6. bölüm · Araf
6.Bölüm
İçeri girdiğimde benim gibi bir sürü öğrenci vardı. Herkes karşılıklı olarak dizilmiş tekli sıralara oturuyordu. Bense en gözden uzak olan sıraya geçtim. Çünkü geldiğimden beri aynı şeyleri duymaktan sıkılmıştım. Herkes sürekli benim burada olmamam gerektiğini söyleyip "bu nasıl olur" diye şaşırırıp durmalarından bıkmıştım artık. Siyahlar içinde bir adam içeriye girdi. Uzun siyah saçlı ve uzun boylu otuzlu yaşlarında bir adamdı. Karşılıklı dizilmiş sıraların arasından geçerek ortada bulunan masaya oturduğunda onun öğretmen olduğunu anlamıştım.
Öğretmen:
-Evet, arkadaşlar. Elementlerinizi bulamadığınız için bu dersi ve diğer dönem derslerinizi en temelden almak zorundasınız.
Ögretmenin bakışları beni bulduğunda oldukça şaşkın bir şekilde bana bakmaya başlamıştı. Onca saklanmama rağmen yinede beni görmüştü.
Öğretmen:
-Bu oldukça şaşırtıcı bir durum. Sınıfta yeni bir yüz görüyorum. Hanım efendi rica etsem yanıma gelip tüm sınıfa kendinizi tanıtır mısınız?
Elsa:
-Elbette efendim.
Diyerek öğretmenin yanına gittim. Tüm sınıfa dönerek:
-Merhaba arkadaşlar, ben Elsa Swear bu dönem sizinle birlikte aynı dersleri göreceğim. Hepinizle tanıştığıma memnun oldum.
Konuşmam bittikten sonra yerime oturduğumda herkes kendi arasında fısıldaşmaya başlamıştı. İlk günden tüm dikkatleri üzerime çekmeyi başarmıştım. En nefret ettiğim şey odak noktası olmaktır. Çünkü bir toplumda ne kadar dikkat çekersen o kadar düşman edinirsin. Bu benim en son isteyeceğim şey ! Bilmediğim bir yerde tanımadığım ruhlarla dolu bir yer ! İster istemez bu durum panik yapmama neden oluyordu. Öğretmen sınıfı savurduğu tek bir hava akımı ile susturduğunda düşüncelerimden sıyrılıp sadece o ana odaklanmayı başarmıştım.
Öğretmen :
-Sıranızda bulunan elementleri iyice inceleyin. Ateş, su, toprak , bitki ve hava elementleri karşınızda duruyor. Duygularınız o elementlere göre şekillenir. Öfke , ateşi hissetmenize yarar, yaşam, toprağı ve bitkiyi hissetmenizi sağlar, huzur hava ve suyu hissetmenize yardımcı olur. Şu an ki hissettiğiniz duyguları bastırın ve tek bir duyguya odaklanarak o elemente yönelin.
Öğretmen'nin dediklerine odaklandığımda şu an hissettiğim duygu haksızlığa uğramış olmanın verdiği öfkeydi. Listede adım olmadığı halde buradaydım. Belki de dünyada beni bekleyen bir ailem, arkadaşım vardı. Ben ise hiç bilmediğim bu yere düşmek zorunda kalmıştım. Elimi ateşe doğru uzattım. Ateş beni yakmadı, öfkemi ve tüm varlığımı kabullenmiş gibiydi. Ateşi elime aldığımda onun gücünü tüm vücudumda hissetmeye başlamıştım. Öğretmen şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Ateşi yönetmeye çalıştığımda inatla itaat etmek istemiyor gibiydi. Gözlerimi kapattım ve şu sözcükleri fısıldadım. "Öfkemi ve beni kabul ettiğin gibi bende seni kabul ediyorum. Biz artık biriz. Sen bensin, bende senim. Bana itaat et." Dediğimde tüm alevler vücudumu sardı ve ateş benim rengimi aldı. Mavi ateş vücudumda geziniyordu. Bir süre sonra yorulmaya başlamıştım. Gücümü tüketip tekrar şifahaneye düşmemek için kendimi dizginlemeye çalıştım. Sonrasında önümde bulunan diğer elementlere yönelecektim ki öğretmen beni durdurdu.
Öğretmen:
-Evet , arkadaşlar dersimiz bu günlük sona erdi bir sonraki hafta tekrar görüşürüz.
Çantamı alıp çıkışa yöneldiğimde öğretmen beni durdurdu.
Öğretmen:
-Elsa, sen kal. Diğerleri gidebilir.
Öğretmenin yanına doğru ilerledim.
Elsa:
-Bir sorun mu var?
Öğretmen:
-Burada senelerdir öğretmenlik yapıyorum. Ateşin bir ruhu bu kadar benimsediğini ve renk değiştirdiğini daha önce hiç görmedim. Sence de bunda bir tuhaflık yok mu?
Elsa:
-Ben Araf'da daha yeniyim. Neyin tuhaf olduğunu ve nelerin daha normal karşılandığını bilmiyorum.
Öğretmen :
-Ateşin, duygusu öfkedir. Seni bu kadar öfkelendiren ve ateşe bile boyun eğdiren şey nedir?
Elsa:
-Listede adım olmadığı halde Araf'a hapsedilmek olabilir mi? Her yaptığım şeyin şaşkınlıkla karşılanması ve herkesin bana canavarmışım gibi bakması olabilir mi? Sanki bende kendim hakkımda çok bir şey biliyormuşum gibi bana "aaaa bu normal mi? " diye soru sorulmasından olabilir mi?
Öğretmen geri geri yürümeye başladı ve ellerini bana doğru uzatarak:
Öğretmen:
-Elsa, sakin ol. Şu an güçlerini kontrol edemiyorsun ve bilmeden birilerini incitebilirsin. Kendini dizginlemeye çalış lütfen.
Elsa, bezgin bir şekilde :
- Yine gözlerim mavi bir ışık gibi parlıyor ve tüm vücudum aynı şekilde parlıyor mu?
Öğretmen:
-Evet ama bu sefer mavi ateşte var bu yüzden sana yaklaşamıyorum. Lütfen derin bir nefes al ve sakinleş.
Sınıfın kapısı çalındı ve Robin içeri girdi.
Robin:
-Elsa, bir dakika boş bırakmaya gelmiyor.
Öğretmen:
-Senin burada ne işin var?
Robin:
- Bay Raymond, ben Elsa dan sorumlu rehberim. Müdire bunun için beni görevlendirdi. Efendim, o benim sorumluluğumda.
Raymond:
-Anlıyorum. Onu biraz sakinleştirmeye çalış. Al bu sınıfın anahtarı, ben çıktıktan sonra kapıyı kilitle onu kimse bu halde görmemeli. Gereksiz panik yaratmanın bir lüzumu yok.
Robin:
-Haklısınız .
Öğretmen kapıyı kapatınca Robin arkasından kapıyı kilitledi. Bana doğru yaklaştı.
Elsa:
-Yaklaşma!
Robin:
-Korkma, bende ateş elementi kullanıyorum. Sen istemediğin sürece alevler bana zarar vermez.
Dedi ve beklenmedik bir şekilde dostça bana sarıldı. Bu hareketi karşısında afallamıştım. Robin gülerek :
-Annem hep "bir sarılmanın çözemeyeceği hiçbir şey yoktur." Derdi haklıymış.
Biraz geri çekilerek yüzüme baktığında başımı öne eğmiştim. Gerçekten benim bir ailem annem var mıydı? Ben neden onları hatırlamıyorum. Kendimi o kadar çok yalnız hissediyordum ki.
Robin işaret parmağını çenemin altına koyarak başımı yukarı kaldırdı:
-Gel biraz oturalım olur mu ?
Diyerek sıraları işaret etti. Sıralardan birine oturdum oda sandalyesini benim olduğum tarafa çekti.
Robin:
-Kendini tutma şu an burada sadece ikimiz varız. İstersen sana yardımcı olabilirim. Sen istemediğin sürece senin için bir şey yapamam.
Elsa:
-Neden, benim için bir şey yapmak istiyorsun?
Robin:
- Sana karşı dürüst olacağım. Seni merak ediyorum. Daha önce senin gibi birisiyle hiç karşılaşmadım. Sensiz burası biraz sıkıcıydı. Eğer izin verirsen seninle arkadaş olmak istiyorum. Sen istemediğin sürece seni bırakmayacağıma söz veriyorum.
Elsa:
-Teşekkür ederim. Şu an ne diyeceğimi bilmiyorum. Açıkcası sana pek güvenmiyorum.
Robin:
- Güvenmemekte haklısın. Müdire beni yanına çağırdı ve senden sorumlu olduğumu söyledi ve her hareketini rapor etmem gerektiğini...
Aynı zamanda babam Gizemli kitapların bulunduğu bir kütüphaneden sorumlu olduğu için seni araştırmam ve hakkında bilgi edinmem gerektiğini de söyledi.
Elsa:
- Bunları bana neden anlatıyorsun?
Robin:
-En azından sana karşı dürüst olmaya çalışıyorum. Hem hakkında bilgi edinebiliriz. Kim olduğunu ve neden burada olduğunu öğrenebilirsin. Benden bir şey saklama yeter. Çünkü burada sana yardım edebilecek tek kişi benim.
Elsa:
- Peki ya bu bilgilerin Müdire tarafından bilinmesini istemiyorsam.
Robin:
-Elsa, sen ne istiyorsan ve ne kadar bilmesini istiyorsan o kadar bilir. Senin iznin dışında bir şey bilmesi gerekmez. Bu bir yere kadar senin sorumluluğunda.
Elsa:
-Bir yere kadar ...
Robin:
- İkimizinde gücü yetmediği bir sorun olduğunda birilerinden yardım istemeliyiz. Elsa, bana güven lütfen.
Elsa:
-Sana bir şans veriyorum. Umarım iyi bir şekilde kullanırsın. Öncelikle sana bu gün gördüğüm rüyayı anlatacağım.
Robin:
-Peki, anlat dinliyorum.
Rüyamı anlattığımda Robin, şaşakalmıştı.
Robin:
-Belki şu an boş bir kuruntu yapıyor olabilirim fakat dünyada her hangi bir düşmanın var mı? Aklıma bu ihtimalden başka bir şey gelmiyor.
