8. bölüm · Aşka Acil Düşüş

Baba?

Ela Sürgündağ

Ertesi sabah odanın kapısı gürültüyle aralandı:
— Edib... Oha! Şuna bakın kızlar, dün akşam beraber uyumuşlar!
— Keşke bizi de böyle tutkuyla seven adamlar olsa ya...
— Üf, ne lak lak yaptınız sabah sabah! Hadi uyandırın, bugün Edibe Hanım’ın taburcu işlemleri yapılacak. Gitsinler, evlerinde yaşasınlar aşklarını.
— Ya sen ne duygusuz bir şeysin ya! Bu ne soğukluk? Neyse, seninle uğraşamayacağım.
Genç hemşireler, neşeli şakalaşmalar eşliğinde Edibe ve Ebabil’i uyandırmayı başardı. Çıkış işlemleri hızla tamamlandı ve hastaneden ayrıldılar.
Edibe, meraklı bir çocuk gibi taksinin penceresinden Pyongyang sokaklarını izliyordu. Yanında oturan Ebabil ise geçtikleri her caddeyi, her anıtı ona uzun uzun anlatmaya çalışıyordu. Sonunda gri binaların arasında bir apartmanın önünde durdular. Edibe dışarıdan bakınca buranın gayet normal, sakin bir apartman olduğunu gördü ve içindeki o tekinsiz korku biraz olsun hafifledi.
İçeri girdiklerinde evin iki katlı olduğunu fark etti. Bir apartman dairesine göre oldukça büyük, geniş ve lüks döşenmiş bir konuttu burası.
— Sen salona geç, ben bir yukarı çıkıp odan hazır mı diye bakayım, dedi Ebabil.
Bu sözlerin ardından hızla üst kata, Edibe’nin kalacağı odayı kontrol etmeye çıktı. Edibe ise salondaki geniş koltuklardan birine ilişti. Başını çevirdiğinde, salonun başköşesinde duran ahşap konsolun üzerindeki fotoğraflar gözüne çarptı. Merakına yenik düşerek ayağa kalktı ve konsola doğru adımladı.
Çerçevelerden birini eline alıp fotoğrafa yakından baktığı an, Edibe’nin dizlerinin bağı çözüldü. Kalbi göğüs kafesini yırtacak gibi çarpmaya başladı, gözlerine inanamıyordu.
Karşısındaki fotoğrafta, yıllar önce onları terk eden ve hayatlarını zindana çeviren öz babası, Edebi Baharat duruyordu.