6. bölüm · ASH

𝟒

꠹ ༝༚༝༚

Hümeyra adımlarını hızlandırdı. Duymazdan gelirse Binbaşı onu rahat bırakırdı belki. Şu an daha önemli işi vardı, aptal askerlerle uğraşamazdı. Köşeyi dönüp asansöre yöneldi. Hızlıca asansörün içine atladı ve kapıyı kapatmaya zorladı. Üst üste tuşa bastı sanki bu bir şeyi değiştirecekmiş gibi.

Tam Binbaşı köşeyi dönmüştü ki asansör kapandı. Hümeyra tuttuğu nefesi rahatlayarak verdi ve yükselen cam asansörden sırıtarak aşağıya baktı. Binbaşı Yaman şimdi görünmüyordu.
Adrenalinle fark etmediği asansör aslında birkaç kişiyle doluydu. Arkasına dönüp üst yönetimde bulunan güvenlik üyelerine başıyla selam verdi gülümseyerek. Adamlardan birisi hiç tepki vermedi diğeriyse başını farkedilmeyecek kadar hafif bir hareketle salladı.

Birkaç kat sonra asansör durdu ve ikisi indi. Onlar indikten sonra Hümeyra arkalarından göz devirdi. Asansör yükselirken üssü izledi. Üssün büyük bir bölümü görünüyordu, dışarıdaki pislikten uzak ve şimdilik huzurlu. Asansör yükselirken Hümeyra heyecanlandı, yaklaşıyordu. Üçüncü Seviyeye ulaştığında artık gizlendiği için üs görünmüyordu. Duvar çekilmişti.

Asansör durdu. "Bu kata girebilmeniz ve asansör kapılarının açılabilmesi için Üçüncü Seviye bir erişim kartına ihtiyacınız var. Eğer giriş izniniz yoksa alt katlara inebilirsiniz."

Hümeyra kartı cebinden çıkardı ve ekrana uzattı.

"Üçüncü seviyeye hoş geldiniz." Asansör kapıları başka bir kabine açıldı. Hümeyra tereddütle kabinden çıkıp öteki kabine girdi. İlk kez bu seviyeye geliyordu. Burada genelde önemli belgeler ve askeri bilgiler gizlenirdi.

Kabine girdiğinde asansör kapandı. Girdiği kabinde bir tuşa bastı, kabinin tabanı bir tuş gibiydi. Kabin kendini kitledi.

"Üzerinizdeki tüm silahları bölmeye bırakınız." Sağ tarafından bir bölme açıldığında Hümeyra istemeden ürktü.

"Lanet olsun..." Bölmeye baktı. "Silahım yok."

"Üzerinizdeki tüm silahları bölmeye bırakınız."

Tekrar uyarı verdiğinde anlayamadı. Daha sonra aklına cebindeki çakı geldi. Kullanmadığı için unutmuştu. Cebinden çıkartıp bölmeye bıraktı. Bölme kapandı.

"İçerideki hiçbir şeye zarar vermeyiniz." Kapı yavaşça açıldı. Hümeyra kabinden çıktığında karşısında Binbaşı Yaman'ı buldu. Rahat bir şekilde girişteki masaya yaslanıyordu. Sanki orada çoktan bekliyormuş gibi.

Asansör kabini sessizce kapandı. Hümeyra Binbaşı'na baktı.
"Burada ne yapıyorsun Dilaver?" Yaslandığı yerden dikleşerek uzaklaştı ve Hümeyra'ya doğru bir adım attı.

"Siz aşağıda değil miydiniz?" Hümeyra'nın kafası karışmıştı ama yüzüne yansıtmadı.

"Öyle mi?" Yaman alayla güldü. "Beni duymazdan, ayrıca görmezden geldiğini mi söylüyorsun?" Yaman kaşını hafifçe kaldırdı.

"Hayır, sizi askerlerle gördüm en son." Durumu toparladı hiç ifadesini bozmadan.

Yaman'ın bakışları Hümeyra'nın kendi cebine sıkıştırdığı şeye kaydı. "Bu kata çıkma iznin yok."

"Var."

"Sivilsin."

"Evet."

"Çıkamazsın."

"Seni ilgilendirmez. Generalden yetki aldım."

"Ne için?"

"Seni ilgilendirmez." Yaman bir kez daha bunu kızdan duyduğunda dişlerini sıktı.

"Pekâlâ, öyle olsun. Yanlış bir şey yaptığında görüşeceğiz." Yaman arkasını dönüp gidecekken durdu. Tam olarak dönmeden kafasını iki yana salladı. "Atlayacaksın sandım gece."

Hümeyra'nın sıkılı parmakları açıldı, dudakları hafifçe aralandı. O asker Binbaşı mıymış? Yaman'a baktı, bir şey diyemedi. Henüz bunu atlatamadan Binbaşı uzaklaşmaya başladı. Engel olmadı, durmasını istemedi. Tek istediği kimseye bahsetmemesiydi.
Binbaşı gözden kaybolduğunda Hümeyra'da arşiv odasına doğru yürüdü. Sonunda istediğine yaklaşıyordu.

Kat sessizdi, neredeyse kimse yoktu. Üssün sistemine güvendikleri için birilerini görevlendirmeyi düşünmemişlerdi. Kız soğuk koridorda yürüdü, arşiv karşısındaydı.

İkili büyük kapıya yaklaştı, kart istiyordu. Cebindeki kartı çıkartıp ekrana okuttu.

"Bu kapıyı açmak için 5. Seviye bir erişim kartına ihtiyacınız vardır." Hümeyra ekrana hayal kırıklığıyla baktı.

"Ciddi misin?" Kartı öfkeyle cebine sıkıştırdı. "Aptal! Üçüncü seviyeye zor sahip oldum ve benden beşinci seviye istiyorsun." Kollarını kavuşturdu ve sinirle yüzünü ovuşturdu. "Lanet olsun... Bu yüzden bana kartı vermekte çekinmedi."

Arkasından ağır bot sesleri duyduğunda hafifçe geriye dönüp Binbaşına baktı. Sırıtarak elindeki yeşil kartı çeviriyordu. "Peki neden Bayan Dilaver arşive girmek istiyor?"

Hümeyra karta baktı, ona doğrubir adım attı. "Bir dosyayı alacağım, açar mısınız?" Durdu ve Binbaşına baktı. "Efendim."
"Açamam, ne bu kata yetkin var ne de arşive."

"Yetkim var." Dedi Hümeyra başını iki yana sallayarak.

"Yetkin yok Dilaver, aşağıya in."

Hümeyra daha fazla dikkat çekmemek ve göze batmamak için asansöre döndü.

"General neden sana bu kadar rütbe yüklüyor?"

Hümeyra hafifçe arkasına döndü. "Rütbe yüklemiyor... Yardımcı oluyorum sadece." Mırıldandı sessizce ve asansöre yöneldi.
"Eğer üs yetkilerini kişisel çıkarların için kullanırsan senin için pek iyi olmaz."

Kız bir şey demedi ve kabine bindi. Yavaşça aşağı indi. Kartı başka kimden alabilirdi, beşinci seviye erişim kartına nasıl ulaşabilirdi? Bakışları kabinin zeminindeki pürüssüzlüğü taradı.
"Umut.. Tabii ya. Ama ilk şu raporları halletmeliyim."

Kabinden çıktı ve hızlıca merkez binasından çıktı. Koşarak Keşif birimine yöneldi. Üs fazla büyüktü ve bir yerlere yetişmek zordu. Dünya bu hâle geldikten sonra kurulması hem zor hemde yavaş bir şekilde gerçekleşmişti.

Nefes nefeseydi, durup ellerini dizlerine yasladı. Soluklandı ve kafasını kaldırıp binaya baktı. Keşif ve İstihbarat Birliği.
İçeriye girdi, kapıda askerler karşıladı.

"Geçebilir miyim?"

"Geçemezsiniz." Silahını tutan parmakları sıkılaştı.

"Teğmeni görmek istiyorum."

"Bekle."

Askerlerden birisi masadaki telefona yöneldi. Henüz bir şey demeden karşı tarafı dinledi ve telefonu kapattı. "Bırak geçsin Emre."

Hümeyra asansöre bindi ve orta kata bastı. Bu asansör kabinsizdi, küçük bir balkon gibiydi ve demirdendi. Teknolojik estetiğe pek önem vermemişlerdi bu binada. Daha çok askerlere yardımcı olacak ve mezara dönüşmeyecek şekilde tasarlanmıştı.

Asansör durduğunda katta indi. Önünden bir asker elinde belgeyle kıza kısa bakış atarak geçti. Sabrina karşısındaki ofise yürüdü. Kapıyı çaldı, bir kez daha. Ses gelmeyince içeri girdi.
Teğmen büyük, ağır çalışma masasının arkasında yoktu. Hümeyra masaya yaklaştı. Haritaları ve keşif raporlarını kabaca inceledi. Karşı duvardaki büyük bölge haritasındaki kırmızı işaretlere baktı. Oda çok büyük ve karmaşıktı. İnsanda kurcalama isteği uyandırıyordu. Ekipman rafı hafif açıktı. Teçhizatları dağınık bir şekilde bırakılmıştı. Umut görevde değildi şuan demek.

Hümeyra daha fazla uğraşmadan Teğmen'in odasının kapısında durdu. İçeri girmedi, bu kadar ileri gitmek istemedi. "Teğmen, müsait misin?"

İçeride metal bir şey yere düştü ve yuvarlandı.

Ağır bot sesleri yankılandı ve kapı aralandı. "Billboard Hanım? Otur. Geliyorum hemen." Kapı hızlıca suratına kapandı.
Hümeyra masanın karşısındaki koltuğa oturdu. Umut'un davranışları tuhaf gelmişti. Pek umursamadı zaten fazlasıyla tuhaf birisiydi.

Biraz sonra üzerine tişörtü hızlıca geçirmiş ve saçlarını düzelterek çıktı. Koltuğuna oturdu ve sigarasını parmaklarında çevirdi. Sırıtarak kıza baktı. "Benim için bu kadar hevesli olduğunu bilseydim kendim gelirdim, zahmet olmuş canım."

"Hı hı, aynen. Senin için gelmedim." Devam edecekti ki bakışları odadan çıkan kıza kaydı.

Umut kıza baktı. "Şekerim su getir bize." Hümeyra'ya döndü. "Başka bir şey ister misin?"

"Hayır."

"Tahmin etmiştim." Dedi sigarasından nefes çekerken. Kız sessizce ofisten çıktı.

Hümeyra kız çıktıktan sonra tek kaşını kaldırarak Umut'a baktı. "Hizmetlilere mi sardın bu sefer?"

"Hayır, hâlâ tek aşkım sensin cannııım." Umut hafifçe koltuğunda döndü.

"Ay boş yapma ya. Bir şey rica edecektim." Teğmen'in gerçekten ilgisinin olmadığını sadece alay ettiğinin farkında olduğu için çok umursamadı.

"Zaten işin düşmese bize gelmezsiniz Bayan Dilaver. Karşılığını isterim ama."

"Tamam, tamam. Ne istiyorsan veririm. Ama sende bana beşinci seviye bir erişim kartı vereceksin."

Teğmen tavana bakarak hafifçe kahkaha attı. "Ciddi misin?"

"Gayet ciddiyim ve daha fazla gevşeklik yaparsan o sigarayı gözüne sokarım." Hümeyra sahte bir gülümsemeyle baktı.

"Bu imkansız. O seviyeye erişebilmek için götümü yırttım amına koyayım. Sen istiyorsun diye veremem."

"Altmış kredi?"

"O zaman farklı." Sırıtarak geri yaslandı ve ayaklarını masaya uzattı. Karşısındaki haritaya bakarak hesap yaptı. Sigarasını parmağında çevirdi.

"Tamamdır, o zaman gel vereyim. Tekrardan yürüyemem buraya."

"Sen getirsen olmaz mı?" Dedi Teğmen huzursuzca.

"Saçmalama! Yürümem, tövbe. Suyum çıktı bugün."

"Peki, centilmenlik yapalım." Ayağa kalkıp teçhizatını giymek için dolaba yaklaştı.

"Allah razı olsun ya." Dedi Hümeyra alayla.

Taktik yeleğini giyerken kıza bakmadı. "Kartımı geri vereceksin değil mi?"

"Vereceğim, korkma. Yemeyiz. Bir işimi halledip çıkacağım."

"Bir iş." Dedi tabancasını beline takarken. "Nasıl bir işmiş?"

"Ailem hakkında." Dedi ayağa kalkarken.

"Sana tavsiyem çok kurcalama oraları, üsse alındığın için gidip Allah'a şükret." Hümeyra'nın arkasından kapıya yürüdü.

"Üsste çok rahatım ya sanki."

"Dışarıda değilsin en azından." Asansöre bindiler.

"Peki sen altmış krediyle ne yapacaksın?"

"Ne yapacağım? Keyif canım. Hatta akşam gel, takılalım biraz."

"Çok isterdim Umut ama yarın görevim var." Birimden çıktılar.

"Ne görevi lan? Benimde var bu arada, daha büyük öncekilere göre. Sen ne yapacaksın paspas mı?" Kızın omzuna hafifçe vurup güldü.

Hümeyra'da istemeden güldü. "Hayır."

"General'le sahaya çıkıyoruz-" Birbirlerine şaşkınca baktılar.

"Ne? Sende mi? Ne alaka amına koyayım?"

"General'e yardımcı oluyorum şu aralar."

"Paspasla yerleri mi sileceksin?" Tekrar güldü.

"Bir daha aynı şeyi söylersen paspası münasip bir yerine park ederim. Sadece paspas yapmıyorum." Adamın omzuna sertçe vurdu.

"Aaa çok pardon, her türlü ayak işi yaparsın. Bir ara benim odayıda temizle."

"Umut, yeter. Ayrıca senin odanı o güzel kız yeterince temizliyordur. Senide temizliyordur hatta." Dedi Hümeyra sırıtarak imayla.

Umut'un yüz ifadesi ciddileşti. Sigarasını dudaklarından çekti. "Onun hakkında öyle konuşma, yok öyle bir şey."

"Aaa ben bir şey demedim." Kız kıkırdadı. Avluya girmişlerdi, sağdaki binaya doğru yürüdüler.

Hümeyra odasından çıktı, kapının önündeki Teğmene doğru yürüdü. Elindeki kredileri saydı. Uzattı, Teğmen alıp hızlıca cebine attı. Kapıya yaslanmıştı. "Teşekkür ederim."

"Teşekkür değil kart istiyorum."

"Tamam, al." Tam cebinden çıkartırken karşıda elinde dosyayla yaklaşan Binbaşı'nı gördü. Hümeyra'ya baktı. "Şu adamdan nefret ediyorum, bu yaşta nasıl o rütbeye eriştiyse artık."

"Kıskanıyor musun?" Sırıtarak Umut'a baktı.

"Ne kıskanacağım? Sadece fazla kasıyor."

"Banada tuhaf geldi rütbesi. Ajanmış ayrıca."

"Bu bilgiyi nereden biliyorsun?" Dedi Teğmen kaşlarını çatarak kıza bakarken.

Binbaşı onu kurtardı. "N'aber Umut?" Yaman Umut'a baktı.

Teğmen hiç rahatlığını bozmadı, Binbaşı'nın elini sıktı. "Hümeyra'yla laflıyorduk."

Yaman Hümeyra'ya kısa bir bakış attı. "Çok laflamayın, sabah dışarı çıkıyoruz."

Umut elini çekti. "Ben hep çıkıyorum."

Yaman'ın dudakları gülercesine kıvrıldı. "Haklısın. Umarım seni ayık buluruz."

"Ben her zaman ayığım hocam."

Yaman kafasını iki yana salladı. "Eğer işe yaramasaydın rütbeni düşürmek için elimden geleni yapardım." Ciddi değildi, sadece astının tavrı hoşuna gitmemişti.

"Aaa bu rütbeye ulaşmak için çok uğraştım, düşüremezsiniz." Sigarasını yere atıp ezdi.

Hümeyra uyarırcasına kafasına vurduğunda eğilip sigarayı kaldırdı ve çöpe attı.

Yaman ikisinin etkileşimine baktı. "Benden daha üst rütbeli birisi var sanırım." Hümeyra'ya baktı.

"Düşmesinden korktuğum bir rütbem yok, daha rahatım."

"Halk Kral'ın Babasıdır." Dedi Umut alayla.

"Neyse, Dilaver." Hümeyra Yaman'a baktı. "Bunu General'e götür."
Hümeyra Umut'a baktı. O kartı istiyordu, sabah olmadan işini halletmeliydi. Ve Binbaşı yine onu engellemişti. Bu sefer istemeden.

"Çekil." Dedi odasını kitlemek için Teğmeni iteklerken. İki askerden de uzaklaştı.