8. bölüm · ATEŞ TANRIÇASI
İNSAN OLMANIN BEDELİ
İnsan olmak kolaydır.
Ama seçmek…
İşte orada bedel başlar.
Köyden ayrıldığımızda mühür hâlâ bizi izliyordu. Çatlamıştı ama kapanmamıştı. İnanç kolay vazgeçmez.
Kael sessizdi. Çok sessiz.
“Yemin,” dedim.
“Benden ne alıyor?”
Gözlerime baktı. İlk kez kaçmadı.
“Canımı,” dedi.
Durduğumu fark etmedi bile.
“Ne demek bu?” diye fısıldadım.
“Yemin, tanrı için verilir,” dedi.
“Sen tanrı değilsen… yemin sahibini alır.”
Göğsüm sıkıştı.
“Bunu neden yaptın?”
“Çünkü seni kaybetmektense,” dedi,
“kendimi kaybederim.”
O an mühür parladı. Üçüncü mühür, kan isterdi.
Tarikat bizi izliyordu. Ama saldırmadılar. Beklediler. Çünkü beklemek… kanın yönünü değiştirir.
Aşkar gökten indi. Yarası vardı. Ejderhalar karar vermişti.
“Onlar seni değil,” dedi zihnimde,
“dengeyi istiyor.”
Gözlerimi kapattım. Ateşi çağırmadım. Ama yokluğunu hissettim. İlk kez… özledim.
“Eğer ateşi geri alırsam,” dedim,
“dünya yanar.”
Kael diz çöktü.
“O zaman,” dedi,
“yanmasına izin verme.”
İşte o an karar verdim.
Tanrı olmayacaktım.
Ama insan kalmanın bedelini başkalarına ödetmeyecektim.
Mühre baktım.
“Beni değil,” dedim.
“Beni seveni istiyorsun.”
Ve mühür…
gülümsedi.
