5. bölüm · : "Adrian ve Çelik Kalbin Ritmi"

Gücün Keşfi: İlk Sabah

Alex Micholsen

Hadi herşeyi en başa alalım ve Adrian'ın nasıl bunlarla baş ettiğine bakalım.
Adrian o sabah uyandığında yatağının üzerinde süzüldüğünü fark etti. Kalbi göğsünden fırlayacak gibi çarpıyordu. Pencereden dışarı baktığında, şehrin gürültüsü artık bir kaos değil, her bir notasını ayırt edebildiği dev bir orkestra gibiydi. "Sonunda," diye fısıldadı, "artık kimse zarar görmeyecek."
Eski kırmızı perdesini boynuna bağladı ve pencereden boşluğa bıraktı kendini. Rüzgar yüzünü yalarken, aşağıda ağlayan bir çocuğu, cüzdanı çalınan bir yaşlıyı ve yokuşta kalan bir kamyonu aynı anda duyabiliyordu. İlk birkaç gün her şey bir rüya gibiydi. Hırsızları durduruyor, ağır yükleri kaldırıyor, insanların "Mucize Çocuk" fısıltıları arasında gökyüzünde süzülüyordu.
Kırılma Noktası: Kriptonit Değil, İnsanlık
Ancak Adrian bir şeyi hesaba katmamıştı: İnsanların beklentileri.
Bir hafta sonra, insanlar artık ona teşekkür etmeyi bırakmıştı. Bir kedi ağaçta kaldığında Adrian gelmezse öfkeleniyorlar, otobüs geciktiğinde Adrian'ın onu uçurmasını bekliyorlardı. Adrian, süper işitme yeteneğiyle insanların minnetini değil, "Neden daha hızlı değil?", "Neden önce onu kurtardı da beni bekletti?" diyen şikayetlerini duymaya başladı.
En kötüsü ise, Adrian ne kadar çok kötülüğü durdurursa, insanların o kadar tembelleştiğini ve birbirlerine yardım etmeyi bıraktıklarını fark etti. Şehir, Adrian'ın gücüne bağımlı hale gelmiş, kendi içindeki iyiliği unutmuştu.