2. bölüm · Aşkın kasveti ve nefreti

2. bölüm~kaçış ve Gizem~🗡️

Rabianur Özkul

Aradan birkaç saat geçti ve Lara uyuya kalmıştı. Şafak söktüğünde Ela, Lara’yı nazikçe uyandırdı.

Lara hemen toparlanıp sarayın balkonuna doğru ilerledi. Çantasını taktı, zırhlarını ve kılıçlarını kuşandı. Son olarak botunun kenarına bir bıçak soktu.

Sonra sarayın 2. katından aşağı atlayacaktı çünkü tek kaçış yolu burasıydı. Normal kapıdan çıkarsa muhafızlara yakalanırdı ve babasının haberi olurdu.

Ela: “Efendim dikkat edin, bu çok tehlikeli.” diye söylendi.

Ama Prenses Lara omuz silkti ve “Seni özleyeceğim.” diyerek aşağı atladı.

Neyse ki sağ salim inmişti; sadece ayak bileğini biraz incitmişti. Ama Lara hiç umursamadan doğrulup koşmaya başladı çünkü devriye atan muhafızlara yakalanmaması gerekiyordu.

Sarayın kapısına doğru koştu. Kapıda iki muhafız duruyordu. Lara, hançerlerinden birini bir muhafıza, diğerini diğer muhafıza sapladı ve ardından Ejderhalar Ormanı’na doğru koşmaya başladı.

Birkaç saattir koşuyordu. Keşke atını alsaydı. Ormanın derinliklerine indikçe takip edildiğini hissetti ve arkasına baka baka yürürken bir kuyuya düştü. Botlarının ucundaki sivri mızrak ucu gibi demirleri toprağa saplayarak kuyudan çıkmaya çalıştı ve sonunda çıktı.

O an anlamıştı ki bu orman tahmin ettiğinden daha tehlikeliydi. İlerledi ve az kalsın bir tuzağa daha yakalanıyordu. Gerçekten takip edildiğine ikna olmuştu.

Ama yine de korkmuyordu; zaten korksaydı bu ormana gelmezdi. Bunların hepsinin olacağını bir nevi aklından geçirmişti.

Bu ormana zaten plansız gelinmezdi, çünkü bu orman plansız gelenleri yutardı.

Bu ormana sadece gerçekten cesur insanlar gelebilirdi.

Lara bir prenses olsa da o cesur bir prensti; inatçı ve tehlikeliydi.

İlerledikçe karnının acıktığını ve susadığını fark etti. Bir ağacın altına oturdu; bu ağaç bir çınar ağacıydı. Yemeğini yemeye başladı. Yemek iyi gelmişti.

Bu ormanda izlendiğinin farkındaydı. Ciddi ve sert görünmeliydi. Tehlikeyi çok yakından seziyordu ve bir Omar cadısını fark etti. Bir cadıya karşı savaşamazdı ama belki onu oyalayabilirdi.

Ama buna gerek kalmadı. Kumral, dağınık ve hafif dalgalı saçları olan, kasları belirgin, avcı gibi giyinmiş, 20–25 yaşlarında, Lara ile neredeyse aynı yaşlarda görünen bir erkek ortaya çıktı.

Erkek, anında cadının arkasında belirdi ve tek bir hareketle cadıyı nasıl olduysa etkisiz hâle getirdi. Ama Lara, avcı hayatını kurtarsa da ona güvenmedi. Onun babasının gönderdiğini ve onu alıp saraya geri götüreceğini biliyordu.

Avcı: “Merhaba güzellik. Benim adım Batur.” dedi.
“Sana kaba kuvvet uygulamak istemiyorum. Şimdi kendi iradenle geliyormuş gibi beni takip et. Saraya gidiyoruz.”

Tabii ki Lara, avcının bu nazik gibi görünen ama aslında tehdit olan teklifini reddederek kaçmayı tercih etti.

Avcı, “Kral Kutay’a kızınız kaçtı.” başlığı altında bir mektup yazdı ve bir kartal yardımıyla gönderdi.

Ve kral, sanki onları izliyormuş gibi anında cevap gönderdi:
“Gerçekten gelmiyorsa öldür. Kimse benim şehrimden bu kadar kolay kaçamaz. O kişi kızım da olsa.”

2. bölüm sonu — devamı 3. bölümde.