3. bölüm / 4
Aetherion:Kırık taçBir tanışma meselesi
Bölümler 4Şu an: Bir tanışma meselesi
- 1 Aetherion283 kelime
- 2 Rüya565 kelime
- 3 Bir tanışma meselesi855 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yaşam1.437 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ölüm nasıldı? Acımasız, soğuk, koca bir son...
Bense hayatımın sona ereceğini bilerek o birkaç saniyeyi bekliyordum. Acısız bir şekilde, yavaş yavaş ölmektense her şeyin bir anda bitmesini diliyordum.
Korkuyordum.
Hem de çok korkuyordum.
Gözlerimi sıkıca kapattım. Saniyeleri saymaya çalıştım ama zaman sanki durmuştu. Her saniye bir öncekinden daha uzun geliyordu.
Ölüm gerçekten bu kadar yavaş mıydı?
Belki de çoktan ölmüştüm.
Belki de artık bu dünyada değildim.
Ben böyle düşüncelere dalmışken yüzümde bir ıslaklık hissettim.
Şaşkınlıkla gözlerimi araladım.
Yaşıyordum.
Ama buna yaşamak denirse çünkü karşımda kocaman, yemyeşil gözler vardı.
Gözlerin sahibi mor renkli, devasa bir ejderhaydı.
Beni yalıyordu.
Bir an ne olduğunu anlayamadım. Ejderhanın yüzündeki ifadeye baktığımda ise beni yemek yerine benimle oyun oynamak ister gibi göründüğünü fark ettim.
Yine de korkuyordum.
Sonuçta karşımda kocaman bir ejderha vardı ve insanı hergün bir ejderha yemeye çalışmıyordu.
Tam ne yapacağımı düşünürken arkamdan bir ses yükseldi.
— Hadi ama Terraxis! Orada ne yapıyorsun?
Ejderha sesi duyar duymaz geri çekildi.
Ardından hızla sesin geldiği yöne doğru gitti.
Koca ejderha, az önce beni korkudan ölüme sürükleyen o heybetli yaratık, şimdi genç kızın karşısında neredeyse bir kedi yavrusu gibi duruyordu.
Kız birkaç saniye Terraxis'in gözlerine baktı.
Sonra bakışlarını bana çevirdi.
Kahverengi, dalgalı saçları rüzgârda hafifçe savruluyordu. Gözleri, tıpkı ejderhasının gözleri gibi yemyeşildi.
Bana birkaç saniye sessizce baktı.
Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
— Merhaba. Ben Morgana. Bu da Terraxis. Seni korkuttuysak özür dileriz. Terraxis oyun oynamaya bayılır. Umarım seni çok korkutmamıştır.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Korkudan dilimi yutmuş gibiydim.
Morgana bunu fark etmiş olacak ki gülümseyerek bana doğru bir adım attı.
— Hey, sakin ol. Gerçekten sana zarar vermeyecek.
Terraxis arkasından başını uzatıp bana baktı.
Morgana ejderhasına dönüp kaşlarını kaldırdı.
— Değil mi, Terraxis?
Ejderha hafifçe başını eğdi.
Morgana tekrar bana baktı.
– Belkide seni biraz oturtsak iyi olur.
Yavaş adımlarla yanıma yaklaştı ve bileğimi tuttu dokunuşu zarifti. Beni gölün kıyısındaki bir odun parçasına oturttu ve gözleriyle birşeyim olup olmadığını kontrol etti .sağlam olduğuma kanaat getirince derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
– Neyse ki iyisin.
Sonra Terraxis'e döndü ve kaşlarını çattı.
— Ama senin yüzünden kızın ödü kopmuş.
Terraxis başını eğdi.
Sanki gerçekten azarlanmış küçük bir çocuk gibiydi.
İstemeden hafifçe gülümsedim.
Morgana bunu fark etti.
— Bak, sonunda gülümsedin.
Başımı kaldırıp ona baktım.
— Sanırım… biraz önce öleceğimi düşündüğüm için ne yapacağımı bilemedim.
Morgana'nın yüzündeki gülümseme bir anda silindi.
— Seni gerçekten korkutmuş olmalı.
Başımı salladım.
— Bir ejderhanın beni ölümüne koşturacağını düşünmemiştim.
Morgana kısa bir kahkaha attı.
— Terraxis'in huyu biraz gariptir. Büyük görünüşüne aldanma. Kendini hâlâ yavru sanıyor.
Terraxis hemen arkasından hafifçe homurdandı.
Morgana ona bakıp güldü.
— Tamam, tamam. Kızma. Sonra tekrar bana döndü. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.
— Sanırım birbirimizi pek tanımıyoruz, değil mi? Gerçi demin tanıştık ama… Terraxis sağ olsun, pek normal bir tanışma olmadı.
Terraxis sanki adını duyunca başını kaldırdı.
Morgana ona bakıp gülümsedi.
— Sana bakıyorum.
Ejderha hafifçe homurdandı.
İstemeden ben de gülümsedim.
— Ben Asteria. Köyün çıkışındaki evlerden birinde yaşıyorum.
— Asteria… Güzel isimmiş.
Morgana kısa bir süre göle baktı.
— Peki sen neden gün doğmadan gölün başında tek başınasın?
Omuzlarımı hafifçe kaldırdım.
— Biraz nefes almaya ihtiyacım vardı.
Morgana yüzüme baktı ama daha fazla soru sormadı.
— Anladım. Bazen insanın kafasını dağıtmak için biraz uzaklaşması gerekiyor.
Başımı salladım.
— Peki ya siz? Siz neden buradasınız?
Morgana gülümsedi.
— Bir görev için buradaydık. Biraz mola verelim dedik. Sonra da seninle karşılaştık.
— Görev mi?
Merakımı gizleyemedim.
Morgana kısa bir süre düşündü.
— Aslında çok büyük bir sır değil.
Terraxis'in başını okşadı.
— Biz Nerith 'ın üyeleriyiz.
— Nerith ?
İsmi tekrar ettim.
— Nerith. Bir ekip.
— Ne yapıyorsunuz?
Morgana'nın yüzündeki gülümseme biraz daha ciddileşti.
— Tutsak edilen ejderhaları ve haksızlığa uğrayan insanları savunuyoruz
Şaşkınlıkla ona baktım.
— Ejderhaları mı kurtarıyorsunuz?
— Evet.
Terraxis'e baktı.
— Her ejderhanın ve insanın özgürce yaşama hakkı olduğuna inanıyoruz.
— Peki bunu neden yapıyorsunuz?
Morgana bir an sustu.
— Çünkü birilerinin yapması gerekiyor.
Cevabı oldukça basitti.
Ama sesindeki kararlılık, bunun onun için sıradan bir görev olmadığını belli ediyordu.
— Nerith'de kaç kişisiniz?
Morgana hafifçe gülümsedi.
— Şimdilik bu kadarını bilmen yeterli.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Gizemli konuşmayı seviyorsun galiba.
Morgana güldü.
— Biraz.
Terraxis başını dizlerimin yanına yaklaştırdı.
İlk başta irkildim ama bu kez geri çekilmedim.
Morgana bunu fark edip gülümsedi.
— Sanırım Terraxis senden hoşlandı.
— Beni az önce yiyeceğini sandığını düşünüyordum.
Morgana kahkaha attı.
— Hayır, hayır. Terraxis'in insan yeme gibi kötü bir alışkanlığı yok.
Terraxis başını kaldırıp Morgana'ya baktı.
— En azından bildiğim kadarıyla.
Bu kez ben de güldüm.
Morgana bana bakıp gülümsedi.
— Sanırım artık biraz daha sakin görünüyorsun.
Başımı salladım.
— Evet… galiba.
Morgana yavaşça doğruldu
–Galiba artık gitme vaktimiz geldi umarım bir daha karşılaşırız Asteria. Birdaha karşılaşıncaya kadar kendine iyi bak.
–kendine iyi bak Morgana ve sende Terraxis
Terraxis kanatlarını açtı. Küçük bir kükreme bıraktı sanki veda ediyordu. Birkaç güçlü kanat çırpışının ardından yerden yükseldi.
Morgana son kez bana baktı.
— Görüşürüz, Asteria.
— Görüşürüz.
Onları gözden kaybolana kadar izledim.
Gölün kıyısında yeniden yalnız kalmıştım.
Ama bu kez yalnızlık eskisi gibi hissettirmiyordu.
Gözlerimi gökyüzüne çevirdim.
Az önce yaşadıklarımın bir rüya olmadığını artık biliyordum.
Ve nedense içimde garip bir his vardı.
Henüz bilmiyordum; ama o karşılaşma, beni kaderime götüren ilk adımdı.
Bölüm etkileşimi
