de kollarımı ona doladım. Kulağıma eğilip sessizce fısıldadı"ne kadar bu evliliği istemediğini bilsem de hayırlı olsun kızım"bu sözler yüzündeki küçük bir tebessüm oluşmasını sağlamıştı. Ayaz ve babasının için ne kadar karanlık olursa olsun kardeşim ve annesi Umut doluydu. -annesinin dış görünüşünü saymazsak-
Ben de fısıldayarak teşekkür ettim. Ardından diyen kişilere de teşekkürünü aldıktan sonra Sinan yanımıza geldi"evet çifte kumrular artık çıkabilir miyiz"Sinan'ın bu tabiriyle yüzüme buruşturdum. Yine her zamanki gibi merakıma yenik düşüp"sen de mi geliyorsun"dedim merakla. Sinan küçük bir kahkaha atıp"vallahi meraklı değilim Seher sizin sıkıcı balayınıza. Ben buradaki işimin başında kaos alacağım."dede ve bir kahkaha daha attı. Ayaz"işine bak Sinan"dediğinde Sinan Ayaz'ın yanağından makas aldı ve"işim sensin bebeğim"dedi. Ayaz sinirli Sinan'ın eline vurup bana döndü 'hadi' dedi bu kısaca peşime takıldı demekti. Evden çıkıp hemen kapının önünde bekleyen arabaya bindik. Sinan şoför koltuğunda Ayaz ise yanıma oturdu. Sinan ciddiyette konuşmaya başladı"abi şimdi sizi İzmir havalimanı'na bırakıp şirkete geçeceğim"dedi. Ayaz başını sallayıp"2-3 gün kadar idare edebilirsin beni değil mi". Sinan güven veren bir gülümseme ile"senin yüzünü ne zaman Kara çıkarttım abi ben ya"dedi ve yola döndü. Ayaz hafifçe gülmekle yetindi. Birkaç dakika sonra Sinan bagajdan valizleri çıkarttı. Sinan ayaz'la vedalaştıktan sonra bana döndü"kendine iyi bak seho."dedi ve kollarını omzuma doladı"sen de Sinan holding de başarılar"dediğimde O da gülüp"hadi git beyefendi beklemeye gelmez"dedi ilerleyen ayaz'ı göstererek. El sallayıp Ayaz'a doğru yürümeye başladım.
Hızıma biraz arttırarak Ayaz'a yetişmeyi başardım. Hiç beklemeden uçak koridoruna girdik. Ayaz ciddi bir ifadeyle ilerlerken arkasından gidiyordum. Ekonomi sınıfını geçip Frist class
Kısmına geçtik . Ayaz oturmam için işaret edip valizleri hostese verdi. Oturduğumda O da yanıma oturdu. Yaklaşık 5 dakika sonra uçak hareket etmeye başladı. Uçak havalanırken bir şeyi unuttum fark ettim; benim yükseklik korkum vardı...
Bir anda boş bulunup Ayaz'ın kolunu tuttuğumda soran gözlerle bana döndü"b-benim yükseklik korkum var"dedim ki kekeleyerek. Ayaz hala bana Boş gözlerle bakarak"ben ne yapabilirim Seher"dedi ve önüne döndü.ona muhtaç bir şekilde bakmaya devam ettim ancak beni takmıyordu.derin bir nefes alıp önüme döndüm.korkudan elimi dizime koyup sıkmaya başladım.biraz daha sıkmaya devam edersem moraracaktı. Tam o sırada Ayaz'ın büyük eli elimin üstüne kapandı. Kulağıma eğilip"sakinleş"diye fısıldığında gözlerim kapatıp sakinleşmeye çalıştım...
>.........<
(12Saat sonra)
"Geldik Seher."Ayaz'ın beni dürtmesiyle gözlerimi araladım. etrafın baktığında herkesin çıkmış olduğunu bir tek Ayaz ve benim kaldığımızı fark ettim. Sessiz bir şekilde esneyerek ayağa kalktım ve Ayaz'a çıkışa doğru yürümeye başladık."neredeyiz şu an"diye sordum Ayaz'a. Önüne bakmaya devam ederken"Güney Kore'nin başkenti Seul'deyiz"dediğinde içimde küçük bir heyecan oluştu. Sonuç olarak ilk defa yurt dışında çıkıyordum. Valizlerimizi aldıktan sonra havalimanının çıkışında siyah bir mercedes'e bindik. Otele giderken bir yandan da etrafı izliyordum. Güneş yeni batmıştı ve şehir Işıl ışıldı. Sokaklarında birçok insan vardı. Araba en son büyük bir otelin önünde durdu. Ayaz İngilizce bir şekilde şoföre teşekkür ettikten sonra inip valizleri aldı. Otele doğru ilerlerken otelin üstünde kocaman harflerle-COTTE HOTEL SEAUL-yazıyordu.
İçeri girdiğimizde resmen büyülenmiştim. Otel zaten çok güzeldi ama Gold dekorlarla beraber daha da şık duruyordu. Ayaz'la resepsiyona geldiğimizde göreviyle İngilizce konuşmaya başladı-tabii anlayamıyordum-
-Hello we booked a room in the name of Ayaz Yanmaz(merhaba,ayaz Yanmaz adına bir oda tutmuştuk)
Ayaz göreviyle konuşurken anlamadığım için hayla oteli inceliyordum
-of cours sır,I'ıı check it right away( tabi efendim hemen bakıyorum)
Sonunda Ayaz oda kartını aldı ve asansöre doğru ilerledik. Kendimi tutamayıp yine soru sormaya başladım"daha önce hiç Kore'ye geldin mi"diye sorduğumda"birçok kez"niye yanıtladı beni. Asansöre binip gideceğimiz numarayı tuşladıktan sonra"peki daha önce hiç seyul'a geldin mi."dedim ama soruma gülerek karşılık verdi"komik bir şey mi var"diye sordum kızgınlıkla. Boğazını temizleyip"Seul.seul'a birçok kez geldim."telaffuzumun yanlış olduğunu fark edip utançla önüme döndüm. Sonunda odaya geldiğimizde Ayaz oda kartını kapıya okuttuktan sonra içeri girdik.
O da tek kelimeyle muhteşemdi... Ayaz valizleri dolabın önüne koyduktan sonra bana dönüp"biraz daha orada öyle dikilecek misin yoksa yemek siparişi vereyim mi."dedi sabırsızca. Kapının girişinden ayrılıp odaya girdim. Üstümde hala nikah kıyafetleri durduğu için"üstümü değiştirmem lazım"dedim."tamam sipariş veriyorum o zaman sen hazırlanana kadar gelir zaten"dediğimde başımı sallayıp valizime yöneldim. Rahat bir pijama takımı çıkarıp banyoyu yöneldim. Pijamaları giydikten sonra saçımı yukarıdan topladım. Ferahlamak için elimi yüzümü yıkadıktan sonra banyodan çıktım. Yaklaşık 5 dakika sonra kapı çalındı ve o da servisi geldi. Ayaz teşekkür edip masayı içeri aldı. Masaya karşılıklı oturduğumuzda ne kadar acıktığımı fark ettim. Masaya bir göz gezdirdiğinde çok değişik yemekler olduğunu fark ettim"evet ufaklığı ilk önce yemekleri almakla başlayalım işe"dedi alayla.
İçinde çeşitli sebzeler ve yumurta olan yemeği gösterip"bibimbap, Güney Kore'nin en meşhur ve sevilen yemeklerindendir. İçinde sebze ve çiğ yumurta var ama tadı çok lezzetli."dedi ve tatmam için kaseyi önüme itti. Çatalı elime alıp küçük bir karnabahar attım ağzıma. Çiğ yumurta tadı gelse de tadı gerçekten güzeldi"beğendin mi?"diye sorduğunda hevesle başımı salladım. Eline bir tabak aldı ve önüme koydu"gimbap , değişik bir suşi türü"yenmesi için özel çubukları vardı ama ben çatalla yemeye karar verdim. Çünkü eminim ki ne kadar uğraşırsam uğraşayım yiyemezdim. Çatalı tam ağzıma götürecekken"soya sosuna batır daha güzel olur"dedi. Önüme küçük bir tabakta olan sosu koyduğunda dediği gibi çatalı sosa batırıp ağzıma götürdüm. Hafif acımsı bir tadı vardı ama tadı hoşuma gitmişti. Memnuniyetle kafamı salladım"ana yemek olarak son bir yemek kaldı onu da zaten yemişsindir diye düşünüyorum"tek kaşımı kaldırıp önüme koyacağı şeyi merakla bekledim. Önüme bir tabak koyduğunda kaşlarım hafifçe havalanmıştı."ismi mandu bizim değiğişimizle mantı"gerçekten dış görünüşü mantığı oldukça benziyordu sadece bizim yaptığımızdan farklı birazcık daha büyüktü. Çatılma bir tane alıp ağzıma attım. Mantı ile neredeyse hiç fark yoktu."bunları yiyelim birazdan tatlı siparişlerimiz de gelir"Ayaz da benimle beraber yemeğe başladı. yaklaşık 10 dakika tatlı siparişlerimiz gelmişti...
"Emin ol Kore'nin tatlıları bizim tatlılarımız kadar lezzetli"sanki karşımdaki Ayaz değil de başka birisiydi. Önüme bir tabak karışık dondurma koyarak "bingsu, el yapımı dondurma"kaşığıma biraz alıp tadına baktım. Dondurma sevmeyen bir insan olarak bayağı bir beğenmiştim. Önüme tulumbaya benzeyen bir başka tabak koydu"bu tok"diyerek açıklamaya başladı"şerbetli bir tatlı biraz bizim tatlımızdan kapıyı çekmişler ama tadı leziz."dedi gülerek. Onu da tadına baktığımda gerçekten tulumbadan farkı yoktu."şimdi benim Kore'de en sevdiğim tatlıya geldik: mochi"dedi ve renkli toplarla dolu olan bir kase koydu karşıma."içi dondurma dolgulu . Pirinç ve Mısır nişastası gibi bileşenlerden oluşuyor ve tadı mükemmel."dedi ve bir mocha'yı alıp ağzına attı. Ben de tadına baktığımda gerçekten çok güzel olduğunu anladım. Tatlıları yerken"babam aradı sen giyinirken. Yarın basını inandırmak için biraz gezecekmişiz"dedi. Ağzın dolu bir şekilde"nereye gideceğiz"diye sordum. Ağzındaki lokmayı yutup "seul'de Ankara parkı var oraya gideceğiz"dedi. Kafamı sallayıp ayağa kalktım. Büyük yerden camın önüne gelip şehri incelemeye başladım. 21 yaşına kadar İzmir'in dışına bile çıkmamış bir kızım ben hep 21 yaşında bir gün ansızın kaçırılıp evlendirilen bir kızdım...
Ben dışarıyı izlerken Ayaz konuşmaya başladı"otelin barına gidiyorum bir şey olursa ararsın"dedi ve bir şey söylememe izin vermeden ceketini alıp çıktı. Biraz daha dışarıyı izledikten sonra odadaki mini dolabın yanına gittim. Kafası doluydum fakat hala bir şeyler içecek yerim vardı. Elim tam kolayı gitmişti ki vazgeçip yanında duran bira şişesini aldım elime. Küçük shot bardaklarından birini çıkartıp camın karşısına yerleştim. Şişenin kapağını açıp bardağı doldurdum ve hızlıca kafama diktim. Alkolün verdiği acımsa da beraber yüzüm buluştu. Boğazımı yakmıştır resmen ama pes etmeyip birkaç shot daha tekledim.
Oturduğum koltuktan kalkıp hızlı banyoya gittim. Hemen klozete efendim eğilip kusmaya başladım. Kendimi durduramazsam olacağı buydu birazcık rahatladıktan sonra banyonun fayansını uzanıp cenin pozisyonunu aldım...
Yaklaşık 10 dakika sonra kapının açıldığını duydum."Seher"adımı duymamla beraber toparlanmaya başladım ki yine midem bulanmaya başlamıştı. Tekrardan klozeti eğilip kusmaya başladım da banyonun kapısı açıldı. Ayaz oflayarak yanıma gelip saçlarımı topladı."hangi akla hizmet sarhoş olmayı başardın bilmiyorum"diyerek ayrıldığımda hala kusmaya devam ediyordum. O kadar utanç verici bir anın içindeydim ki.
Biraz rahatladıktan sonra Ayaz banyodan çıktı elimi yüzümü yıkayıp ben de odaya geçtim. Ayaz yatağa uzanmış ve gözlerini kapatmıştı. Yanına yaklaştığımda"aynı yatakta mı yatacağız"diye sordum. Tek gözünü arayıp "istersen koltukta uyuyabilirsin"dedi."biraz centilmen olsan şaşardım"dedim ve yatağın üstünde duran ince battaniyeyi alıp koltuğa geçtim.
Koltuğa yerleştiğinde rahatsızım ama bunu belli etmemeye çalışıyordum. Birkaç dakika sonra Ayaz yataktan kalkıp yanıma geldi. Soran gözlerle ona bakarken"geç yatağa"dediğinde şaşkınlıkla gözlerim iyileşmiş."ne"diyebildim sadece. Gözlerini devirip"ben yatacağım burada geç yatağa"dedi sabırsızca. Teklifi ile beraber hızlı ayağa kalkıp yatağa girdim.
Yorganı üstüme aldığımda oda koltuğa yerleşmişti...
>...........<
Sabah Ayaz'ın homurdanmaları ile uyandım. Dönüp ona baktığımda koltuğa sığamadığı için kaşları çatık bir şekilde homurdanıyordu. İstemsizce gülümseyip yatakta oturup pozisyona geçtim. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkamak için suyu açtım. Başımda hala ufak bir ağrı vardı. Tekrardan odaya döndüğümde Ayaz yatağa geçmiş telefonuyla uğraşıyordu. Tamam ağzımı açıyordum ki kapı çaldı. Okuyarak gidip kapıya baktığımda. Personellerden biriyle karşılaştım
-hello sır,I brought your breakfast(merhaba efendim kahvaltınızı getirdim)
Bir tek merhaba yanmamıştım. İngilizce bilmemenin dezavantajları. Elimle adama beklemesini işaret edip odaya döndüm"Ayaz adam gelmiş bir şeyler diyor anlamıyorum"dedim hayıflanarak. Ayaz gözlerinin telefonundan ayırmadan"kahvaltıdır" dedi. Derin bir nefes alarak kapıyı tekrardan açtım. Adam bıraksın gibi duruyordu. Kahvaltı masasını öne sürdüğünde koltuğundan tutup içeri çektim"thenk you"diyebildim sadece. Kapıyı kapatıp masayı içeri sürükledim."sen de mi kalksan artık"dedim Ayaz'a hitaben. Ayaz yatakta gerinip"ben iyiyim böyle"dedi. Ben oturup kahvaltı yapmaya başlarken O da elini yüzünü yıkayıp karşıma oturdu. Kahvaltı yaptığımız sırada Ayaz'ın telefonu çaldı. Telefonu alıp cevapladı"alo..."gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı "siz halledemez misiniz.... Tamam lan uzatma akşam geliriz"karşı tarafın dediğine sinirlenmiş olacak ki yerinde doğrulup sinirli bir tonda konuşmaya başladı "tamam dedik ya a*ına koyayım.mert müsaitse akşam altı gibi görüşme ayarlayın"ettiği küfürle suratımı buruşturarak kahvaltıma devam ettim.
Telefonu kapatıp masaya koyduğunda"ne oldu"diye sorduğunda'akşam İzmir'e dönüyoruz'dedi. Bu sefer neden diye sorduğumda "üzümünü ye bağını sorma"ardından "eşyalarını da topla"dedi. Hemen birkaç parça eşya alıp banyoya giyinmeye gitti. Bir yandan eşyalarımı toplarken bir yandan da ne oldu diye düşünüyordum. Ayaz işini banyoda hallederken ben de hemen odada üstüme beyaz bir bluz ve kot pantolon giydim. Ayaz banyodan çıkarken ben saçlarımı tarıyordum. Ay neden göz ucuyla Ayaz'a baktığımda içinde beyaz bir gömlek üstünde siyah bir ceket ve siyahın en koyu tonundan bir pantolon giymişti. Saçlarını bu sefer taramamış olduğu gibi dağınık bırakmıştı-itiraf etmeliydim ki bu ona daha çok yakışıyordu-
Beni baştan aşağı süzüp "Ankara parkına gitmeye vaktimiz yok"dediğinde suratım asılmıştı -kim olsa üzülürdü diye düşünüyorum - başımı hafifçe sallayıp kapıya yöneldim. kapıdan çıktığımda hemen yanıma gelip elleri elimi buldu. yüzümde yine saçma bir tebessüm yerleşti istemeden. dışarı çıktığımızda magazincileri görebilmek için etrafıma bakındım ama elinde kamera ile bize bakan biri göremedim.vale arabayı getirdiğinde ayaz benden önce davranıp kapımı açtı ve geçmem için bekledi.ben yerleşirken o kapımı kapatıp arabanın etrafından dolaştı ve yanıma oturdu.
Hiç konuşmadan sessizce yolun bitmesini bekledim. Birkaç gündür stresten dolayı tırnaklarımla oynamaktan mahvolmuşlardı.
Birkaç dakika sonra araba durdu şoför kapımı açtığında ingilizce teşekkür edip arabadan indim...
Bölüm etkileşimi
