13. bölüm · ARYA🍂

~ onu seviyor muydum? ~

elifss

Sabah benim telefonuma ait olmayan bir zil sesiyle gözlerimi açtım yatakta oturak haline gelip sağ tarafıma döndüm ve bir adet Algınla karşılaştım. Bana karşı dönmüş bir şekilde uyuyordu ve derin bir uykuda olduğu aşikardır, Algının tarafındaki komidinin üstünde çalan telefonu alıp odamın içinde bulunan balkona çıktım ve kimin aradığına baktım şaşırtmayan isim - Defne - cici kardeş anlaşılan Algının peşini bırakmıyacak, bizde gerekeni yapalım. Telefonu açtım kulağıma götürdüm ve iğrendiğim bir adet kız sesi duydum “ Alo. Algın, nihayet açtın telefonumu mesaj atıyorum bakmıyorsun, arıyorum açmıyorsun. Biliyorum evleniyorsun, hatta ablamla ama bir konuşalım ha ne dersin?” Dedi defne gözlerimi devirdim ve derin nefes alıp konuşmaya başladım “ Naber cici kardeş! Nasılsın, beni soracak olucaksan ben mükemmelim ve..” Arkama dönüp Algına bakıp sırıtarak cümlemi devam ettim “ Algında gayet iyi ayrıca dün gece biraz yoruldu ve şu an derin uykuda ya daha sonra ara - ki aratarsan açacağını düşünmüyorum- ya da bu sevdadan vazgeç. Algından sana yâr olmaz!” Dedim küçümseyici bir sesle, telefonun öbür ucunda derin bir sessizlik oldu ve sonra sert bir nefes veril sesi ve ve sonra o iğrendiğim ses tekrar kulağıma doldu, Defne “ Ne o Arya efendi, milletti altına alan adamla mı yattın yoksa?” Dedi daha’da güldüm ve “ Defnecim . Şunu söylemek isterim ki, Algın dün o kadar çok zevk aldı ki bana neler dedi bilmezsin. Sende yapıyor muydu bunları? Bence yapmıyordu büyük ihtimalle, seni becerip bir köşeye atıyordu.” Dedim ve derin nefes alıp devam ettim “ Ve bence sen onun için bir ihtiyaçtın bu kadar.” Dedim derin bir sessizlikten sonra aramanın kapandığını belli eden bir ses düştü kulağıma, gülerek telefonu kapattım ve arkama döndüm ki dönmez olaydım. Algın balkon kapısının orda kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu, boğazımı temizledim ve “ Şey… Defne arayınca..” dedim ama devamını getirmedim. Algın gala çatık kaşlarla bana bakıyordu Arya “ Fazla ileri gittim dimi? Dün geceki yaşanan şey biraz özgüven verdi. Oysa ben kimim ki . Özür dilerim yani..” diyip devam edecektim ki Algın sözümü kesti “ Arya. Neden kendini küçük görüyorsun. Ki ayrıca sen kimsin biliyor musun? Algın Demir Kartalın eşi Arya Kartalsın.” Dedi kaşlarımı şaşkınlıkla havaya kaldırdım ve dudaklarımı birbirine bastırdım başımı yere indirip “ Yinede ileri gittim.” Dedim Algın derin bir nefes alıp yanıma yaklaştığını gördüm, eliyle çenemi tutup başımı kaldırdı ve beklemediğim bir şey yaparak dudağıma yapıştı, yine heyecandan kalbimin sesini duyacak diye korktum. Algının öpüşüne karşılık verdim ve bir elimi ensesine doğru götürdüm,saçlarıyla oynadım bu süreçte Algın beni içeri götürüp yatağı bile yatırmıştı. Hoyratça öpüşmemize devam ediyorduki kapı sert bir şekilde açıldı, odanın açılmasıyla Algını itmem bir oldu, Algın sert bir nefes alıp kapıya bakınca yataktan doğruldum ve kapıya baktım. Gerçekten bir gün bile huzur yokmuydu bana? Kapıda mini bir kot şort, göğüsü ortada olan siyah bir crop giyinmiş bir Defne vardı, defnenin arkasında ise bizim kızlar ve oğlanlar vardı. Elize baktığımdayda ellerini kaldırdı ve dudaklarını oynatarak - durdurmaya çalıştım ama durmadı - dedi gözlerimi devirdiğim sırada Defne konuştu “ Vayy Vay Vayy. Yeni orospu buldunuz demek kendinize Algın efendi” dedi sert bir şekilde defneye döndüm ve “ Emin ol senden daha iyi orospu yoktur!” Dedim hidetle ona doğru sert bir şekilde bir adım attım, tam elimi kaldırıp saçını tutacakken arkadan bir el durdurdu beni, gözlerimi açıp Algına döndüm bana bakmıyordu beni sakince arkasına çekti ve Defneyle konuşmaya başladı “ Telefonda aldığın cevaplar yetmedi sanırım sana? Defne. Benden uzak dur! Yoksa düşünemiyeceğin şeyler olacak”dedi Algın tehditkâr bir şekilde, Defne’nin gözlerinin dolduğunu gördüm ama gram acımadım, bu zamana kadar ben o göz yaşlarını kaç kez akıttım ama bir kere bana acımadı bunu bildiğim için bende ona gram acımadım. Defne arkasını dönüp hızlı bir şekilde evden çıktı, derin bir nefes alıp Algına döndüm “ Ne zaman kurtulucam bu illetten anlamıyorum ki” diyerek mırıldandım ve Algının elimi tuttuğu elini itip odamın içinde bulunan tuvalete yöneldim. Tuvalete girip kapıyı kapattım, elimi yüzümü yıkadım ve aynadaki Aryayla karşılaştım eski Arya değildim. Eskiden her ne yaşarsa yaşasın gülen ve hayatın her saniyesinin tadını çıkaran kadın değildim ve bu beni çok fazla yıpratıyordu. Banyodan çıktığımda Algının yatağın üstünde oturmuş bir şekilde gördüm, odaya girince bana baktı, fazla gözgöze durmadan dolabımdan kıyafetlerimi ve havlumu alıp tekrar banyoya girdim. Banyodan çıktığımda odada kimse yoktu, boy aynamın önüne geçip saçlarımı taradım saçlarımı tararken birşey dikkatimi çekti ve aynaya daha’da yaklaştım ve ne göreyim, saçım beyazlamış! Daha 24 yaşındayım ve saçım beyazlamış! Gözlerimi açtım ve kendi kendime söylendim. Saçlarımı örmüş azda olsa beyazlıkları kapatmıştım aşağıya indiğimde herkesin salonda olduğunu gördüm benim salona girmemle herkesin gözü bana dönmüştü. Algın en uç köşede tek başına oturmuştu, salondan mutfağa geçtim ve dolabı açtım soğuk bir su alıp dolabı kapattım ki birden Evrenin yüzüyle karşılaşınca küçük bir çığlık atıp birbirine geri adım attım “ Öyle sesiz gelinir mi Evren aklım çıktı” dedim otuz iki diş sırıtıp bir elini dolaba koydu ve ters ters bana baktı bende ona sorgulayarak baktım, bir süre bakıştıktan sonra dayanamadım ve “ Ne bakıyorsun be öyle!” Dedim o da “ Biz odaya gelmeseydik neler olacaktı acaba?” Dedi bende gözlerimi büyüttüm ve hafif yüksek çıkan sesinle “ Ne olacaktı be! Hiç birşey olmayacaktı” dedim arkamı dönüp bardak aldım ve suyu bardağı doldurdum içirmeye başlıyacaktım ki Evren elini omzuma atıp aklımın almayacak bir kelime kurdu “ Vallaha biz gelmeseydik resmen sevişicektiniz. Bu her halinizden belliydi” dedi o bunu dediği an ağzımdaki suyu püskürttüm ve boğazımda kalan suyu öksürerek göndermeye çalıştım, pörtlemiş gözlerle Evrene döndüm ve “ Ne diyorsun be! İyice saçmaladın sen yürü git yürü!” Dedim elimi sallayarak Evren kahkaha atarak mutfaktan çıktı onun çıkmasıyla derin bir nefes aldım ve kızardığını bildiğim yanaklarıma su çarptım . Algınla dünden beri bir yakınlık içerisindeydim ne kadar kendimi durdurmam gerektiğini bilsemde durduramıyordum, dün yaşanan bu gün yaşananlar felan derken ciddi anlamda fazla fazla utanmama neden oluyordu. Mutfaktan çıktım ve salona girdim Algının yanına oturduğumdaysa Algın konuşmaya başladı “ Nişan yarınmış, haberin olsun.” Dedi bana bende kafamı sallamayla yetindim. Birkaç dakika sonra sıkıldığımı anlayıp Algına “ Biraz dolaşmaya çıkalım mı?” Diye bir soru yönelttim o da olur anlamda kafasını salladığındaysa hazırlanıp arabaya bindik.

*************
Algınla arabanın içinde sürekli değiştirdiğim şarkılarla birlikte bir yere gidiyorduk çıkan sesle en sevdiğim şarkı çalmaya başlayınca sesini açıp kısık sesle şarkıya eşlik etmeye başladım, Algın “ - Bille Eillish ‘WILDFLOWER’- “ diyerek şarkının adını söyledi bende başımı salladım, Algın “ Şarkı çok şey düşündürüyor.” Dedi dalgın bir sesle. Gerçekten bu şarkı öyle bir şarkıydı ki sanki bu zamana kadar yaşadığın herşeyi sana söylüyordu, Algınında dediği gibi şarkıyı dinlerken geçmişe gitmememen mümkün değildi, bu şarkıyla çok ağlamamış sayılmazdım. Algına cevap olarak “ Çok severim aslında yabancı şarkı dinleyen biri değilim ama bu şarkının yeri ayrı bende ve dediğin gibi sanki hayatın boyunca ne yaşadıysan sana anlatıyormuş gibi. Bu şarkıyla ağladığım çok zaman oldu.” Dedim bana döndüğünü hissettim ve ona döndüm bana bakıyordu tam bir şey diyecektim ki o söze girdi “ Bir yere gidicez ve bu yerde bu şarkıyı dinliyerek bu zamana kadar ne yaşadıysak birbirimize anlatacağız. Anlattıklarımız ise oradaki Algın ve oradaki Aryayla birlikte orada kalacak. Anlaştık mı?” Dedi hala bana bakıyordu, bu dediği beni rahatlatırdı ama Algına o kadar çok güvenmiyordum ama bi o kadarda güveniyordum. Kendime yenik düştüm ve onayladım Algında memnun bir şekilde güldü ve yola devam ettik.

**************
Algınla birlikte arabadan indik ve indiğim an çok güzel bir manzara karşıladı beni tebessüm ederek Algına döndüm o da bana bakıyordu ve o da sırıtıyordu, arabanın bagajına doğru giderken bana bir soru yöneltti “ Nasıl sevdin mi?” Dedi yanına gittim ve ne aldığına baktım ikitane battaniye ikitane’de yastık almıştı. Bir yer işaret etti ve “ Sen şuraya geç ben geliyorum” bende sesizce onayladım ve dediği yere geçtim, manzara gerçekten mükemmeldi çok güzel duruyordu üstelik bi yarım saat sonra gün batımı gerçekleşecekti eminim ki daha’da hoş dururdu. Algın yanıma gelip bir battaniye’yi yere serdi ve üstüne yastıkları koydu, ayakkabımı çıkarıp battaniyenin üstüne oturdum Algında yanıma oturdu, cebinden bir ses sistemi çıkardı ve telefonu bağladı ve yanıma uzandı ben ona bakarken o gökyüzüne bakıyordu, gökyüzüne bakarak “ Uzanmayı düşünmüyorsun sanırım?” Dedi gözlerimi devirdim ve yanına uzandım, kolu koluma değiyordu derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı “ Sana anlatacaklarım benim için çok zor.” Dedi başım yavaş yavaş ona doğru döndü hâlâ bana bakmıyordu. Şarkıyı açtı ve konuşmaya başladı “ sekiz- dokuz yaşlarında annemi kaybettim. Trafik kazası dediler 10-11 yaşlarımda öğrendim bir trafik kazasında öldüğünü, sonrası hep depresif geçti. Lise son sınıftayken annemin otopsi raporu geçti elime, nasıl geçtiğini sorma çünkü bende tam hatırlamıyorum.” Derin bir nefes aldı ona teselli olur mu bilmiyorum ama bende “ Benim annemde ben beş yaşındayken trafik kazasında vefat etmiş.” Dedim bunu dememle Algının başı bana döndü kaşları çatıktı “ Trafik kazasında mı?” Dedi bende başımı salladım “ Bir otobüs kazası?” Diyerek bir soru yöneltti bende kaşlarımı çatıp “ Evet?” Dedim birden yattığı yerden doğruldu ve “ 255 numaralı İstanbul- Karadeniz, Metro otobüsü?” Dedi ve bende olduğum yerden doğruldum dediği hepsi doğruydu. Yutkundum ve “ Evet” dedim titrek bir sesle, Algın ayağı kalkınca bende onunla birlikte kalktım o bana bakıyor ben ona bakıyordum. Algın “ Hiç annenin otopsi raporuna baktın mı?” Dedi tekrar yutkundum ve “ Bakmak istedim ama göstermediler 16 yaşındaydım ‘ yaşın tutmuyor’ dediler, tabii ben durmadım 18 olduğumda tekrar gittim bu seferde ‘ kayıtlarda ve dosyalardan silinmiş’ dediler.” Dedim Algın gözünü kapatıp, derin bir nefes aldı ve verdi ve ben ne olduğunu anlamadan yanıma gelip kolumdan tutarak “ yürü gidiyoruz” dedi kolumu çekmeye çalışırken biraz fazla çıkan sesimle “ Algın bırak! Nereye gidiyoruz?” Dedim bana döndü sinirden gözü dönmüş gibiydi gözleri öyle bakıyordu ki korkmamamak elde değildi, kolumu tekrar çekmeye çalıştım ama yine izin vermedi, Arya “ Algın bırak dedim sana!” Sesim o kadar fazla çıkmıştı ki boğazım acıdı, Algın tuttuğu kolumu gevşetti ve bana döndü gözleri hala ateş saçıyordu, kısık sesle “ Bırak” dedim ve kolu sert bir şekilde elinden çektim. Algın bana bir adım atınca büyük bir adım’da ben geri gittim, korkmuştum, Algın “ Benden mi korkuyorsun?” Dedi sesi kırgın çıkmış gibiydi, birşey demedim ve bir geri daha attım “ Neden öyle yaptın?” Dedim çok kısık çıkan sesimle. Algın derin bir nefes alıp “ Özür dilerim ben…” dedi sustu ve gözlerini kapatıp başını yere eğdi cümlesine devam etti “ ben, bir an çok sinirlendim” dedi bana baktı gözlerim dolmuştu bunu hissediyordum, titrek bir nefes aldım ve “ Evlenincede böyle canımı yakar mısın?” Dedim imalı bir şekilde bana döndü ve o an Algının gözlerinde hayal kırıklığını gördüm, Algın “ Hayır. Hayır Arya sen istemediğin sürece yanına dahi yaklaşmam.” Dedi. Hızlı bir kaç adım atıp Algının dudağına yapıştım, bir kaç dakika sadece bekledi ve sonra daha vahşice ve istekle beni öpmeye başladı, geri geri yürüttü beni bende istiyerek yürümeye başladım, çimlere serdiğimiz battaniyenin üstüne yatırdı ve üstüme ağırlığını vermeden üstüme çıktı, biz bunları yaparken dudaklarımız ayrılmak yerine daha sert ve hoyratça öpüşmeye devam ediyordu. Algın elini yavaş bir şekilde giyindiğim crobun içine soktu ve beni delirticesine yavaş şekilde göğüslerime doğru çıktı, elleri göğüslerime değince dudaklarımdan isteksiz bir inilti yükseldi ben inlediğim an Algın sol göğüsümü sıktı ve hırıltılı bir ses çıkararak dudaklarımdan ayrıldı. Kapanan gözlerimi açtım ve Algını sert bir şekilde sırt üstü yatırıp kucağına çıktım bu süreçte Algın elini göğsümden çekmemişti. Derin bir nefes alıp Algının dudaklarına tekrar yapıştım, Algınnın bir eli sol göğüsümü sıkarken diğer eli vücudumun her noktasında dolaşıyordu. Kendime engel olamayıp Algının kucağında sürtünmeye başladım ben bunu yapmaya başladım gibi Algından hırıltılı bir ses yükseldi ve göğüsümdeki eli kalçama kaydı, kalçamı sıkıp sert bir tokat attı, tokadın acısıyla inleyim algının dudaklarından ayrıldım gözlerimi açıp baktığımdaysa göz göze geldik. Dakikalarca öpüştüğümüz için hızlı hızlı çıkan nefeslerle konuştum “ Seni seviyorum, Algın” dedim evet onu sevdiğimi söylemiştim. Uzun zamandır içimde tarif edilmeyen hisler vardı bu hisleri ilk başta anlamasamda sonradan fark edebilmiştim. Ben Algını seviyordum pekii gerçekten ben onu seviyor muydum?.