AŞK KRIZI KALP MELODİ-Sİ kitap kapağı

1. bölüm / 4

Bölüm 1 (K-alp Krizi,ya da Baygınlık)

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Bölüm 1 (K-alp Krizi,ya da Baygınlık)

Korkunç bir sabah değil mi, güneş tam tepede ve ben sadece birkaç elli ve yüz Türk Lirası topladım...

A bir adam buraya doğru geliyor ve evet, yo yo hayır para atmak için gelmiyor, kötü hissediyorum

Gözlerim kapanıyor o ise başımda bişeyler yapıyor saçlarım avuçlarında yüzümü tutuyor, "seni tanıyor muyum değişik adam"

Kalbimm... Hiç atmadığı kadar hızlı atıyor. Neden böyle oluyor, bilincim sanırım garip bir şekilde açık ve bu bir kalp krizi. Anlamıyorum kimsin sen, konuşabilsem soracağım ama sesim çıkmıyor. O ise hiç panik değil tıpkı şey gibi, doktor

Gözlerim kapalı ve bazı ağlama sesleri duyuyorum. Sanırım burası hastane, kokusundan anlarım, iğrenç, sıkıcı, korkunç bir yer burası

Gözlerim açıldığında anladım. Bayıldım ve evet o bir doktor önümden geçerken farketti beni, bayılmak üzereyken yakaladı tam da yere düşerken"adını sormalı mıyım"...

Bana eğildi ve "al bakalım" diyip elindeki pipeti sapladığı meyve suyunu verdi.

Garip bir bakış atmış olmalıyım ki "içinde birşey yok, burası bir hastane ve evet ben bir doktorum"dedi.

Kendime hakim olamadım ve "Aa peki, tam da tahmin ettiğim gibi, adın da kırmızı olsa gerek" dedim bunu aslında dememeliydim çok saçma oldu

"Bana arkadaşlarım kalp der, sen kırmızı diyebilirsin şekeri düşen hanım efendi"

"Ne,şeker düşmesi mi? kalp krizine benziyordu, kalbim sıkıştı hatta" ve o an farkettim cümlenin devamında, saçım ellerindeyken kalbim daha da çok atıyordu diyecektim hayır demedim elbette bunu söylemek için biraz erken, hatta hiç söylemeyeceğim

"Hatta" dedi, cümlenin devamını bekler bir ifadeyle

"Neyse ne, geçti gitti ama size neden doktor diyorlar kalp bey"aa hayır çok heyecanlandım, bu cümleyi ben kurmadım yoo.

Gülümsedi, gülüşü çok güzeldi ama dişleri neden bir vampirinki gibiydi, sivri ve bembeyaz ki o siyah saçları ve kapkara gözleri kırmızıyı nasıl bu kadar anımsattı ki bana. Her neyse

"Benim asıl adım Alp ama kalp cerrahı olduğum için arkadaşlarım bana kalp der, yoksa duygusal falan değilim sadece kalp yani, boş bir söz"

"Bak sana ne diyeceğim, taburcu olduktan sonra odama gel, bir çay eşliğinde sohbet ederiz. Hastalarımı yakından tanımayı severim"

"Bence bunun hastarını yakından tanımayla uzaktan yakından alakası yok, niye tanırsın hastanı kalp bey, anladım ben seni aşık oldun tabi karşında beyin hanım duruyor senin" dedim içimden

Odadan çıktı, kalkarken cebinden birşey düşürdü. Almalıyım, çünkü belki de onu tanıma fırsatım budur. Kapıyı kapattı ve yerde bir kağıt yataktan yere doğru eğildim yerdeki kağıdı aldım ve okuma hevesiyle açtım ama o dev A4 ün ortasında koca bir oyuk ve bir isim yazıyordu...

Çilem Alkan, ama bu isim çok tanıdık bu benim baş belası çocukluk arkadaşım. Onun yüzünden az dayak yemedim çocukken.Yetim bir kızdı, bu doktorla ne işi vardı ki?Okumamıştı da o ,yeteneği de yoktu anca şuan serseri olmuştur ya da şans yüzüne gülmüştür, umarım ki öyledir.

Taburcu olma saatim gelince ortası delik kağıdı aynen bulduğum gibi katlayıp hiç açmamış gibi odasına çıkmak için hazırlandım. Sonra bir temizlik sorumlusuna sordum "Alp Doktor'un odası nerede acaba"

"Kızım o odadan bazen sesler duyuyorum, yaa sen arkadaşısın galiba bılıyon mu niye gelir onca bağırış çağırış"

Çok garip,böyle olmamalıydı o bence basit bir doktor iyi biri ve bağırışlarrr... Evet buldum yaa, o bir doktor birini kurtaramazsa vicdan çekiyordur çünkü hastanenin her odasında dev camlar, kameralar var kimse o odada illegal bir iş çevirmez hele ki bir özel hastanede bu hastaneye insanlar para bayılıyor.

"Bilmiyorum siz bana yerini tarif edin"

"Sen bilirsin kızım, hemen bu koridorun sonundaki kırmızı kapılı oda"

"Sağol", vayy demek kırmızı kapı he biliyorum seni tanıyor gibiyim... Ama kapının önüne varınca çilem yazan kağıt aklıma geldi. Çilem'i sormalıyım, ya da hayır önceden düşündüğüm gibi hiç sormayacağım onu"

... Kapıyı açmadan önce size kendimi anlatayım ben mavi, sokaklarda şarkı yapan bazen şans yüzüne gülerse cafelere çağırılıp şarkı söyleyen adım gibi mavi bir kişiliğe sahip insanlar tarafından az çok sevilen birkaç arkadaşı olan iyi bir kızım bunu şuan anlatıyorum çünkü bayılmam olayını yaşamadan önce anlatsaydım hikayem size normal bir insanın normal bir hayatı gibi gelecekti, evet öyleydi ama taa ki o kırmızı kapı açılana kadar...

İçeri girdim, kapıyı çalma adeti olmayan biri olarak içeri daldım ve onun bakışları, ben bayılırken bile bu kadar korku yoktu gözlerinde bu odada gerçekten birşeyler saklıyor olmalıydı bulduğum kağıttan söz etmemeye karar verdim sonra bazı normal konular hakkında normal sorular sordu

"Sence kırmızı nasıl bir renk sever misin kırmızıyı" Dedi

Hayır kırmızıyı hiç sevmem aslında sadece en başta çekici gelmişti şimdi ise tam olarak kırmızı korkularımın rengi zıt ve kötü

"en az senin sevdiğin kadar seviyorum" dedim.

Önce gülümsedi, aşağılayıcı ve flörtöz bir gülümsemeyi bu, sonra"kırmızıyı sevdiğimi nerden anladın peki"dedi

"Kimsenin kapısı boyalı değil ama seninki kırmızı ayrıca doktorsunuz siz, kan rengi elbet en sevdiğiniz renk olacak"

"Tüm doktorlar kan sevmez, kırmızıyı da sevmez. İşimiz sadece insanları kurtarmak, yaralarını dikmek ya da görmek hoşumuza gitmiyor. Sadece görevimiz bu acılarını dindirip kurtarmamız gerekiyor" dedi.

Bu beni daha da çok korkuttu, madem kanı ve kırmızıyı sevmiyordu o zaman neden kırmızıyı her saniye kullanıyordu. Boş zamanında beni yanına çağırıp "kırmızıyı sever misin" diye sorması korkunç değil miydi. aslında normal bir soru gibi gözüken çok travmatik bir soruydu.

Bu sorunun arkasından yavaşça öne doğru eğildim ve kalkacağımın haberini verir gibi baktım, kalktım ve kapıya doğru yöneldim,hoşçakal kalp bey...

Kapıya ulaşamadan ayağa kalktı ve hızla kolumu tuttu korkuyla baktım o siyahlığından ardında kim olduğunu göremediğim maskelenmiş gözlerine

Sesi titredi"ş-şeyy, diyecektim kii eğer birr çay içmek için geldiysen, daha çay içmemiştik"

"İçemem bugün yeterince geç kaldım eve, arkadaşımla planımız da vardı" Hayır arkadaşımla planımız yoktu...

"K-kim ki o arkadaş" Dedi sesi hâla titrekti

"Kim bilir belki adı yoktur ya da gizliyorumdur onu, çok sevdiğimden" Anladı, yalan söylediğini anladı. Üzgün bir bakış attı

"Hoşçakalın,mavi"...

1. Bölümün Sonuu
(Sevgili okurlarım buraya kadar gelip okuduğunuz için öncelikle gözlerinize teşekkür etmeliyim 2. Bölümde görüşmek üzere)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 1beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…