7. bölüm · ARAMIZDAKİ

İLK KURBAN-6-

M.N.B 👊👑

Bu bölüm ağzında anlatılan kişi:Katil.

Evet. Nerede kalmıştık?

Hah. En son ilk kurbanımı kesecektim değilmi. Ah, pardon yanlışıkla ilk kurbanım Eda'yı nasıl öldüreceğimi söyledim.

Keserek.

Eda'ya her zamam Velo derdik. Bunu söylemiştim zaten. O yüzden burda da ona Velo diyeceğim. Kitapta yani. Kesin siz boş tenekeler bunuda anlamadınız. Neyse başlayalım.

Hepimiz ayrı binalara girip keşif yapacaktık. Hepimizde fotoğraf makineleri vardı. Ben de bu fotoğraf makinesiyle ne yapacağımı size söylemiştim. Ama kesin hatırlamıyosunuzdur. Aptalsınız çünkü.

Fotoğraf makinesiyle her kurbanımın fotoğrafını çekip, renkli bir şekilde çıkartacaktım. Ve kaldığımız otelin mutfağına bırakacaktım. Herkesin ortaklaşa baktığı ilk yer.

Ha bu arada size bir kuraldan bahsetmemiştim dimi. Bu kuralı unutmayın lazım olacak. Biz buraya geldiğimizde burdaki organizasyon "Katil her avını hava karardıktan sonra yapacak. Eğer yapmazsa katil öldürülecektir."

Biz kendi aramızda anlaşmıştık. Bu gece keşif yaptıktan hemen sonra otele geri dönecektik.

En son parktaydık. Ve çıktık parktan. Hepimiz farklı yerlere dağıldık.

İşte başlıyoruz.

Velo müzeleri gezecekti. Gerçi yapay olarak yapılmış bir mahallede müze ne arardıki? Saçmalık.

Hızlıca koştum, keşfimi yaptım ve birkaç fotoğraf çektim. Oyalanmadım. Çünkü işim vardı.

İlk katilimi kesmek.

Veloyu gizlice takip ettim. İlk müzeye girmişti. Bazı tablolara dalmıştı. Fotoğraf çekmeye başlamıştı bile. Umarım hızlıca bitirmez işini. Belki de korkuyordur ve hızlıca bitirmeye çalışıyordur.

Ne kadar da masum...

Bu müze iki katlıydı. Üst katta ise el sanatları tarzında birşeyler var gibiydi. Velo daha üst kata çıkması lazımdı. Ondan önce gizlice ses yapmadan yukarı çıktım. Evet, tahmin ettiğim gibi. El sanatlarıyla alakalı bazı şeyler vardı. Halı, vazo vb.

Bir saniye. Ayak sesi geliyordu. Hemen saklanmam lazımdı. Veloyu nasıl öldüreceğimi kafamda kurmuştum zaten. Çantamdan siyah maskemi çıkardım. Palyaço maskesiydi. Ve kanın rengi olan kırmızı eldivenlerimi giydim. Bu eldivenle çok işim olacaktı. Çok...

Velo üst kata çıkmıştı. Ben de bir masanın altına saklanmıştım. Velo'nun olduğu yerden gözükmediğime emindim. O yüzden rahattım. Elim terlemeye başlamıştı heyecandan. İlk kurbanımı kesecektim. Bıçağımı sımsıkı tutuyordum. Elimde iz oluşmuştu artık.

Velo'nun hızlıca gelmesini bekliyordum. Az önce işini geç bitirmesini isterken şimdi hemen gelmesini istiyordum. Kendi halime gülmem gelmişti.

Velo yaklaşıyordu. Başlıyorduk galiba. Velo'nun önüme geçmesini bekliyordum.

Geç artık oruspu.

Belkide beş saniye içinde geçecekti.

Beş...

Dört...

Üç...

İki...

Bir...

İşte zamanı gelmişti. Velo önümdeydi. Hemen masanın altından çıktım ve Velo'nun omzuna bıçağı batırdım. Velo birden çığlık atmıştı. Acı dolu bir çığlık. Ama elimde ilaçlı bir bez vardı. Velo'nun burnuna doğru doğrulttum. Ve bayıldı.

Onu bir sandalyeye oturttum. Yanımdaki ipi çıkardım ve onu bağladım. Ağzını falan açık bıraktım. Uyandığında beni görsün ve tepki versin diye. Hatta küfür bile etsin bana. Sıkıntı yok.

Uyanmasını hızlıca istiyordum. O yüzden tokat attım birkaç tane. Gözünü açtı yavaş yavaş. Bende maske olduğu için beni tanımamıştı. Ama tanıyabilirdi. "Lütfen, lütfen yapma. Kimseye söylemeyeceğim söz. " diye söylendi.

Garibana bak. Nasılda yalvarıyor. Yalvarmanız umrumda değil öldüreceğim sizi.

"Maskemi açıyım mı? Belki merak ediyorsundur Velo. " Sesimden anlaması lazımdı kim olduğumu. Ama fazla stres yaptığı için anlamadı galiba. Mal. Harbi mal.

"Lütfen yapma, yalvarırım." dedi. "Yalvarmanı umursamayacağım. Öldüreceğim seni. Hemde işkenceyle. " diye karşılık verdim. Ağlaması daha da şiddetlendi. Daha fazla bu sesi duymak istemiyordum. O yüzden bıçağımı birden karnına sapladım. Bu saplamam onu öldürmezdi bence.

Kan kaybı çok fazla olmuştu. Rengi değişmişti. Maskemi çıkardım. Beni gördüğünde şaşırmıştı. Ama konuşamıyordu. Yara izi derindi.

Bir saniye gözleri yumuldu. Ölecek miydi hemen? Ahh çok sıkıcı bu dostum. "Çok sıkıcısın hemen ölecekmisin cidden" dedim.

Konuşamıyordu.

Ahh. Gözleri kapandı.

Bu kadar mıydı cidden? Çok sinirlenmiştim. Hemen kalbine ve bogazına sinirden bıçağımı sapladım. Sandalyeden çıkardım onu ve karnının içini iyice kestim. Midesini çıkarmışım.

Bunu çekeceğim fotoğraf için yapıyordum süs olsun diye. Midesini başının yanına koydum ve fotoğrafı çektim. Buradan gitme vakti gelmişti.

Hadi beni bulmaya çalışın ilk tahminlerinizi yazın.

Bu bölüm hakkında düşünceleriniz nelerdir?