8. bölüm · Aurelius: Altın Kının Çığlığı

BÖLÜM VIII: SAHTE KRALIN DÜŞÜŞÜ

M E G

Birleşen klanların sancakları ve Kayıp Sürgün Adası’nın rünlü donanması Başkent’in surlarını kuşattığında, gökyüzünü kaplayan kırmızı sis giderek yoğunlaşıyordu. Sahte Kral Kaelen, halkını kaderine terk etmiş, sarayın en yüksek kulesine çekilerek kentin surlarını son muhafız birliğiyle kapatmıştı.Theron, arkasında birleşen üç devasa klanın savaşçıları ve göğsündeki Aurelius’un sarsılmaz gücüyle Başkent’in "Altın Kapı"sına doğru adımladı. Yanında Kael, Lyra ve Vaelen duruyordu."Kapıyı yarmamız saatler sürebilir," dedi Vaelen, elindeki rün taşlarını hazırlarken."Gerek yok," dedi Theron.Aurelius zırhı Theron’un iradesiyle alevlendi. Şok dalgası yaratan altın sarısı bir enerji kılıcının ucunda toplandı. Theron kılıcını devasa çelik kapıya doğru tek bir hamleyle savurdu. Yıldırım çarpmasını andıran patlamayla birlikte tonlarca ağırlıktaki Altın Kapı içe doğru çöktü.Sarayın avlusuna girildiğinde Kaelen’in paralı askerleri kılıçlarını fırlatıp kaçışmaya başladı. Aslan zırhının heybeti ve arkasından gelen halkın tezahüratları karşısında kimse duramıyordu.Theron, sarayın kule merdivenlerini tırmanarak Taht Salonu’nun ağır kapılarını tek bir tekmeyle açtı.Salonda tek bir adam vardı. Sahte Kral Kaelen, elinde lekelenmiş kraliyet kılıcıyla Altın Taht’ın basamaklarında titreyerek duruyordu. Gözlerindeki hırs, yerini zırhtan yayılan parlaklığın getirdiği dehşete bırakmıştı."Sen... Sen Karga Kayalıkları’nda ölmeliydin!" diye bağırdı Kaelen, kılıcını Theron’a doğru savurarak. "O taht benim! Klanları ben yönetirim!""Sen sadece bir krallığı yıkıma sürükledin amca," dedi Theron.Kaelen umutsuzca ileri atıldı ama Theron kılıcını bile çekmedi. Aurelius’un sağ kol zırhından uzayan altın kaplan pençesi benzeri enerji kalkanı, Kaelen’in hamlesini zahmetsizce karşıladı. Theron, zırhın sağladığı ezici güçle amcasının elindeki kılıcı tek bir bilek hareketiyle kırdı ve Kaelen’i tahtın basamaklarına fırlattı."Seni öldürmeyeceğim," dedi Theron, miğferini geri çekerek amcasının gözlerinin içine baktı. "Seni, kurmayı reddettiğin o ordunun önünde, Gölge Yarığı’na karşı savaşı izlemeye mahkûm edeceğim."Theron turned and looked at Altın Taht. Kırık krallık yeniden birleşmişti. Ancak asıl tehlike, gökyüzünü tamamen kaplayan ve çifte güneşi örten karanlıkla kapıdaydı: Gölge Yarığı patlamıştı.