2. bölüm · ANKA KUŞU külerinden dogan
KIRILAN DENGE
2 BÖLÜM
Kırılan Denge
Ceren Kurt
Sabah olduğunda malikânenin koridorları her zamanki gibi sessizdi. Ama benim içimde kopan savaşın sesi bütün duvarları yıkacak kadar yüksekti. Dün gece Karahan Malikânesi yanmıştı daha dogrusu yakmıştım, Kuzey Karahan'ın o çaresiz bakışı hâlâ gözümün önünden gitmiyordu gitmesini de istemiyordum. Çünkü ilk defa onun da benim gibi kaybetmenin ne demek olduğunu gördüğünü düşünmüştüm. Ama bilmiyordum... Asıl savaş daha yeni başlıyordu. Ali kafasını kaldırıp bana baktı sanki bir şey biliyormuşum gibi bana bakıyordu ne var dercesine kafamı salladıgımda bana baktı.
''Kuzey dün motoruyla kaza yapmış durumu iyiymiş tüm mafya liderleri hastanede bizde gitmiycekmiyiz?'' sinirle aliye bakmaya başladım. ''Umarım benimle dalga geçiyorsundur ali!'' dedigimde ali göz devirip önüne döndü şaka gibiydi sadece hestaneye gitmedigim için bana trip atıyordu ya sabır.. Alinin telefonu çalmaya başlayınca kafamı ona çevirdim ali bana bir şey demeden telefonunu alıp yemek odasından çıkınca şok içinde aliye bakıyordum ali hiçbir telefon görüşmesini bende gizlemezdi zaten aliyi ya annesi arıyordu ya da şirkettekiler bana ulaşamayınca aliyi arıyorlardı. Peki şu an ali yanımdan kalkıp gittigine göre kim aramıştı? Ali geri döndüğünde yüzündeki ifade değişmişti. Her zamanki rahat tavrı yok olmuştu. Telefonunu cebine koyarken göz göze geldik. Bir anlığına bakışlarını benden kaçırdı yalan söylediginde hep böyle yapıyordu . Kaşlarımı çattım.
"Kimdi?"
"Şirketten aradılar." Cevabı o kadar hızlı vermişti ki sanki önceden hazırlamıştı başımı hafifçe salladım.
"Yalan söylüyorsun." Ali kısa bir kahkaha attı buda neyin nesiydi o kadar garip davranıyordu ki.
"Paranoyak olmaya başladın Ceren." Gülümsedim ama içimde garip bir his vardı Ali benle böyle konuşmazdı veya hep uzun konuşurdu şimdi tek bir kelimeyle konuyu kapatmıştı. Ali hayatım boyunca bana hiç yalan söylememişti. Ya da... ben öyle sanıyordum. aliye bekıp ''Arabayı hazırla bizde hastaneye gidelim sonra tüm suçu bize atarlar'' Dedigimde sesim o kadar boştu ki ali başını sallayıp arkasına dönüp yemek odasından çıktı. Aslında hastaneye gidip reşatla ugraşmak istemiyordum ama gitmek zorundaydım, çünkü gitmezsem tüm oklar bana dönerdi kaza benim yüzümden olmuş sanardı herkes. Masadan kalkınca yüzümü buruşturdum belimi kırınca platin takılmıştı ve uzun süre aynı pozisyonda durunca belim agrıyordu elimi belime koyup yurumeye başladım hizmetçi kızlardan birisi hızla çantamı getirince kafamı egip elinden çantamı aldım ve yürümeye başladım topuklu ayakabımın çıkardıgı sesler çok hoşuma gidiyordu. Neyse şu an konumuz bu degildi malikanenin kapısını açınca yirmi bir korumamda arabalarına binmiş beni bekliyordu daha fazla bekletmemek için hizla arabama binip çalıştırdım. Malikaneden çıkınca serçe nefesimi verdim elim yavaşca boynuma gidince gülümsedim babamın sesi kulaklarıma gelmeye başladı minik kuşum benim.. Kafamı hızla iki yana sallayıp elimi boynumdan çektim kendime gelmem lazım o hastaneye ceren olarak degil mafya lideri olarak giricektim. Hastanenin önüne gelince düşündügüm gibi kapı basınla doluydu hem iremin hastaneye kaldırılması hemde kuzeyin kaza yapması sosyal medyada patlamıştı arabayı park edip indigimde korumalara bir işaret yapınca hiç biri arbadan inmedi ben tek başıma yürümeye başladıgımda tüm kameralar bana dönmüştü hiç kimseyi umursamayıp içeri girdim.
En üst kata çıkınca duraksadım gerçektende tüm mafya liderleri burdaydı mark volkov bile yatagından kalkmış buraya gelmişti, yaşanan depo patlamasında agır hasar almıştı. Yavaş adımlarla kapıya dogru yürümeye başladıgımda herkes bana dönmüştü kapının önüne gelince sertçe nefesimi verip içeri girdim arkamdan kapıyı kapatıp yürüdügümde yatagın boş oldugunu gördüm, bir saniye kuzey bu odada değilmiydi? Arkamı dönmemle lavabodan çıkan kuzeye çarpınca kuzey eliyle karnını tutarken ben geri sendelendim kafamı kaldırınca kuzeye baktım sinirle kaşlarımı çattım.
''Yahu öyle çıkılır mı dağ ayısı!'' dedigimde gülerek başını iki yana salladı Manyaktı bu adam! Beni hiç umursamayıp yatagına oturunca hızla arkamı döndüm ''Delinin tekisin sen!''
''Sen ne dersen tamamım'' yahu ne diyordu bu deli?
''Salak salak konuşma kuzey, geçmiş olsun demeye geldim'' dedigimde uzun uzun bana baktı sonra tek kaşı kalktı.
''Sen geçmiş olsuna benim yanıma gelirmiydin minik kuş'' Dediginde gözlerim buz gibi oldu bir adim kuzeye yaklaşıp sertçe yakasını tutum.
''Bir daha sakın bana minik kuş deme, hele yiyorsa bir kere daha söylede seni kimse elimden alamasın!'' dedigim ve sertçe ittirdim geri adım atıp kuzeye bakmaya başladım. ışık hızında kaşlarını çatıp ayaga kalkınca yine yüzüne bakmak için kafamı kaldırdım kuzey bana bakarken gözlerinden alev fışkırıyordu. ''Senin yüzünden kız kardesim ölebilirdi! o daha çocuk'' dediginde geri adım atıp gülümsedim kuzey daha çok sinirlensede kafamı saga dogru egip ''Buna karma denir kuzey bey, baban bana ne yaşatıysa.'' diyip işaret parmagımı kaldırım kuzeyin göğsüne sertçe bastırınca kuzey acıyla yüzünü buruşturdu ''Sizede tek tek yaşattıklarımı yaşatacagım.'' dedim sertçe nefes alıp parmagımı daha sert bastırıp ''Hatırlatırım baban bana o cehennem gününü yaşattıgında bende bir çocuktum!'' diyip sertçe ittirip arkamı döndüm
kuzey sinirle arkamdan bagırdı. ''Manyak kadın,dikişim açıldı senin yüzünden!'' dediginde omzumun üstünden kuzeye bakip gülümsedim ''Hak ediyorsun.'' dedim soğuk bir sesle Kuzey karnını tutmuş yataga tutunuyordu tişörtünün karın bölgesine kan bulaşmaya başlamıştı ama umursamadan Odadan çıktım arkamdan kuzeyin sinir dolu sesi geliyordu ama umrumda bile değidi,hızlı adımlarla odadan çıkıp yürümeye başladıgımda mafya liderleri bana yol veriyordu doktorlar kuzeyin acı dolu sesini duyduklarında koşarak yanımdan geçip kuzeyin odasına girdilerarkamdaki kaosu umursamayıp merdivenlerden inmeye başladım, kuzeyin bagrışını hala duyuyordum umrumdamıydı? tabikide umrumda değildi. Dışarı çıkınca korumaların yanına doğru yürüdüm korumalarım kendi aralarında sohbet ediyorlardı gözlerim aliyi aradı ama bulamadım kaşlarım hızla çatılınca rızanın yanına gidip.
''Ali nerede?'' diye sordugumda o da etrafına bakıp bana döndü ''Daha demin burdaydı ceren hanım'' dediginde iyice gerilmiştim sabah benden gizli birileriyle konuşmuştu şimdi de ortalıkta yoktu. sinirle saçımı geri attım arkamı dönünce buraya gelen aliyi gördüm inşallah nerde oldugunu düzgünce söylerdi sabah yalanla olayı kapatmıştı çünkü, Ali yanıma gelince sinirle ona baktım ''Neredeydin?'' ali bana baktı kaşlarını çatınca donup kaldım ''Ceren beni sürekli sorguya çekme '' ali panik olunca hemen sinirlenirdi kollarımı gösüme bağlayıp aliye baktım ''Neden bu kadar paniksin yoksa sözünü tutmayıp kuzey karahanın adamımı oldun?'' dedigimde ali buz kesmişti hemen elini omzuma koyup ''Ceren ben bir söz verdim ve bu sözü ölene kadar tutacagım, asla karahanların tarafına geçmem sadece son günlerde her şey üst üste gelince sinirlendim'' dediginde uzun uzun aliye bakıp gülümsedim ''Sözünü tutmayıp bana ihanet ettigini sanmıştım'' dedigimde alide gülümsedi geri çekilip arabama binip hemen çalıştırdım bugün girmem gerek çok fazla toplantı vardı aynı zamanda fazlasıyla ilgilenmem gereken dosya vardı. ali arabaya binerken göz ucuyla arkasına baktı. benim fark etmediğimi sanıyordu ama son günlerde attığı her adımı zihnime kazıyordum. içimdeki ses susmuyordu; bir şeyler yanlıştı.
Hızla arabayı çalıştırıp gaza bastım korumalar benim hızıma yetişmek için ellerinden geleni yapıyordu, yolda giderken hangi toplantıya girecegimi merak ettigim için telefonu açıp baktım kuzey olmadıgı için bir kaçtane toplantı ertelenmişti bugün toplantı da karahnların düşüşüyle alakalıydı malikane yangını ve kuzeyin kaza yapması, kısacası şuan da gündem karahanlarla doluydu.Hastane ile şirket birbirine yakın olduğu için yarım saat bile sürmeden şirkete ulaştım. Şirket binası her görüşümde babamı hatırlatıyordu. Sesi yine kulaklarımda yankılandı. Başımı iki yana sallayıp düşüncelerimi susturdum. Arabayı otoparka park ettikten sonra derin bir nefes aldım.
Düşüncelerden sıyrılıp hızlıca arabadan indim toplantıya geç kalıcaktım! hızlı adımlarla yürümeye başladım direkt asansöre binip en üst kata çıktım asansörün kapıları açılınca hemen inip toplantı odasına doğru yürümeye başladımkapının önüne gelince her zaman yaptıgım gibi elimi boynuma götürdüm elim kolyenin üstünde gezerken derin bir nefes alıp içeri girdim, ben içeri girince tüm mafya liderleri ayaga kalkmıştı yavaş adımlarla yürüyüp sandalyeme oturdum. Ellerimi masanın üstünde birleştirip tek tek mafya liderlerine baktım gözlerim mesut çakırda takılı kaldı kolunu sargıyla sarmışlar dudagı patlamıştı mesut daha fazla dayanamayıp bana döndü.
''Kuzey çöküş yaşamışken son kurşunu biz sıkalım kurtulalım o deliden!'' dediginde mesutu bu hale getirenin kuzey oldugunu anladım diger mafya liderleride mesut gibi düşünüyordu.
''Mesut doğru diyor ceren, hem kuzey seninde düşmanın gel bitirelim işini'' bunu diyen mark volkov du kuzey depoyu patlattıktan sonra markta kuzeye düşman kesilmişti marka dönüp sakinlikle konuştum.
''Hepiniz aşağlık heriflersiniz'' dedigimde oda buz kesmişti sinirle tüm mafya liderlerine bakıp ''Siz korkak bir tavuk oldugunuz için karşınızdakinin en kötü anında onu vurup kurtulmak istiyorsunuz.'' yavaşca koltuguma yaslanıp aynı sakinlikle konuştum ''Siz kuzeye şuan saldırsanız kuzey tekrardan ayaga kalkıp hepinizi öldürür ve ne kadar düşman olsanızda kimse kimseyi kötü gününde vurmamalı..'' gözlerimi marka çevirdim mark ecel terleri döküyordu ''Asıl sana ne oluyor mark digerlerini anladım onlar yıllrdır kuzeyin düşmanı, daha düne kadar dostum dedigin kişinin arkasından öldürme planı kuruyorsun.''
Aşaglyıcı bir şekilde marka bakıp kafamı iki yana salladım ''Yazık kafana..'' diyip diger mafya liderlerine döndüm ''Bunu bende istemesemde kuzey geri dönene kadar kimse kuzeye dokunmayacak düşmanınızı kötü durumdayken vurusanız sizi affetmem.'' ben ayaga kalkınca tüm lidrler ayağa kalktı kafamı sallayıp ''Toplantı bitmiştir, heleki bana sormadan birinizin birşey yaptıgını öğreneyim hepinizi yakarım'' dedigimde tüm mafya bozuntuları kafasıyla onayladıgında daha fazla durmayıp koridora çıkmıştımki gururu görünce sertçe nefesimi verdm. Gururla aramızda çok saçma bir bağ vardı hem düşmandık hemde dosttuk çok garip bir ilişkimiz vardı.
Gurur kafasını kaldırıp bana bakınca yüzünü buruşturup ''Merhaba cerencigim'' dediginde sinirle gururun ensesine vurunce ileri dogru sendelenmişti sinirle bana baktı ''Lan Allahın delisi ne dedim ki vurdun'' kaşlarımı çatıp tekrar gururn ensesine vurup ''Lan deme lan!'' Dedigimde gurur bana ba kıp ''Bana diyene bak, kendisi lan diyor'' dediginde gülümseyip kolumu gururn omzuna atmak istedim ama boyum yetmedi hiç sorun etmeyip gurura baktım ''Ben senin ablanım istediğimi derim'' dedigimde beni ittirip ''Lan deli ben otuz yaşındayım sen yirmi yaşındasın!'' göz devirip gurura baktım ''İş olarak senden üsteyim agla'' gurur bana bakıp bir elini kalbine koyup bir eliyle gözünün yaşını siliyormuş gibi yaptı ''Kalbim çıt.. Gözyaşım pıt ceren hanım..'' gülerek kafamı iki yana salladım ''Delinin tekisin gurur.'' gururda gülmeye başladı ''Kimse senden daha fazla del olamaz!'' dediğinde ikimizde gülmeye başladıkkorumam umut koşarak yanımıza gelince nefes nefeseydi. Hızla umuta döndüm yüzüne bakılırsa diyeceği şey hiç hayırlı değildi.
''n'oldu umut?''Umut birkaç saniye nefesini toparlamaya çalıştı. Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu ama yine de konuşmak için kendini zorladı.
" Ceren hanım..." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Uzatma Umut. Ne oldu?" Umut gözlerini bir an yere indirdi, sonra bana baktı.
"Arabanız..." Bir an sustu.
"Ne olmuş arabama?" diye sordum sertçe.
"Yandı." Dünya bir saniyeliğine sessizleşti. Gururun yüzündeki gülümseme kayboldu. Ben ise sadece Umut'a bakmaya devam ettim.
"Ne dedin?"
"Şirket otoparkında... Arabanız alev aldı. Korumalar müdahale etmeye çalıştı ama tamamen kullanılmaz hale geldi." Yavaşça nefes verdim. İçimdeki öfke yükselirken yüzümde hiçbir ifade oluşmadı.
"Görüntüler?" Umut hemen telefonunu çıkardı.
"İnceliyoruz. Ama yangın normal görünmüyor." Telefonu elime aldım. Ekrandaki görüntülere baktım. Arabam birkaç dakika önce oradaydı. Sonra küçük bir kıvılcım... ardından yükselen alevler. Gurur yanıma yaklaşıp ciddileşti.
"Ceren..." Elimi kaldırıp onu susturdum. "Kimse panik yapmayacak." Herkes bana bakıyordu. Çünkü onlar benim korkmamı bekliyordu. Ama ben korkmazdım. Özellikle de biri bana açıkça savaş ilan etmişse. Yavaşça telefonumu kapattım.
"Ali nerede?" Umut bana baktı.
"Arabaya bakmaya gitti." İçimdeki o garip his tekrar ortaya çıktı.
Ali.
Son zamanlarda yaptığı her şey... Gizlediği telefon konuşmaları... Değişen tavırları... Ve şimdi arabamın yanması. Başımı iki yana salladım Hayır. Ali bana ihanet etmezdi ama artık hiçbir şeyden emin değildim.Gurur yüzüme baktı.
"Bir şey düşünüyorsun." Soğuk bir gülümseme ile ona döndüm.
"Düşünüyorum."
"Neyi?" Yanmış arabamın olduğu yöne baktım.
"Birisi bana mesaj vermeye çalışıyor." Gözlerimi kıstım.
"Ama yanlış kişiye bulaştığını henüz bilmiyor." O anda şirketin dışından siyah dumanlar yükselmeye devam ediyordu. Ve ben biliyordum bu sadece bir arabanın yanması değildi.
Bu yeni savaşın ilk kurşunuydu.
Hızla otoparka inmeye başladım gurur ve umut da peşimdeydi aşagı ininçe hurdaya dönmüş siyah jipin önünde durunca boğazım düğümlendi, bu jip babamın jipiydi.. Ali kafasını kaldırıp bana bakınca kafasını iki yana sallad, araba tamir edilemeyecek durumdaydı gözümden bir damla yaş süzülünce hızla silip Aliye döndüm ''Bunu kimin yaptıgını iki güne bul'' dediğimde ali kafasıyla onaylayınca arkamı döndüm gurur çaresizce bana bakıyordu kimseye birşey demeden hızla yukarı kata çıktım canım ne kadar yansada girmem gereken toplantılar vardı.
arabamın yandığı kısa srede tüm şirketin agzında dolanmaya başladı beni tanıyan herkes o arabanın ne kadar önemli olduğunu biliyordu. tekrardan toplantı odasının önüne geldim bu sfer sevkiyat yaptıgım iş ortaklarım toplantı odasındaydı gururda.. İçeri girince aynı şekilde herkes ayaga kalktı elimi hareket ettirince hepsi oturdu gururda dahil olmak üzere tüm iş ortaklarım bana bakıyordu. Sandalyeye oturup önümdeki dosyayı açtım.
''akşam yapıcağımız sevkiyatta ne kadar istemesemde kuzeyinde payı var, Kuzey hastanede oldugu için sevkiyta reşat karahan katılıcak''
furkan sakince konuşmaya başladı ''Benim için sorun yok, ama reşat yine işi patlatırlarsa gözümü kırpmadan öldürürüm '' dediğinde furkana baktım.
''Hiç birşey yapamaz yaparsada sizden önce ben o deeponun içinde reşatı bağlayıp patlatırım'' gurur kıkırdadığında ona döndüm.
''Ceren bir yerleri patlatmaya bayılır'' dediginde gururua bakıp ''Gurur susmazsan senide reşatın yanına bağlar patlatırım'' Gurur böyle birşey yapıcağımı bildiği için ellerini teslim oluyormuş gibi kaldırıp arkasına yaslandı ''Ben susma hakkımı kullanıcağım!'' Kafamı iki yana sallayıpdiğer mafya liderlerine döndüm ''Benim diyeceklerim bu kadar sizin sorunuz varmı?'' kimse konuşmayınca ayağa kalktım ''Akşam saat on'da depoda olun. Şimdi çıkabilirsiniz'' Tek tek herkes odadan çıkmaya başlayınca aliyle ben odada kalmıştık aliye döndüm yavaşca, tam bir şey diyeceğim sırada telefonuna mesaj geldi ali hemen telefonunu kapatıp bana bakmaya başladı. Yavaş adımlarla aliye doğru yürüdüm.
''Benden ne saklıyorsan şimdi söyle, ben sonra öğrenirsem çok kötü olur ali.'' Ali sinirle bana bakmaya başladı.
''Bana karışma ceren ne yapıyorsam yapıyorum bu seni ilgilendirmez!'' sinle yanımdan geçerken sertce omzuma vurunca sendelenip sırtımı sertçe masaya vurunca dizlerimin üstüne düştüm ali hemen geri dönüp önümde diz çöktü ''Ceren çok özür dilerim!'' Kafamı kaldırıp boş gözlerle aliye bakıp ayağa kalktım ''Sorun değil'' Diyerek odadan çıktım sevkiyata kadar şirkette durmak zorunda olmak sinir bozucuydu. Tek istediğim eve gidip uyumaktı.
Kuzey Karahan
Hastane odasında kafayı yemek üzereydim ceren yüzünden dikişim patlamıştı, doktorların tekrar dikiş atması iki saat sürmüştü. Sırtımı yataga yaslayıp duvara bakmaya başladım, Annemin dediği sözler aklımdan çıkmıyordu iremin vicudu tedavilere olumlu yanıt veriyordu. Yani kısacası irem kanseri yenecekti, Kız kardeşime tekrardan sarılıp saçlarını öpmek istiyordum.
Hala canım yanıyordu ve doktorlar ayağa kalkmama karşıydı, hastane odaları bu kadar sıkıcı olmak zorundamıydı benim şu anda cerenin arabasını cayır cayır yanarken görmem gerekiyordu. Evet cerenin arabasını ben yakmıştım hak etmişti, o araba cerenin babasından kalan son şeydi birde anka kuşlu kolye. Malikaneyi zaten babam yıllar önce yaktığı için ceren babasının malikanesinide kaybetmişti, Babasının koltuğuna oturunca yeniden malikane yaptırmıştı. Kapı çalınca kafamı hafifce kaldırıp ''Gel.'' Dedigimde kapı açıldı içeri gururun girdiğini görünce kafamı geri yatağa koyup sırtımı döndüm.
''Çık git gurur, seninle ugraşıcak halim yok.''
''Sana çiçek almıştım ben,Kalbimi kırıyorsun!'' Hafifce doğrulup gururun elindeki kırmızı güllerin arasına tek tek yerleştirilmiş bombaları görünce gözlerim büyüdü. Gurur sanki elinde ölüm taşıyormuş gibi sırıtıyordu ''Manyak herif bu bombalar ne!''.Bu adam gerçektende delinin tekiydi bana bakıp elindeki bukete baktı,yüzünü astı ''Sade çiçek almayayım dedim'' bana bakıp gözlerini kısarak konuşmaya dvam etti ''Güllerimi beğenmedinmi özellikle senin için dikenlerini kestim.''Son kısmı bilerek bastırarak söylemişti boş gözlerle gurura bakmaya başladım, gurur elindeki buketi yatağıma koyup sinir dolu gözlerle bana baktı ''Bunu yapmamalıydın kuzey'' yatağın üstünden aldığım buketi duvara fırlatıp gurura bakmaya başladım.
''Benim işime karışma gurur''
''Kızın arabasını patlattın gerizekalı! bide hala laf ediyor''
''Cerenin bir araba için üzülüp ağlıyacagını düşünmüyorum'' diyip omuz silktim gurur sinir yanıma gelip yakamı tutunca kaşlarım çatıldı, sertçe yüzüme yumruk atınca sendelendim dudagımın kenarından akan kanı elimin tersiyle silip gurura baktım.
''Lan beyinsiz solunum israfı!'' diye bağırıp bana bakmaya devam etti ''Babasının arabasıydı!''elimi karım koyup zorla ayaga kalktım, ''Biliyorum babasının arabası olduğunu!'' Gururun kahve gözleri karardı daha sonra hızla yakamı tutup ''Kızın babasını öldürdünüz zaten! bırakın babasından kalanlarla kız hasret gidersin!'' geri adım atıp boş gözlerle uzun uzun bana baktı ''Sende babanda katilsiniz!'' gururun söylediği sözlerle ellerim yumruk olmuştu. Gurur bana son defa bakıp odadan çıkınca sertçe nefesimi verdim yavaşca yataga oturup yerdeki bukete baktım.
Aslında gururun bana dediği hiç birşeyi umursamam ama bu dediği nedense beni rahatsız etmişti. Ben mafya lideriydim çoğu zaman çatışmalarda insan yaralardım ya da intikam alırdım, ama ilk defa birisi karşıma geçip kusarcasına bana katil demişti. ellerimi saçıma götürüp sırt üstü yatağa yattım boş gözlerle tavanı izlemeyea bşladım. Akşam sevkiyat vardı ve sevkiyata babam gidicekti, işimi başkalarına bırakmaktan nefret ederdim özellikle işimi bıraktıgım kişi babamsa rahat nefes bile alamıyordum.
Kafamı çevirip saate baktıgımda sevkyat saatinin geldiğini gördüm sinirle saçımı çektim. UmarıM babam hiç birşey yapmazdı. Çünkü olaylar dönüp dolaşıp bana patlıyordu! Kapı sert bir şekilde açılınca hafifce doğruldup kafamı çevirince hemşireyle göz göze gelmiştik, Hemşire kafasını eğip elindeki yemek dolu tepsiyi masayakoyup odadan çıkmıştı. Yataga tekrar yatıp komidininn üstündeki kumandayı alıp televizyonu açtım, direkt haberleri açıp izlemeye başladım.
Daha doğrusu televizyona baksamda bir tarafımla sevkiyatı bir diyer tarafımla gururun dediklerini düşünüyordum. Tekrardan ayağa kalkıp camın önüne yürüdüm karanlık sokaklara bakmaya başladım, hafif hafif yagmur yagmaya başlayınca camı açıp yagmurun yağışını izledim. Aklım sevkiyatta kalmıştık Babam umarım birşey yapmazdı, egerki bu sefkiyatta patlarsa herkes bana düşman kesilirdi, istemsizce yüzümü buruşturdum zaten etrafım düşman doludu daha fazlasına ihtiyacım yoktu. Sertçe nefesimi verdim babamın etrafı korumalarımla doluydu ama yinede içim rahat değildi, hasaneden kaçıp sevkiyata gitmek şuan daha akıllıca gelmişti.
Ayağa kalkıp eşyalarımı alıp duşa girdim, Ilık su omuzlarımdan aşagı akarken yaram tekrar sızlamaya başlamıştı, hızlıca duş aldıktan sonra üstüm giyinip elime bir havlu alarak saçıkı kuruluyordum. Kapıyı açıp yavaş adımlarla yürüiyerek yataga oturdum komidinin üstündeki saate bakınca gece üç olduğunu gördüm şuana kadar sevkiyat bitmeliydi kaşlarım çatılınca telefonu alıp oktayı aradım, oktay telefonu açmayınca sinirlenmiştim hızla babamı aradıgımda odanın içinde aradığınız kişiye ulaşılamıyor sesi yankılanınca dahada sinirlendim ayağa kalkıp üstüme ceketimi giydim hızla kapıya doğru giderken televizyondan son dakika haberi yayınlanmaya başlayınca arkamı dönüp televizyona bakınca buz kestim. Televizyonda cayı cayır yanan depo cerenin deposuydu! Hızla televizyonun karşısına geçtim sipiker konuşmaya başlamıştı.
''Çoğu kişinin tanıdığı Ceren kurt ve diğer mafya liderlerinin olduğu depo bilinmeyen bir nedenle patladı, Şuanda araştırma yapan polisler deponun etrafına bomba üzeneği kurulduğunu söylüyor. Depodan sapa sağlam çıka bilen iiki kişi oktay demir ve mark volov, Özellikle Ceren kurtun çok ağır yaralandıgı söyleniyor...''
Devamını duyamadım gözlerim ekrandan zar zor ayırıp babamı tekrar aradım telefon yine çaldı çaldı, ama babam açmadı Siirle sagıma dönüp duvara yumruk atınca elim soyulmuştu ama umrumda bile degildi, tek problem cerenin tekrar ölümle burun buruna gelmesiydi! Ceren çoğu şeyi bilmiyordu cerenin babası ölmeden önce cereni korumam için bana yalvarmıştı çünkü kenan kurtun etrafında çok tehlikeli admlar vardı yıllardın cerenin haberi olmadan onu tüm herkesten korurken asla kendi babamdan koruyamamam sinirlerimi bozuyordu! Evet! yillarca cereni sesizce korumuştum çünkü peşinde benim bile yeri gelince yanlarında rahat olamadıgım sezenler vardı, kenan ölmeden önce umut sezenin kızını öldürdüğü için sezenler her fırsatta onu öldürmek istiyorlardı! Kenan geberip gidince tüm oklar tek kadın mafya lideri cerene yani kenanın kızına dönmüştü.
Bende kenanın benden istediği gibi cerenin düşmanı olmama rağmen etrafında keskin nişancı ve koruma gezdiriyordum, ve cerenin hala bundan haberi yoktu ve aslada olmiyacak, ama egerki bir gün işler büyürse cerene herşeyi anlatmam gerekirdi. Kafamı tekrar televizyona çevirince kanlar içinde sedyede olan cereni gördüm.
Ya bu işi sezenler yapmıştı, ya da babam yapmıştı ve bunu kimin yaptığını kısa sürede ögrenmem gerekiyordu. Çünkü cereni ölene kadar koruyacağıma dair söz vermiştim, ve ben sözümü ölene kadar tutarım..
