İhanetin Soğuk Rüzgarı

Vaveyla Yazarı: Gecenin Kraliçesi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: İhanetin Soğuk Rüzgarı

🎀Evet aşkolaaarr yeni bir serüvene başlıyoruz sizinle, inşallah yazım dilimi beğenirsiniz🎀

🎀iyi okumalar sütlü çikolatalarım🎀

Dikkat bu bölüm Melike Şahin'in tutuşmuş beraber şarkısını dinleyerek yazılmıştır!

******

14 Eylül Sabahı

Askeri lise, İç Anadolu Bölgesi

Sabah, puslu bir sessizlik hakimdi. Bahçedeki bayrak rüzgarda dalgalanıyor. Alin ve Talha yan yana yürüyordu. Henüz gün yeni ağarmış, üzenlerin askeri üniforma var. Omuz omuza, çocukluktan beri hayalini kurdukları askerliği konuşuyorlardı.

"İleride çok iyi tim komutanları olacağız söz mü?" demişti Talha.

"Söz" demişti Alin, gözleri gururla parlıyordu.

İkisi de yıllardır ailelerinin kurduğu şirketin ortaklarını çocukları olmaktan çok, askeri üniforma taşımak istemişlerdi. Babalarının ofis masalarında değil, sahada olmak için...

Sonra saat sekize doğru...

Korkunç bir patlama...

Okulun doğu cephesinden, göğe siyah bir duman yükseldi.

"Alin! Yat yere!" diye bağırdı Talha, kollarından çekerek yere yatırdı onu.

Çığlıklar, silah sesleri, koşuşturan öğrenciler...

Ardından Salih Albay'ın tok sesi yankılandı:

"Silahlarınızı alın! Herkes hazırlansın! Bu vatan sahipsiz değil!"

Alin ve Talha onlara verilen silahları kavradı. Alin dudaklarını araladı, ciğerlerini havada dolaşan barut kokusuyla doldurdu. Bu bir eğitim değil, gerçekti. Talha, yanındaydı yani ailesinden sonra güvendiği tek kişi.

Birkaç sokak ötede çatışma başlamıştı bile.

Alin ileri atıldı, gözleri alev gibiydi. Arif Bey ve Cavidan Hanım, yani annesi ve babası da olay yerine koşmuştu. Onlar da yıllardır askeri destek işlerinde bulunmuş, bu ülkenin insanlarına silah değil, onur taşımışlardı. Ama o an...

Bir kurşun sesi... Bir anlık feryat...

Annesi Cavidan yere yığıldı. Ardından babası, onu siper almak isterken karnından vuruldu.

"Anne! Baba!" diye bağırdı Alin. Boğazına bir düğüm oturdu. Ayakları yere çivilenmiş gibiydi ama... kan gözünün önünü bürüdü.

O sırada bir terörist yüzünü açığa çıkarıp karşısına dikildi. Silahı doğrultmuş alaycı bir sesle: "Baban, anan öldü" dedi şiveli bir sesle. "Şimdi sıra sende. Bu toprağın çocukları bizden korkacak!" dedi.

Alin nefesini toparladı, gözleri alev gibi yanıyordu. Dudaklarından, dişlerinin arasından hırlayan bir ses çıktı: "Biz bu toprağın çocukları değiliz... BİZ BU TOPRAĞIN TA KENDİSİYİZ. DAMARLARIMDAN TÜRK'ÜN ASİL KANI AKIYOR. KORKAK SİZİN GİBİLERİN ADI OLUR."

Tetiği çekti. Mermi teröristin anlına saplandı.

Alin hızla diğerlerine döndü. Talha’nın yanında savaşmaya devam etti. İki terörist daha yere serildi. Ama o anda bir tanesi, yere düşen silahı kapıp ani bir manevrayla Alin’i karnından vurdu.

“Alin!!!” Talha’nın bağırışı savaş meydanında yankılandı.

Talha, ateş etti. Alini karnından vuran adam alnından vurularak yere yığıldı.

Kanlar içinde kalan Alin yere yığıldı. Talha diz çöküp onu kollarına aldı:

“Alin, dayan. Kurtaracağım seni. Söz veriyorum!”

Birkaç Hafta Sonra
Hastane

Alin ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldıktan sonra Nezaket Hanım ve Tahir Bey sahip çıktı Aline . Kızları yoktu, Alini kızları olarak görmüşlerdi, Arif ve Cavidandan, can dostlarının onlara bıraktığı emanetini bir evlat gibi bağırlarına basmışlardı.

İyileşme süreci zorlu geçti. Her sabah Nezaket Hanım başucunda dua etti. Talha ise her gece Alin’in başında bekledi.

Sonunda bir sabah Nezaket Hanım yatağın başucuna oturup konuştu:

“Bak kuzum… sen şimdi iki yolun başındasın. Ya bizimle kalırsın... seni kendi evladımız biliriz. Ya da halana dönersin... Biz sana zorla bir şey söylemeyiz.”

Tahir Bey de söze girdi:

“Bizim kapımız sana sonuna kadar açık. Ne karar verirsen başımızın üstündedir.”

Ama Alin’in halası Birsel ve eniştesi Ersel... çoktan kendi planlarını yapıyordu.

******

Ersel ve Birsel'in Evi

“Birsel… bu kız yarın bir gün bizim yükümüz olacak. Ben buldum birini. Zengin, yaşça biraz büyük ama olsun. Şunu güzel bir evlilikle bağlarız. Hem biz de rahata ereriz.”

"Olur mu öyle şey Ersel? O bana abimin emanetidir."

"Birsel bir sus istersen, emanet mi kaldı hepsi mezarda şimdi. Başlarım senin abine. Bu fakir hayattan kurtulmak istemiyor musun? Şu halimize bak."

"Ama daha reşit değil"

"Bekleyemem ben onun reşit olmasını. Sahi, kaç yaşında o"

"Lise sonda işte bilmiyorum, bizim komşu var ya Özlem, onun çocuğu da lise sondaymış on yedi yaşında diyordu bu da on yedi yaşındadır herhalde."

"Bir yıl kalmış reşit olmasına bekleriz o kadar"

"Sormayacak mısın kıza, evlenmek istiyor mu istemiyor mu diye"

"Sence kabul eder mi Birsel? Saçma sapan 'okuyacağım ben' falan diyecek şimdi."

"Askeri lisede okuyormuş abim öyle dedi."

"Başlarım lisesine. Kız asker mi olurmuş."

"Bırak bari kız okusun"

"Benim evimde ise, okul falan okuyamaz"

"Bu arada, abimin şirketi vardı ya onun ortağı varmış, Alini onların çocuğu getirmiş hastaneye onlarda kalacakmış diyorlar"

"Ne? Hayır olmaz öyle şey biz varken onlar kimmiş. Ara çabuk Alini"

******

Hastane

(Alin'in ağzından)

"Tahir amca, ben si-" lafımı bitiremeden telefonum çalmaya başladı

Eniştem arıyor

"Alo enişte"

"Benim, halan"

"Aa! Hala sen miydin?"

"Be-" Halam bana cevap veremeden arkadan tok bir erkek sesi geldi

"Alin, bize gelmezsen seni zorla evlendiririm. Bide bunun o babanın ortağımıymış neymiş ona söylersen bir daha onların yüzünü bile göremezsin"

"A- am-a, b- be-n, n- na- sıl"

Arama sonlandırıldı

Telefona öylece bakakaldım. Ne yapacağımı bilemiyordum

Tam o an, hayatımdaki en büyük dönüm noktasıydı, artık eski her şeye gülen, her kötü şeyin içinde iyi şeyler bulup kahkaha atabilen Alin yoktu. Artık kötü şeylerin içinde iyi şeyler aramaya uğraşmak istemeyen, soğukkanlı, ağladığını ve mutlu olduğunu hiç kimseye göstermeyen, kenara çekilip ağlayan, iyi şeylere küçük bir tebessümle karşılık veren Alin vardı. On yedi yaşında vücudu hala dinç ama yüreği bir ihanetle yorgun düşmüş bir Alin vardı.

Tam o an, hayatındaki ilk ihaneti yaşamıştı kalbim. İhanet: Yanında olduğundan emin olduğun birinin aslında tam karşında olduğunu öğrendiğin anda sezdiğin duyguydu. Bu ihanetin son olacağına inanmak istemişti kalbim, ama ben bu dünyada yaşıyorsam biliyordum ki ihanet uğramayan şey yoktu, bir telefon bile ihanete uğrardı, yenisi alındığında ya çöpe atılırdı ya da çekmecenin en sonuna konulurdu. Telefon bile ihanete uğradıysa bize ne kalmıştı ki. O an dudaklarımda küçük bir tebessüm oluştu, telefonun, ihanete uğramasına gülüyordum.

Dışarıdaki düğün salonundan insanların eğlendiğini belli eden çığlıklar ve davul sesi ile beraber şarkı sesi geliyordu. O an düşündüm ki kader çok değişik bir şeydi birini davullarla eğlendirirken diğerini ihanetlerle sınıyordu.

Anladım ki artık ben çocuk değildim bu ihanet beni olgunlaştırmıştı.

"Kızım ne oldu, ne dedi enişten?" dedi Tahir amcam endişeli bir sesle.

Ne diyeceğimi bilemiyordum acaba gerçekleri söylemeli miydim? Gerçekleri söylersem bir daha Talhaları hiç göremeyeceğimi söylemişti, ben Tahir amcamları seçecektim çünkü Ersel eniştem çok paragöz bir insandı iki yıl önce kendi şirketini batırmıştı ve babamların şirketini kıskanıyordu. Eniştemin bir şey yapacağını düşünmüştüm ama bu kadarını beklemiyordum. Artık ona enişte demek bile istemiyordum.

O an karar verdim ki Tahir amcamlara bu olanları söylemeyecektim, söylersem eniştemle kötü olmalarından korkuyordum, zaten bütün şirket Tahir amcama kalmıştı, koca şirketi kendi başına yönetmek zorundaydı, birde çirkef eniştemle uğraşmasına izin vermeyecektim. "Eniştemlere gideceğim Tahir amca, size yük olmak istemiyorum, zaten bütün şirket size kaldı bir de benimle uğraşmayın." dedim hepsinin suratına tek tek bakarak

"Olur mu öyle şey kızı-" Nezaket teyze lafını tamamlayamadan Talha lafa girdi, gözleri alev gibiydi, ne zaman zeytin gözleri böyle ateş gibi olsa onun sinirli olduğunu anlardım. "O adam seni tehdit mi etti?" dedi gözleri hala alev gibiydi.

Sakin kalmaya çalıştım, yalan söylediğimi anlamalarını istemiyordum "Hayır Talha, o benim eniştem beni tehdit etmez" dedim sakin olduğunu düşündüğüm bir sesle. Şu an tek yapmak istediğim şey; koşup Talha'nın boynuna atlayıp ağlayarak "Evet Talha, eniştem beni tehdit etti, hem de beni biriyle evlendirmekle tehdit etti. Lütfen bir şey yap" demek istiyordum çok zor durumdaydım. Eniştemin halamı dövdüğünü annemden duyuyordum, bana da aynı şeyleri yapmasından korkmuyordum sadece halamı döverken görmeği kendime nasıl yedirebilirdim bilmiyordum çünkü halam anneme çok yardım etmişti.

******

13 Haziran 2001

Gaziantep Sokakları

Antep’in eski taş sokakları... Yaz sıcağı duvarlara sinmiş, hava ağır. Alin’in annesi Cavidan Hanım, doğum sancısıyla kıvranırken, Birsel de yanındaydı. Arif doktor çağırmak için koşmuştu ama yollar dar, zaman dardı.

Cavidan Hanım’ın acıları sıklaşmıştı. Ter içinde, “Yetişmeyecekler Birsel, bir şey olacak çocuğuma!” diye fısıldadı kaygıyla.

Birsel yüreğini ferahlattı, elini Cavidan’ın alnına koydu. “Bana güven ablacığım, sen sadece nefes al. Bebek çok sağlıklı olacak, sokaklarda koşacak eğlenecek sonra düşecek, kalkmayı ona sen öğreteceksin. Tamam mı? Şimdi sen sadece derin nefes al”

Doğum başlamıştı. Birsel, mahallede yıllar içinde öğrendiği bilgileri ve sezgilerini kullanarak harekete geçti. Yanına sıcak su istedi, ellerini temizledi, Cavidan Hanım’ın başucundan ayrılmadı.

Bir süre sonra, minicik bir baş göründü. Ama bir şey yolunda değildi... Kordon bağı boynuna dolanmıştı. Birsel, vakit kaybetmeden soğukkanlılığını korudu. Parmaklarıyla narin ama hızlı bir hamleyle kordonu gevşetti.

Ve küçük Alin bu fani dünyaya doğmuştu o an... Sonra o ilk ağlayış yankılandı dar sokaklarda. Tam o sırada doktorlar koşarak içeri girdi.

Doktorlardan biri sahneyi görünce gözleri büyüdü:
“Hanımefendi, Allah sizden razı olsun... Çocuğun kordon bağı boynuna dolanmış. Eğer siz doğumu başlatmasaydınız, zaman kaybetseydik kordon sıkardı... Normal doğum imkânsızlaşırdı. Sezaryen gerekirdi ama o da ancak biz gelince mümkün olurdu. Bebek büyük ihtimalle kaybedilirdi... Siz bu çocuğun hayatını kurtardınız.”

Birsel’in elleri titriyordu ama yüzünde sakin bir gülümseme vardı. Gözleri dolu dolu Alin’e baktı:
“Hoş geldin güzel kızım...”

******

Günümüz

"Tahir amca, Nezaket teyze hakkınızı helal edin, siz çok seviyorum sevmeye de devam edeceğim" biliyordum ki çirkef eniştem onlarla görüşmeme izin vermeyecekti.

"Bizde seni çok seviyoruz güzel kızım. Kendine iyi bak" dedi Nezaket teyze, Tahir amca da onu onaylar gibi başını salladı.

"Alin bir seninle özel konuşabilir miyiz?" dedi Talha ve anne babasına baktı. Tahir amca ve Nezaket teyze başını onaylar gibi salladı ve odadan çıktılar.

"Alin son kararın mı? Seni tehdit ediyorsa söyle bana"

"Hayır bana çok iyi bakacağından eminim Talha"

Aynen çok iyi bakar sana Alin, her akşam dövülüp dövülüp oturunca göreceğim ben seni

"Alin... Seninle çok anılarımız var, seninle hiç ayrılmak istemiyorum."

"Talha... Ben de seninle ayrılmak istemiyorum ama böyle olması gerekti Talha, kader"

Bu beş harfli kelimeye yazılıydı hayatım

Kader...

Her şeye kader deyip geçmek zorundaydım... Başka bir seçeneğim yoktu.

"Alin bu kadar mı kolay beni, bizi bırakıp gitmek?" O an gözlerimden bir damla yaş aktı. Değildi, hem de hiç değildi. "Ben şimdi duygularımı nasıl yatıştıracağım Alin?"

"Talha... Hayır... Ben bu azapla yaşayamam yapma..."

"Alin... Ben sa-" Birden kapı açıldı ve kapını arkasında gördüğüm kişiyle öylece kaldım.

"Enişte"

"Hadi gidiyoruz, sizin sarılıp ağlamanızı bekleyemem ben" dedi ve beni kolumdan tutup çekti ve sürüklemeye başladı. Kapının yanına geldiğimizde kapıya tutundum ve gözlerine baktım.

Bugün o zeytin gözlere son bakışımdı...

1. BÖLÜM SONU...

******

🎀Sizce nasıl olmuş sütlü çikolatalarım bence sonu çok iyidi (hi hi hi)🎀

Bölüm sonu sizin eşgal:

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 0beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18