16. bölüm · Aşkın Hapisanesi
14. Bölüm
Luvia ile kafalarımız aynı anda birbirimize döndü. O an, olumsuz bütün duyguları ciğerime kadar hissediyordum. Şok olmuştum ve Ethan’ın bu projelerinin ne olduğunu merak ediyordum. Ama bunu Luvian’a hissettirmemeye çalıştım.
Luvian: “Bu adi herif nasıl benim tutsağım hakkında plan yapabilir?” dedi, kısık ama benim duyabileceğim şekilde.
Raven: Merak etme, mahkumum. Bunun üstünden gelirim.Ha bir de beni bu kadar önemseme, beni şımartıyorsun.
Dedim, alaycı bir tavırla.
O sırada Dora ve Alex…
Dora’nın anlatımıyla;
Dora: “Ne oldu, kıskançlık damarların mı tutuştu?”
dedim ve yüzünde komik bir ifade oluştu. Sanki “aman ne komik” der gibi o surat ifadesi geldiği anda bir kahkaha bastırdım. Ve bir anda dişlerim ağrıdı ve acı dolu bir tepki verdim.
Alex yanıma oturdu ve…
Alex: Dora, bu tür esprileri yapacak yer değil burası.
Dora: Espiri yapmıyorum, ksıkandığın Marco’ya bakarkenki alev püskürten gözlrinden
Alex derin bir nefes çekti. Bunu anlamıyordu ama bu duruma itiraz da etmiyordu.
Alex:Biliyormusun kuş türleri arasında inadı temsil eden kuş kazdır.
Dedi ve yüzüne sıcak bir gülümseme oturdu.
Dora:Peki ben bu bilgiyi ne yapabilirim?
Alex:Neyse senin niraz dinlenmeye ihtiyacın var minik kaz.
Dedi ve üstüme battaniyeyi çekti.
Kızgın bir ifadeyle Alex’e döndüm ve battaniyeyi üzerimden attım. Bu aralar anlam veremediğim bir şekilde lakap takma çılgınlığı vardı.Abim Raven’a “Tutsağım”,Raven ise abime “Mahkümum” diye hitap ediyordu.
Dora: O kazların içinde seni boğarım.
Dedim esprili bir şekilde.
Alex:Senin elinden boğulacaksam okey.
Dedi.
Yatağımın yanında duran terliğe uzattım ve aniden Alex’e doğru fırlattım, tam yüzüne atıyordum ki hemen başının yanına denk geldi ve sıyırdım.Yana bir adım attı ve tepkisiz bir ifadeyle terliği tuttu ve yere attı.Ardından “hadi ama sadece bu kadar mı?” der gibi bir bakış attı.
Alex:Seni tekvando derslerinde terlik fırlatma konusunda ek olarak çalıştırıcam. Ve sende bu konuda benimle birlikte asıl ders bittikten sonra kalıcaksın.
Dedi sonra arkasını döndü ve gidecekken ben hatalarımdan ders çıkarmayan bir insan olduğum için sırtımı dikleştirdim ve doğruldum. Ardından terliği yerden bir kere daha aldım acılar içinde kıvranarak bir kere daha terliği attım ve tam isabet sırtına geldi.
Ölümcül bir atış atarak bana doğru döndü ve sanki avcının önünde ölmek istemeyen bir ceylan gibi yüzüme sıcak ama bir yandanda sahte bir gülümseme yerleştirdim.
Dora:Bun atışımdan sonra dersten sonraki etütlerimi azaltabilir miyiz?
Öfkeli suratının yerine masum bir surat ifadesi geldi ve kıkırdadı.
Alex:Hadi yorma kendini dinlen.
Dedi ve odadan çıktı.Odanın önündeki bekleme yerine geçti.
Raven’ın anlatımıyla;
Luvian:Umarım ölene dek sadece ben seni şımartırım.
Dedi kısın sesle benim duyamayacağımı sanarak.Evet ona bu ânâ kadar hiçbir şey hissetmediğimi sanıyordum.Fakat bu cümleyi duyduğum an karnımda kelebekler cirit atmaya başlamıştı. Ben bazı düşüncelere daldığım anda Luvian beni dürttü. Ani bir sarsılmayla düşüncelerimi bir kenara bırakıp gerçek hayata döndüm.
Luvian:Hassiktir gitmişler ,Tutsak.
Bunu dediği anda etrafımı aniden kolaçan ettim ve gitmişlerdi. Luvian sonic kadar hızlı bir şekilde ayağa kalktı ve kolumdan tuttu, ne olduğuna anlam veremedim.Kolum biraz acıyordu ama bunu Luvian’a söyleyip beni diğer kızlar gibi sanmasını istemiyordum. -Bırak kolum acıyor,ahh- çok classic. Onda böyle bir izlenim bırakmak istemiyordum. Benim o tür insanlardan biraz daha farklı bir yapım vardı. Ve bu tür sözleri hep sıkıcı ve erkeğin gözünde ekndisini yüceltmeye çalışan kız tipi gibi bulurdum ve böyle insanlardan iğrenirdim.En azından tam olrak bu sözden. Restoranın dışına çıktık.İlk başta buraya geldiğimizde Luvian işimizi hızlandırmak için arabayı vale’ye vermişti, ve bir dk bile beklemeden araba önümüze geldi. Luvian ilk kendisi binmek yerine centilmen bir davranışla (Her ne kadar zamanımız kısıtlı olsa da) nazikçe yan koltuğun kapısını açtı ve bindim, o da bindi. Sessiz geçen araba yolculuğumuzun devamında.
Luvian:Projelerin ne olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Doğrusu hiçbir şey tahmin edemiyordum sadece duygularım beynimin içinde duygu salatası olmuş halde önüme sunulmuştu.
Raven:İşin doğrusu tahmin etmekten ziyade endişeliyim, ve birazda projenin ne olduğunu bilmediğim için korkuyorum.İşin sonunda ne çıkacağını bilmemek beni ürkütüyor.
Luvian iç çekti sanki “bu bıktım artık” iç çekili değilde “Seni anlıyorum” iç çekişiydi.
Luvian: Endişelenmene gerek yok ben seni korumaları için bazı korumalarımı görevlendiririm.
İtiraz etmek istedim ama buna gerçekten ihtyacım vardı.
Raven:Teşekkürler Luvian ama ben başıma ne gelecek korkusuyla yaşamak istemiyorum.
Luvian:Biliyorum, ama bir süre böyle devam etmemiz gerekli. Çünkü daha bugün Ethan’ın ölmediğini öğrendik, ve o hayattayken senin güvenliğin çok önemli.
Luvian çok haklıydı. Ethan geçen sene yurdu basmıştı ve bazı çevremde olan erkek arkadaşlarımı tehdit ederek ona geri dönmemi sağlamıştı. Ve bu yıl hatta daha bir ay önce falan hayatımın tam ortasına giren bir adam hayatımın akışını yeniden yazdı, ve ilk defa biri beni bu kadar önemseyip, beni korudu.Tabi onunla tanıştıktan sonra 2 kere karakolluk oldum, hayatımda hiç içmediğim içkiler içtim, tam iki kere kaçırıldım gibi şeyler. Bunları düşündüğüm anda ortamda ölüm sessizliği vardı ta ki önümüzde Ethan’ın arabasını görene dek.
(Devam edecek…)
