7. bölüm · AŞİNA
6.Bölüm:Son Durak
Arabayı hala bekliyorduk ama olmamakta ısrar ediyordu Boran iyice perişan olmuştu kolları elleri hep siyaha bürünmüştü.Sonunda Numanın cezası bitmiş arabadan çıkmıştı.
Arada arabayı çalıştırmaya gitmişti ama inatla çalışmıyordu.
Boran tekrar “Git çalıştır” dedi o sırada Muammer sıcaktan sucuklu yumurtaya dönmüştü “Komutanım emin misiniz olduğuna” dedi Boran ona cevap vermedi Numanın arabaya geçmesini bekledi.
Numan arabaya bindi kontağı çevirdi bu sefer çalışmıştı.Boran yapmıştı.Buğra “Aslanım benim” dedi Boran elinin tersiyle anlındaki teri sildi sonra “Ben şu tesis de lavaboya gidip geliyorum siz arabaya geçin” dedi o sırada Sevda bana “Ya Helincim sen bizim arabaya gelsen he biraz sohbet ederiz valla canım sıkılıyor” dedi Buğra “İsterseniz Helin hanım bizim arabaya geçin siz ben Boranın yanına geçeyim” dedi
Boran gitmişti bile neden Boranı arıyorsun acaba?
“Tamam olur Sevdoşumu kıracağım” dedim ve ona doğru gülümsedim oda koluma sarıldı.
Muammer Buğraya soru sordu “Peki komutanım bir şey soracağım” dedi sanki okuldaydık parmağını kaldırmıştı.Buğra sormasını bekliyordu.
“He şey şimdi biz bir kişi fazla oluyoruz” dedi o der demez Boran gelmişti ve o “Tamam işte Numan bagajda gidecek” dedi o sırada konudan tam anlamıyla dahil bile olmayan Numan gökyüzünü izliyordu ismini duyduğunda hemen Borana döndü ve “Pardon Komutanım anlamadım da bir daha tekrar eder misiniz” dedi
Boran “Sen benim dediğimi dinlemiyor musunda anlamıyorsun he it!” dedi
***
Yazarın anlatımıyla
İki araba tekrardan yerlerine yerleşmişti.
Boran ve Buğra Boranın arabasında.Buğra komutanın arabasından ise İbrahim sürücü önde Muammer ve arkada ise Kızlar ve onun arkası da vardı bagaj orada ise bir bagaj tam yanın da göz göze giden bir Numan vardı.
Ama en önemli konu şuydu Buğra Komutan neden Boran ile aynı arabada tek olmak istemişti.
Boranın Heline olan bakışlarından ve davranışlarından dolayı onunla baş başa uzun yolculukta konuşmayı istedi evet arabayla yola çıkmışlardı en önde Boran arkalarında onlar.
Boran gözlerini yoldan ayırmıyordu.Buğra ise bir süredir onu sessizce izliyordu.Boran’ın ne zaman aynaya baktığını biliyordu.Ne zaman arkasındaki araca göz ucuyla baktığını da…Hele Helin’in bulunduğu araç yanlarından her geçtiğinde yüzündeki o kısa değişikliği kaçırmamıştı.
Sonunda sessizliği bozdu.
“Taş.”
Boran gözünü yoldan ayırmadan cevap verdi.
“Efendim, Dağ?”
“Bir şey soracağım.”
“Sor.”
Buğra birkaç saniye sustu.“Helin.”Boran’ın elleri direksiyonda biraz daha sıkılaştı.
“Ne olmuş Helin’e?”
“Hiç.”Buğra hafifçe gülümsedi.“Ben sana Helin’le ilgili bir şey sormadan sen niye savunmaya geçtin?”Boran cevap vermedi.Buğra camdan dışarı baktı.“Ben seni yıllardır tanıyorum, Taş.”
Boran’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.“Biliyorum.”
“Bir şey var.”
“Ne var?”
“Helin.”Boran derin bir nefes aldı.“Dağ, uzatma.”
“Uzatmıyorum. Sadece soruyorum.”
“Cevabı yok.”
Buğra başını ona çevirdi.“Bana karşı mı yok?”Boran bu kez kısa bir süre sustu.Aracın içini motorun sesi dolduruyordu.Sonunda konuştu.“Var.”Buğra’nın yüzündeki ifade değişti.“Ne var?”Boran gözlerini hâlâ yoldan ayırmıyordu.“Farklı bir şey.”
“Nasıl farklı?”Boran birkaç saniye düşündü.“Bilmiyorum.”Buğra sessiz kaldı.Boran devam etti.“Onu ilk gördüğümde tanıdım.”
“Biliyorum.”
“Çocukluğumuz geldi aklıma. Bahçede koştuğumuz günler… Kavga ettiğimiz zamanlar… Sürekli peşimden gelmesi…”Boran’ın yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu.“Bunların hepsini hatırladım.”Sonra gülümsemesi kayboldu.“Ama şimdi…”
“Şimdi ne?”
Boran derin bir nefes aldı.“Şimdi karşımdaki kişi çocukluğumdaki Helin değil.”Buğra başını salladı.“Büyüdü.”
“Evet.”Boran’ın sesi biraz daha alçaldı.“Ben de büyüdüm.”Bir süre sessizlik oldu.“Onu gördüğümde içimde garip bir şey oluyor, Dağ.”Buğra hiçbir şey söylemedi.Boran ilk kez gözlerini yoldan ayırıp birkaç saniyeliğine yanındaki arkadaşına baktı.“Yanında olduğumda eskisi gibi rahat değilim.”
Buğra’nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.“Demek mesele bu.”
“Ne demek?”
“Taş…”Buğra omzuna hafifçe vurdu.“Sen kıza karşı boş değilsin.”Boran başını iki yana salladı.“Öyle söyleme.”
“Niye?”
“Çünkü ne olduğunu ben de bilmiyorum.”Buğra bu kez ciddileşti.“Peki ne biliyorsun?”Boran yeniden yola baktı.“Onu görünce gözüm istemsizce ona gidiyor.”
“Başka?”
“İyi mi diye merak ediyorum.”
“Başka?”Boran birkaç saniye sustu.“Ve onun benim için ne düşündüğünü fazlasıyla önemsiyorum.”
Buğra’nın yüzündeki gülümseme kayboldu.Çünkü Boran’ı tanıyordu.Boran kolay kolay kimseye kendini açmazdı.Hele böyle bir şeyi söylemesi…
“Taş.”
“Hı?”
“Bence sen zaten cevabı biliyorsun.”
Boran kaşlarını çattı.“Neyin?”
“Ne hissettiğinin.”Boran cevap vermedi.Önlerindeki uzun yol uzayıp gidiyordu.Bir süre sonra Boran aynadan arkadaki araca baktı.Helin’in oturduğu araba birkaç metre gerilerindeydi.Bakışları yalnızca birkaç saniye orada kaldı.
Buğra bunu da gördü.Ama hiçbir şey söylemedi.Sadece hafifçe gülümsedi.Çünkü bazen insanın söylemediği şeyler, söylediklerinden çok daha fazlasını anlatırdı.Ve Buğra, can dostunun sessizliğinden cevabı çoktan anlamıştı.
***
Sivas şehir merkezine yaklaşmıştık 6 saat geçmişti yani geriye 6 saat daha kalmıştı.Biraz atıştırdığımız için yemek yemeğe durmamıştık.Saatlerdir aynı koltukta oturmaktan bacaklarım uyuşmuş, boynum tutulmuştu.
Sevda başını cama yaslamış, Nilüfer telefonuyla uğraşıyor, Muammer ise ön koltukta sessizce yolu izliyordu.Arabada ise kısık sesle Kahraman Deniz-Son Durağın şarkısı çalıyordu.
İbrahim direksiyondaydı.Ve Numan…Numan hâlâ bagajdaydı.İlk başlarda bunun komik olduğunu düşünmüştük.Şimdi ise Numan için pek komik görünmüyordu.Bagajdan bir iç çekme sesi geldi.“Ben…”Kimse cevap vermedi.Birkaç saniye sessizlik oldu.“Ben artık dayanamıyorum.”Sevda hiç arkasına bakmadan konuştu.“Dayan biraz Numan.”
“Altı saattir bunu söylüyorsun Sevda!”
“Çünkü hâlâ yolumuz var.”
“Yolumuz var mı?”
“Var.”“Ne kadar?”Sevda omuz silkti.“Bilmiyorum.”Bagajdan uzun bir sessizlik geldi.Sonra Numan tekrar konuştu.“Ben niye sizinle geldim?”Muammer arkasına dönmeden cevap verdi.“Çünkü gelmek istedin.”
“Ben normal bir yolculuk sanmıştım!”İbrahim gülerek,“Normal zaten,” dedi.“Normal mi?!”Numan’ın sesi bagajın içinden yankılandı.“İnsanları bagaja koymak mı normal?”Ben gülmeye başladım.Numan hemen sesini bana yöneltti.“Helin, sen bari bir şey söyle.”
“Ne söyleyeyim?”
“Beni çıkarın de.”İbrahim hemen araya girdi.“Olmaz.”Numan birkaç saniye sustu.“Komutanım…”
“Efendim?”
“Siz benim arkadaşım değil misiniz?”
“Arkadaşımı bagajda bırakmam.”
“E bırakıyorsun!”
“Çünkü bagaja kendin bindin.”
“Ben mi bindim?! Beni siz koydunuz!”Muammer gülmeye başladı.“Tamam, tamam. Daha fazla konuşma.”
“Ben konuşmayayım da ne yapayım? Bagajda manzara mı izleyeyim?”Sevda kahkaha attı.“Numan, biraz uyu.”
“Nasıl uyuyayım?”
“Gözlerini kapat.”
“Benim gözlerim kapalı zaten!”Bu kez hepimiz kahkahaya boğulduk.Numan’ın sesi iyice yükseldi.“Çok komiksiniz!”Nilüfer gülerek arkasına döndü.“İyi misin?”
“Hayır!”
“Su ister misin?”
“İsterim.”Nilüfer elindeki su şişesini kaldırdı.“Ben de vermem.”Numan birkaç saniye sustu.“Konutanım…”
“Efendim?”
“Siz de mi?”
“Evet.”
“Bu timden ayrılacağım.”
Muammer gülerek başını salladı.“Her yolculukta söylüyorsun.”
“Bu sefer ciddiyim.”
“Tamam.”
“Gerçekten ayrılacağım.”
“Tamam Numan.”
“Beni ciddiye alın!”İbrahim kahkaha atarak,“Alıyoruz,” dedi.Bagajdan bir homurdanma geldi.“Hiçbiriniz beni sevmiyorsunuz.”Ben gülümseyerek camdan dışarı baktım.Sivas’ın kalabalık caddeleri önümüzden akıp gidiyordu.Altı saatlik yolun yorgunluğu üzerimize çökmüş olsa da arabanın içindeki bu saçma konuşmalar herkesi ayakta tutuyordu.Bir süre sonra Numan yine seslendi.
“Bir şey soracağım.”Muammer derin bir nefes aldı.“Sor.”
“Daha ne kadar var?”İbrahim:“Bilmiyorum.”
“Yaklaştık mı?”
“Evet.”
“Ne kadar yaklaştık?”
“Yaklaştık işte.”
“Bu nasıl cevap?”
“Gayet güzel cevap.”Numan homurdandı.“Ben bir daha sizinle uzun yola çıkmayacağım.”Sevda gülerek,“Bunu yarın da söylersin,” dedi.“Hayır.”
“Öbür gün?”
“Hayır.”
“Bir hafta sonra?”Numan sustu.Sonra bagajdan küçük bir ses geldi.“Belki.”
Kahkahalar yeniden yükseldi.Ben ise başımı koltuğa yaslayıp gülümsedim.Yol uzundu.O sırada ben düşünürken Muammer arkasını döndü ve Numana “Numan” dedi ona seslenerek.Numan yaşam belirtisi vererek “Evet buradayım yaşıyorum” dedi hepimiz kıkırdadık.
Muammer “Valize yaslanıyor musun” dedi Numan ise “Valla kafamı kolumu elini ayağını her yerimi sürdüm kiminse hakkını helal etsin” dedi Muammerinde yüzünde gülümsemesi oluştu “Yanlız fazla rahat etme çünkü o Boran Komutanımın askerlik valizi ve yeni aldı” dedi der demez ben de şok geçirmiştim Boran Numana yapmadığını bırakmayacaktı.
Numan kafasını kaldırdı bize baktı hepimizin yüzünde gülümsemeyi görünce “Valla mı!” dedi Muammer ise “Valla” dedi Numan bir kaç dakika durdu “Ben… Ben bilmiyordum!”Sevda kahkahayı patlattı.“Şimdi mi korktun?”
“Niye bana söylemediniz?”Muammer gülerek başını salladı.“Sen sormadın ki.”Numan valize sanki az önce çok tehlikeli bir şey yapmış gibi bakıyordu.“Ben bunun üstüne ayağımı koydum.”
“Evet.”
“Kolumu da koydum.”
“Evet.”
“Bir de yaslandım.”Muammer gülmeye başladı.“Evet.”Numan’ın yüzü iyice düştü.“Boran Komutan kızar mı?”İbrahim bile gülümsemeye başladı.“Sen valize ne yaptın ki?”
“Kirlettim galiba…”Hepimiz Numan’a bakıp gülmeye başladık.Numan ise telaşla üstündeki toza baktı.“Helin…”
“Efendim?”
“Islak mendil var mı?”Çantamı açtım.“Var.”Bir paket çıkarıp ona uzattım.Numan hemen birkaç tane aldı.“Ben bunu temizlemem lazım.”Sevda gülerek:“Valizi mi?”
“Evet!”
“Niye?”
“Boran Komutan’ın!”Muammer kahkaha attı.“Numan, sakin ol. Valiz hâlâ yerinde.”
“Ya görürse?”
“Ne olacak?”
“Bilmiyorum!”Numan aceleyle kendi ellerini silmeye başladı.Sonra valizin üzerine baktı.Bir mendil daha aldı ve valizin kirlenen küçük bir kısmını dikkatlice silmeye başladı.Ben gülerek onu izliyordum.“Numan, o kadar korkma.”
“Sen bilmiyorsun Helin.”
“Ne bilmiyorum?”
“Boran Komutan valiz konusunda titizdir.”Muammer hemen:“Sen nereden biliyorsun?”Numan durdu.“Bilmiyorum.”“Az önce korkudan uydurdun.”
“Olabilir.”Hepimiz yeniden güldük.Numan valizi son kez kontrol etti.Sonra iki elini havaya kaldırdı.“Tamam. Bundan sonra bu valize dokunmuyorum.”Muammer başını salladı.“En doğrusu.”Numan birkaç saniye sessiz kaldı.Sonra endişeyle sordu:“Muammer…”
“Ne?”
“Boran Komutan benim valizin üstüne ayağımı koyduğumu öğrenir mi?”
Muammer gülerek ona baktı.“Bence öğrenmez.”Numan rahat bir nefes verdi.“Şükür.”Tam o sırada Sevda:“Ama ben söylerim.”Numan’ın gözleri büyüdü.“Sevda!”
Arabanın içi kahkahaya boğuldu.Ben de gülmekten başımı koltuğa yasladım.Numan ise valizden mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışıyordu.Sanki birkaç dakika önce üzerine uzandığı şey bir valiz değil de başına bela açabilecek en büyük suç deliliymiş gibi.Yol devam ederken onun tek bir düşüncesi vardı:Boran Komutan bunu öğrenmemeliydi.
Ama Numan’ın bitmek bilmeyen isyanları sayesinde altı saatin nasıl geçtiğini bile anlamamıştık.
