1. bölüm / 2
Animal Kingdom:WOLF FAMILYAnimal Kingdom:Wolf Family
Bölümler 2Şu an: Animal Kingdom:Wolf Family
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(A).Bir varmış Bir yokmuş bir zamanlar hırsızlık, yaparak hayatını sürdüren bir kurt sürüsü yaşarmış bu sürü vahşi insanlar tarafından bir saldırıya uğramış hırsız kurt lideri ailesini kurtarmak için karanlık bir mağara ağzına gelmiş eşini ve çocuğunu kurtarmak için mağaraya sığınmayı düşünmüş. Eşini ve kızını korumak için mağaranın yanında bulunan çalılara gizlenmiş. Bir grup insan mağarayı görmüş içini kontrol etmek için aralarında konuşmuşlar ellerinde mızrak götlerinde yaprak ile mağaranın girişine gelmişler. Tam içeri girmek üzereyken çalılarda pusan lider kurt bu guruba saldırmış. Öyle bir saldırmış ki bu gruptan üç kişiyi ölümcül yaralamış diğer iki kişi lider kurda mızraklar ile saldırmış. Lider kurtdun o kadar canı yanmış ki can havli ile mağaranın içine koşmuş. Yaralı olduğu için fazla uzaklaşamamış. Mağaranın içine giren lider kurt ailesini güvende tuttamayışının acısı ile hayata gözlerini yummuş. Liderin karısı dişi kurt ve kızı olanlara şahit olmuşlar bir kayanın arkasında saklanıyorlarmış. İki insan direk şupelenmiş hemen etrafı kolacan etmek istemişler kurtdun ailesini buraya sakladığını düşünüp etrafı aramaya başlamışlar. Dişi kurt ve kızının olduğu yere doğru yaklaşmış vahşi insanlar. Dişi kurt saklandığı kayanın arkasından çıkmış vahşi insanlara doğru koşmaya başlamış ve birini boğazından yakalamış. Tek bir ısırık ile insanın bogazını parçalamış. Diğer vahşi insan bir tane mızrak saplamış dişi kurdun sırtına o acı ile döndüğü gibi direk saldırmış. Ve diğer vahşi insanıda bogazladığı gibi boğarak öldürmüş. Ama aldığı mızrak darbesi yüzünden çok kan kaybediyor vücudu titriyor gözleride yavaş yavaş kararıyormuş. Bu olan biten olayların hiç farkında değilmiş yavru kız kurt garip bir şekilde sadece izliyormuş. yavru kurt ne yapacağını bilmiyor ama güvendeymiş. Mağaraya baska vahşi insanlar gelmeden önce yavru kurt mağaradan çıkmış. Ve ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başlamış. Sadece yürüyormuş okadar çok yürümüş ki aç olduğunun bile farkında değilmiş hayatta kalmak için hiç bir yeteneği yokmuş daha üç dört aylık bir Yavru olduğundan ne savaşmayı nede avlanmayı bilmiyormuş. Annesi ve babası herşeyini karşılamış. Tüm ihtiyaçlarını şimdi anne ve babası olmadığı için vahşi doğada hayatta kalmaya çalışacakmış. Kendine güvenli bir yer aramaya başlamış. Büyük bir ağaç görmüş. Ağacın dibinde küçük kurdun sığabileceği genişlikte küçük bir ağaç kovuğu, görmüş ve burada uyuyabileceğini düşünmüş. İçine girmiş girdiği gibi bir kaç dakika sonra uyuya kalmış karnıda zil çala çala uyumayı başarmış.
(B).Küçük kurt kız uyurken hiçbir şeyin farkında olmadan ona doğru yaklaşan iki kişinin farkında bile değilmiş. Bir çift çakal ona doğru uyukladığı ağacın yanından geçerken kovuğun içinde uyuyan yavru kurtdu dişi çakal tarafından görülmüş.
-Aşkım şu tatlı alacalı yavru kurta bak
-Evet tatlıymış.
-Tadı nasıl acaba
-Ne kadar kötü Bir düşünce bu tatlılık yenilemiyecek kadar güzel değilmi
-Evet evet yemede yanında yat diyorsun yani
-Dalga geçme ya diyorumki sanki tek başına baksana kimi kimsesi yok gibi öyle hissediyorum yanımızamı alsak
-Tatlım o bir kurt yavrusu kurtlar ile uğraşmak istemiyorum bir sürüsü olabilir.
-Bence yok hayatım bir uyandıralım hadi
-Bana neden öyle bakıyorsun sen istedin sen uyandır hem şu halime tipime bak orangutana benziyorum sen uyandır.
-Ben çok hecanlıyım sende hecan yok ki?
-Ah tamam uyandırıyorum korkup kaçarsa ben seni uyarmıştım demicem sana
-Tamam Karamelim
-Bana adımla seslenme sevmiyorum ben ismimi
-Ama ben çok seviyorum çok tatlı ismin
-Baska biri dese onu parça pincik ederim biliyorsun dime
-Evet evet biliyorum hadi uyandır karemel tedirgin bir şekilde yavru kurtta yaklaşmış. Sağ partisini başına yavaşça koymuş. Hafif hafif dürtüklemiş. Yavru kurt gözlerini çok yavaş bir şekilde açmış. Ama gözlerinde bitkinlik varmış. Hemde açmış aç olmasına rağmen bir anda karşısında çakal Karameli görünce çok kormuş. Bir anda geri doğru sıçramış. Sıçramasıyla sırtını kavuğun tavanına vurmuş. Korku ve bitkin gözlerle karemele bakıyormuş. Gözleri dolmaya başlamış. Çünkü hayatında ilk defa farklı bir cins görmüş. Gördüğü cinsde o kadar korkunçmuş ki bizim tatlı yavru kurtu altına işetir cinstenmiş.
-Annnneeeeeeee
-Gördü mü.......po__
-Kaç şuradan tatlım demiş. Ve karemele bir omuz atmış. Yavru kurtun karşına dikilmiş.
-Korkma korkma sana zarar vermicez bu öküzün kusuruna bakma sankin ol
-ANNNNNNEEEEEEEEEEEE
-Bırakalım bence pofuduğum bak bütün kurt sürüsünü başımıza toplucak
-Tamam kızım sakin ol sana zarar vermicez
Olan biteni karamel izlemeye ve arkada beklemeye etrafınıda kolacan ediyormuş. Çünkü bir tuzak olabileceğini düşünmüş. Gözleri hep sağ ve solu gözlüyor bir yandan da pofuduğuna bakıyormuş. Çünkü ondan başka kimsesi yokmuş. İkiside sürüleri tarafından dışlanmış ve kovulmuş. Tesadüfende birbirlerini bulmuşlar buldukları andan itibaren hiç ayrılmamış hep gezerek yaşamışlar. O yüzden karemel çok tedirginmiş.
-Sakin ol sakin karnın açmı
-Hıhım
-Karemel biraz tavşan etimiz. Vardı versene onu
-Tamam ama bir daha karemel deme
-Ver hadi uzatma demiş ve pofuduğuna yaklaşmış pofudukta kademelin sırtındaki tavşan etini ağzıyla almış. Yavaş ve usulca yavru kurtda vermiş.
Vermesiyle yutması bir olmuş.
-Şimdi nasılsın tatlım
Gözünün içine bakmış bizim Yavru kurt ve gözlerinin içi gülmüş resmen
-Tesekkür ederim
-Afiyet olsun tatlım kimin kimsen yokmu senin ne yapıyorsun burda tek başına
-Buraya nasıl geldim bilmiyorum
-Peki tatlım evinin yolunu biliyor musun
-Evet biliyorum beni güvenli bir şekilde götürür müsünüz.
-Karemel hadi gidiyoruz bu......
-Pofuduk yolu biliyorsa kendi gitsin buraya gelirken başına birşey gelmediyse dönerken de bir şey olmaz.
(C).Demiş. Yavru kurt hala tedirginmiş, ama sakinlesmeye başlamış çünkü pofuduk çok ılımlı ve güler yüzle yaklaşıyormuş. Küçük bir bebek olduğunun farkındaymış.pofudukta çocukları ve bebekleri çok sevdiğinden kanı küçük kurtta çok ısınmış.Birde hecanlıymış. Çünkü hayatında hiç hecan yokmuş. Bir nevi hecan arıyormuş.
-Hadi tatlım seni evine götürelim
-Beni yemiceksiniz. Değilmi?
Pofuduk biraz utanarak cevap vermiş. Onların konuşmasını duyduğunu sanmış.
-Hayır tabiki seni neden yiyelim sen çok tatlı bir kızsın.
-Sana güvendim ama arkandaki yicekmiş gibi bakıyor.
-O mu yok tatlım onun bakışları öyle ben varken sana birşey yapmaz. Korkmana Gerek yok
-Evet evet benim bakışlarım böyle sana söz veriyorum seni yemicem.
Pofuduk yavru kurtu ikna etmeyi ve sığındığı kovuktan çıkarmayı basarmıştı artık yavru kurt ile yola çıkmaya hazırlardı.Yavru kurt kavuktan çıktı ve geldiği yöne doğru gitmeye başlamıştı pofuduk ve karemelde arkasından yürüyorlardı pofuduk hecan içindeydi daha ismini bile bilmiyordu yavru kurdun hecan içinde sordu
-Eeeee canım benim senin bir ismin yokmu?
-Var
Diye cevaplamış. Pofuduk hecan içinde tekrar sormuş.
-Ne peki ismin
-İsmim kıvılcım geçen akşam verildi bizzat annem tarafından
-İsmi vermek için çok geç değilmi
Demiş. Pofuduk.
-Aslında çok erken
Pofuduk şaşırmış ve nedenini çok merak ediyormuş.Hecan ile tekrar sormuş.
-Neden erkenmiş ki? Benim bildiğim doğar doğmaz isim verilir benim ismim öyle verildi
-Bizde böyleymiş. Annem bana hep hikaye anlatırdı babamın hikayelerini babam çok müthiş bir Hırsızmış.
Pofuduk hemen söze atlamış. Çünkü oda tüm meşhur hırsızları tanıyormuş. Ve hecan içinde sormuş.
-Senin babanın adı Çapkın mı
-Evet sen tanıyormusun babamı?
-Hemde nasıl baban çok popüler birri ben ona küçükken hayrandım bende onun gibi olmaya çalışıyordum ama onun yanına bile yaklaşamam tabiki?
Küçük kurt sevinmiş. Hatta içindeki korkuda kaybolmuş. Çünkü babasını tanıyan ve hayran duyan bir kişi ile karşılaşmış. Tabi bunlar olurken de yürümeye devam ediyorlarmış.Karemelde hecanlı hecanlı dinliyormuş. Aklından yani içinden konuşuyormuş.
-Oh be sonunda bu saçma hayattan kurtulcaz ne yapıp edip bu yavru kurtu ailesine sağ salim ulaştırmamız. Lazım artık malak gibi yatarız bize kalacak bir yer ve sürülerinde bir yer in verirler.
Bir anda mutluluktan ağzından sesli bir şekilde rahatlama çıkmış.
OLEY BEEEE
Sesi okadar gür çıkmış ki ağaçlarda konaklayan tüm kargalar kokudan kaçmış. Bir tane korkmayan kargada karemele laf atmış.
-Noluyor lan ayı
Demiş. Karemele
-Yok birşey kusura bakma
-Yök börşöy kösörö bökmö
Diyerek dalga geçmiş.
-Senin hiç saygın yokmu görmüyor musun buda dinleniyoruz bağıra bağıra seviniyorsun.
Pofuduk ordan atlamış.
-Dediğiniz gibi onun kusuruna bakmayın Ayılıkta üstüne yoktur.
-Nazik bayan olmasaydı burdan bir uçardım sana o çirkin suratındaki gözlerini oyardım
Demiş ve daldan kalkış yapmış. Karamelin kafasına konmuş.
(Ç).Karemel ne olduğu anlamaya çalışyormuş. Karga da gösteriş meraklısı bir hırsızmış.
-naber güzellik
-iyi senden naber
Demiş Karemel ama pofuduk kızmaya başlamış. Ve kızgın bir şekilde
-hey defol burdan rahat bırak karımı
-karın mı senin gibi bir adama nasıl bakar suratına bakılamıcak kadar çirkinsin
-ayıp oluyor ama
Demiş. Pofuduk karga da karemelin kafasından havaya dikilmiş ve kuyruğunda ki insanlardan çaldığı tektaş yüzük yere düşmüş.
-aaaaa siktir en sevdiğim takım düştü.
Kıvılcımın ayaklarının dibine düşmüş.
-bune böyle
-ver o benim bücür
-neki bu böyle
-bende bilmiyorum ne olduğunu ama parlak şeyler çok hoşuma gidiyor.
-nerden buldun ki
-iki bacaklı kendilerine insan diyen canavarlardan çaldım paradan aldım
Demiş. Pofuduk lafa dahil olmuş.
-nasıl yani aldın mı çaldınmı?
-aslında çaldım ssjsjsjsjs hem ne önemi var sahip çıksalar mış.
Karemel bir korkmuş çünkü iki ayaklı canavarlar ile hiç karşılaşmamış.
-neyse ne bizden uzak dur sen bela yı üstümüze çekecen gibime geliyor iki bacaklı canavarlar ile karşılaşmak istemiyorum
O sırada havada bizim gurubun üstünde hem dönüyor hemde konuşuyormuş. Karga hemde yol yürüyorlar mış. Kargada tepeden bunları takip ediyor ve koşuyormuş.
-bücür istersen senin olsun güzel değilmi
-karın doyuruyor mu?
-bücür açıktınmı süs bu yemek değil
-ufff patimi acıtıyor bu ben bırakıyorum
-sakın tamam bana ver en sevdiğim şey benim için değerli
-tamam al bıraktım
-siz ne anlarsınız
Demiş ve yüzüğü tekrar kuyruğuna takmış. Kıvılcım da yürümeye devam ediyormuş. Güzel bir şeyler aramaya koyulmuş. Birden arkadan Karemel bağırmış.
-hey şuraya bakın bir tavşan ini nerde görsem tanırım ama ben sığmam buraya kıvılcım sen sığar gibi görünüyorsun içeri dalda bakalım belki tavşanlar dışarı çıkar .
Demiş. Kıvılcım çok hecanlı bir şekilde tavşan ininin önünde durmuş. Ve kafasını sokmuş. İçeri bakıyormuş. Karemel de arkasından bakıyormuş.
-hadi kıvo gir içeri korkmana gerek yok
-çok karanlık önümü göremiyorum ki
-iceri gir gözlerin alışır görmeye baslarsın
-hayır korkuyorum
-iyi sen bilirsin
Pofuduk araya girmiş ve
-çocugu rahat bırak girmek istemiyorsa girmez
-ben girmicem
Demiş kıvılcım ama Karemel hiç umursamadan kıvılcımın kıçına kafasıyla vurmuş. Ve kıvılcım tavşan ininin içine komple girmiş.
AAAAAAAAAAAHHHHH
Kıvılcım ve içeri dalmış. Tüm bedeni
-görüyörüm Kıvılcım
-sana dedim ne görüyorsun
-baya derin tavşan falan yok
Demesiyle Karemel hemen bağırmış.
HEMEN ÇIK DIŞARI
Kafasını inin başına sokup kıvılcım da baya ilerlemiş inin içinde karşısına bir sürü kafası kadar büyük yumurtalar çıkmış. Ama yumurtaların olduğu yer bir mağara ağzı gibi geniş. Ve büyükmüş. Kıvılcım o yumurtaları taşıyamaz veya inin dışına çıkaramazmış.Bizim çakallarda yukarda bekliyormuş. Ama Karemel yerinde duramıyormuş.
-canım bir yerinde dur ne bu hecan
-pofuduk kaçalım burdan
-kıvılcım ne olacak
-hem ne bu telaş ne bok yedin gene
-aşkım galiba ana konda yuvası bu kıvılcım çoktan yutulmuş. Olabilir
-hay senin yapacağın işi beklicez burada
-gag gak gag gak gag ne aptal ama birde tavşan ini diyor çocuğu ölüme gönderdi resmen
-kes sesini lan tavşan inine benziyor görmüyor musun tam kesimde degil ama tavşan ini çok derin olmaz belkide olur
Korku içinde seside titriyormuş. Çünkü azda olsa bizim Yavru kıvılcıma kanı ısınmış. Kıvılcım ise geri dönüş yapaçakken yumurtalardan ses gelmeye ve yumurtalardan yavrular çıkmaya başlamış. Tüm yavru anakondalar yumurtalardan çıkmış. Kıvılcımda onlara dönmüş. Çok korkmuş çünkü ilk defa sürüngen bir ırk ile karşılaşmış. Korktuğu için koşmak istemiş.
İnden bir an önce çıkmak için koşmaya hazırlanmış. Yumurtadan çıkan tüm yılanlardan ses yükselmiş oldukları in inlemiş resmen.
ANNE. ANNE. ANNE. ANNE. ANNE.
ANNE. ANNE.
Kıvılcım biraz rahıtlamış. Ve dönmek için devam etmiş. Yürümeye Ama bir ses gelmiş. Kulağına
TISSSSSSSSSSSS
(D).Yılan ana konda bizim Yavru kurda seslenmiş
-nereye gidiyorsun küçük böcek olduğun yerde kal
Kurt takmadan duymamazlıktan gelip koşmaya başlamış.
-dursana böcek yoksa seni Yutarım tek lokmada
Kurt yavrusu koşmaya devam ettiği için yavru yılanlarda onun peşinden sürünüyormuş anneleri saniyorlarmış. Gerçek analarıda onların peşinden sürünüyormuş. Yavru kurt ise çıkışa varmış. Hala yavru yılanlar arkasından anne diye bağırıyormuş.
ANNE. ANNE. ANNE. ANNE. ANNE.
ANNE. ANNE.
Karamel kıvılcımmı sağ salim görünce sevinmiş.
-oh be bir şey geldi sandın hadi gidelim
Kıvılcım nefes nefese
-heeh ehhh heheeeh bennn cedee
-noldu neden nefes nefesesin bücür
Biraz soluklandıkdan sonra kıvılcım
-icerde garip hayvanlar var
ANNE. ANNE. ANNE. ANNE. ANNE.
ANNE. ANNE.
-ay ne şeker bunlar yerim bunları ben
-kafayı mı yedin pofuduk bunlar çok kalabalık gidelim
Burdan demeye kalmadan ana konda yılanların anası tünelden kafayı çıkarmış ve bağırmış.
-yavrularımı nereye götürüyorsunuz.
karamelin, kıvılcımın, pofuduğun ve yavrularının etrafında iki tur atıp çöreklenmiş. Kargada bir ağaç dalında olanları izliyormuş.
-oha ne büyük bir yılan
Ana konda duymuş
-sen bana şişmanmı diyorsun terbiyesiz
-değilmisin?
-seninle uğraşamam buraya kadar sürünmek yordu beni
Karamel korkmuş ve titriyormuş.
-şey biz gidebilirmiyiz güzel bayan
Pofuduk kıskanmış. Hemen
-karemel bana hiç iltifat etmiyorsun alacağın olsun
-aşkım sırası değil şimdi trip atmanın
Gürültü kopuyormuş bağırarak konuşuyorlar mış. Çünkü yavru yılanlar yavru kurtun etrafını sarmış.
ANNE. ANNE. ANNE. ANNE. ANNE.
ANNE. ANNE
Diye bağırıyormuş. Anne yılan sinirlenmiş. Ve yarularına bağırmış.
-çoçuklar siz aptalmısınız o tüylü size hiç benziyormu bir bakın bakalım
Yavrular bir anda duraksamış. Ve analarına bakmışlar. Ve analarının üstüne çıkmış hepsi bir tanesi hariç.
-sen gelmiyormusun
ana konda bir tane kalan yavruya yavru konuşmaya başlamış.
-hayır
-neden
-ben alacalıyım ama tüylü değilim.
-tamam yavrum tüylü değilsin işte ilerdede tüylü olmucaksın
-olucam sen annem değilsin annem olsaydın gözlerimizi açtığımızda seni görür dük
-evet ama ben senin öz annenin
-hayır değilsin
Pofuduk hemen araya kaynamış.
-senin annen onunla git bak tüm kardeşlerin annenin yanında
-hayır onlar kardeşim değil onlarda benim gibi alacalı değiller. Ben onlardan farklıyım
-farklı olman onların kardeşi olmaman anlamına gelmez tatlım
Yılanların anasının kanı ısınmış pofuduğa
-hadi canım gel gidelim burdan
-ben gelmek istemiyorum tüylü ile gitmek istiyorum.
-tamam ama bana söz ver
-ne için
-büyüdüğün zaman buraya uğrayacaksın sözmü
-tamam söz
alacalı yavru yılan ana konda normalde bunları yemeği planlıyormuş. Ama yavrusu için ona kötü örnek olmamak için yapmamış. Ana kondanın tüm yavruları sırtındaymış.
-hadi yavrularım önünüzdeki yuvaya girin bende geliyorum.
Sırtında duran yavrular inmiş ve tünelle girmiş hepsi ana kondada bizimkilerin etrafından çekilmiş.
-iyi sizde gidebilirsiniz sözünü unutma yavrum
-tamam
Alacalı yılan Karemel bir rahatlamış. Ağzından kelimeler dökülmüş.
-of havada kararmak üzere bu akşam aç karnına uyucaz
Ana konda bunu duyunca daha önce yuttuğu bir yetişkin tilkiyi bizimkilerin önüne kusmuş.
-alın yiyin
Ana konda ve arkasını dönüp tüneline girmiş. Ölü tilki salya içindeymiş. Pofuduk un midesi bulanmış.
-ben yemesemde olur
-aşkım neden yemicen sende aç değilmişin.
-yok size afiyet olsun
Karamel oracıkta parçalara bölmüş tilkiyi herkese küçük bir parça vermiş. Kendine kocaman bir parça almış. Ve konuşmuş.
-aşkım çok lezzetli yılan salyası enfes bir tat katmış dene bence
-öğğğğğ midem kalktı sen ne pis boğazsın
Yavru kurtta yemiş kargada yemiş.
-bunlar normal şeyler güzel bayan gak
Karga yavru kurt ise
-benimkinde salya yoktu yalamış bütün salyaları
Öyle diyince Yavru kurt pofuduğun dahada midesi bulanmış.
-öğğğğ dahada bahsetmeyin midem bulanıyor. Yediyseniz kalacak bir yer bulalım hadi
Hepsi tekrar yola koyulmuş. Kargada yavru yılanı kesiyormuş. Ama büyük olduğu için birazda korkuyormuş.
-ben tek lokmada yuttum ve orta kısmım şişik normal mi
Karga konuşmuş.
-normal tabi sen bizim gibi değilsin içinde kendi kendine sindireceksin onu
-he iyi bari rahatladım
Hepsi yola devam etmişler. Pofuduk bir çalılık görmüş.
-hımmm burada çalıların içine hepimiz sığabiliriz hepimiz yan yana olursak sıcakta olur akşam
Pofuduk karamel yılan ve kurt çalıların içine girmişler. Birbirlerine sarılarak ve uyuyarak sabahlamışlar.
(E).İlk uyanan pofuduk biraz temiz hava almak için çalılıklardan çıkmış. Biraz etrafı dolanmış. Ve güneşin doğumunu izlemiş. Birden çalılıklar dan ses gelmiş. Ses yılana aitmiş.
-anne anne
Diye bağırmış. Pofuduk duyunca hemen çalılıklara girmiş. Bir bakmış. Yılan karemelin ağzında yılanı kuyruğundan ısırıyormuş. Uyku halinde yılanın anne çığlıklarına yavru kurt kıvılcım uyanmış. Şaşkın ve uykulu bir şekilde
-bu gürültü de ne
-anne bu beni yemeye çalışıyor kurtar beni
Karemelde uyanmış. Ağzında yılanı görünce bir anda ısırmayı bırakmış.
-ağızımda ne işin var sürüngen
-uykunda yılanda yemezsın Karemel ne tuhaf hareketlerin var senin tanıştığımız ilk gecenin bir vakti uyurken dişlerini gıcırtatıyordun bedenin ne tuhaf.
-aşkım ben farkında değilim ki?
-farkında ol biraz bak kalabalık bir grup olduk.
-tamam bir daha olmucak sizle bereber yatmam bende
-iyi fikir kendini düzeltene kadar yatma
Kargada ağacın dalında olan biteni izliyor etrafa bakıyormuş. Karemel tamam demiş.
-iyi yola koyulalım hadi kıvılcım yolu göster bize
-tamam
Kurt ve yeniden kaldıkları çalıdan çıkmışlar yavru kurttu takip etmeye başlamışlar. Başlarına ne neler geleceğinden habersiz yürümeye devam etmişler. Bir iki saat sonra yavru kurt bir mağaranın girişinde Durmuş. Kargada yavru kurttun başına konmuş. Ve öylece mağara girişine bakıyorlarmış. Yavru kurt
-geldik annem babam içerde
Karemel çok hecanlanmış.
-evet önce ben ve pofuduk gidelim arkamızdan siz gelin
Hepsi karemelin arkasına geçmiş. Mağaraya tek sıra halinde girmişler. Mağara okadar karanlıkmış ki karga önünü görmekte zorlanıyor ve sürekli konuşuyormuş.
-gak gak ben önümü göremiyorum kafamı bir yerlere çarpmaktan korkuyorum kıvılcım beni sağa sola çarpma tamammı
-tamam ben görüyorum sıkıntı yok sen sıkı tutun yeter
Karemel konuşmuş.
-dogru yoldayız dine kıvılcım
-evet birazdan önüne bir kaya çıkacak ben ve annem ordaydık
Demeye kalmadan Karemel ve pofuduğun içi bir ürpermiş. Çünkü Kaya önlerinde ve her yer kurumuş. Kan kokuyormuş. Yerlerde sadece kan izleri varmış. Pofuduk olayı anlamış.
-kıvılcım hadi çıkalım burda kimse yok dışarı çıkalım
Pofuduk da anlamış. Anne ve babasının öldüğünü ama sadece kan izleri varmış cesetlerden bir parça bile yokmuş.
-ama burradalar ben hissediyorum
Pofuduk
-evet tatlım buraya bir koku bırakmışlar buna benzer bir koku mağaranın dışında aldım gibi o kokuyu takip edip aileni bulabiliriz. Hadi çıkalım
Hepsi mağaranın girişine çıkmışlar. Pofuduk
-hepiniz burda bekleyin Karemel sen gel senle özel konuşmam lazım.
Karemel ve pofuduk yavru kurttan uzaklaşmış.
-karemel bu yavru kurtun ailesi büyük bir ihtimal öldü
-evet bende farkettim bence bunları burada bırakıp ortadan kabolalım ne diyorsun
-hayır ben çok sevdim artık bir aileyiz bunları çocuk başına nasıl bırakalım bu kadar gaddar olma
-biz kendimizi zor doyuruyoruz bu kadar kişiyi nasıl doyuracaz bir yılan bir karga birde kurt bunları nasıl büyütecez en iyisi bırakıp kaçmak veya yiyelim ben yılanın tadını merak ediyordum ağzıma aldığım da soğuk bir teni vardi acaba mideme indirince nasıl bir his olacak merak ediyorum.
-düşündüğün şeye bak sen nasıl bir yaratıksın ben nasıl seni sevdim hala anlamış. Değilim.
Bu konuşmaların hepsini karga duymuş.
-gak hayatımda gördüğüm en mikrop hayvansın hiçmi Duygun yok senin pislik vahşi yaratık
-sen bizimi dinliyorsun osuruk
-şimdi söyleyeyim de gör sen gak
-söyle ben gidiyorum pofuduk geliyormusun
-karga söyleme sende bir yere gitmiyorsun
-gak söylememem için bana bir öpücük verirsen söylemem güzel bayan
-lan ben varım burda beni gavat yerine mi koyuyorsun
-karemel bir sakin bizim gibi çakal değil bu neyin kafası neyin kıskançlığı
-olsun hem bu pezevenk göğü yeri sikti gözü benim karıyamı dikti.
-gak ben gidiyorum söylemeye
-söyleme gel öpücem
Karga tamam demiş ve pofuduğun yanına konmuş. Pofuduk ta öpmüş. Gagasından karemelde kıskançlıktan deli gibi daire çizmiş. Olduğu yerde
(F).Karamel sinirden söylene söylene pofuduk'un etrafında daireler çiziyordu.
- Karamel, ne oluyor? Başımı döndürdün, dur artık!
- Neden leş kargasını öptün?
- Kargayı mı kıskandın, canım?
- Hayır, ne alaka? Kıskanmadım.
- Öyle kıskanılacak kadar yakışıklı değil leş kargası.
GAK GAK GAK
- Tabii tabii, ondan deli dana gibi dolanıyorsun etrafta.
GAK GAK GAK
Karamel daha da sinirlendi ve karganın üstüne atladı ama karga bir anda uçup kaçtı.
- Gelsene leş kargası, neden kaçtın?
- Niye kaçmayayım, mal mısın sen? Gak gak!
- Yav Karamel, bir rahat dursana.
- Tamam, duracağım ama bir daha şu leş kargası ile yakınlaşma bile.
- Senin bu kadar kıskanç olduğunu bilmiyordum, tamam bir daha olmaz canım benim.
- Tamam, ben de rahat duracağım ama söz ver.
- Söz.
GAK GAK GAK
- Ama ben söz vermem, Gak gak gak!
- Senin sözün lazım değil zaten, leş kargası.
- Bana bak, bana leş kargası deyip durma!
- leş, kargası!
- Bak, hala canımı sıkma, söylerim Kıvılcıma ailesinin öldüğünü.
Kıvılcım ve yavru yılan da gelmek üzereydi.
Karganın son söylediğini duymuş yavru kurt.
- Ne?
Pofuduk bir anda arkasına döndü ve
- Bir şey yok Kıvılcım.
- Ailem öldü mü? Ölmüş olamaz!
- Ne ailesi, canım benim? Karga kendi ailesinden bahsetti, sen üzülme diye ailesinin öldüğünü sana söylemedi.
- Gak, evet, ailem vahşi insanlar tarafından katledildi. Sana söyleyip seni üzmek istemedim, Kıvılcım.
Kurt çok saf ve iyi kalpli olduğu için bayağı üzülmüş ve gözlerinden birkaç damla akmış.
- Üzgünüm karga, özür dilerim.
- Üzülmene gerek yok, çok da genç yaşta ölmediler. Biri 402, bir diğeri neredeyse 455 yaşını devirmişti, yani hayatı doya doya yaşadılar. GAK ve kanları yerde kalmadı, intikamımızı insanların torunlarından çıkardık, birkaç çocuğun gözünü oyduk.
- Sen kaç yaşındasın ki?
- Ben gençim, daha 155 yaşındayım.
- Oha, bu yaş genç mi oluyor?
- Tabii, biz kargalar arasında genç oluyoruz, gak gak gak!
Böyle bir anda soğuk ortam bir anda ısındı, bunlar bulundukları yerden çıktılar.
- Burada annem ve babam yok, başka bir yere gittiler galiba ama ben onları nasıl bulacağım şimdi?
Karga ve Karamel hemen atlamış.
- Ben çok iyi iz takip ederim, Gak!
- Ben de çok iyi koku alırım, izlerini ve kokularını kilometrelerce öteden bile tespit ederim.
- Ben de yukarıdan her şeyi tespit edebilirim, ben daha iyi iz takip ederim, Gak!
- Sen koku ile bulabilir misin, leş kargası?
İkisi birbirleriyle laf dalaşına girdiler, ikisinin de amacı grubu istedikleri gibi yönetmekmiş. Pofuduk olaya müdahale etmiş.
- İkiniz de iyi bir iz sürücüye benziyorsunuz. Karga, sen yukarıdan izlersin, Karamel sen de aşağıdan, olmaz mı?
- Olur, gak.
- Olmaz!
- Niye olmaz Karamel?
- Pofuduk, bu karga bizi yanlış yerlere götürür, daha adını bile bilmiyoruz, sen nasıl buna güvenebilirsin?
Pofuduk düşünmüş ve Karamelle hak vermiş.
- Senin adın ne, harbi karga?
İşkillı bir şekilde sormuş, sonuçta beraber 3 gün boyunca takılmışlardı.
- Şey, adım Komik, gak!
Yılan ve kurt heyecan içinde dinliyorlardı.
- Ne adın, söylesene leş kargası!
- Gak, leş kargası deyip durma bana!
- Söyle de adını söylemesin sana
- Tamam ya, adım Kömürcük.
Oradaki herkes gülmeye başladı.
(G).Yılan da gülmeye başladı ve olayı anlamamıştı.
TIS TIS TISS TISTIS
Yavru kurt yılana baktı ve
- Senin de ismin yok, yılan.
- Şey, evet anne.
- Bana anne demene gerek yok. Senle arkadaşız nasılsa ama senin de ismin yok. Sana yılan demek istemiyorum. İstersen kendine bir isim bul, sana öyle seslenelim.
- Olur.
Anakonda yılanı birkaç isim söylemiş:
- Yeşil hortum.
- O ne biçim isim ya?
- Karamel, biraz saygılı ol.
- Tamam, tamam, ben sustum.
- Evet, bence de sen sus, gakk.
- Bir şey demeyeceğim, leş...
- Bak, gak.
- Tamam, tamam.
Yılan devam etmiş:
- Yeşilcik nasıl?
- O da çimeni andırıyor, yavrum.
- Iımmm, tıssss, o zaman bulut.
- Güzele benziyor, canım.
- Ama tısss, bulutcuk olsa daha tatlı olur gibi, tıss.
- Evet, bulutcuk çok tatlı oldu. Ben sana bulutcuk diyeceğim.
- Annem tısss beğendiyse, benim adım bundan sonra bulutcuk, tısss.
Yılanın da artık bir ismi vardı.
- Artık gidelim mi?
Karamel, Kıvılcım, Pofuduk, Kömürcük ve Bulutcuk yola koyuldular. Karamel, yine de merakından kurtun ailesini öldüren vahşi insanları merak ediyormuş. Mağaranın içinde herkesten habersiz insanların kokularını beynine kaydetmiş. Sadece merakını yenmek için insanların yerini bulmak için insanların kokularını takip etmeye başlamış. Herkes karemeli takip etmeye başlamış. Artık gece olmaya başlamış ama durmaksızın Karamel'i takip etmişler. Karamel bir uçurumun dibinde durmuş. Yüksekmiş, aşağıda yanan bir ateş görmüşler. Orada kurtun ailesini katleden insanlar çadırlar kurmuş, ateş etrafında garip dans ediyorlarmış. Herkes Karamel'in yanına gelmiş ve aşağıdaki insanları görmüşler. İnsanlardan çığlık sesleri geliyormuş.
Avhu avhu avhu!
Orman inliyormuş, vahşi insanlar ateşin etrafında dönüyormuş. Kıvılcım bir garip olmuş, aşağıya baka kalmış.
- Bu sesler tanıdık geldi.
- Ne oldu canım?
- Mağaraya sığındığımızda bu seslerden gelmişti kulağıma. Acaba annem ve babam burada mı?
Karga hemen atlamış.
- Bence uyumalarını bekleyelim. Bunlar vahşiler, bize zarar verebilirler.
- Evet, karga haklı. Bekleyelim, ne olur ne olmaz.
Bunlar uçurumun dibinde beklemeye koyuldular. Karamel ve Pofuduk hafiften uyuklamaya başladılar.
- Karamel, ben biraz kestireyim, sen gözetle, olur mu?
- Olur canım.
Karga da Pofuduk'un sırtına kondu ve o da uyumak için hazırlandı. Onun gece pek görüşü yoktu. Karamel gördü ama bir şey demedi.
- Karga, sen de mi uyuyacaksın?
- Evet, ben bir işe yaramam, gece pek fazla görüşüm yok, mala bağlarım, gak.
- İyi tamam ama fazla sokulma Pofuduk'uma.
- Tamam, tamam, gak.
Karga da uyumaya başlamış. Yılan, kurt ve Karamel öylece aşağıya bakıyorlarmış. Aşağıdaki ateş sönmeye başlamış.
- Bak Kıvılcım, ateş sönüyor. Tam anlamıyla söndü mü, gider bakarız.
Yılan ve kurttan ses gelmeyince Karamel bir anda sağına soluna bakmış. Panik içinde ve sessiz bir şekilde:
-EYVAH!
(Ğ).Kurt ve yılan bir boşlukta uçurumun kenarından inmişlerdi. Karemel fark etmeden oradan uzaklaştılar; kıvılcım heyecan içinde yılan ile konuşuyordu.
- Bulutcuk, anne ve babamı tanısan çok seversin.
- Tıs tıs, eminim çok severim.
Bunlar konuşurken yürüyor, yılan da sürünüyormuş. Uçurumun üstündeyken ateş çok yakın gözüküyordu ama göründüğü kadar yakın değildi. Yılan ve kurt aşağı inmeyi başardılar ama bayağı yönlerini kaybetmiş gibi görünüyordu. Onlar konuşuyorlardı, ve sadece duman kokusunu takip ediyorlardı. Bir iki saate ateşin bulunduğu yere gelmeyi başardılar. Ateşin etrafında birkaç vahşi insan uyuyordu; yılan ve kurt sessiz bir şekilde aralarında geziyorlardı. Birkaç tane çadır vardı ve çadırları kontrol ediyorlardı beraber bir şekilde.
- Burada da yok Bulutcuk.
- Hadi ya!
Yürümeye devam ettiler, birkaç çadıra baktılar.
- Bulutcuk, bak burada küçük, vahşi, şirin bir bebek var.
- Tıssssss, ne kadar tatlı!
- Aaaaa, şurada bir çadır daha var, ona da bakalım.
- Tamam, tısssssssss.
Sessiz bir şekilde kamp alanında dolanıyorlardı.
- Bulutcuk, burada yemek kokusu var, et kokusu.
- Evet, tıssssssssssssss.
Kıvılcım çadırın içine asılı eti sessiz bir şekilde almış, yılanada bir parça ağzı ile koparmış; yılan bir lokmada yutmuş, kıvılcım da afiyetle yemiş. O baktıkları çadırda da yokmuş. Kurttun ailesi yemeklerini yedikten sonra sonunda büyük bir çadır görmüşler. Kıvılcım heyecan içinde büyük çadırın önüne gelmiş; çadırın önünde öylece yığılıp kalmış. Yılan, panik içinde kurta bakmış yığılıp kalmasının sebebi anne ve babasının kürklerini görmüş. Çadırın giriş kısmında yılan panik yapıp bağıracakken iki tane kanat ağzını kapatmış.
- Bulutcuk, sakin ol, gak.
Yılan sakinleşmiş ve olduğu yerde durmuş.
- Karemel, iki çocuğa sahip çıkamadım, sen nasıl bir hayvansın?
- Pofuduk, sakin ol, bir anda kayboldular, benim ne suçum var?
Sessiz sessiz konuşuyor, tartışıyorlardı.
- Gak, gidelim buradan kıvılcımı alıp.
- Ses yapmasana lan!
- Özür, GAK!
Karemel ve Pofuduk, kıvılcımı arka ayaklarından ağızlarıyla tutmuşlar, sürükleyerek gidiyorlardı.
- Siz götürün, benim bir işim var, gak.
- Gelecek misin, kömürcük?
- Geleceğim, pofuduk, gak.
Pofuduk, yılan ve Karemel oradan uzaklaştılar; karga ise uçmuş, büyük çadırın tepesine konmuş. Aklına deli deli şeyler geliyormuş. Sönmüş ateşe bir bakmış, hâlâ közler var. Dal parçaları, köz halinde olan bir dal parçası görmüş, yanına konmuş ve ayaklarıyla dalı almış, uçmuş ve çadırın üstüne atmış, sonra uçup gitmiş.
(H).Karga, yani Kömürcük, çadırın üstünden süzülüp arkadaşlarının yanına indi.
— Neredeydin Kömürlük?
— Bak, bana düzgün seslen, tamam mı? Amel ishali, gak!
— Ne diyorsun lan sen, leş kargası?
— Karamel, yeter! Başlamayın yine...
— Ama Pofuduğum, bak "amel" dedi bana!
— Sen başlattın, hak ettin.
— Bu ne böyle ya? Şu kargayı sürekli bana karşı savunuyorsun!
— Ne savunması canım benim, şu halimize bir baksana! Kıvılcım baygın yatıyor, sen hâlâ kavga peşindesin. Bulutçuk korkudan titriyor... Sence şu an tartışmanın sırası mı?
— Kargayı görünce tepem atıyor, ne yapayım?
— Atmasın! Biraz kontrol et kendini.
Onlar tartışırken Kıvılcım birden gözlerini açtı ve titrek bir sesle konuştu:
— Annemle babamı öldürmüşler...
Sesinde derin bir keder ve korku vardı. Konuşurken bütün bedeni zangır zangır titriyordu. Pofuduk onu sakinleştirmek için hemen araya girdi:
— Ne gördün canım? Belki de sadece bir kâsustu, hayal görmüş olabilirsin.
Kıvılcım titremeye devam ederek başını salladı:
— Hayal değildi... Annemle babamın kopmuş kafalarını çadırın önünde gördüm!
Pofuduk ne diyeceğini bilemedi, bir an söyleyecek söz bulamadı. Derin ve ürpertici bir sessizlik kapladı etrafı. Karga, yılan ve çakal öylece birbirlerine baka kaldılar. Hiçbirinin ağzını bıçak açmıyordu. Pofuduk çaresizce ne söyleyeceğini düşünürken Kıvılcım gözyaşlarına boğuldu:
— Ben şimdi ne yapacağım? Annemle babam öldü...
— Sakin ol Kıvılcım, biz senin yanındayız.
Bu sırada yılan usulca sokuldu:
— Anne... Ben de yanındayım, korkma tıs...
Kıvılcım birden yılana çıkıştı:
— Bana anne deme! Ben senin annen falan değilim!
Yılanın bir anda modu düştü; başını mahzun bir şekilde yere eğdi. Arkasını dönüp hiçbir şey söylemeden, hızlıca oradan uzaklaşmak için sürünmeye başladı.
— Bulutçuk, dur! Gitme!
Yılan duraksadı, başını hafifçe çevirerek fısıldadı:
— Doğru söylüyor... O benim annem değil. Keşke... Keşke gerçek annemi dinleseydim.
Sözlerini bitirir bitirmez hızla gözden kayboldu. Grup tam anlamıyla dağılmanın eşiğine gelmişti. Pofuduk durumu toparlamak için hemen harekete geçti:
— Kömürcük, Bulutçuk’u yukarıdan takip et!
— Tamamdır canım, gak!
Karamel bu duruma yine sinirlendi ama bu kez sesini çıkarmadı. Karga havalanıp oradan uzaklaştı ve yılanı tepeden izlemeye başladı.Sadece üçü kalmıştı.
— Kıvılcım, iyi misin canım?
— Hiç iyi değilim! Sen de git başımdan!
Karamel araya girdi:
— Evet, biz de gidelim canım.
— Hayır, hiçbir yere gitmiyoruz!
Tam o sırada yakından yoğun bir duman yükselmeye başladı. Büyük çadır alevler içindeydi! Yangın o kadar hızlı büyüyordu ki kıvılcımlar ormana sıçramış, küçük çadırlar da birer birer tutuşmaya başlamıştı.
Karamel telaşla Pofuduk’a sokuldu:
— Hayatım, her yer duman kokuyor... Gidelim buradan!
(I).Kıvılcım, alevlerin yükseldiği yöne doğru bir anda başını çevirdi. Gözlerinde derin bir endişe belirmişti.
— Küçük bir bebek var orada, dedi sesi titreyerek.
Karamel, kulaklarını dikip şaşkınlıkla sordu:
— Ne?
— Küçük bir bebek var şu yanan çadırların birinde!
Karamel umursamaz bir tavırla geriye doğru bir adım attı:
— Bırakalım gidelim, ne halleri varsa görsünler. Bizi ilgilendirmeyen bir durum bu.
Pofuduk, duyduklarına inanamayarak Karamel’e sertçe çıkıştı:
— Karamel, sen ne ara bu kadar acımasız birine dönüştün? Kız orada "küçük bir bebek" diyor!
Karamel omuzlarını silkerek karşılık verdi:
— Ne yapalım yani, onu da mı yanımıza alalım? Başımıza bir de bebek yükü mü saracağız?
Kıvılcım ise söylenen hiçbir şeyi duymuyordu sanki. Zihni hâlâ anne ve babasının acı ölümüyle darmadağınık bir haldeydi. O felaketin şokunu üzerinden atabilmiş değildi; fakat şu an kalbindeki sızı, o alevlerin arasında çaresizce bekleyen küçük bir bebeğin düşüncesiyle katlanarak büyüyordu. Kendi acısını bir kenara bırakıp hayat kurtarmaktan başka bir şey düşünemez olmuştu.
Bu sırada yangın kontrolden çıkmış, küçük çadırları birer birer yutmaya başlamıştı. Ormanda dehşet saçan vahşi insanlar da yükselen devasa alevlerin arasında kalmıştı. Kimileri feryat figan etrafta yanarak koşuşturuyor, kimileri ise alevlerin ortasında can veriyordu. Etrafı keskin bir duman ve çığlık sesleri sarmıştı; vahşi insanların birçoğu hayatını kaybetmişti.
Tam o sırada, yoğun dumanın ve çıtırtıların arasından cılız bir ses yükseldi. İç kısmı alev alev yanan çadırların birinden, yürek burkan bir bebek ağlaması duyuldu. Kıvılcım bu sesi duyar duymaz hiç tereddüt etmedi. Doğruca alevlerin kalbine doğru koştu ve gözünü karartıp yanan çadırın içine dalıverdi.
Çadırın içi cehennem gibiydi. Kıvılcım, sıcaktan gözleri yana yana etrafa bakındı ve kundaktaki minik bebeği gördü. Bebeği, sarılı olduğu battaniyesinden dişleriyle sıkıca tutarak ağzına aldı. Zaman kaybetmeden çadırın içinden dışarıya doğru hamle yapıp fırladı. Fakat dışarı çıktığında durum daha da kötüleşmişti; yangın her yanı sarmış, etraflarını adeta bir ateş çemberiyle kuşatmıştı.
Karamel panikle sordu:
— Şimdi ne yapacağız, Pofuduk?
Pofuduk hızlıca etrafı süzdü ve bir çıkış yolu aradı:
— Bak, şuradaki ateş diğer yerlere göre daha alçak, oradan atlayabiliriz!
Pofuduk ve Karamel bir an bile beklemeden alçak alevlerin üzerinden bir çırpıda atlayarak karşı tarafa geçtiler. Kıvılcım da ağzındaki bebekle birlikte onları takip ediyordu. Ancak alev çemberinin kenarına geldiğinde duraksadı. Ağzında bir can taşıyordu ve ateşe düşüp hem kendini hem de bebeği yakmaktan ölesiye korkuyordu. İçindeki o korku bir an için adımlarını kilitledi.
Sonra gözlerini kapattı, derin bir cesaret topladı ve alevlerin üstünden ileriye doğru fırladı. Öne doğru süzüldü ancak ağzındaki yükün ağırlığı yüzünden hamlesi biraz kısa kaldı. Arka bacakları doğrudan harlayan ateşe temas etti ve cildini yaktı. Canı o kadar şiddetle yandı ki, kontrolünü kaybedip bir anlık refleksle ağzındaki bebeği yere düşürdü.
Sertçe toprağa düşen ve korkudan neye uğradığını şaşıran bebek, o an ortamı inleten bir çığlıkla daha da şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı:
— İngaaaaaaaaaaaaaa!
(İ).Yangının Ardından
Korkunç yangının alevlerinden kıl payı kurtulmuşlardı. Ancak Kıvılcım’ın arka bacakları ciddi şekilde yanmıştı. Buna rağmen Kıvılcım, insan bebeğini kundağından nazikçe ısırıp havaya kaldırdı; Pofuduk ve Karamel’i takip etmeye devam etti.
— Karamel, ne düşünüyorsun?
— Bir insanımız eksikti, ne yapacağız? Bu bebeğin ne yiyip ne içeceğini bile bilmiyoruz.
— Anne sütü içebilir, insalarda. Onlarda tıpkı bizim gibi, sadece biraz daha vahşi.
Böyle konuşarak alevlerin yükseldiği bölgeden iyice uzaklaştılar. Kıvılcım bir yandan bebeği büyük bir dikkatle taşıyor, bir yandan da için için kendini yiyordu. Karamsar düşünceler kafasını kurcalıyordu:
(Neden kurtardım ki bu insanı? Ailemi bunların soyu katletti! Neden kaderine terk edip gitmedim ki?)
Kıvılcım’ın arka bacaklarındaki yanıklar derin görünüyordu ama zihnindeki karmaşa yüzünden acıyı hissetmiyordu bile. Garip, çelişkili duygular içindeydi. Tam o sırada Pofuduk ile Kıvılcım arasında bir tartışma patlak verdi.
— Ya ben sana demiştim Pofuduk, gidelim diye!
— Ne yapacaktık yani? Küçücük bir bebeği alevlerin ortasında bırakıp ölüme mi terk edecektik?
— Ama o bir insan! Büyüyünce ne yapacak? Bize nasıl bakacak, onu nasıl besleyeceğiz Pofuduk?
— Şimdi bunu düşünecek zaman değil! Yakınlarda emziren bir hayvan bulmamız lazım, yoksa bu bebek açlıktan ölecek.
Tam o anda kundaktan cılız ve çaresiz bir ağlama sesi yükseldi:
— İn gaaaaaa! İn gaaaaaa!
— Bak, ağlamaya başladı işte! Karnı acıktı, ne yapacağız şimdi?
Çaresizlik içinde ormanda deli divane koşmaya, sütü olan hamile ya da yeni doğum yapmış bir hayvan aramaya başladılar. Ormanın derinliklerine doğru ilerledikçe ağaçlar sıklaşıyor, karanlık çöküyordu. Pofuduk bir an duraksadı. Kulaklarını dikip dikkatlice çevreye odaklandı. Yaprakların arasından neşeli fısıltılar ve oynaşma sesleri geliyordu. Bu sesler yavru sırtlanlara aitti. Üç tane minik yavru sırtlan, çalıların arasında kendi hallerinde oyun oynuyordu.
— Karşıya bak Karamel! Üç tane yavru sırtlan var!
— Evet, gördüm. Ama bunlar yavru... Ama Sütten kesilmiş olabilirler, tıpkı Kıvılcım gibi.
— Henüz bir aylık bile görünmüyorlar, baksana. Sütten kesilmiş olamazlar. Hadi, anneleri yakınlardadır, yanlarına gidelim!
Pofuduk seslendi Onların yaklaştığını gören yavru sırtlanlar bir anda panikledi:
— Hey!
— Yabancılar geliyor!
— Kaçın, kaçın!
— Annem bunları görürse delirecek!
Üç yavru sırtlan çil yavrusu gibi dağılarak kaçmaya başladı. Ancak Pofuduk, kaçamayan bir tanesini hemen gözüne kestirdi. Aslında yavru sırtlan kaçmamıştı; yakındaki çimenlerin arasına saklandığını ve görülmediğini sanıyordu. Kafasını çalılığın içine gömmüştü ama gövdesi tamamen dışarıda kalmıştı.
Uzaktan kaçan diğer iki yavru sırtlan durup arkalarına baktı. Biri diğerine söyleniyordu:
— Lan salak, tam yanında duruyor!
— Buna kaç kere diyeceğiz "Kafanı sokunca gövden kaybolmuyor" diye!
Pofuduk, korkutmamaya çalışarak patisini saklandığını sanan yavrunun sırtına hafifçe dokundu. Yavru sırtlan irkilerek avazı çıktığı kadar bağırdı:
— Anneeee!
— Sakin ol yavrum, annen nerede?
— Anneee, yardım et!
— Şşşt, sakin ol. Sana kesinlikle zarar vermeyeceğiz canım, söz veriyorum.
Diğer iki yavru sırtlan olan biteni uzaktan korku dolu gözlerle izliyordu. Aralarından biri daha fazla beklemedi; hızla arkasını dönüp fırtına gibi annesine haber vermeye koştu.
Aradan sadece bir iki dakika geçmişti ki, ormanın derinliklerinden yeri göğü inleten, öfke dolu bir kükreme yükseldi. Çalılar şiddetle yarıldı ve devasa bir dişi sırtlan ortaya çıktı. Gözleri hiddetle parlıyordu:
— Bebeklerimden uzak dur seni lanet sıçan!
Dişi sırtlan, jilet gibi keskin dişlerini göstererek üzerlerine doğru hırladı. Kıvılcım, kucağındaki bebekle birlikte geriye doğru bir adım attı. Bacaklarındaki yanık acısı ilk kez o an, korkunun sıcaklığıyla tekrar kendini hissettirmeye başlamış.
(J).
(K).
(L).
(M).
(N).
(O).
(Ö).
(P).
(R).
(S).
(Ş).
(T).
(U).
(Ü).
(V).
(Y).
(Z)*FİNAL*.
THE END
Bölüm etkileşimi
