2. bölüm · Ateş Böcekleri

Başlangıç

Deniz Ş.

-15 gün öncesi-
O bilim kurgu filmlerinde olan zombilerle dünyanın sonunun geldiği ve herkesin öldüğü filmleri hatırlayın. Şimdi o filmlerin gerçek olduğunu ve içinde olduğunuzu, iliklerinize kadar korku ve yalnızlıkla birlikte hayatta kalmaya çalıştığınızı düşünün. Kim tarafından üretildiği ve nasıl bir anda dünyayı kasıp kavurduğu bilinmeyen bu salgında bildiğim tek şey ne olursan hayatta kalmam gerektiğiydi...

Evde sırt çantamı hazırlarken bu düşünceler zihnimi meşgul ediyordu dışaradan gelen birkaç hırıltı sesleriyle kendime geldim. Çantaya ihtiyacım olabilecek ilk yardım seti ,ilaçlar,uzun süre dayanacak yiyecekler ve su koymuştum. Çantayı yanımdaki masanın üstüne bırakıp odada gözlerimi gezdirdim çantaya koyabileceğim lazım olacak şeyleri almıştım kendimi savunabileceğim çok az eşyam vardı annemin odasına gidip babamın özenle sakladığı gümüş coltunu ve bana doğum günümde hediye olarak alınan avcı bıçağımı kemerimdeki gözlere yerleştirdim avcı olan bir ailede yetişirsen normal bir genç kız olman zordu hatta imkansızdı denebilirdi. Yarın sabahtan şehre inecek ve ailemi arayacaktım.

Dün sabahtan annem şehre gitmişti tahmini yarım saat veya bir saat sonrasında televizyondaki dizimin yerine ekran kararmış ve acil durum mesajı gelmişti evden dışarı çıkma yasağı geldiğini ve bu durumun geçici olduğu yazıyordu askerlerin ise yiyecek erzakları düzenli olarak evlere getirileceği yazıyordu. Bu mesajı gördüğüm anda nefesim kesilmişti telefona sarılıp annemi aramıştım annem babamla yakınlardaki bir tanıdıklarının evine gittiğini ve en yakın zamanda eve geleceğini söylerken cümlesi yarıda kesilmiş ve telefon kapanmıştı telefondan bir daha aramayı denemiştim ama hat çekmiyordu hatları kesmişlerdi arkada açık olan televizyon kanalında son dakika haberleri vardı canlı yayındaydılar eve bolca yemek ve su depolamaları gerektiği bunun bir biyolojik bir saldırı olduğunu söylemişlerdi. Telefondan kafamı kaldırmadan dinlemiştim bir anda televizyondan gelen çığlık sesleri ile kafamı kaldırıp bakmıştım gördüğüm sahne kanımı dondurmaya yetmişti o iğrenç yaratıklardan biri spikerin boynundan kocaman bir parça koparmış ve yiyordu kamera yere düşerken aynısının kameramana olduğunuda anlamıştım. Çok vakit geçmeden yayın kapanmıştı diğer kanallarıda gezerken aynısı olduğunu anlamıştım ,oturduğum koltukta stresten terlemiştim, bu yaratıklar şehrin çoğu yerini ele geçirmiş olmalıydı askeriyeye gidersem belki bir kurtuluş şansım olur diye düşünmüştüm,bütün her yeri kapatıp düşünceler eşliğinde uyumuştum. Şimdi ise kapımın önüne dayanmış zombilerle beraber elimdeki silaha bakıyordum kapıyı açtığım gibi üstüme atlayacaklar gibi hissediyordum, sertçe yutkunup kapıyı açtım kapı gıcırtı eşliğinde açılırken sese doğru gelen zombilerden bir tanesine silahla kalbine sıktım sadece yerinde sarsılmış ve iğrenç çürümüş bedeniyle üstüme doğru gelmeye devam ediyordu yavaştı ama bir el daha ateşledim bu seferde karnına gelmişti fazla mermim yoktu ondan elime aldığım bıçağı son çare olarak kafasına sapladım ve çektim zombi yere düşerken gülümsedim ama bir sıkıntı vardı etraftaki hırıltı sesleri yükseliyordu, silahla ateş ederek çok büyük bir hata yapmıştım gözlerim dolmaya başlamıştı, nefes alışverişim hızlanırken masanın üstündeki çantamı alıp üst kattaki odama çıktım ve kapıyı sıkıca kilitleyip koluna sandalyeyi dayadım. Camı açıp aşşağıya baktım kapıyı açık bıraktığımdan evin içine giriyorlardı, kapımın önünde hırıltı sesleri yükselirken ne yapmam gerektiğine karar vermem gerekiyordu. Camdan zemine baktım yüksekti ama eğer odamda kalırsam akşam yemeği olacaktım, camdan çantamı aşşağıya atıp kendimi attım iki ayağımın üstüne düştüm yerden çantamı alıp hafif acıyan tabanlarımla ormandan şehre doğru yol almaya başladım. Ana yola çıkmıştım şehre doğru ilerliyordum ta ki..