5. bölüm · aşk her şeyi affeder mi | erzey
IV
erdem görüğü kabusla hızla yattığı yerden doğrulurken yan koltuktaki zehra da onun bu ani hareketiyle yerinden sıçramıştı. “ödüm koptu erdem ya.” diye söylendi kızıl saçlı kız. kafasını arkadaşına çevirdiğinde ise çocuğun nefesini düzenlemeye çalıştığını görüp koltuktan kalktı ve yanına oturdu. “iyi misin?” diye sorarken bir yandan da sehpadaki suyu çocuğa uzatıyordu. sudan büyük bir yudum alan erdem “kabus gördüm. zeynep gece bana yazmıştı, görmediğim için yanına gitmemiştim. sarhoşken de başkasını aramıyor ya sokakta bayılmış kalmış alkol koması şüphesiyle hastaneye kaldırmışlar. hastaneden aradılar beni de rüyamda, öyle uyandım.” dedi. hala nefes nefeseydi.
arkadaşına üzgün gözlerle bakan zehra, çocuğun içini rahatlatmak için “bir mesaj atayım istersen.” diye bir teklifte bulundu. erdem kafasıyla onayladığında kız çoktan zeynep ile olan sobetine girmişti.
siz:
günaydın tattaram
garip bir rüya gördüm sen de vardın
iyi misin diye bir sorayım dedim
çok geçmeden zeynep’ten cevap geldi.
tattaram:
günaydın canım
iyiyim gayet
hayırıdr ne gördün
siz:
saçma sapan bir şeydi ya boşver
tattaram:
tamam bakalım
arda bizde kaldı dün gece
uğra istersen sende
görüşmüyoruz bayadır
siz:
tamam tamam uğrarım🙌
erdem gelen cevaplarla rahatlamış, başını zehra’nın omzuna yaslamıştı. arkadaşının derin bir oh çektiğini duyan kızın yüzüne minik bir tebessüm yayılmış, ardından da “hadi, madem bu saate uyandık kahvaltıyı hazırlayalım.” diyerek yerinden kalkmıştı. kız mutfağa doğru ilerlerken erdem de onu takip etmiş, sohbet ede ede kahvaltı masasını hazırlamaya başlamışlardı.
yaklaşık yarım saatin ardından mutfaktan yükselen sucuklu yumurta kokusuyla evin geri kalanı da uyanmış, alkolün getirdiği açlıkla yüzlerini bile yıkamadan sofraya oturmuşlardı. ali’nin “oğlum öldük de cenette miyiz acaba? uzun zamandır böyle güzel bir kahvaltı yapmıyordum.” demesiyle gülüşmüşler ve tabaklarını doldurmaya başlamışlardı.
“yoksa benim canım kardeşlerim abilerine kuruldan sonra kutlama olsun diye sofra mı hazırlamış.” diyerek içeri giren burak, herkesin dikkatini sofradan kendine çekmişti. 24 yaşında olmasına rağmen gruba karşı abilik taslamak hoşuna gidiyordu. “açın bakayım bana da bir yer çok açım.” derken mutfaktan aldığı tabakla masaya yaklaştı. burak ve ilayda’nın arasına girip tabağına zeytin koymaya başladığında “burak ya!” diye söylendi ilayda. “başka yer mi yoktu da sevgilimle arama girdin.”
burak, susması için parmağını ilayda’nın dudağına bastırırken “abilere laf söylenmez, yemeğini ye konuşma.” dediğinde ilayda’nın bir anda parmağını ısırmasıyla yerinden fırlamış ‘göstereceğim ben sana’ der gibi ilayda’ya bakmaya başlamıştı.
kahkahalar eşliğinde kahvaltılarını bitirmişler, çaylarını içmişler artık evden çıkmak için toparlanmaya başlamışlardı. erdem ayakkabılarını giyerken “hadi yine iyisiniz arabam burda.” dediğinde gruptan bir zafer nidası yükselmişti çünkü kimsenin toplu taşımayla bir sürü aktarma yapabilecek enerjisi yoktu hala.
öne kim oturacak kavgasını kazanan zehra, sağ koltuğun tadını çıkarırken ilayda arkada burak ve ali tarafından ezilmemek için can çekişiyordu. önce ali’yi ardından burak ve ilayda’yı bırakan erdem, sıra zehra’ya gelince “eve mi zeynepler’e mi?” diye sordu. “zeynep’e uğrayayım bir, hem arda da ordaymış onu alır öyle geçerim eve.” cevabının üstüne ezbere bildiği yolu gitmeye başladı erdem.
kızların evinin önüne vardıklarında zehra arkadaşına sarıldı ve dikkatli kullanmasını söyleyerek arabadan indi. zile basmadan önce apartmanın hemen altındaki pastaneden kızların en sevdiği tatlıyı alıp binaya öyle girdi. herkeste birbirinin ev anahtarı olduğu için zil kullanmaya gerek duymadan girip çıkıyorlardı. anahtarı çevirip kapıyı açtığında “ben geldim!” diye bağırdı neşeyle. kuzeninin sesini duyan arda hemen kapıya gitti ve kızın elindeki pastane poşetini görünce mutluluka “cansın be kuzen.” diyerek kapıyı kapattı.
“çekil ya zeynep’imi özledim ben.” diyerek arda’yı itekleyen kız hızla koridorun başındaki kızın yanına gidip sarıldı. “kızım nerdesin sen ya. çok özletiyorsun kendini.” diye söyleniyordu bir yandan da. zeynep hafifçe güldü. “kendimi toparlama sürecindeydim diyelim.” dedi sadece. zehra “öyle olsun.” niye mırıldandıktan sonra naz’a da sarıldı ve koltuktaki yerini aldı.
“dün akşam nasıldı?” diye sordu arda. zeynep’in merak ettiğini ama sormak istemediğini tahmin etmişti. “güzeldi ya. içtik, sohbet muhabbet falan işte. gece de burak eve aldı sağolsun onda kaldık.” dedi kız gülerek. arda kuzenini başıyla onayladı. bir yandan da zeynep’e bakıyordu, gözlerindeki merak pırıltısının azaldığını görünce gülümsedi kendi kendine.
biraz sohbet biraz uyuklamayla geçen birkaç saatin ardından arda ve zehra tam evden çıkmak için toparlanıyorlardı ki zeynep’in “yarın tüm grubu bir yerde toplasanıza.” lafıyla şaşkına döndüler. “erdem de mi?” diye sordu arda kendinden emin olmayan bir tonda. ‘hayır’ anlamında kafa salladı zeynep. “ayrılığımızla ilgili size anlatmam gereken şeyler var. bir noktada illa öğrenmeniz gerekiyordu zaten. sanırım vakti geldi artık.” diye de ekledi. ardından hızla odasına geçip kapıyı kapattı.
naz ve arda şaşkın gözlerle birbirlerine bakarken “tamamdır naz kuşum sen söylersin zeynep’e o iş bende.” diyen zehra ile kendilerine geldiler ve vedalaşıp ayrıldılar. eve dönüş yolunda arda ve zehra’nın konuştuğu tek şey yarının sıkıntılı bir gün olacağıydı.
bir sonraki bölümde ayrılığın sebebi artık ortaya çıkıyor!!!!! umarım beğenmişsinizdir🫶
